{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2017/265 <br>KARAR NO\t: 2025/298<br><br>DAVA\t: Yönetim Kurulu Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/03/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 22/04/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacılar, davalı kooperatifin ortakları olup, binaların yapımı tamamlarımış ve ... 46. Noterliğinin ... yev nolu düzenleme şeklinde tutanağı ile kura çekilmiş ve konutlar sahiplerini bulduklarını, anasözleşmenin 61-63-64 maddelerinde konutların dağıtımından itibaren uygulanması gereken prosedür gösterildiğini,  buna göre kesin maliyet hesabı yapılması ve her ortağın payına düşen borcun kesin bir şekilde tespit edilerek bildirilmesi gerektiğini, kura çekimi sonrasında 30.07.2011 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmış bu toplantıda üyeler ... ve ...'ın arzusu ile fizibilite çalışması yaptırılıp kesin maliyetler hesaplanarak 18 ayda eşit taksitler ile ödenmesine karar verildiğini, ancak davalı kooperatif yönetimi bu genel kurul kararını ilan etmekten kaçınmış ve ardından mahiyeti bilinmeyen aidatlar ile süreklilik arzeder şekilde üyeleri borç altına sokmayı sürdürdüklerini, nitekim dava konusu ihraç işlemi yapılmadan önce davalı kooperatif müvekkillerinin hakkında ihraç prosedürünü uygulamış ve .... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E sayılı dava dosyasında ihraç kararının iptaline ilişkin talebinin kabul edildiğini, henüz anılan dava dosyasında yargı süreci tamamlanmamış olup, dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğunu, bu dosyanın sonucu beklenmeden tekrar ihraç prosedürünün başlatılmasının yasal olmadığını, davalı kooperatif tamamen kötü niyetle uygulamalar yaptığını, kötü niyeti ise yasanın himaye etmeyeceğinin açık olduğunu, ... 22. Noterliğinin ... yev nolu ve ... yev nolu ihtarnameleri ile durumun davalı tarafa bildirildiğini, buna rağmen davalı kooperatifin müvekkillerinin hak arama özgürlüğünü kısıtlamak gayesi ile binalar tamamlanarak kura çekimi yapılmış ve şerefiye bedelleri ödenmiş olan bir kooperatifte ihraç prosedürünün uygulanamayacağı ilkesini çiğneyerek harekete geçmiş olması kötü niyetin karinesi olduğunu, müvekkilleri tarafından ... C. Başsavcılığı'nın ... sor nolu evrakında kooperatif yöneticileri hakkında şikayette bulunulmuş, tahkikat evrakında bilirkişi raporu alındığını, bu rapor celp edilerek incelendiğinde görüleceği üzere davalı kooperatifin yöneticilerinin kesin maliyet hesabı yapmaktan kaçınarak sürekli üyelerden aidat toplamaya devam etmeleri, Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmenin emredici hükümlerini yerine getirmemelerinden dolayı görev suçu işledikleri tespit edildiğini, müvekkilleri yönünden kooperatiften ihraç edilmelerini gerektirir koşullar oluşmadığını, bilindiği üzere kooperatif üyeliğinden ihraç için üyelerin maddi yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması koşulu bulunmadığını, oysa müvekkillerinin bütün yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, bir kısım üyelere ferdileşme işlemi uygulayan davalı kooperatifin kesin maliyet hesabı yapmaktan kaçınarak müvekkillerini mağdur etmelerinin hukuki yaptırımı olması gerektiğini, müvekkillerinden talep edilen aidatlar yasal olmadığı gibi taraflar arasındaki hukuk ve ceza davası neticesi beklenmeden ihraç prosedürünün uygulanmasına hukuki imkan bulunmadığını, bu nedenle davalı kooperatif yönetim kurulunun müvekkillerinin ihracına ilişkin tüm kararlarının iptali gerektiğini belirterek Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmeye aykırı davalı kooperatif yönetim kurulunun ... tarih, ... nolu ihraç kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacıların, 2013 yılından itibaren kooperatife hiçbir ödeme yapmadığını, oysa 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında üyelerden aidat toplanmasına karar verilmiş, yönetimlerce aidatlar toplanmış ve 2013 sonrasında inşaatların yapımı sürdürüldüğünü, kooperatif genel kurulunca alınan aidat toplama kararları tüm ortakları bağlayıcı olduğunu, diğer ortaklar aidatlarını öderken davacıların bundan hariç tutulmaları düşünülemeyeceğini, diğer üyelerin ödediği aidatları davacıların da ödemesini talep eden, ödememeleri üzerine usulüne uygun şekilde ortaklıktan ihraç kararı veren müvekkili kooperatif yönetiminin davacıları ne şekilde mağdur ettiğini anlayabilmenin mümkün olmadığını, davacılar, aidat borçlarını ısrarla ödemeyerek, ortaklıktan çıkarılma kararlarının alınmasına kendileri sebep olduklarını, davacıların, diğer üyeler gibi aidat borçlarını ifa etmiş olsalar idi, bugüne kadar inşaat çoktan tamamlanıp konutlar üyelere teslim edilebileceğini, gerçekte bizatihi davacılar, aidat borçlarını ısrarla ödemeyip, böylelikle kooperatif inşaatının tamamlanmasını engelleyerek, kooperatifteki diğer üyeleri, birikimleriyle ev sahibi olmaya çalışan insanları mağdur ettiklerini, davacıların hem aidat borçlarını ödemeyip, hem başlatılan icra takiplerine itiraz edip, hem de ortaklıktan çıkarılma kararlarını dava konusu ederek, uzun hukuki süreçlerde kooperatifin maddi durumunun sarsılmasına, inşaatın tamamlanamaması nedeniyle her geçen gün diğer üyelerin mağduriyetinin artmasına sebep olduklarının aşikar olduğunu, davacılar her ne kadar müvekkili kooperatifin ihraç süreci başlatmasını taciz gibi nitelendirmişse de; Kooperatif Ana Sözleşmesi m.14/2 ve Kooperatifler Kanununun (KK) 16. ve 27. maddelerinin uygulanması tamamen yasal ve ana sözleşmesel bir hak ve hatta bir yükümlülük olup, müvekkili kooperatifte üyelik yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyelerine karşı bu süreci başlatmak zorunda kaldıklarını, yine, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye, ortakların menfaat ve müşterek iradesine uygun olarak alınmış kararlar olduğunu, davalı kooperatifte inşaat işlerinin tamamlanmamış olduğu, kooperatifin inşaatı emanet usulü ile kendisinin yaptığı, toplanan aidatlarla inşaatın sürdürüldüğü, davacıların da katıldığı 11.12.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 2013 yılında inşaat işleri için aidat toplanmasına dair karar alınmış olması da inşaatın tamamlanmadığını kanıtlayıcı nitelikte olduğu, inşaatın devamı için aidat toplamanın zorunlu olduğunu, davacıların aidatlarını ödememekle birlikte aidatlarını ödeme sorumluluklarını ifa etmek yerine çok sayıda ve mesnetsiz davalar açmak yolunu sürdürerek bağımsız mülkiyet talep etmekte olduklarını, maliyet bedellerinin kesinleştirilmesinin ise kooperatif Anasözleşmenin Konut Bedellerinin Tespiti 61. Maddesinde açıklandığı üzere tüm yapı işlerinin tamamlanması sonrasında mümkün olduğunu, 61. maddede belirtilen işler tamamlanmamış olduğundan, henüz kesin maliyet hesabı çıkarılması aşamasına gelinmediği, toplanan ve toplanacak olan aidatlarla eksik işler tamamlandıktan sonra kesin maliyet, belirlenmesi aşamasına gelinebileceğini, davacıların da aralarında bulunduğu üyelere karşı borçlarını ödemeleri için 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu (KK) m.16 ve Kooperatif Anasözleşmesi m.14 hükümlerine uygun şekilde 10 gün ve 30 günlük süreler verilmişse de, davacılar bu sürede de edimlerini yerine getirmediklerini, davacıların taleplerinin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde<br>Dava, davalı kooperatifin 03.03.2017 tarihli davacıların kooperatiften ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. <br>Uyuşmazlık, davacıların davalı kooperatif üyeliğinden ihraç edilmelerine ilişkin yönetim kurulu kararının ana sözleşemeye ve kooperatifler kanununa uygun olup olmadığı buna göre iptal edilme koşullarının olup olmadığı konusundan ibarettir. <br>Davacı vekilinin duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen 05/12/2024 tarihli duruşmaya iştirak etmediği ve herhangi bir mazeret sunmadığı anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı HMK 150. Maddesi \"usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflar gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.<br>İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak 3 ay içinde yenilenmeyen davalar süresinin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.\" hükümlerini ihtiva etmektedir.<br>Dosya kapsamından davacının dosyanın işlemden kaldırıldığı 05/12/2024 tarihli duruşmadan itibaren 3 aylık yasal süre içerisinde talebini yenilemediği anlaşılmakla HMK 150 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 150. maddesi uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 31,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 584,10‬‬ TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 30.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine,<br>5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf  yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/04/2025<br><br>BAŞKAN ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>KATİP ...<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07b3888b807eb210","SID":"fe236f133d63dd07"}}