{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1589 Esas<br>KARAR NO:2025/546<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:07/06/2022<br>NUMARASI:2020/194 E. - 2022/144 K.<br>DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden KaynaklananHaklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin 06/09/2011 tarihinden itibaren davalı şirkette çalıştığını, en son genel yayın yönetmeni olarak görev yaparken 02/01/2019 tarihinde davalı tarafından iş akdinin feshedildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki eserlere ilişkin sözleşmeler mevcut iken, Bakırköy ... Noterliği'nin 21/11/2019 tarihli ihtarnamesi ile \"...\", \"...\", \"...\", \"...\", \"...\", \"...\", \"...\" isimli eserlere ilişkin tüm sözleşmeler, davalanın sözleşmelerinin içeriğine göre ve FSEK'in ilgili maddelerine aykırı uygulamaları nedeniyle müvekkili tarafından feshedildiğini, müvekkilinin henüz iş akdi feshedilmeden önceki biri kitabevinin genel yayın yönetmeni, biri editör olarak görev yaptığı dönemde, \"...\" ve \"...\"lı isimli iki adet derleme eser meydana getirdiğini, her iki kitapta da derleyen sıfatı ile müvekkilinin isminin yazıldığını, iki kitabın yayınlanmış, çoğaltılmış ve davalının müvekkiline bahse konu eserler ile ilgili herhangi bir telif bedeli ödenmesi de yapmadığını, telif bedeli ödemesi de yapmadığını, müvekkilinin bu iki eserde de derleyen sıfatı ile eser sahibi olduğunu, davalı ile müvekkili arasında bu iki derleme esere ilişkin sözleşme bulunmadığını, ancak davalının bu iki eserin basımını, yayınlamasını ve çoğaltması eylemlerini sürdürdüğünü ve davalının bu eyleminin müvekkilinin eserden doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, \"...\" isimli eserler yönünden  eserden doğan haklara tecavüzün ref'ini, şimdilik 1.000,00 TL maddi ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, kitabın yayın tarihi olan 12/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini, \"...\" ve \"...\" isimli kitap yönünden tecavüzün ref'ini, şimdilik 1.000,00 TL ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, kitabın yayın tarihi olan 14/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davacının müvekkili şirket nezdinde çalıştığı sırada görev tanımı kapsamında meydana getirdiği eserlere ilişkin hakların kullanma yetkisinin müvekkili şirkete ait olduğunu, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra müvekkili şirket yöneticilerine husumet besleyerek bu dosyadaki gibi asılsız taleplerde bulunduğunu, dava konusu eserlerin, davacının yazar olarak meydana getirdiği görevinin dışında oluşturduğu eserler olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmelerin huzurdaki davanın konusu ile bir ilgisi bulunmadığını ve davacının iddialarının haksız ve de dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davacının davasının REDDİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların iradesinin dava konusu eserlerin müvekkilinin iş sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüğü olduğu yönündeki mahkeme kanaatinin hatalı olduğunu, müvekkilinin iş akdi feshedilmeden önce yayınevinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptığını ve editör olarak çalıştığı dönemde iki derleme eser meydana getirdiğini, her iki kitapta da \"derleyen\" sıfatıyla müvekkilinin adının yazıldığını ve eserlerin yayımlanıp çoğaltıldığını, ancak davalı tarafından bu eserler için müvekkiline telif bedeli ödenmediğini, müvekkili ile davalı arasında eser sahipliğini düzenleyen bir sözleşme yapılmadığını, davalının müvekkilini sürekli oyalayarak sözleşme yapmadığını ve telifleri ödemediğini, oysa taraflar arasında müvekkilin yazar olduğu diğer eserler için sözleşmeler imzalandığını, bu durumun dava konusu derleme eserler için de sözleşme yapılması gerektiğini gösterdiğini, mahkemece esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yayın yönetmeni olarak görevleri arasında derleme eser hazırlamanın bulunmadığını ve davalının da aksi yönde bir ispat sunamadığını, müvekkilinin işverenin talimatıyla derleme eser hazırlamış olmasının, işin mahiyeti açısından değerlendirildiğinde mali hakların işverene ait olduğu şeklinde yorumlanamayacağını, davalının müvekkile ait diğer eserler için sözleşme imzalamış olmasına karşın dava konusu derleme eserler için sözleşme imzalamamasının davalının kötü niyetini gösterdiğini, davacının eserleri nedeniyle yayınevinin gelir elde ettiğini ancak derleme eserlere eser niteliğinde gibi davranılmadığını ve bu yüzden sözleşme imzalanmadığını, müvekkiline ödeme yapılmamasının müvekkilin bu durumu kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, davalı yayınevinin, müvekkilinin Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde müvekkilin yazarı olduğu bazı eserler için sözleşme imzalamış olmasına rağmen, dava konusu\"...\" ve \"...\" eserleri için sözleşme yapmadığını ve telif ödemediğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, davalı yayınevinin müvekkili oyalayarak sözleşme yapmaktan kaçındığını ve mali hakların işverene ait olduğuna dair yerel mahkeme kanaatinin hatalı olduğunu, müvekkilinin eser sahibi olduğu kabul edilerek manevi tazminat taleplerinin de her iki eser yönünden kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında \"...\" isimli eser yönünden hak ihlali yapıldığının tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin mali ve manevi haklarını davalıya devretmediğini ve davalı tarafından aksini ispatlayan bir sözleşme sunulmadığını, davalı şirketin eserleri müvekkilin izni olmadan çoğaltıp yayımlayarak umuma arz ettiğini , beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, \"...\" ve \"...: ...'den\" isimli eserler yönünden davalı tarafından eser tecavüzünün ref’i ile eserlerin yeniden basılmasının durdurulmasını, FSEK’in 68. maddesi uyarınca her iki eser için müvekkili ile davalı arasında sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin üç katı olarak; \"...\" eseri için 4.706,10 TL'nin 12.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, \"...\" eseri için ise 5.195,19 TL'nin 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, her iki eser için müvekkilinin ihlal edilen manevi hakları nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın ilgili eserlerin yayın tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;   maddi tazminat talepleri bakımından verilen hükmün kesin nitelikte olduğunu ve bu nedenle maddi tazminata ilişkin istinaf incelemesi yapılmaması gerektiğini, davacının toplamda altı farklı asli talebinin bulunduğunu, dolayısıyla her bir talebin ayrı bir dava niteliğinde olduğunu ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin de her bir talep yönünden ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, tazminat taleplerinin tecavüzün önlenmesi taleplerine bağlı fer’i talepler olmadığını, bu nedenle her bir talep bakımından bağımsız bir vekalet ücreti takdiri gerektiğini,\"...\" isimli eser yönünden davanın kısmen kabulüyle tecavüzün önlenmesine, maddi tazminat ve manevi tazminata hükmedildiğini, dolayısıyla davacı lehine üç ayrı vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiğini; \"...\" isimli eser yönünden ise tüm taleplerin reddedildiğini, bu nedenle müvekkili lehine tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat yönünden üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,davacının her bir asli talebinin ayrı dava edilebilir nitelikte olduğunu, bu sebeple vekalet ücretinin her bir asli talep için ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, davacı tarafın istinaf talebinin hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddedilmesini,maddi tazminat yönünden istinaf edilebilirliğe ilişkin parasal sınırın altında kaldığını belirterek bu yönden istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, vekalet ücreti hususu yeniden yargılama gerektirmediğinden kararın  düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın maddi tazminat miktarı yönünden kararın kesin nitelik taşıdığını ve bu nedenle istinaf incelemesi yapılmamasını talep ettiğini, huzurdaki davada vekalet ücretleri yönünden mahkeme kararının hukuka aykırılık olmadığından davalının taleplerinin reddine karar vermesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davacının FSEK'den doğan haklarına tecavüzün tespiti, ref'i,  maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.Davacı vekili 22/04/2022 tarihli dilekçesi ile, \"...\" isimli eser yönünden 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 4.706,10 TL, \"...\" isimli eser yönünden ise 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 5.195,19 TL tutarında ıslah etmiştir.Davacı vekili,  Taraflar arasında, davacının davalı iş yerinde çalıştığı dönemde  oluşturduğu \"...\" ve \"...\" isimli iki eserin    derleyen sıfatıyla eser sahibi olduğunu,  mali haklarının devrine ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmadığını, eserlerinin izinsiz şekilde çoğaltılıp yayımlandığını , mali ve manevi haklarının ihlal edildiği, herhangi bir telif ödenmediği iddiasıyla , tecavüzün refi ile maddi ve manevi tazminat  talep etmiştir. Davalı vekili, davacının iş akdi süresince oluşturduğu eserlerin, iş tanımı kapsamında meydana geldiği ve FSEK 18/2 maddesi uyarınca mali hakların işverene ait olduğunu, davacının, işten ayrıldıktan sonra uzun süre sessiz kaldığını  savunmuştur. 11/08/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; \" davaya konu kitapların FSEK kapsamında derleme eser niteliğine sahip oldukları, \"... Eser yönünden davacının hak sahipliği olduğu, \"... Eser Yönünden ise hak sahipliğinin davalı yayınevinde olduğu davalı tarafın, incelenen ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı tarafından dava konusu “...\" isimli eser için 11.07.2014 tarihinde 3.075 adet bandrol satın alındığı, alınan bandroller karşılığında 3.008 adet kitap basıldığı, dava konusu eserin ilk olarak 15.08.2014 tarihinde piyasada satışa sunulduğu, davalı tarafından dava tarihine (07.08.2020) kadar olan dönem içerisinde 1.555 adet kitap satışının yapıldığı, dava tarihi itibari ile stoklarında 1.453 adet dava konusu eserin bulunduğu, davalı tarafın piyasada satışa sunulan 1.555 adet kitap satışından 13.997,71 TL net kazanç elde ettiği, \"...\" adlı derleme  eser için maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı,\"...\" adlı derleme eser için;basılı eserden 1.731,73 TL telif bedeli hesap edildiği,  kitaptan da hak sahibi olunduğu ama bu bedelin davalı tarafın ticardefterlerinden tespit edilemediği, maddi tazminata hükmedilebileceğiolayların oluş silsilesine göre, davacının yayın ve dağıtıma onayı olduğu, bu nedenle FSEK 68. md hükümleri gereğince üç kat tazminat koşullarınınoluşmadığı,\"...\" eser derlemesi açısından tecavüzün ref'i koşullarının oluşmadığı, FSEK 21’inci maddesi ve devamında düzenlenen eser sahibinin çoğaltma, işleme, yayma, temsil, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim mali haklarının ihlali durumunda da hak sahibi tecavüzün ref’ini isteyebileceği ve bu dava henüz tamamlanmamış veya devam eden tecavüz durumlarında yahut tecavüz gerçekleşmiş ve bir sonuç doğurmuşsa açılabileceği hükmü karşısında bu derleme eser açısından  talebinin yerinde olduğu\"  belirtilmiştir. 09/03/2022 tarihli ek raporda, \"“...” ve “...” adlı derleme eserlerin, FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eserleri oldukları ,... isimli eserin FSEK 18/2 kapsamında kaldığı, şayet Mahkeme aksi görüşte ise ... isimli eser için 1.568,70 TL telif bedeli olabileceği, davalı tarafın dava konusu eser satışından 11.666,02 TL muhtemel kazanç elde ettiği, Adı ...'den ... adlı eser için esas raporda telif bedelinin 1.731,73 TL. olduğu, davalı tarafın dava konusu eser satışlarından 13.997,71  TL net kazanç elde ettiği,  takdiri Mahkemeye ait olarak FSEK 68 yönünden talebin yerinde olmadığı, Mahkeme aksi görüşte ise, bu bedelin telif bedellerinin 3 katı kadar olacağı ve Adı:.. adlı eser için 5.195,19 TL hesaplandığı, ... - ... için 4.706,10 TL hesaplandığı, davalı  beyanı ile davalı tarafından e- kitap ürünün gerçekleşmediği ve e-kitap hiç  olmadığından hareketle hesap yapılamadığı\" belirtilmiştir.FSEK 18/2 maddesindeki yasal düzenlemenin  işverene eser sahipliği vermediği,  ayrıca  çalışanın meydana getirdiği eserin mali haklarının işverene ait olabilmesi için eserin işyerinde meydana getirilmiş olmasının  yeterli olmadığı zira eserin çalışanın iş tanımına giren işin görülmesi sırasında , yerine getirmek zorunda olduğu görevin icrası sırasında meydana getirilmiş olması, meydana gelen eser ile çalışana yüklenen görev arasında bağlantı bulunması  gerekir. FSEK md. 6/I hükmünde ise “Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve aşağıda başlıcaları yazılı fikir ve sanat mahsulleri işlenmedir” denilerek işleme eser tanımlanmış ve derlemeler bu kapsamda sayılmıştır. FSEK’in 6/6. maddesine göre, bir eser sahibinin bütün veya aynı cinsten olan eserlerinin külliyat hâline konulması derleme eser olarak kabul edilmektedir.“...” ve “...” adlı derleme eserlerin, FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eserleri oldukları , davacının davalı yayınevinde 06.09.2011 - 23.03.2016 tarihleri arasında Yerli Yayın Editörü olarak görev yaptığı, görevinin  yayınlanacak kitapların seçimi, hazırlığı, yazar ve ajanslarla iletişim, kitapların son kontrollerinin yapılması gibi editörlük sorumluluklarını kapsadığı, 24.03.2016 - 02.01.2019  tarihleri arasında  Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptığı, görevinin  yayın politikalarının belirlenmesi, yayın süreçlerinin yönetimi, yayınevinin stratejik kararlarını alma ve genel yayın akışını yönetme gibi daha üst düzey yönetsel görevleri kapsadığı, “...’den ...” isimli eserin, davacının Yerli Yayın Editörü olarak çalıştığı dönemde oluşturulduğu ve 14.08.2014 tarihinde yayımlandığı, “...” isimli eserin ise , davacının Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde oluşturulduğu ve 12.09.2018 tarihinde yayımlandığı, davaya konu “Adı...’den ...” isimli eserin , davacının editör olarak çalıştığı dönemde meydana gelmiş ve görev tanımı gereği oluşturulmadığından  davacının derleme eser sahibi olduğu,  “...” isimli eserin  ise bilirkişi raporunda, davacının genel yayın yönetmeni olarak çalıştığı dönemde meydana gelmiş ve görev tanımı kapsamında yer aldığından  FSEK’in 18/2. maddesi kapsamına girdiği belirtilmiş ise de ,davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalı yayın evinde genel yayın yönetmeni olarak geçen dönem dahil  çalıştığı dönemde oluşturduğu  \"...\", \"...\", \"...\", \"...\", \"...\", \"...\", isimli eserler için taraflar arasında her bir eser için olmak üzere ayrı ayrı mali hakların devrine ilişkin sözleşmeler yapıldığı gözetildiğinde ne \"işin mahiyetinden\" ve ne de  taraflar arasında geçmişteki uygulamadan davacının görev tanımında eser oluşturmak olduğu sonucunun çıkarılamadığı, davacının iş tanımında eser oluşturmak görevinin olmadığı aksinin işverence ispatlanmadığı,  zira iş tanımı bu eserlerin oluşturulmasını kapsar şekilde olsaydı iş verenle  mali hak devri sözleşmesi yapılmasına gerek bulunmayacağı, mahkemece bu hususta  yapılan aksi yorumun hukuki dayanağının olmadığı, somut olayda her iki eser yönünden  FSEK 18/2. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı,hak sahibinin, ihlale sebebiyet veren kişiye  karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalması suretiyle  hakkını yitirmesi demektir.Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı FSEK'te düzenlenmemiş ise de , temelini TMK 2. Maddeden alan,  itiraz niteliğindedir. Dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Somut olayda, “...” isimli eserin, 14.08.2014 tarihinde yayımlandığı,  aradan geçen 6 yıl sonra dava açıldığı  dikkate alındığında  davacının dava tarihine kadar ihlale karşı  yasal yollara  başvurmadığı , herhangi bir hak talebinde bulunmadığı,  bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve artık karşı tarafta  dava açılmayacağına dair güven oluşturduktan sonra iş bu davayı açarak eser sahipliğine dayalı hakları talep etmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde  olduğundan, davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığı,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4302 -2022/8113 sayılı,  21/11/2022  tarihli  kararı ve bu kararda benzer olaylara ilişkin olarak verdiği belirtilen;08/02/2018 tarih, 2016/5039 Esas ve 2018/924 Karar sayılı, 08/02/2018 tarih, 2016/5044 Esas ve 2018/923 Karar sayılı, 08/02/2018 tarih, 2016/5038 Esas ve 2018/921 Karar sayılı kararlarının  aynı yönde olduğu, bu nedenlerle “...” isimli eser yönünden taleplerin  reddi gerektiği, buna karşılık “...” isimli eserin ise ,12.09.2018 tarihinde yayımlandığı dava tarihine kadar geçen süre itibariyle sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz edilemeyeceği , bu eser yönünden talebin kabulü ile tecavüzün tespiti  ve refine, FSEK 68 maddesi gereğince bilirkişi raporu ile hesaplanan ve davacı tarafından ıslah ile talep olunan  4.706,10 TL telif tazminatının ve somut olayın özelliği, kusurun ve ihlalin boyutu ve süresi dikkate alınarak 20.000,00 TL manevi tazminatın  tahsiline  karar verilmesi gerektiği   sonucuna varılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yerine yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekti kanaatine varılmıştır.Davalı vekili kararın kesin nitelikte olduğunu ileri sürmüş ise de davada maddi tazminat dışında tecavüzün  tespitine bağlı  refi ve manevi tazminat talebi bulunduğundan HMK 341 maddesi gereğince kesin niteikte bir hüküm olmadığı istinaf edilebilir kararlardan olduğu dikkate alınarak istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak her bir reddedilen  talep yönünden davalı lehine vekalet ücreti taktir edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Taraf vekillerinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2  maddesi gereğince kısmen kabulüne,  kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/06/2022 tarih, 2020/194 E. 2022/144 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddine -Davacının eser sahibi olduğu “...” isimli eserden kaynaklanan mali ve manevi haklara vaki tecavüzün tespitine, refine, -FSEK 68. maddesi gereğince hesaplanan 4.706,10 TL telif tazminatının  12/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari  avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -20.000,00 TL manevi tazminatın 12/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ,-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, “...” isimli esere ilişkin  talepleri yönünden davanın reddine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken,tecavüzün tespiti, refi yönünden ve maddi tazminat yönünden ayrı ayrı 615,40-TL (1.230,80 TL) manevi tazminat yönünden 1.366,2‬0-TL karar harcı olmak üzere toplam 2.597‬,00-TL karar harcından peşin ve ıslah ile alınan 54,40+135,00 TL'den mahsubu  ile 2.408,00-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan:  54,40 TL başvurma harcı, 54,40+135,00 TL peşin ve ıslah harcı 7,80 TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 251,60 TL'nin davlıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Davacı tarafından ilk derece yargılamasından yapılan 3.000 TL bilirkişi ücreti, 152,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.152,00 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, %60 1.891,2‬0 -TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kısmen kabul edilen tecavüzün tespiti, refi yönünden 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre  kısmen red edilen tecavüzün tespiti, refi yönünden 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden 20.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red  edilen manevi tazminat talebi yönünden 20.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/ğ-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden  4.706,10 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red  edilen maddi tazminat talebi yönünden 4.706,10 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 162,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 382,7‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4673779f6a823e0a","SID":"71c6ebd889718cbe"}}