{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2024/186 - 2025/383<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/186 <br>KARAR NO\t: 2025/383<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/231 Esas - 2023/845 Karar<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 02/04/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 04.08.2016 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye ZMMS ile sigortalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu otobüsün yan yatması ile otobüste yolcu konumunda bulunan davacı Satılmış İri'nin yaralandığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, sürekli iş göremezlik için 1.000,00 TL, geçici iş göremezlik için 100,00 TL olmak üzere toplam 1.100,00 TL maddi tazminatın 06.03.2022 olan temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavacı vekili 27/10/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın müvekkilinin gerçek zararının çok altında olduğunu, her ne kadar müvekkilinin geçici iş göremezlik süresi ve maluliyet oranı, hesaplamaya esas alınan raporda belirtilenden çok daha fazla olsa da işbu maluliyet raporunda, müvekkilin 6 ay geçici iş göremezliği ve %5 maluliyeti bulunduğunun tespit edildiğini, hesaplamalara AGİ'nin dahil edilmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatına mahsuben şimdilik 1.000,00 TL ve müvekkilin sürekli iş göremezlik tazminatına mahsuben 309.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 310.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 06.03.2022 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, eksik belge ile başvuru yapıldığını, kaza ile sakatlık arasında illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, ATK'dan kusur raporu alınması gerektiğini, müterafik kusur hususunun da irdelenmesi gerektiğini, geçici iş göremezliğin teminat dışında olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, zorunlu mali mesuliyet sigortasına dayalı açılan daimi iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olduğu, somut olayda, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 05.06.2023 tarihli raporda, davacı Satılmış İri’nin 04.08.2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre engel oranının %5 olduğu, 3 hafta süre ile iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği, kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunda, davacının kazanın oluşumunda kusursuz yolcu olduğu sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, buna göre kaza neticesinde davacının maluliyeti ve gerçek zararının belirlenmesine yönelik aktüer bilirkişi incelemesindeki tespitlerin hüküm kurmaya elverişli olduğu, ıslah talebi doğrultusunda 309.000,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 910,69 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 309.910,69 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 04.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği, davacının emniyet kemerine ilişkin müterafik kusur indirim talebi dosyaya sunulan delillerin ve dosya kapsamının davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığını ispata yeterli olmadığından ve davacının biletli yolcu olup hatır taşıması iddiası sübut bulmadığı gerekçesiyle; “Davanın Kısmen Kabulü ile, 309.000,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 910,69 TL geçici iş göremezlik tazminatı olamak üzere toplam 309.910,69 TL tazminatın 04.03.2022 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maluliyet raporunun yeterli olmadığını, eksik inceleme ile tanzim edildiğini, davacının vücudunda meydana gelen skarlar yönünden inceleme yapılmadığını, müvekkilinin maluliyetinin çok daha yüksek olduğunu, hesaplanan zarara AGİ'nin dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, 2023 yılında Asgari Ücretin 11.402,32 TL olduğunun nazara alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; usulüne uygun şekilde başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak, kusur raporunun Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini, iş göremezlik süresine ilişkin olarak, raporda 3 hafta iş göremezlik süresi belirtilmesine rağmen incelemede 9 ay iş göremezlik süresinin ne şekilde belirlendiğinin açıklanmadığını, ayrıca geçici iş görmezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğu kapsamında olduğunu, maluliyet raporuna ilişkin olarak, %5 maluliyet oranın fazla tespit edildiğini, muayene bulguları değerlendirmeden rapor tanzim edildiğini, yerel mahkeme tarafından müterafik kusuru gerektiren durumların değerlendirilmediğini, emniyet kemeri takmayan davacının tazminatından müterafik kusur indirilmesi gerektiğini, kusuru oranın da uygun olmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte, öncesinde temerrüt olmaması nedeniyle ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, eksik evrak ile müracaat nedeniyle temerrüt gerçekleşmediğini, kaza tarihi itibariyle, sigortalı aracın taşımacılık zorunlu mali sorumluluk sigortasının olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bu husus değerlendirilmeden ZMMS sorumluluğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, Taşımacılık Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının sorumluluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\t1-Tarafların maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, maluliyet durumunun tespiti yanı sıra, kaza sonrası tedavi evraklarının da değerlendirilmesi ile maluliyetin kaza ile illiyetinin doğru bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca, \"çalışma gücü kaybı ve yitirilmesine\" yönelik zararların tespitinde alınacak maluliyet/engellilik raporu Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatları ile benimsediği Yönetmelik hükümlerine göre alınmalı, maluliyet/engel durumunun belirlenmesinde raporun denetime elverişli olması gerekir. <br>Somut olayda, A.Ü.T.F. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının 04/08/20216 tarihinde meydana gelen kazada vücut yüzeyinde skar dokusu meydana geldiğinden bahisle \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Hakkında Yönetmelik\" hükümleri gereğince %5 oranında özürünün bulunduğu, iyileşme süresinin 3 hafta olduğu, başkasının bakıma muhtaç kalmadığı tespit edilmiş, rapor çerçevesinde karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, TBK'nın 54. maddesi gereğince talep edilebilecek \"çalışma gücü kaybı ve yitirilmesine\" ilişkin davalarda, dönemsel olarak uygulanmasının kabul ettiği yönetmelik hükümlerince rapor tanzim edilmiş ise de, raporda kaza nedeniyle meydana gelen skar gereğince, maluliyet durumu tespit edilmiş, söz konusu skar izinin \"çalışma gücü kaybı ve yitirilmesine\" etkisi yeterince değerlendirilmemiştir (skar izinin çalışma gücünün azalmasına veya yitirilmesine etkisi, vücutta kapladığı alan -raporda açıklandığı üzere- %10'u 1700 cm'ye tekabül ediyor ise davacıda meydana gelen 277 cm yaklaşık %1,5 gibi sınır bir değer olmasına göre). Adli Tıp Uzmanları tarafından tanzim edilen rapora taraflarca itiraz edildiğinden, davacının yaralanmasına ilişkin değerlendirme yapacak uzmanların da içerisinde bulunduğu, Adli Tıp Kurumu ilgili (2.,3.) ihtisas kurulundan, davacının TBK'nın 54. maddesi kapsamındaki \"Çalışma gücünün azalması ve yitirilmesine yönelik zararlarının tespiti için\", Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından dönemsel olarak kabul edilen Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yeniden rapor alınarak, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle maluliyetinin/engelinin meydan gelip gelmediği, yaralanmasının sadece skar izine dayalı olması halinde, mevcut boyutu itibariyle maluliyet/engel kabul edilecek boyutta olup olmadığı, boyutuna göre engel oranından takdiri bir indirim uygulanması gerekip gerekmediği (vücudun %1'ni yahut %9'unu kaplaması durumunda aynı engel oranı mı olacağı) hususularında denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taraflarca kabul edilmeyen rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br><br>2-Davalı vekili tarafından kaza tarihi itibariyle sorumluluğun ZMMS'de olmadığına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davalı kaza yapan aracın şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan Karayolu Taşıma Kanununa tabi araç olduğunu, kaza tarihinde varsa zarardan öncelikle Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasını yapan şirketin sorumlu olacağını iddia etmiştir. Kaza 04/08/2016 tarihinde meydan gelmiş olup, her ne kadar Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasını düzenleyen 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunun 17 v.d. maddeleri 6704 sayılı Yasa ile 26/04/2016 tarihinde kaldırılmış ve kaza tarihi itibariyle bu sigortanın yapılması gerekmiyor ise de, \"Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik\" ile vadesi devam eden Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin durumu, Geçici Madde 10'da düzenlenerek; \"(1) Bu madde kapsamındaki Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçeleri, aynı araç için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin vadelerinin dolması veya ilgili mevzuat uyarınca sonlandırılması halinde ayrıca bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer. İlgiliye gün esasına göre prim iadesi yapılır. Bu durumda ilgili araçlar için düzenlenecek Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçeleri bu Yönetmeliğin 28/A maddesine göre düzenlenir.\" denildiğinden, Kanunun değiştiği tarih ile kaza tarihi arasında bir yıldan kısa bir süre bulunduğundan, Kanun değişikliğinden önce yapılmakla, kaza tarihini kapsar Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası olup olmadığı Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden sorularak, bulunması halinde öncelikle zarardan Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasını yapan firmanın sorumlu olacağı nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususta yapılan itiraza rağmen eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\t3-Davacı vekilinin aktüer raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 25.12.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan; “7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretlerde istisna” başlıklı 23. maddesine 18. bent eklenmek suretiyle, hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanun'la tüm ücret ve maaşların asgari ücret tutarı kısmından gelir ve damga vergisi de istisna edilmiştir. Söz konusu düzenleme, 01/01/2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu tarihten itibaren ücretlilere asgari ücret miktarından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmadan ödeme yapılması gerekmektedir. Asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen bu miktar olup, \"ücretin belirlenmesinde, ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını göz önünde bulundurur.\" (Asgari Ücret Yönetmeliği m.7). Asgari ücretin belirlenme şekli amacı gözetildiğinde, kişi çalışsın ya da çalışmasın net açıklanan rakam kadar bir gelirin hayatını idamesi ve temel ihtiyaçları için gerekli olduğu kabul edilmelidir. Belirlenen asgari ücrete, yasa koyucu tarafından vergi istinası getirilmiş olması, Komisyon tarafından asgari ücretin belirlenmesinde esas alınan bir kriter olup, dolayısı ile net asgari ücrete etki edecek vergi istisnasının çalışmayanlar için uygulanmaması şeklinde bir ayrım, yasal düzenleme ve asgari ücretin belirlenme şekli ve amacı ile bağdaşmayacaktır. Nitekim Yargıtay 4 H.D. 2023/2944 E. 2025/2078 K. sayılı kararında \"25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32 nci maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.<br>Buna göre davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken dosyaya eklenen ve denetlenebilir olmayan mevcut haliyle de davacının aktif dönem tazminat hesabında asgari geçim indirimli olarak hesaplama yapıldığı anlaşılabilen rapora göre karar verilmesi de doğru olmamış; ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı rapora göre karar verilmesi kararın bozulmasını gerektirmiştir.\" denilerek, açıklanan asgari ücretin asgari geçim indirimi ilaveli bir ücret olmadığı kabul edildiğinden, pasif dönem içinde indirimi gereken gelir vergisi, damga vergisi, yahut bilirkişi raporunda açıklandığı üzere AGİ indirimi mümkün görülmemektedir. <br>\tBu nedenle, açıklanan asgari ücretten varsayımsal olarak gelir vergisi ve damga vergisi düşülerek, çalışmayan kişilerin hayatlarını idamesi ve temel ihtiyaçlarını daha az miktarla sağlayabileceği kabul edilerek, pasif dönem gelirinden, varsayımsal olarak vergi indirimi yapılarak hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenler, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 13/11/2023 tarihli, 2022/231 Esas - 2023/845 Karar sayılı kararın HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine,<br>4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/54 D.İş - 2024/57 K. sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 5. Genel İcra Dairesi'nin 2024/3287 E. sayılı dosyasına depo edilen 600.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40b3ca76eceb0845","SID":"53767a9ecfad7070"}}