{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1170 <br>KARAR NO: 2025/291<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/04/2021<br>NUMARASI: 2019/208 Esas, 2021/243 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 26/03/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili şirket ile ... Ltd. Şti. arasında 16.07.2018 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre, perde işleri, dış mekan aydınlatması, mobilya temini, dekorasyon, mimari proje ve danışmanlık hizmetlerinin 549.646,00 TL bedelle yapılması kararlaştırıldığını, sözleşmenin 9. maddesi gereği 20.000,00 TL avans ödemesinin yapıldığını, 161.000,00 TL'nin peşin olarak ödenmesi gerektiğini ve geri kalan 239.646,00 TL'nin işin tesliminden sonra ödeneceğini, işin tamamlanmasının ardından 15.11.2018 tarihinde Geçici Kabul Tutanağı düzenlendiğini, ancak davalı ...'ın sözleşmeye uygunluk kontrolü yaparak kabul tutanağını imzalamadığını ve bakiye ödeme olan 239.646,00 TL'yi ödemediğini, 10.12.2018 tarihli ihtarnameye de herhangi bir yanıt verilmediğini, bunun üzerine 31.01.2019 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesi'ne icra takibi başlattığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz edilmesi üzerine, itirazın iptali ve alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, delil tespit talebinin acele bir duruma dayanmadığını ve müvekkilinin yokluğunda yapılan delil tespitinin usul kurallarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun teknik bilgi içermediğini ve delil olarak kullanılamayacağını, iş teslimi yapılmadığı için bakiye ödeme yükümlülüğünün doğmadığını, sözleşme gereği 239.646,00 TL'nin iş teslimine müteakip ödeneceğini, davacının işi eksiksiz teslim edemediği için teslimin gerçekleşmediğini, 20.09.2018 teslim tarihinin 2 ay sonrasında düzenlenen geçici kabul tutanağında da eksik işlerin tespit edildiğini, gecikmeli teslim için cezai şart ödemesi kararlaştırıldığını savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 16.07.2018 tarihinde akdedilen yapım sözleşmesi gereği davacının teslim ettiği işin eksik ve kusurlu olduğu, bu eksikliklerin geçici kabul tutanağında tespit edilerek davalıya 23.11.2018 tarihine kadar süre verildiği, bu tarihe kadar tamamlanmayan işler nedeniyle davacıya gecikme cezası uygulanacağı hususunun kabul edildiği, geçici kabul tutanağının 17.11.2018 tarihinde düzenlendiği ancak bu tarihten sonra da teslimatın 11.01.2019 tarihinde gerçekleştiği, gecikme süresinin 49 gün olarak hesaplanıp her gün için 3.000 TL'lik gecikme cezası uygulanarak toplamda 150.000 TL gecikme cezası mahsubunun yapıldığı, davacının toplam alacağı olan 292.197,68 TL'lik bedelden 150.000 TL'lik gecikme cezasının düşülmesi sonucu kalan 142.197,68 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, davalının ticari defterlerini sunmadığını ve ihtara cevap vermediğini, işin tamamlandığını davacının ispatlaması gerektiğine dair mahkeme kabulünün hatalı olduğunu, cezai şart istenebilmesi için borçlunun kusurlu olması gerektiğini, davacının söz konusu işin davalı tarafından kiralanan davalının kontrolünde ve işletmesine bulunan bir iş yeri olduğunu, 6.12.2018'de mail yolladıklarını ve işle ilgili tutanak tutulmasını söylediklerini ancak bunun da yanıtsız kaldığını, 10.12.2018'de ihtar ile işi bitirdiklerini bildirdiklerini ancak buna da cevap verilmediğini, davalının kabul tutanağı düzenlememesinde kötü niyetli olduğunu, teslim almada temerrüde düştüğünü, tespit dosyasında eksiksiz ve işin tam yapıldığının belli olduğunu, tespit raporunda keşif tarihi itibari ile işin yapıldığının tespit edildiğini ve buna göre bilirkişilerce hesaplama yapılması gerektiğini, davanın kusurlu şekilde teslim almada temerrüde düştüğünden cezai şart niteliğinde gecikme cezası talebinde bulunamayacağını ve buna ilişkin olarak mahkemece mahsup yapılmasının hatalı olduğunu, teslim tutanağın kötü niyetle imzalamadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılması ile davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici taraflar arasındaki sözleşme gereği edimini ifa ettiğinden bahisle bakiye iş bedeli alacağı nedeniyle yapmış olduğu icra takibine vaki itirazın i̇ptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı iş sahibi ise işin zamanında teslim edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece işin 11.01.2019 tarihinde teslim edildiği kabul edilerek hesaplanan gecikme cezası mahsubu ile yapılan hesaplama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkemenin kabul ettiği 11.01.2019 tarihli teslim tarihine ilişkin olarak taraflarca ayrıca ve açıkça istinaf itirazında bulunulmamış olup, bu durumda uyuşmazlığa konu işin teslim edildiği hususu sabit hale gelmiştir.Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin üçüncü maddesinde, yer tesliminin 01.08.2018 tarihinde mimara yapılamaması halinde, 01.08.2018 ile fiili yer teslim tarihi arasında geçen sürenin mimara ekstra süre olarak tanınacağı ve bu nedenle yaşanacak gecikmelerde cezai şart uygulanmayacağı; ancak bu durum haricindeki gecikmelerde her bir gün için 3.000 TL tutarında gecikme cezası kesileceği kararlaştırılmıştır.Taraflar arasında kararlaştırılan bu ceza, niteliği itibarıyla ifaya ekli cezai şart mahiyetindedir.Türk Borçlar Kanunu’nun 179/II. maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir. Anılan hükme göre borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer ve bu husus hâkim tarafından re’sen dikkate alınır. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir.Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davalı iş sahibinin, uyuşmazlık konusu işi teslim alırken yukarıda belirtilen şekilde ihtirazi kayıt koyduğunu dosyada mevcut yasal delillerle ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, mahkemece davacının iş bedeli alacağından ifaya ekli ceza bedelinin mahsup edilerek sonuca gidilmesi isabetli görülmemiş; bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,2-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/04/2021 tarih ve 2019/208 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın KABULÜ ile, a-)Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin  DEVAMINA, b-)Takipte, taleple bağlı kalınarak yasal faiz İŞLETİLMESİNE, c-)Alacağın mevcutiyeti ve miktarı  yargılama devamında belirlendiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, <br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken  19.959,00  TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.529,02  TL harcın mahsubu ile bakiye 16.429,98‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan 3.529,02 TL peşin harç, 276,00 TL posta ve tebligat gideri, 1.589,30 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 5.394,32‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan   Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 46.751,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı  tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 24,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 186,1‬0  TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 26/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26a009f0b8bb6068","SID":"288d4d6806615256"}}