{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/233 - 2025/486<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/233 <br>KARAR NO\t: 2025/486<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/107 Esas - 2024/820 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 10/04/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 11/04/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde; 13/04/2012 tarihinde davacılardan ...'ın içerisinde yolcu olarak bulunduğu, davacı müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile Manavgat istikametinden Akseki istikametine seyir halindeyken, Akseki istikametinden Manavgat istikametine seyir halinde bulunan sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile çarpışmaları neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralandığını, sürekli iş göremez hale geldiklerini, yargılama konusu trafik kazasına kusuruyla sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın, kaza tarihi itibariyle 782943 nolu Kasko Sigorta Poliçesi uyarınca davalı ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı olup, poliçede yer alan manevi tazminat klozu ile oluşabilecek manevi tazminat zararının teminat altına alındığını belirterek, davacıların geçirdiği trafik kazasından kaynaklı yaralanmaları nedeniyle davacı ... için 40.000,-TL manevi tazminatın, davacı ... için 60.000,-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı sigorta şirketi, davaya cevap vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, davacılar vekilinin kasko poliçesine dayalı olarak manevi tazminat istemine ilişkin başvurusunun 01/04/2020 tarihinde yapıldığı, Türk Ticaret Kanunun 1427/2 maddesinde; “Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.” hükmünün yer aldığı, eldeki dava dosyasında davacılar vekilinin sigorta şirketine yapmış olduğu ihbar 01/04/2020 tarihli olup, davalı sigorta şirketinin 45 gün sonraya tekabül eden 18/05/2020 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle, \"Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davacılardan ... bakımından talebin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın 18/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, 2-Davacılardan ... bakımından talebin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 18/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu davranışıyla kazaya ve müvekkillerinin yaralanmasına sebebiyet verdiği dikkate alındığında, yerel mahkeme tarafından verilen kararda hükmedilen tazminat tutarının caydırıcı olma özelliğini taşımadığını, istinafa konu kararda, faiz türü ve faiz başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, yasal faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tarihi tarihi olan 13.04.2012 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, istinafa konu kararda, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hakimin takdiri indirimi nedeniyle manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen toplam manevi tazminat tutarının, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin icra takibine konu edilmemiş halinden dahi daha düşük olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tFaiz başlangıcına ilişkin olarak, davalı sigorta şirketi, ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olup, ihtiyari mali sorumluluk sigortasına uygulanacak hükümleri düzenleyen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 100. maddesinde aynı Kanun'un 98 ve 99. maddelerine atıf yapılmamış olması ve genel şartlarda da bu hükümlere paralel bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tür sigortada tazminat alacağının muacceliyeti genel hükümlere göre saptanmalıdır.<br>\tSigortacının sigorta bedelini ödeme borcuna ilişkin TTK'nın 1427/2. maddesi hükmü uyarınca, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. Davadan önce ihbar bulunmadığı takdirde davalı sigortanın dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16/05/2019 tarih ve 2016/12563 Esas, 2019/6224 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. <br>\tFaiz türüne ilişkin olarak ise, kamyonet vasfındaki sigortalı aracın kullanım tarzının hususi olduğu anlaşılmakla faiz türüne ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir. <br>\t6098 TBK'nın 56/2. maddesinde; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.'', aynı Yasanın 51. maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi, kanunun hâkime takdir hakkı verdiği hallerde hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre tazminata hükmetmesi gerektiğini öngörmekte olup, hükmedilen manevi tazminat miktarının oluş, tarafların sosyo ekonomik durumu ve kusur oranı gözetildiğinde hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tVekalet ücretine gelince, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesi; “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” şeklinde düzenlenmiş olup, mahkemece davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretini geçmemek üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, davanın kısmen reddi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin davacılar istinafına itibar edilememiştir.<br><br>\tAçıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına <br>\t3-İstinaf talebinde bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf talebinde bulunanlar tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine,<br>\t5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8bd08d5e2f04319b","SID":"81e8234311953108"}}