{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1284 Esas<br>KARAR NO: 2025/524<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/05/2023<br>NUMARASI: 2020/493Esas, 2023/397 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinin müvekkiline Tebligat kanununun 21/2 maddesi gereğince tebliğ olunduğunu, müvekkilinin takipten 19.04.2019 tarihinde haberdar olduğunu ve usulsüz tebliğin iptali için İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinde 2019/245 esas sayılı davayı açtığını, mahkemenin tebligatın yasa gereği usule uygun yapıldığı gerekçesi ile davayı reddettiğini, müvekkilinin davalı tarafça icra takibine konu edilen senetleri imzalamadığını, takip alacaklısını tanımadığını ve kendisine borcu olmadığını, takip konusu senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, takibe konu edilen senetlerdeki imzaların sahte olduğunu, sahte imza atarak senet tanzim edenler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek, müvekkilinin davalıya İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından borcunun bulunmadığının tespitine, icra takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;01.01.2018 Tanzim Tarihli, 15.04.2018 Vade Tarihli ve 4.650,00 TL miktarlı bono,  01.01.2018 Tanzim Tarihli, 15.05.2018 Vade Tarihli ve 4.650,00 TL miktarlı bono,  01.01.2018 Tanzim Tarihli, 15.06.2018 Vade Tarihli ve 4.650,00 TL miktarlı bono olmak üzere toplamda 3 adet bononun vadesinde ödenmemesi sebebiyle davacı ve dava dışı borçlu ... aleyhine  İstanbul ... İcra müdürlüğünün ...  esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçildiğini, icra takibine konu bonolarda davacının kefil- aval veren olduğu, bu sebeple borçlu ... gibi sorumlu olduğunu, davacının usulsüz tebligat ve takibin iptali istemi ile İcra Hukuk mahkemesine başvurmuş olduğu dava dilekçesindeki iddiaları ile işbu davadaki iddialarının çelişmekte olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının bono yönünden borçlu olmadığını ispatlar mahiyette delil sunamadığını, bonoların üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunu, ödeme emrinin tebliğinden yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra davacının bu davayı kötüniyetli olarak açtığını, takibe konu bonolar üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasını kabul etmemekle birlikte, bir an için imzanın davacıya ait olmadığı düşünülse dahi bonoyu kefil sıfatıyla imzalayan davacı ..., keşideci ...'ü ticari temsilcisi (ticari mümessil) olarak tayin ettiğini, bu yönüyle bonoların ... açısından da bağlayıcı olduğunu, müvekkilinin ... adlı işyeri için kartvizit kutu ve sair ambalajlar ürettiğini, üretilmiş olan ürünlerin karşılığında takibe konu bonoları aldığını, davacının ...'ü tanıdığını beyanla; davanın ...'e ihbarını, davanın reddini, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"... icra takibine dayanak yapılan evraklardaki imzaların davacının eli ürünü olduğunun ispat edilememiş olduğu, işbu sebeple davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığı kanaatine varılmıştır. Dava menfi tespit davası olmakla birlikte, bilindiği üzere menfi tespit davası açılmasından sonra borçlu olunmayan tutarların icra baskısı altında ödenmesi durumunda ödenen tutar oranında dava istirdat davasını dönüşür. Yargılama esnasında davacı tarafça sunulan evraklar incelendiğinde davacıya ait olan taşınmazın satımı akabinde dava dışı satın alanlar tarafından dosya borcunun hacizlerin kaldırılması amacıyla ödenmiş olduğu, her ne kadar icra dosyasına yatırılırken diğer borçlunun adı yazılmış ise davacının sunmuş olduğu dekont ve belgelerin içeriği incelendiğinde ödemenin davacı adına yapılmış olduğu anlaşıldığından yargılama esnasında ödenen ve eksik harcı ikmal edilen 26.170,37 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, -Davacının davasının KABULÜ ile;  İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yargılama esnasında ödenen 26.170,37 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, \" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde; Davacının istirdat talebine dayalı olarak kendisine verilen süre içerisinde eksik harcı süresinde ikmal etmediğini, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini İstirdat talebine konu ödemenin davacı tarafça yapılmadığını, davaya konu icra dosyasına gerçekleştirilen ödemenin, davacı ... tarafından değil, takibin diğer borçlusu dava dışı ... tarafından yapıldığının icra müdürlüğü dosyasında mevcut 12.09.2022 tarihli tahsilat makbuzu ile sabit olduğunu, istirdat talebinin de ancak bu kişi tarafından öne sürülebileceğini,  İmza incelemesine konu bilirkişi raporunda davacının imzasını değiştirme gayreti içerisinde olduğu tespit edilmesine rağmen imzaların davacıya ait olmadığı öne sürülerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, davacının imzalarını sürekli olarak değiştirdiğinin göz önüne alınarak davacıya ait olan ve delil listesindeki tüm delillerin celbedilmesi,  akabinde dosyanın bilirkişiye verilmesi talep edilmişse de talep dikkate alınmaksızın davacıya ait tüm imza örnekleri toplanmadan dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğinden bilirkişice eksik incelemede bulunulduğunu, rapora itiraz edildiğini, 27.03.2022 tarihli heyet raporunda, davacının toplanan belgelerde ve bono üzerinde yer alan imzalarında aynı stili kullandığı tespit edilmişken sonuç kısmında uygunluk ve benzerliğin bulunmadığı kanaatine varılmasının yerinde olmadığını, ATK raporunu da kabul etmediklerini, bono üzerinde yer alan karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen tersimi basit imzaların, mukayese imzalar üzerinde de mevcut olup olmadığını tespit etmesi gerekirken imzaların taklidi kolay imzalar olmasını gerekçe göstererek bu yönde inceleme yapmaktan kaçınıldığını, Davacının, günlük hayatında tıpkı inceleme konusu olan bonolar üzerinde yer alan imzalar gibi basit tersimli imza stilini kullanmakta olduğunu, Davacının ...’ü ticari temsilcisi olarak tayin etmiş olduğu dikkate alınmadan karar verildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için imzanın davacıya ait olmadığı düşünülse dahi bonoyu kefil sıfatıyla imzalayan davacı ..., keşideci ...’ü ticari temsilci olarak tayin ettiğinden; bonoların ... açısından da bağlayıcı olduğunu, ticari mümessilin imzaladığı senetlerin iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından işletmeyi bağlayacağını, Davacının bonoda yer alan kaşenin kime ait olduğu hususundaki İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/245 Esas sayılı dosyasındaki ve mahkemenin 16.03.2021 tarihili duruşmasındaki isticvap beyanı karşılaştırıldığında çeliştiğinin görüleceğini, rızası dışında alınarak bir bononun aval veren kısmında kullanılması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın, bononun üzerinde yer alan adreste işletme açtığını, bonoların üzerindeki kaşelerde de davacının adının hemen üstünde “...” ibaresinin yer aldığını, anılan adresteki börekçilik faaliyetine 13.11.2017 tarihinde başladığını, bonoların tanzim tarihi 01.01.2018 olduğunu, bu süreçte müvekkilinden kart ve kutu gibi birçok ürün sipariş etmesi, bütün bunlara karşılık olarak ticari temsilcisi aracılığıyla bonolar düzenlemesi ve mevcut bonolara da aval vermesi hayatın olağan akışına da uygun olduğunu, işyerini 10.11.2017 tarihinde davacının kiralamış olduğunu, müvekkili tarafından  kart ve kutuların yüzlerce/binlercesini davacı tarafa teslim edilmiş olduğunu, mahkemenin delilleri değerlendirmeden karar verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davalı vekili raporları kabul etmediğini, eksik inceleme yapıldığını ileri sürmüş ise de, mahkemece 3 ayrı bilirkişi raporu alındığı, raporlarda çok sayıda mukayese evrakın yer aldığı, 3 kişilik bilirkişi heyetinin raporunda imzanın basit tersimli olduğuna yer verildiği, ATK raporunda da aynı hususa değinilerek imzanın davacının  eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğine yer verildiği anlaşılmakla mevcut delil durumuna göre bonolardaki kefil imzalarının davacı eli ürünü olduğu ispatlanamadığı, davacının imzayı benimsemesi de söz konusu olmadığından menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin istirdat isteminin kabulü kararının hatalı olduğuna ilişkin istinaf istemine gelince; davalı tarafça yargılamanın devamı sırasında davacının taşınmazına haciz konulduğu ancak cebri icradan önce taşınmazın 10.08.2022 de ...'e satıldığı, ...'in banka hesabından icra dosyasına \"kapak hesabı borç ödemesi\" açıklaması ile havale yapıldığı, tahsilat makbuzunda ... adı yer almış ise de, dayanak belge olan havale makbuzunda bu yönde bir ibare olmadığı gibi gönderen hesap sahibinin ... olduğu, icra dairesinin yazı cevabına göre de dosyanın infazı ile haczin kaldırıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu borcu ödeyen kişi takip borçlusu değil ise de, davacının taşınmazındaki iş bu davaya konu haciz nedeni ile borç ödenmiş olmakla istirdat isteminin kabulü yerindedir. Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,  2-Alınması gereken 1.787,70TL harçtan, peşin alınan 447,90TL harcın mahsubu ile bakiye 1.339,80TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f497d67e34597fc","SID":"76d537b71d4c567c"}}