{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:09/10/2024<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:28/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ:28/03/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 15/12/2019 tarihinde Antalya İli Kepez İlçesi ... Mah. Mevkiinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki müvekkilinin de yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın seyir halindeyken sürücünün hakimiyeti kaybetmesi sebebiyle devrilmesi sonucu maddi hasarlı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin el bileğinde kemik kırılması meydana geldiğini, kaza sebebiyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma nolu dosyası ile soruşturma başlatıldığını, kaza tespit tutanağına göre ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın KTK 52/1-B kuralını ihlal ettiğinden dolayı kusurlu bulunduğunu, davalı ... araç sahibi sıfatıyla müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan sorumlu olduğunu, diğer davalı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, haksız fiil nedeniyle manevi yönden zarar gören müvekkili için toplam 50.000,00-TL manevi tazminat talep ettiklerini, manevi tazminat verilebilmesi için yaralanma ve kusur olgusunun sadece varlığının yeterli olduğunu bildirerek davanın kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı sigortadan 22/06/2022 tarihli başvuru tarihi ile diğer davalı 15/12/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde kaza tarihini kapsayan kasko veya ZMMS poliçesi bulunmadığını, davacı tarafça her ne kadar müvekkili şirket tarafından kasko poliçesi olduğunu iddia etmişse de müvekkili şirketin tanzim ettiği Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta poliçesi mevcut olsa da poliçeye ait 31/12/2018 başlama tarihli zeyil bulunduğunu, poliçedeki zeyilin kaza tarihini kapsadığını, poliçenin iptal olması sebebiyle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş miktarda olduğunu, davacı tarafça ZMMS Genel Şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvurusu bulunmadığını, bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından sigortalanmamış yahut sigorta poliçesi kaza tarihinden önce iptal edilmiş ise davanın reddinin gerektiğini, kaza ile sakatlık yada ölüm arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu bildirerek haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... Hiz. San. Ve Dış Tic. Ltd Şti vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurda bulunan davaya konu müvekkiline ait olan aracın uzun süreli olarak ... Başkanlığına kiraladığını, müvekkili şirketin malik sıfatını yitirdiğini, öncelikle bu sebepten dolayı müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının gerektiğini bildirerek öncelikle müvekkili şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;\" Her ne kadar davacı vekili tarafından 04/10/2024 tarihli dilekçesi ile uzun süreli kiralayan konumunda olan  ... Temizlik İşleri Müdürlüğü'nün HMK m 124/4 uyarınca davalı olarak davaya dahil edilmesini talep etmişse de 09/10/2024 tarihli celsede ... Temizlik İşleri Müdürlüğünün taraf ehliyeti bulunmadığından bu talebinin reddine karar verilmiştir, akabinde yargılama devam ederken davacı vekili tarafından yeniden ve bu sefer sözleşmede taraf olan ...ne husumet yöneltilmesini talep etmişse de ikinci taraf değişikliği talebinin artık maddi bir hatadan kaynaklanmadığı, araç kiralama sözleşmesinde tarafın açıkça ... Başkanlığı olduğunun anlaşıldığı, buna rağmen yeterli araştırma yapılmayarak taraf ehliyeti bulunmayan ... Temizlik İşleri Müdürlüğüne husumetin yöneltildiği, bu durumun açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve davalı tarafından da HMK.'nun 124. maddesi gereğince açıkça taraf değişikliğine rızası olduğuna yönelik bir beyanı bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin reddine karar verilmiş olup davalı ... Ltd. Şti'nin işleten sıfatının bulunmadığı ve husumet yöneltilemeyeceği nazara alınarak davalı şirket aleyhine açılan davanın pasif husumete ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve Davanın her iki davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut uyuşmazlıkta taraf belirlenirken oluşan yanılgı,  maddi hata niteliğinde olduğunu, konuya ilişkin emsal hukuk genel kurulu kararı mevcut olduğunu, Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2022 tarih  ... esas, ...  sayılı kararına atıfta bulunarak  ilk derece mahkemesince  husumetin yönlendirilmesi hususundaki yanılgı maddi hata kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, husumet yokluğundan ret kararı verilmesi ve son celsedeki beyanlarına  itibar edilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek dosyada husumetin düzeltilmesiyle ... Başkanlığı'na karşı yargılamaya devam edilmesi için dosyanın yerel mahkemeye iadesine,  karar verilmesini istemiştir. <br>G E R E K Ç E<br>Dava; trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasıdır.<br>Taraf teşkili yargılama hukukunun en önemli müesseselerinden biri olup kamu düzenindendir. Bu nedenle usulünce taraf teşkili yapılıp yapılmadığı, davalının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı  hakim tarafından  her aşamada resen denetlenmelidir.<br>6100 s. HMK'nun 124. Maddesinde; YHGK'nın 30/03/2022 tarih ve  ... E., ... K.  sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi, belirli hâllerde iradî taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (HMK m. 124/1). Ancak yasa koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (HMK m. 124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m. 124/3,4).<br>İradî taraf değişikliğine ilişkin hükme istinaden gerek davacı gerekse davalı tarafta, iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür. İradî taraf değişikliği yapılmasının amacı, gereksiz yere dava açılmasını önlemek ve taraf değişikliği yapılmasından önceki yargılama sonuçlarından yararlanılmasını sağlamak suretiyle usul ekonomisini gerçekleştirmektir (Korkmaz, Hülya, Taş: Medenî Usul Hukukunda İradi Taraf Değişikliği, Ankara 2014, s. 169-170). Nitekim, YHGK'nın 02/11/2021 tarihli, ... E. Davalı ... Hiz. San. ve Dış Tic. Ltd Şti  cevap ve itirazlarında davaya konu aracın uzun süreli olarak ... Başkanlığına kiralandığını, ... ... Ltd Şti.nin malik sıfatını yitirdiğini, bahse konu kazanın 15.12.2019 tarihinde aracın sözleşme kapsamında hala davalı idarenin işlettiği esnada gerçekleştiğini, şirketin, ... plakalı aracı uzun süreli olarak ... Başkanlığı'na kiralamış olması sebebiyle malik sıfatının kalmadığını ve sorumluluğun aracı kiralayan tarafa geçtiğini, uzun süreli araç kiralama sözleşmesi nedeniyle işleten sıfatını kaybettiğinden davanın pasif husumet  yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafın davalıya ait aracın uzun süreli kiralanması nedeniyle <br>04.10.2024 tarihli dilekçe ile celse arasında davacı vekili tarafından taraf değişikliğine ilişkin uzun süreli kiralayan konumunda olan  ... Temizlik İşleri Müdürlüğü'nün HMK m 124/4 uyarıncadavalı olarak davaya dahil edilmesini, diğer davalının husumeten davalı sıfatından çıkartılmasını talep ettiği,  09.10.2024 tarihli 4.celsede, celse arasında davacı vekili tarafından taraf değişikliğine ilişkin uzun süreli kiralayan konumunda olan  ... Temizlik İşleri Müdürlüğü'nün HMK m 124/4 uyarıncadavalı olarak davaya dahil edilmesini diğer davalının husumeten davalı sıfatından çıkartılmasını talep eden 04.10.2024 tarihli talep evrakı ve Davalı ... vekili tarafından beyan dilekçesi sunulduğu görülmüş ve  dosyasına konulmuştur. Davacı vekilinden celse arasında sunduğu taraf değişikliği talebi hakkında sorulduğunda, önceki beyanlarını tekrar ederek taraf değişikliği talebi doğrultusunda mahkemece ... Temizlik İşleri Müdürlüğüne husumet yöneltilmesini talep ettiklerini, ayrıca davalı sigortanın zeyilname tarihine göre sorumluluğu bulunduğunu beyan etmiş, davalı ... vekili karşı beyanında önceki beyanlarını tekrar ederek müvekkili şirket yönünden bir sorumluluk bulunmadığını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>Mahkemece bu celsede verilen Ara Karar ile \"Davacı vekilinin HMK m.124 uyarınca taraf değişikliği yapılması talebinin  ... Temizlik İşleri Müdürlüğünün taraf ehliyeti olmadığı anlaşıldığından reddine\"  karar verilmiş, Davacı vekili; sözleşmede taraf olan ...ne husumet yöneltilmesini talep etmiş, Davalı ... vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve duruşma sona erdiriyerek Davanın her iki davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE karar verilmiştir.<br>6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin Hükümet tasarısında yer almayan ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonundaki görüşmeler sırasında verilen önerge ile son şeklini alan maddeye ilişkin değişiklik önergesinin gerekçesinde “Hukukumuzda taraflar bakımından esasen şeklî taraf teorisi kabul edilmektedir. Yani, davayı açan davacıdır, kendisine karşı dava açılan ise davalıdır. Dava açıldıktan sonra da sadece dava açanı değil, diğer tarafı da ilgilendiren, mahkemeyi de içine alan bir üçlü ilişki ortaya çıkmakta, uyuşmazlığın çözümü bakımından karşı taraf da söz hakkına sahip bulunmaktadır. Bu sebepledir ki, taraf değişikliğinde karşı tarafın rızası da aranmaktadır. Ancak, bu kuralın çok katı uygulanması, hem şeklî taraf teorisinin özünü zedeleyip, amacı dışında çok katı uygulanması sonucunu doğurarak adeta yargılama ilişkisini, katı bir forma dönüştürmektedir hem de yeni ve aslında gereksiz birtakım yargılamalara yol açarak usûl ekonomisi ilkesini de zedelemektedir. Yargı kararlarında, bazen çerçevesi de geniş tutularak, temsilcide yanılma ya da maddî hatadan kaynaklanan yanılma olarak nitelenen durumlarda, karşı tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğine izin verilerek, ortaya çıkan bu sakınca giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak, bu içtihatlar, kanunî düzenleme karşısında sorunu tam olarak çözememekte, sınırlı kalmakta, bazen de kanunî düzenlemeyi zorlamaktadır. Oysa, taraflar gösterilirken bazen maddî hata sebebiyle bir yanılgı ortaya çıkabilir; aslında muhatabı belli olan uyuşmazlık, bu hata sebebiyle mevcut olmayan ya da farklı kişiye karşı yürütülebilir. Böyle bir durumda, mutlaka karşı tarafın rızasını aramak, yargılamanın kaderini gerçekte muhatap olmaması gereken bir kişinin rızasına bağlamak anlamına gelebilir ve yargılama gereksiz yere uzayabilir, hatta yeni dava açılması sonucu ortaya çıkabilir. Bu sebeple, maddî hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi hâlinde, diğer tarafın rızası aranmadan taraf değişikliği kabul edilmiştir. Ayrıca, bazen davacı, tüm özeni göstermiş, tüm araştırmayı yapmış olmasına rağmen dava açacağı kişiyi doğru tespit edememiş olabilir. Nitekim, uygulamada temsilcide yanılma olarak nitelenen durumlarda, bu haklı bir yanılma kabul edilerek, diğer tarafın rızası aranmadan yargılama gerçek muhataba karşı yürütülmektedir. Aynı şekilde, yanılma, diğer tarafın davranış ya da işlemlerinden veya hukukî ilişkinin karmaşık niteliğinden de kaynaklanabilir. Örneğin, holding şeklindeki şirketlerde muhatabın doğru tespitinin tam olarak mümkün olmaması, hukukî ilişkide farklı temsilci ya da vekillerin asıl tarafmış gibi davranması durumlarında, gerçek taraf, verilen cevap ya da yargılama işlemleriyle anlaşılabilecektir. Keza, kısa süre önce işlem yapılmış ya da sadece vekiliyle muhatap olunmuş bir işlemden sonra muhatabın ölmesi hâlinde, mirasçıları değil, ölen kişiye dava açılmasında da benzer bir durum vardır. Böyle durumlarda, tarafın, yargılamayı uzatmak yönünde niyeti olamayacağı gibi bunda hukukî yararı da yoktur. Verilen örneklerdeki gibi, yanlış taraf gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı değilse, ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak, yargılamaya gerçek tarafla devam etmekte yarar vardır. Böyle bir durumda, karşı tarafın rızası aranmadan hâkimin kabulüyle yeni tarafa karşı davaya devam edilebilecektir. Bu hâllerde hâkimin yapacağı inceleme, sadece hatanın maddî hata olup olmadığı ve taraf değişikliği isteğinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığıdır.<br>Dördüncü fıkrada, taraf değişikliğinin ne anlama geldiği ve nasıl yapılacağı belirtilmiştir. Taraf değişikliği, hem karşı tarafın yanlış hem de eksik gösterilmesini kapsamaktadır. Eğer bu durum, üçüncü fıkradaki anlamıyla kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim sadece kabul edilebilir yanılgıyı araştıracak, bunun dışında karşı tarafın rızasını aramadan taraf değişikliği talebini kabul edecektir. Bu şekildeki taraf değişikliğinde, davanın tarafı olmaktan çıkarılan kimse, eğer hatalı şekilde kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet vermemişse, lehine yargılama giderlerine hükmedilecektir. Zira, ortaya çıkan durumdan bir kusuru olmadığı gibi, aslında muhatap olmaması gereken bir yargılamayla uğraşmak durumunda kalmıştır” açıklamaları yer almakta olup bu gerekçe doğrultusunda hükümet tasarısında yer almayan üçüncü ve dördüncü fıkralar maddeye eklenmiştir.<br>Bu açıklanan gerekçelerle; davalı şirketin ...ne uzun süreli kira sözleşmesinin ortaya çıkması  sonrası kaza tarihinde davalı şirketin işleten sıfatının kalmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından yanlış taraf gösterilmesi nedeniyle hâkim sadece hatanın maddî hata olup olmadığı ve taraf değişikliği isteğinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığını araştırıp kabul edilebilir yanılgıyı olduğu sonucuna  varırsa, dürüstlük kuralına aykırı bulunmadığı hallerde, ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak, yargılamaya gerçek tarafla devam etmekte yarar bulunduğundan karşı tarafın rızasını aramadan taraf değişikliği talebini kabul ederek ve davacıya husumetin yöneltileceği doğru olarak tespit edilen karşı tarafın davada taraf gösterilmesi için mahkemece süre verilerek yargılamaya doğru tarafla devam edilecektir. <br>Yukarıda açıklandığı üzere maddedeki düzenlemenin amacı usul ekonomisi açısından gereksiz yere yeniden dava açılmasını önlemek ve taraf değişikliği yapılmasından önceki yargılama sonuçlarından yararlanılmasını sağlamak suretiyle tarafların gereksiz yükümlülük altına sokulmadan davada elde edilmek istenen amaca bir an önce ulaşılmasını sağlayarak usul ekonomisini gerçekleştirmektir. Bu amaç gözetildiğinde usulünce taraf teşkili yapılıp yapılmadığı, davalının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı hakim tarafından  her aşamada resen denetleneceğinden, yerel mahkemece belirlenen doğru tarafın şahıs, şirket veya kurum adı belirtilerek ara kararla davacı tarafa süre verilip doğru tarafın davada yer almasını sağlanmalıdır.<br>Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacıya maddi yanılgıyı düzelterek gerçek   tarafı davaya dahil etmek üzere dilekçe sunmak ve tebliğe çıkarmak üzere önel vermek, taraf teşekkülünü sağlamak, eksik harç varsa tamamlatırılarak ve yeni tarafın da delileri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekir.<br>HMK 353/1-a,6 maddesine göre, Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması durumunda, bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. (Değişik 28.07.2020T.7251 Sy.Kanun-35.madde)<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,  <br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde işlem yapılması için yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuran  davacıya iadesine,<br>5-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,<br>6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere  28.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. <br>...<br><br>Muhalefet Şerhi<br>Davacı tarafından davanın niteliği gereği husumetin kazaya konu aracı uzun süreli  kiralayan ... Başkanlığına yöneltilmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle ... Hiz. San. Ve Dış Tic. Ltd Şti nin davalı olarak gösterilip kendisine husumet yöneltilen şirketin husumet itirazında bulunarak kazaya konu aracı uzun süreli   ... Başkanlığına  kiraladığının anlaşıldığı, bunun üzerine davacının  6100 s. HMK'nun 124/3-4. Maddesinin kendisine tanıdığı davacı tarafça davalının hatalı gösterilmesinin maddi bir hatadan kaynaklandığı ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı anlaşılan hakkı kullanarak 04.10.2024 tarihli taraf değişikliği  talebini içerir talep evrakı celse arasında dosyaya sunup taraf değişikliği talebi doğrultusunda uzun süreli kiralayan konumunda olan ... Temizlik İşleri Müdürlüğü'nün HMK m 124/4 uyarınca davalı olarak davaya dahil edilmesini diğer davalının husumeten davalı sıfatından çıkartılmasını talep ettiği, 09.10.2024 tarihli 4.celsede Davacı vekilinden celse arasında sundukları taraf değişikliği talebi hakkında diyeceklerinin sorulduğu ve  \"Davacı vekilinden soruldu; Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, taraf değişikliği talebimiz doğrultusunda mahkemenizce ... Temizlik İşleri Müdürlüğüne husumet yöneltilmesini talep ediyoruz\" şeklindeki beyanı ile yine husumet ehliyeti bulunmayan ... Temizlik İşleri Müdürlüğüne husumet yöneltilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.<br>Bilindiği üzere örnek vermek gerekirse ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yoldur. Türk Hukuk Lûgatında da; İddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının istisnası olan ıslah, taraflardan her birinin, davada yapmış oldukları usul işlemlerini bir defaya özgü olmak üzere, kısmen ya da tamamen değiştirmesi ya da düzeltmesi şeklinde ifade edilmiştir Bunun gibi tarafta iradi değişiklik de davacının davada yapmış oldukları taraf usul işlemlerini bir defaya özgü olmak üzere değiştirmesi ya da düzeltmesidir. <br>6100 sayılı HMK'nun 124. Maddesinin başlığı tarafta iradi değişiklik olup, Davacı vekilinin usul kanununun kendisine bir defaya özgü olmak üzere tanıdığı tarafta  iradi değişiklik hakkını kullandığından, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine sonuç doğuran işlemler olduğundan, tarafta iradi değişiklik hakkını kullanan davacı artık bir kez daha bu hakkını kullanamayacağı gibi mahkeme de kendisine ikinci kez iradi değişiklik hakkını veremeyecektir. Bu nedenle yerel mahkemece verilen karar yerinde olup davacının istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"877d1c375e29bc93","SID":"c324c117a244c4df"}}