{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/468 Esas<br>KARAR NO: 2025/576 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2024/589 (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 07/01/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusunun müvekkili tarafından borçluya verilmiş olan \"...\" ve \"...\" açıklaması ile gönderilen paraların geri istemine ilişkin olduğunu, davalının şirket olması ve bu durumun Mahkemenin yargılama sonunda uygun görmesi halinde takdir edeceği tazminatın önemli ölçüde tehlikeye düşüreceğini beyan ederek müvekkilinin mağdur olmaması adına davalının malvarlığına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/589 Esas ve 07/01/2025 tarihli ara kararında; \"İş bu talep ihtiyati haciz olmakla beraber tarafın iddiasını inandırıcı bir şekilde dile getirmesi ihtimalinde dahi bu hususta ispata muhtaç olunduğu aşikardır. Kanunumuz ve hukuk dünyamızda ihtiyati haciz hususunda tam ispat değil, yaklaşık ispat aranmaktadır şöyle ki; Yaklaşık ispat usulünde, hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunun kabul etmek durumundadır. Geçici hukuki koruma tedbirlerinde yaşanan zorluklardan en önemlisi de delillerin sunulma biçimidir. Kanun sistematiğine de dahil edilen yaklaşık ispat ölçüsüyle de talepte bulunan bakımından tam bir ispatın aranmadığı belirtilmiş, hem de basit bir iddianın da yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. ... İhtiyati haciz talep eden karşı tarafın taşınır taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz konulması talebinin; yukarıda yapılan açıklamalara karşın dosya kapsamında sadece ... bank A.Ş. banka dekontları ve mesaj kayıtları sunulduğu, yapılan ödemeye karşılık kutu alamadığı iddiasına dayandırdığı, İİK 257. maddesine göre; alacağın vadesinin gelip gelmediği ve borçlunun taahhütlerinden kurtulmaya yönelik hileli davranışlarının bulunduğu şartlarının oluştuğuna dair herhangi bir ibarenin ortada bulunmadığı ve yine edimin yerine getirilip getirilmediği ile alacağın varlığına dair kafi derecede kanaat oluşmadığı gerekçesiyle reddine dair aşağıda yazılı şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''İhtiyati haciz isteyen vekilinin talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/589 Esas sayılı dosyası üzerinden 09/08/2024 tarihinde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, iş bu kararın eksik ve hatalı olup kaldırılması gerektiğini; Türk Borçlar Kanunu’nun 177. maddesinde bağlanma parası yani kapora nedir sorusunun cevabının verildiğini, düzenlemeye göre; sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar paranın, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayıldığını, aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parasının esas alacaktan düşülür hükmüne amir olduğunu, dolayısıyla kaporanın, alım satımlarda alıcı tarafından satıcıya ödenen ve borcu kuvvetlendirmeye yarayan fer’i bir şart olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesine göre; haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşenin, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğün, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olacağını, konut satışlarında kapora iadesi konusunda da, bilindiği üzere tapuya kayıtlı taşınmazların satışına ilişkin sözleşmenin resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersiz olduğunu, geçersiz olduğu için de, taraflarına hak ve borç doğurmayacağını, ancak tarafların verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebileceklerini, dolayısıyla adi yazılı biçimde yapılan taşınmaz satım sözleşmesinde sebepsiz zenginleşme nedeniyle kapora iadesinin istenebileceğini; Öncelikle mahkeme huzurunda açılan işbu davaya konu edilen banka dekontlarında da sabit olacağı üzere, müvekkili tarafından borçluya verilmiş olan paketleme yapmak için sipariş edilen kutuların kaporası için gönderilen paraların geri istenmesine ilişkin olduğunu, müvekkili ile davalının, davalının satmakta olduğu paketleme yapmak için kullanılan kutular  ile alakalı görüştüklerini ve görüşme sonucunda anlaştıklarını, işbu görüşme ve anlaşmadan sonra  müvekkilinin davalıya 22/04/2024 tarihinde ve 09/05/2024 tarihinde \"... ve ... \" açıklaması ile para gönderdiğini fakat davalıdan hiçbir kutu alamadığını, tüm çabalarına rağmen davalıya ulaşamadığını, davalı yanın kötü niyetli olarak müvekkilinden satın almış olduğu paraları iade etmediğini, İlk derece mahkemesinden ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, İlk derece mahkemesinin bu talebi reddettiğini; İhtiyati haczin şartları incelendiğinde somut olayda anlatılanlar ve sunulan deliller ile birlikte ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, yüksek mahkeme kararlarında da tasdik edileceği üzerine açıklamalı banka dekontunun yaklaşık ispat sağlamaya ve mahkemenin alacağa yeterli kanaat oluşturmasına elverişli olduğunu, işbu nedenle ihtiyati haczin kabulü gerektiğini, davalının hileli davranışlarda bulunuyor olması ve bu durumu mahkemenin yargılama sonunda uygun görmesi halinde takdir edeceği tazminatın tahsilini önemli ölçüde tehlikeye düşüreceğini, hukuk düzenimizin bu gibi mağduriyetleri engellemek amacı ile ihtiyati haciz düzenlemesine yer verdiğini, işbu sebeple müvekkilinin mağdur olmaması adına öncelikle HMK ve İİK ilgili maddeleri gereği davalıya ait menkul, gayrimenkul ve 3. kişilerdeki alacaklarının üzerine öncelikle teminatsız olarak, kabul görmemesi halinde mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında devir ve temlik önleyici ihtiyati haciz konulması için İlk derece mahkemesi tarafından verilen ara kararın kaldırılması gerektiğini; Alacakları hiçbir teminata bağlı bulunmadığı gibi, ilgili isteme konu borcun da vadesi geçmesine rağmen bugüne kadar ödenmediğini, borçlunun mal varlığını kaçırmasından endişe ettiklerini, borçlular hakkında takibe başlayacaklarından ve icra takibinden haberdar olduğu takdirde mallarını kaçırmasından endişe ettiklerinden buna mani olmak için borçluların menkul ve gayrimenkul mallarıyla 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının mahkemenin ön görüceği teminat miktarı doğrultusunda ihtiyaten haczine karar verilmesi gerektiğini, fakat İlk derece mahkemesi tarafından iş bu talebin ara kararla reddedildiğini beyanla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kaldırılmasına, işbu dosya üzerinden ihtiyati haciz talebimize yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, kapora olarak gönderilen bedelin karşılığında mal teslim edilmediğinden bahisle iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebiyle açılan davada, takipte talep edilen alacak tutarı üzerinden davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüsüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Somut olayda; Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle davacı tarafından sunulan delillerin, taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği, mal tesliminin ne zaman yapılacağı, yapılıp yapılmadığı, davacıya iadesi gereken bir bedel olup olmadığı ve bu kapsamda davacının alacaklı olup olmadığı konusunda kanaat oluşturmaya yeterli olmadığı, iddiaların yargılamayı gerektirdiği ve vadesi gelmiş bir para alacağının varlığından bahsedilemeyeceği, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e74330833570f8f7","SID":"a255b1ea1c6f5d52"}}