{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/478 <br>KARAR NO\t: 2025/693<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/429 E.  -  2021/296 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Fikir ve Sanat Eseri (Maddi ve Manevi Haklara Tecavüzün Men'i, \t\t  Ref'i, Maddi Tazminat, Hükmün İlanı)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2021 tarih ve 2018/429 E. - 2021/296 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin “...” isimleri kitapların da tercümesini yapmış olması nedeniyle işleme eser sahibi olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında 20.11.2017 tarihinde iki ayrı sözleşme hazırlanarak müvekkilinin tüm kitapların telif haklarını 10 yıl süreyle davalı ...’ya devretmiş görünse de anılan sözleşmelerde hangi eser ve/veya eserler üzerindeki mali hakların, hangi şartlarda devredildiğinin belirtilmediğini, bu nedenle FSEK. m.52 gereğince sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davalıların bu tarihten sonra müvekkiline ait “...” adlı eseri de Mayıs 2018’de basarak çoğalttıklarını, sözleşme imzalanmadan önce ise 2014-2017 yılları arasında diğer eserlerinin herhangi bir izin, hak ve yetki alınmaksızın basılarak çoğaltıldığını, müvekkiline ait eserlerin defalarca basılıp satılmasına ve satışlardan kar elde edilmesine rağmen telif ücreti ödenmediği gibi muhtelif zamanlarda müvekkilinden toplam 47.250 TL borç para alındığını ve ödenmediğini, geçersiz sözleşmelere istinaden müvekkilinin umuma arz, işleme, çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiğini,  09.07.2018 tarihinde keşide edilen ihtarnameyle davalılardan müvekkilinin eser sahipliğinden doğan haklarına tecavüzün durdurulması istenmişse de eserlerin davalılar tarafından çoğaltılıp dağıtılmaya devam edildiğini ileri sürerek, müvekkiline ait 23 adet eserin davalılar tarafından herhangi bir hak ve yetki devralınmadan, 2 adet eserin de geçersiz sözleşmelerle çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiğinin tespitine, tecavüzün ref’ine ve men’ine, çoğaltılmış nüshaların geçici olarak zaptına ve imhasına, davalıların elde ettikleri karın FSEK 70/3 maddesi uyarınca müvekkiline devrine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili, davacının müvekkiline gönderdiği ve dosyaya sunduğu ihtarnameden yayından haberdar olduğu ve izin verdiğinin anlaşıldığını, davacının basılan bu kitaplarla ilgili defalarca imza günü etkinliklerine katıldığını, bu etkinliklerin müvekkili şirket tarafından organize edildiğini, yine davacının kendi kitaplarının büyük bölümünü ders verdiği kurum ve yerlerdeki kişilere ve sosyal medyada tanıştığı kişilere hediye ettiğini, davacının kişisel Facebook hesabındaki 3 Haziran 2018 tarihli paylaşımlarında müvekkillerinin yayıncılık faaliyetlerinen övgüyle söz ettiğini,  davacı adına etkinlikler, toplu etkinlikler, imza etkinlikleri ve dağıtım ağı ile müvekkilinin yayıncılık anlamında sorumluluklarının eksiksiz olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmenin davacının iradesini tam olarak yansıttığını, sözleşmeyi imzalamayı kendisinin istediğini, hatta irade sakatlığı olmaması için aynı günlü sağlık raporu aldığını, müvekkilinin 2015 yılında davacıya ait 13 kitabı yayına hazırlayıp bastığını, kitapların mail yoluyla müvekkiline gönderilen ham halleri üzerinde editörlük çalışması yapıldığını ve davacıya gönderilip onay alındıktan sonra basımının yapıldığını, davacının telif hakkına karşılık kitap aldığını, bir kısmının belirttiği adreslere kargo bedeli müvekkilince ödenerek ücretsiz gönderildiğini, ilk iki kitabın maliyetinin peşin, diğerlerinin ise parça parça davacı tarafından müvekkiline ödendiğini, davacının müvekkiline sözde borç verdiği ödemelerin aslında maliyetlere ilişkin kısmi ödemeler olduğunu, davacının kendi kusurunu gizlemek, kitabın dizgi, editörlük, basım ve yayım masraflarını ödemekten kurtulmak niyetiyle hareket ettiğini  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının eser sahibi olduğu dava konusu eserlerin davalı yayınevi tarafından yayımlanması sonucu, taraflar arasındaki ilişkinin, dava konusu eserlerin basım tarihleri esas alındığında, 2014-2018 yılları arasında devam ettiği, davalı Yayınevi ile davacı arasında 20.11.2017 tarihinde aynı içerikli iki sözleşme imzalandığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulması hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın sözleşmelerin geçerliliği noktasında toplandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin içeriğine bakıldığında ise; davacı yazar tarafından tüm kitaplarının telif haklarının 10 yıl süreyle davalı yayınevi yetkilisi ...’ya devredildiği, bu sözleşmeyle davalı yayınevinin, davacı yazarın tüm eserlerinin basımı, perakende ve toptan satışı konusunda yetkilendirildiği, FSEK’in sözleşmelerin şekline ilişkin 52.maddesi kapsamında; taraflar arasında imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmayan aynı içerikli ve 20.11.2017 tarihli iki sözleşmede; “... ... Yayınları  tarafından basılan/basılacak ve satışı yapılacak olan tüm Özgün Ve Çeviri Kitapları  için geçerli sözleşmedir. ... Yazar ... ... tüm kitapların telif haklarını 10 (On) yıl süreyle ...’ya ... devretmiştir. ..., Yazar ...’ın tüm eserlerinin basımını, perakende ve toptan satışını yapabilir.” hükümlerinden, davacı tarafından sözleşme imzası sırasında basımı devam eden ya da  10 yıl boyunca basımı yapılacak kitaplarının çoğaltma (basım) ve yayma (satış) haklarının davalı yayınevine devredildiğinin açıkça belirtilmiş olması nedeniyle taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin var olduğunun görüldüğü, davacının “...”  isimli pek çok eserinin 2014-2017 yılları arasında davalı yayınevi tarafından yayımlanması, davacının davalıya yayımlanmak üzere eserlerini vermesi sonucu ilişkinin süreklilik arz etmesi, akabinde de yazılı sözleşme imzalanması hususları karşısında dinlenemeyeceği, aksi kabulün yani eserlerin izinsiz yayımlanmasının yayıncılığın olağan akışına aykırı olacağı,  taraflar arasında imzalanan 20.11.2017 tarihli iki sözleşmede de telife ilişkin bir hüküm yer almadığından ve dosya kapsamında da başka bir billgi/belge bulunmadığından bu hususta  bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, aynı içeriğe sahip gerek Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen, gerekse davacı vekili tarafından sunulan, dava konusu eserlere ilişkin Süreli Olmayan Yayınlar İçin Bandrol Talep Formu ve Taahhütnamesi suretleri ekinde de taraflar arasında imzalanmış sözleşme suretleri bulunduğu, bu sözleşmelerde ya telife ilişkin bir ibarenin yer almadığı, ya telif olarak yazara belli adette kitap verileceği ya da yayıncı ve yazarın kitap dağıtıma çıktıktan sonra altı aylık süreler içinde sayım yaparak satılan kitap gelirini (dağıtım, kitabevi payları çıkarıldıktan sonra) %50 olarak bölüşecekleri ibaresinin yer aldığı, açıklanan nedenlerle davacı açısından mali-manevi hak ihlali oluşmadığı, buna bağlı olarak da tazminat doğmayacağı, davacının talebinin tazminata ilişkin olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyaya sunulan 2014-2017 tarihleri arasında taraflar arasında imzalandığı beyan edilen sözleşmelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu konudaki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bu nedenle 06/09/2021 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunduklarını, sözleşmelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığı tespit edilerek davalı ... hakkında dava açıldığını, davalıların işbu sahte sözleşmeleri Kurum'a sunarak ilgili bandrolleri aldığını, yayım gerçekleştirerek telif ödemeden haksız çıkar elde ettiklerini, davalılar tarafından müvekkilinin umuma arz, işleme, çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiğini, bu zamana kadar telif ödenmediğini, 09.07.2018 tarihinde keşide edilen ihtarnameyle müvekkilinin eser sahipliğinden doğan haklarına tecavüzün durdurulması istenmesine rağmen davalılar tarafından eserlerin çoğaltılıp dağıtılmaya devam edildiğini, müvekkiline ait 23 adet eserin davalılar tarafından herhangi bir hak ve yetki devralınmadan, 2 adet eserin ise geçersiz 20/11/2017 tarihli sözleşmelere istinaden çoğaltıldığını, yayma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, 5846 sayılı FSEK'ten kaynaklanan mali haklara tecavüzün men'i, ref'i, hükmün ilanı ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait dava konusu iki tercüme kitabın işleme eser, diğer kitapların 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) anlamında davacı tarafın hususiyetini taşıyan “ilim ve edebiyat eseri” niteliğini haiz bulunduğu, davacının bunlar üzerindeki manevi ve mali hakların sahibi olduğu, davacının ... Yayınları tarafından basılan/ basılacak ve satışı yapılacak olan tüm eserleri üzerindeki \"basım, dağıtım, tanıtım ve perakende ve toptan satışını yapma\" haklarını FSEK'in 52.maddesi bağlamında yazılı olarak yapılan ve geçerli bulunan 20/11/2017 tarihli iki ayrı sözleşme ile on yıl süreyle davalı ...'ya devrettiği, FSEK'in 50.maddesi uyarınca eser sahibinin ileride meydana getireceği eserler bakımından da mali hakların devrinin geçerli bulunduğu, davacının çok sayıda eserinin 2014- 2017 yılları arası dönemde davalı tarafça basılıp yayınlandıktan sonra 20/11/2017 tarihli sözleşmeler imzalandığına göre, davacının izninin bulunmadığına dair iddiasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, 20/11/2017 tarihinden sonra da, yine aynı sözleşmeler ile verilen izin kapsamında davacının  \"Denemedi Demesinler\" ve \"Her Yaşta Çocuklar İçin Büyük Öyküler\" eserlerinin davalı tarafça basılarak çoğaltıldığı, davacı tarafından davalıya gönderilen Ankara 20. Noterliği'nin 09/02/2018 tarih, 212725 sayılı fesih ihtarnamesi ile verilen rıza geri alınmış ise de, FSEK'in 50/2.maddesi uyarınca anılan feshin, fesih tarihinden itibaren bir yıl sonra hüküm ifade edeceği, dava tarihi itibariyle feshin üzerinden bir yıl geçmediğinden, davalının sözleşme kapsamındaki eylemlerinin davacının rızasına dayalı olduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenle davacıya ait mali hakların ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği ve davacı lehine tazminat hakkının doğmadığı, taraflar arasında düzenlenen 20/11/2017 tarihli sözleşmelerde telif ücreti kararlaştırılmadığından davacının sözleşme kapsamında bir alacağının da bulunmadığı, mahkemece işbu davanın konusunu oluşturan ve taraflar arasında imzalandığı çekişmesiz bulunan 20/11/2017 tarihli sözleşmeler esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"741d4629061d9609","SID":"981bd73599d62860"}}