{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2025/178 <br>KARAR NO:2025/359<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/12/2019<br>NUMARASI:2014/1258 Esas, 2019/1090 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/12/2019 tarih ve 2014/1258 esas 2019/1090 karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi sonunda Dairemizin 12/06/2023 tarih 2020/797 - 2023/721 sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verildiği,  davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03/12/2024 tarih ve 2023/3293 esas, 2024/4554 karar sayılı kararı ile dairemiz kararı kaldırılmış ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın dairemize gönderilmiş olup, Dairemiz'ce açılan duruşmada bozmaya uyularak yapılan yargılama  sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen davalı şirketin grup şirketlerinden ...'in yaptığı ve yapacak olduğu muhtelif tesis inşaatları için gerekli etüt, proje ve mühendislik hizmetlerinin hazırlanması kapsamındaki sözleşme doğrultusunda müvekkilinin üzerine düşen edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafın ödemelerini yerine getirmediğini ileri sürerek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.014.917,04 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, dava dilekçesinde belirtilen yapıların ...'in özelleşmesinden önceki döneme ait olduğunu, anılı yapılara ilişkin olarak Payas Belediyesi'nce ruhsata tabi olduklarının bildirilmesi üzerine davacı tarafla ruhsatın kendilerince alınması hususunda anlaşmaya varıldığını, her bir projenin ayrı bir paket şeklinde kabul edildiğini ve karşılıklı müzakere edilerek protokole bağlandığını, ana sözleşmeye göre ruhsat alındıktan sonra ve belediye paftaları onaylandıktan sonra ayrı bir protokolle yapılacak müzakere sonrası paketin özelliklerinin belirlenmesi gerekirken dava dilekçesi ekinde sunulan 38 yapıya ait bir protokol sunulamadığını, davacı tarafın ruhsatı temin etme edimini yerine getirmediğini, ruhsatı alınamamasının nedeninin ise; davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi olduğunu, yaşanan  süreçte bilahare müvekkilinin yaptığı başvurular üzerine bir kısım yapıların ruhsata tabi olmadığı yönünde encümen kararları alındığını ve davacı tarafından 8 nolu tutanak ile teslim aldığı ikinci kök kırma ve kok kuru söndürme toz toplama ruhsatının, ayrıca 9 nolu tutanak ile teslim edilen 56 adet yapının 17 adedinin ruhsatını alarak müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin de bunların bedelini eksiksiz ve tam olarak ödediğini, davacı tarafın ruhsatını aldığı işlerden dolayı hakedişlerini almasına rağmen bunlardan bahsetmediğini, ruhsatını alamadığı işlerden bahsettiğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar  verilmesini istemiştir. Mahkemece, yanlar arasındaki sözleşmeye 64 adet binanın konu edildiği, davacı yanın 64 bina yönünden hizmet gereğini yerine getirip projelerini ilgili Belediye'ye sunduğu,Belediye ile davacı arasında meydana gelen bazı binaların ruhsata tabi olup olmadığı yönündeki hukuki tartışmanın davacıya karşı ileri sürelemeyeceği, nitekim para cezaları ödenen 17 adet bina yönünden Belediye tarafından ruhsatların verildiği, diğer binalar yönünden ise; Belediye tarafından tahakkuk ettirilen para cezaları davalı tarafça dava konusu edildiğinden konuya ilişkin Belediye cevabi yazısından da anlaşılacağı üzere ruhsatlarının verilmesi hususunun bu yöndeki idari davaların neticesine bağlandığı,anılı davaların ruhsatlara ilişkin olmayıp tahakkuk ettirilen para cezalarının iptali istemine ilişkin olduğu,\tdavacının; eser ve vekalet sözleşmesi hükümlerinden oluşan yanlar arasındaki karma sözleşme de üstlendiği edimlerini yerine getirdiği,ruhsatların davacının sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle alınamadığı hususlarının davalı tarafça kanıtlanamadığı,para cezalarının ödenip ödenmemesi veya dava konusu yapılması hususunun davalıya ait bir tercih olduğu,bu hususun neticesinin davacıya yüklenemeyeceği, davacının ücrete hak kazandığı,hükme esas alınan son ek raporda hesaplanan bedellerin projelere ilişkin olduğu, ücrette hak ve nesafete göre indirime gidilmesini gerektirir haklı bir sebep bulunmadığı, davacının bu miktarı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 764.464,85 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, mahkemece esas alınan bilirkişi raporunda alacak miktarının eksik hesaplandığını, hesaplanan bedelden ayrıca %7eksiltme/hakkaniyet bedeli düşüldüğünü belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, İskenderun'da kurulu fabrika binalarının 2007 yılında Payas Belediyesi tarafından \"yapı ruhsatı olmadığı gerekçesiyle\" mühürlendiğini ve idari para cezaları tahakkuk ettirildiğini, fabrika sahasının çok büyük yapı komplekslerinden oluşması nedeniyle aceleyle yapıların geçmiş hukuki statüsü gözetilmeksizin yapı ruhsatı alınmaya çalışıldığını, bu amaçla davacı ... firması ile 06/04/2007 tarihinde ... İşine ait Sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile davacı tarafın iş sahibinin hali hazırda İskenderun'da mevcut bina ve tesislerinin yapı ruhsatını almakla yükümlendiğini, bu kapsamda davacıya muhtelif tesislerin ruhsatlandırılması konusunda ayrı ayrı 30 adet hakediş yapıldığını, toplamda 7.326.804,26 TL ödeme yapıldığını, işin devamı esnasında bir kısım taşınmazların kanun gereği yapı ruhsatına tabi olmadığının anlaşıldığını, davacıyla müvekkili şirket arasındaki hukuki ihtilafın bu nedenle ortaya çıktığını,  davacıya onaylı mimari projenin zaten teslim edildiğini, davacının gördüğü işin hazır paftalar için meslek odalarından onay alıp sunmaktan ibaret olduğunu, dava konusu hizmetin içeriğinin hazır paftaları onaylatmaktan ibaret olup bilirkişilerce çizim dahil olacak şekilde ücret hesaplaması yoluna gidildiğini, davacının olaydaki fonksiyonunun hazır çizilmiş projeleri ve sicil durum belgelerini ilgili belediyeye teslim ederek ruhsat alınması olduğunu, teknik resim çizme ile hazır çizilmiş evraklarının sicil durum belgelerini alma açısından orantısız bir emek ve mesai farkı bulunduğunu, dolayısıyla verilen kararın hakkaniyete de aykırı olduğunu, davacı şirket ile yapılan protokolle mülkiyeti ... A.Ş'ye (...) ait bir kısım taşınmazların yapı ruhsatı alınması için anlaşma yapıldığını, dava konusu ... şirketinin mülkiyetinde olan taşınmazların daha önce kamuya ait olup 1970'li yıllarda kamu tarafından inşa edildiğini, kamu kurumlarınca kendi taşınmazları inşa edilirken belediyelerden yapı ruhsatı alınmadığını, ...'in 2002 yılında özelleşmesi üzerine müvekkili şirketin hisselerinin tamamen özel sektöre devrolunduğunu, ... Özelleştirildikten sonra Payas Belediyesince hatalı bir karar alınarak ...'e ait taşınmazların yapı ruhsatı olmadığı gerekçesiyle mühürlendiğini, durumun aciliyeti nedeniyle davacı ile sözleşme imzalandığını, daha sonra sözleşme konusu yapılar için yapı kullanma izin belgesine ihtiyaç olmadığının anlaşıldığını,bu nedenle yapılan sözleşmenin en başından itibaren ölü doğması yani \"butlanı\"nın söz konusu olduğunu müvekkilinin \"Yapı Kullanma İzni Alınmış Sayılan Yapılar\" için davacı ile yapı ruhsatı alınması konusunda sözleşme imzalamış olması hatta sözleşme kapsamındaki bir kısım yapılar için imar para cezasının ödenmesi sonucu yapı ruhsatı alınmasının davacıya müktesep hak bahşetmediğini, zira sözleşmenin esaslı unsurunun yapı ruhsatı almak olup, sözleşmenin esaslı unsurunda kurulduğu esnada hali hazırda var olan  bir imkansızlık veya esaslı yanılma söz konusu olduğunu, kaldı ki davacı tarafın yüklenici olup bu konuda ehil olması gereken ve müvekkili uyarması gereken taraf olduğunu, müvekkilinin zaten ruhsata tabi olmayan bir yapı için ruhsat alım sözleşmesi düzenlemesinin esaslı bir yanılma olduğunu, ruhsata tabi olmayan bir yapı için ruhsat alım sözleşmesi düzenlenmesinin beklenemeyeceğini,\tdosyaya sunulan ve taraflarınca itiraz edilen son bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında davacının alacağının 647.851,57 TL ve %18 KDV 116.613,28 TL eklendiğinde toplam 764.464,85 TL olarak hesaplandığını, davacının dava dilekçesinde alacak kalemi olarak KDV talep etmediğini, HMK'nın 26. Maddesinde belirtilen taleple bağlılık ilkesi gereği, davacının talep etmediği bir alacak için hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bununla birlikte davacının talep ettiği alacaklar için fatura kesmediğini fatura kestiği ve KDV alacağının doğduğuna dair delil dermeyan etmediği gibi böyle bir iddiada da bulunmadığını, bu nedenle bilirkişinin KDV dahil hüküm verilmesinin hatalı olduğunu  belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizin 12/06/2023 tarih 2020/797 esas 2023/721 sayılı kararı ile; davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2019 tarih ve 2014/1258 esas, 2019/1090 karar sayılı kararının kaldırılmasına, Davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03/12/2024 tarih 2023/3293-2024/4554 sayılı ilamı ile; dosya kapsamında, davacı yüklenicinin bu sözleşme uyarınca, 64 adet yapıya ilişkin tüm inşaat projelerini hazırladığı, bu projelerin ilgili belediyeye sunulduğu, belediye tarafından daha önce imar para cezası kesilen 17 adet yapıya ilişkin para cezalarının yapı sahibi tarafından ödenmesi üzerine yapı ruhsatlarının verildiği, imar para cezası ödenmeyen diğer yapılara ilişkin idari yargıda açılan davaların sonuçlanmasının beklendiği, bu davalar sonucunda, söz konusu yapılara ruhsat alınmasına gerek olmadığı tespit edilerek imar para cezalarının iptal edildiği, belediye encümenin 12.10.2012  ve 18.10.2012 tarihli toplantılarında da bu sahada inşa edilmiş bir kısım yapılar hakkında yapı ruhsatı alınmasına gerek olmadığına dair kararlar alındığı anlaşılmıştır.Bölge Adliye Mahkemesince, davacı yüklenicinin, özen ve sadakat yükümlüğünün gereği basiretli bir yüklenici gibi davranarak, bu yapıların ruhsata tabi olmadığını, davacı iş sahibine bildirmesi gerektiği, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının, iş bedeli talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Söz konusu yapıların, 1970’li yıllarda kamu idareleri tarafından inşa edildiği, özelleştirme sonrası ilgili belediye tarafından yapı ruhsatları bulunmadığı gerekçesiyle imar para cezaları kesildiği ve tarafların bunun üzerine inşaat ruhsatlarının alınması amacıyla bu sözleşmeyi düzenledikleri görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince, inşaat projeleri ile ilgili mühendislik ve danışmanlık hizmet veren davacı şirketin bu yapıların ruhsata tabi yapılardan olmadığını bilmesi gerektiği sonucuna varılmış ise de, davalı iş sahibi şirket de aynı alanda faaliyet göstermektedir. Davalı iş sahibi şirket, dava dışı mülkiyet sahibi ... A.Ş. ile yaptığı ayrı bir sözleşme ile bu işi üstlenmiş ve alt yüklenici olarak davacı şirkete vermiştir. Bu yapıların 1970’li yıllarda kamu idaresi tarafından inşa edilmesi nedeniyle ruhsata tabi olmadığını, sözleşme tarihinde aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketin de bilmediği anlaşılmaktadır. Bunun da ötesinde, yapı ruhsatı vermekle yetkili olan belediye de yapıların bu niteliğini bilmeden imar para cezaları uygulamıştır. Nihayetinde idari yargı süreçleri sonucunda bu durum açıklığa kavuşmuştur. Sonuç olarak, somut olayda, davalı iş sahibi şirket  davacı yüklenici şirketten, sözleşme konusu yapıların tarihsel sürecini ve buna bağlı olarak ruhsata tabi olup olmadığını bilmesini bekleyemez.Bu durumda, davacı şirketin, dava konusu bakiye iş bedeline hak kazandığının kabulü ile ilk derece yargılaması sırasında alınan ve hükme elverişli bulunan 30.04.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda tespit edilen 764.464,85 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, denilerek  dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizce 10/04/2025 tarihli duruşmada Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03/12/2024 tarih ve  2023/3293 Esas  2024/4554 Karar sayılı bozma  ilamına  uyulmasına karar verilerek; yargılamaya devam olunmuş ve bozma ilamına gereği aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kısmen kabulü ile 764.464,85TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN:1-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 52.220,59 TL ilam harcından peşin alınan 17.332,25TL’nin mahsubu ile bakiye 34.888,34TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,2-Davacı tarafından yatırılan 17.332,25TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davacı, kendisini vekille  temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 118.669,73 TL TL ücret-i vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, (Kabul edilen 764.464,85 TL üzerinden hsaplanan) 4-Davalı, kendisini vekille  temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 40.072,35 TL  ücret-i vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ( reddedilen 250.452,19 TL üzerinden hesaplanan) 5-Davacı tarafından yapılan 9.506,00TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlanması neticesinde 7.160,20TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan 50,00TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlanması neticesinde 12,30TL’nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN:1-Yatırılması gereken 52.220,59 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan toplam 47.889,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.331,45 TL istinaf karar harcının  davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR İRADINA, 2-Yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 10/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60253947a397e5c9","SID":"239013b310263dfa"}}