{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/122 <br>KARAR NO\t: 2025/122<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/02/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/483 Esas,  2022/95 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yapmış olduğu tek taraflı trafik kazası sonucu araç içinde yolcu konumunda bulunan müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, olay nedeniyle Aşkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/... soruşturma numarası ile taksirle birden fazla kişinin yaralanması sebebiyle soruşturma başlatıldığını ve 2020/... Karar numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin bu olay sebebiyle hastanede tedavi gördüğünü ve malul kaldığını, müvekkilim ev hanımı olarak çalıştığını, müvekkilinin iş gücü kaybından dolayı sigorta şirketine müracaat edildiğini,  söz konusu sigorta şirketi tarafından bir kısım ödeme alındığını, yapılan ödemenin yeterli olmadığını,  Arabuluculuk için toplantı yapıldığını, fakat anlaşmaya varılamadan arabuluculuk sürecinin sonlandığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, maddi tazminat miktarını bilirkişi tarafından hesaplanacak tutar üzerinden ıslah etmek üzere şimdilik meydana gelen trafik kazası nedeniyle 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihiden itibaren işletilecek ticari faizi ile tüm davalıdan tahsiline (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıdan tahmiline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Aktüerya raporunda davacının maluliyeti nedeniyle oluşan maddi zararının 47.599,51 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketinin davacının başvurusu üzerine yaptığı ödeme ise 108.003,41 TL olduğundan davalının bakiye iş gücü kaybı tazminatının bulunmadığı tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet raporu ve aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle \"Davanın reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin maluliyetinin doğru tespit edilemediğini, müvekkilinin yargılama esnasında bile hastanelerde tedavi olmaya devam ettiğini, bu nedenle ATK tarafından düzenlenen maluliyet oranı oldukça düşük olmakla birlikte müvekkillinin maluliyetinin doğru tespit edilemediğini, nitekim ATK'nın müvekkili muayene etmeden rapor düzenlediğini, müvekkilinin İstanbul ATK'ya sevk edilerek rapor düzenlettirilmesinin talep etmelerine rağmen, bu taleplerinin kabul görmediğini, müvekkilin maluliyeti doğru tespit edilemediğinden bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın da doğru olmadığını, müvekkilinin zararının daha çok olup doğru tespit edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi  tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili dava dilekçesinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın yapmış olduğu tek taraflı trafik kazası sonucu araç içinde yolcu konumunda bulunan müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, müvekkilinin bu olay sebebiyle hastanede tedavi gördüğünü ve malul kaldığını, müvekkilim ev hanımı olarak çalıştığını, sigorta şirketi tarafından bir kısım ödeme alındığını, yapılan ödemenin yeterli olmadığını,  iddia ederek maddi tazminat talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; <br>a-Davacının aynı kazaya bağlı olarak yeniden talepte bulunabilmesi için maluliyet oranındaki artışta gelişen bir durumunun olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. <br>Davacı somut davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine vekili aracılığıyla başvurmuş ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 24.08.2020 tarihinde toplam 108.003,31 TL ödeme yapmıştır. Davacı 2 yıl içerisinde 22.12.2020 tarihinde işbu davayı açmıştır<br>Taraflar arasında aynı olaya ilişkin görülen varsa davanın kesinleşmesi veya davacının davalıyı ibra etmesi durumunda bu taraflar için bağlayıcı olup artık aynı hukuki sebeplerle ikinci bir dava açılamaza veya talepte bulunulamaz. Ne var ki gelişen durumların varlığı halinde artık yeni ortaya çıkan durumlar açısından kesin hüküm söz konusu değildir. Zira daha önceki yargılamadan sonra  veya ibradan sonra gelişen bu durumlar yargılama konusu yapılmamış ve ibra tarihinde dikkate alınmamıştır. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. (Yargıtay 4. HD 2022/568 E. 2022/9828 K. Yargıtay 17. HD 2014/13399 E. 2017/198 K.) <br>Somut olayda; bu davadan önce yapılan ödeme tarihinde maluliyet oranına ilişkin rapor bulunmamakta, eldeki davada ise davacının % 2 oranında sürekli iş  göremez olduğu belirtilmiş ancak raporda gelişen durum olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece karara esas alınan maluliyet raporunda gelişen durum olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle anılan rapor karar vermeye yeterli ve elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilememez. Davacı, ödeme tarihinden sonra maluliyet oranında gelişen durum bulunduğunun tespit edildiği takdirde tazminata hak kazanabilecektir. Bu durumda mahkemece davacıya ait tüm tıbbi belgeler getirtilerek tedavinin hangi tarihte tamamen sona erdiği, ödeme tarihinden sonra tedavinin devam edip etmediği, yine aynı tarihten sonra gelişen durum olup  olmadığı ve  gelişen durum var ise  kaza ile gelişen durum sonucu ortaya çıkan maluliyet oranı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, gelişen durumların olmaması halinde davanın reddine karar verilmesi, gelişen durumların bulunması halinde yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi, gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>b-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br>Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak  bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet  kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve  tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br> Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacının artan maluliyetinin tespiti halimde yukarıda da belirtildiği üzere dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında yolcu emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu, ATK raporunda \"... Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalınca düzenlenen 21.05.2021 tarih ve ...sayılı rapora esas olmak üzere; a) Aşkale İlçe Devlet Hastanesince düzenlenen 20.10.2019 tarih ve ...sayılı genel adli muayene raporunda; araç içi trafik kazası geçirdiği, baş ve bel ağrısı olduğu, genel durum orta, şuur açık, başın sol kısmında yaklaşık 10 cm uzunluğunda cildin tüm katmanlarını alan kesi olduğu, b) ... Hastanesi Beyin Cerrahi Kliniğince düzenlenen 21....2019 giriş tarihli epikriz raporunda; araç içi trafik kazası geçirdiği, baş ve bel ağrısı olduğu, sol göz üstünden frontale uzanan sütur edilmiş yara olduğu, nörodefisit olmadığı, c) ... Hastanesi Radyoloji Kliniğince düzenlenen 21...2019 istem tarihli beyin, toraks, abdomen ve vertabra BT'de; kemik yapıların ve yumuşak dokuların normal olduğu, sağ frontoparietooksipital alanda en kalın yerinde 9 mm'ye varan subdural hematom ile uyumlu dansite artışı izlendiği\" belirtildiği anlaşılmaktadır.<br>Açıklanan vakıalar karşısında ilk derece mahkemesince KTK'nın 78. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılması halinde de, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı ve emniyet kemeri takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; koruyucu ekipmanın takılmadığı ve bu durumun maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, BK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen yöntemine uygun şekilde (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387  K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.). yani tespit edilen en son rakam üzerinden değil ilk başta tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden indirim yapılması şeklinde müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle  karar verilmesi germektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5622 E. 2021/7246 K.)<br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile davacının varsa ödeme aldığı 24.08.2020 tarihinden  sonraki tüm tedavi evraklarının getirtilmesi, dosyadaki önceye dayalı tüm tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle, davacının bizzat muayenesi de sağlanarak davalı sigorta şirketinden ödeme aldığı tarihinden sonra tedavilerinin devam edip etmediği, ödeme tarihinden sonra maluliyet oranında ''gelişen bir durum'' bulunup bulunmadığı ve maluliyet oranı, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerini göre belirlenmek suretiyle Üniversite hastanelerinin adli tıp kürsüsünden veya Adli Tıp Kurumu’ndan ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor aldırılarak ve akabinde aktüerya hesap bilirkişisinden ek rapor (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş ve HMK 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca  kararın kaldırılmasına dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br> HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 27.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ba2078771138725","SID":"66635d65d4d7a5ff"}}