{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/444 <br>KARAR NO\t: 2025/653<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/95 E.  -  2022/393 K.<br><br><br><br>ASIL DAVA                          :  Marka Hükümsüzlüğü<br>KARŞI DAVA\t: Kullanmama Nedeniyle Marka İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/12/2022 Tarih ve 2022/95 Esas - 2022/393 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Asıl davada davacı vekili, davalı adına tescilli 2010 08677 sayılı markanın, davacı adına tescilli 2003 01411, 2009 53087 sayılı ve dava dışı kişiler adına tescilli 2005 05033 ve 2010 01951 sayılı markalar ile SMK m. 5/1(ç) hükmüne göre ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, nitekim 2010 08677 sayılı markanın tescil işlemleri esnasında bu markanın sayılan markalara benziyor olması nedeniyle 556 s. KHK’nın 7/1(b) hükmüne istinaden TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, davalının bu red kararına karşı açmış olduğu davanın Ankara 4. FSHHM’nin 2011/429 Esas no.lu dosyasında yapılan yargılaması sonucunda 2013/21 Karar no. ile karşılaştırılan markaların 556 s. KHK’nın 7/1(b) hükmü kapsamında benzerliğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle kabul edildiğini ve bu kabul kararının Yargıtay tarafından da onandığını, davacının yokluğunda cereyan eden bu davadan sonradan haberdar olması nedeniyle yargılamanın iadesi talebinde bulunduğunu, bu talebin Ankara 4. FSHHM’nin 2021/362 Esas 2022/1 Karar sayılı ilamı ile reddedildiğini, davacının bu karar aleyhine istinaf yoluna başvurduğunu ve istinaf incelemesinin henüz yapılmadığını,  taraflar arasında yargıya intikal eden altı ayrı uyuşmazlıkta, davacının 2003 01411 sayılı “...”lı markası ile davalının kendi adına 12, 37, 39 ve 43.sınıflara giren emtialar yönünden tescil ettirmek istediği 2007 48251, 2007 48252, 2007 48255 ve 2007 48256 sayılı “...”lı markaları arasında 556 s. KHK’nın 7/1(b) maddesi hükmü anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olması nedeniyle davalının bahsi geçen markalarının reddi yönünde verilen TÜRKPATENT kararının ihtisas mahkemeleri tarafından yerinde ve doğru bulunduğunu ve  kararların Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, bu sefer davalının davacının 2003 01411 sayılı markasının kullanmama nedeniyle iptali talebiyle açtığı davanın Ankara 4. FSHHM’nin 2013/83 Esas sayılı dosyasında yürütülen yargılaması sonucunda 2013/160 Karar sayılı karar ile; “Kara taşımacılığı hizmetleri, taşıma komisyonculuğu hizmetleri, özel şoförlük hizmetleri, kara taşıtlarının kiralanması hizmetleri...Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” hariç tüm emtialar bakımından kabul edildiğini ve bu kararın Yargıtay incelemesinden de geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun “davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı” yönündeki hükmü neticesinde Ankara 2. FSHHM’nin 2015/473 Esas 2017/433 Karar nolu ilamı ile verilen karar ile de, davalının kara ve hava taşımacılığı hizmetlerinde “...” tanıtma vasıtasını kullanmasının davacının 2003 01411 sayılı tescilli markasından doğan haklara tecavüz sayılması gerektiğine ve davacı lehine tazminata hükmolunduğunu, davacının tazminat miktarı konusunda başvurduğu karar düzeltme kanun yolu nedeniyle bu kararın henüz kesinleşmediğini, bütün bu yargı süreçleri devam ederken davalının bu sefer sadece “...” ibaresini değil, tüm ticaret unvanını marka olarak tescil ettirmek üzere gerçekleştirdiği 2010/08677 sayılı dava konusu marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından reddedilmesi üzerine davalının açtığı davanın, davacının gıyabında Ankara 4. FSHHM’nin 2011/429 Esas nolu dosyasına kapsamında yürütülen yargılaması sonucunda 2013/21 Karar no.lu karar ile kabul edildiğini, markanın davalı adına tescil edilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraflar arasında yargıya intikal etmiş uyuşmazlıklar sürerken davalının böyle bir marka başvurusunda bulunmasının ve bu markayla ilgili yargılamayı davacıya ihbar etmememesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, davacının davalının “...” ibareli markayı kara ve hava taşımacılığında kullanmasına hiçbir zaman sessiz kalmadığını ve tescilli markasından doğan hakları gerektiği gibi savunduğunu, “kötü niyetin bölünmezliği” ilkesi gereğince dava konusu edilen 2010 08677 sayılı markanın, kapsamına giren tüm emtialar yönünden hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı-karşı davacıya ait  2010 08677  sayılı markanın iddiaların aksine \"tanınmış marka\" olmadığını, davacının marka tescillerinin davalıdan önceki tarihli tesciller olduğunu, davalının 2004-2009 yılları arasında savunulduğunun aksine “...” markasını tanıtmak hususunda kayda değer hiçbir çaba göstermediğini, davalının asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen markasını kötü niyetle tescil ettirdiğini ileri sürerek, 2010 08677 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra asıl davasını tamamen ıslah ederek, davalının davacının 39. Sınıfta tescilli 2003 01411 ve 2009 53087 sayılı markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer 2010 08677 sayılı markayı aynı hizmetler yönünden tescil ettirmek ve kullanmak suretiyle davacının tescilli markalarından doğan haklarına da tecavüz ettiğini ileri sürerek, tecavüzün durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına, davalının 2010/08677 sayılı markasının kötüniyetli tescil nedeniyle tüm sınıflar yönünden SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Şirket vekili,  müvekkilinin 2004 yılından bu yana Eskişehir’de ticari hava taksisi işletmeciliği, yurtiçi ve yurtdışı lojistik işletmeciliği, kara ve deniz taşımacılığı alanlarında faaliyet gösterdiğini, “...” markasını 39.sınıfa giren hizmetlerde ilk olarak 2007 yılında kendi adına TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, halihazırda “...” ibaresini ihtiva eden 2007 48251, 2007 48252, 2007 48255, 2007 48256, 2010 08677, 2019 93225 sayılı markalarının tescilli olduğunu ve 2004 yılından beri hava, deniz, kara ve demiryolu taşımacılığında kullandığı “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, bu markanın davalı-karşı davacı adına tüketiciler nezdinde ayırt edicilik kazandığını, www.sarplojistik.com uzantılı web sitesinin de bu faaliyetler çerçevesinde kullanıldığını, hazırlanan uzman görüşlerinde de “...” markası üzerinde davalı-karşı davacının  öncelikli ve kazanılmış bir hakka sahip olduğunun tespit edildiğini,  dava konusu edilen markanın davacı-karşı davalının iddialarına mesnet aldığı markalara benzemediği yolunda verilen Ankara 4. FSHHM’nin 2011/429 esas 2013/21 Karar sayılı kesinleşmiş kararının somut uyuşmazlık açısından güçlü bir delil niteliğini haiz olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında SMK m. 5/1(ç) hükmünde ifadesini bulan yüksek derecedeki benzerlik şartının gerçekleşmediğini, davacı-karşı davalının kötü niyetli marka tescili iddialarının da somut delillerle ispat edilemediğini, davacı-karşı davalının ıslah ettiği haliyle asıl davada davacı-karşı davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, zira davacının davalının markasının 5 yıldır tescilli olduğunu bilmesine rağmen asıl davayı ancak şimdi ikame etmiş olmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu ve hukuken himaye göremeyeceğini savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında  davalının sadece araç kiralama hizmeti verdiğini 2003/01411 ve 2009/53087 sayılı markalarını 39 ve 43.sınıflarda kullanmadığını, taşımacılık faaliyetinde bulunmadığını  ileri sürerek 2009 53087 sayılı “...”  markasının 39’uncu sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava <br>taşımacılığı hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne <br>barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.”   ve  43’üncü sınıfta yer alan <br>“Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı <br>(kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil)” şeklindeki mal ve hizmetler yönünden ve <br>2003 01411 sayılı “... S ŞEKİL” ibareli markanın “Kara taşımacılığı hizmetleri, Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, özel şoförlük hizmetleri, Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” şeklindeki mal ve hizmetler yönünden kullanılmaması <br>sebebiyle kullanılmama hallinin başladığı tarihten itibaren iptaline <br>karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın asıl dava yönünden davacının 2003 01411 ve 2009 53087 sayılı tescilli markalarına vâki tecavüzün durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, davalının 2010 08677 sayılı markasının hükümsüzlüğüne, karşı dava yönünden, karşı davalının 2003 01411 ve 2009 53087 sayılı tescilli markalarının kullanmama nedeniyle kısmen iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, asıl davada taraf markalarının SMK m. 5/1-ç hükmü kapsamında aranan “herhangi bir takdir yetkisi ve şüpheye yer vermeyen bir biçimde aynı /ayırtedilemeyecek benzerlik ” olmadığı, dolayısıyla davalı-karşı davacının 2010 08677 sayılı markasının bu madde hükmüne dayalı olarak hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği, davalı-karşı davacının 2010 08677 sayılı markasının tescilinin kötü niyetli olmadığı, davalı-karşı davacının 2010 08677 sayılı markasını “kara taşımacılığı hizmetleri”nde kullanmasının, davacı-karşı davalının marka haklarına tecavüz olarak nitelendirilebileceği, karşı dava yönünden, davacı-karşı davalı adında tescilli 2003 01411 sayılı markanın; 39. Sınıfa giren; “Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” yönünden kullanılmama nedeniyle iptali koşullarının kısmen oluştuğu, davacı-karşı davalı adında tescilli 2009 53087 sayılı markanın; 39. Sınıfa giren; “Deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” ve 43.sınıfa giren; “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil)” yönünden kullanmama nedeniyle iptali koşullarının kısmen oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, davaya konu markanın 6769 sayılı kanunun 5/1 ç maddesi yönünden hükümsüzlüğü talebinin reddine, davaya konu markanın 6769 saylıı kanunun 6/9 maddesi gereğince kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğü talebinin reddine, davalının 2010/8677 sayılı markasının \"kara taşımacılığı hizmetlerinde kullanmasının davacı karşı davalının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, kaldırılmasına, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı davalı adına tescilli 2003/1411 sayılı markanın  39. Sınıf \"taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri yönünden \" kullanmama nedeniyle iptaline, karşı davalı adına tescilli 2009/53087 sayılı markanın 39. Sınıf \"deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. 43. Sınıf : yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı, (kreş) huzurevi hizmetleri dahil)\" yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı-karşı davalı ... LTd.Şti  vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraflar arasında yargıya intikal eden çok sayıda uyuşmazlık bulunduğunu, 2010/08677 sayılı marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali davasından haberdar olmadıklarını,  dava kendilerine ihbar edilse davalının bu markayı tescil ettiremeyeceğini, davalı aleyhine açılan Ankara 2. FSHHM'nin 2009/47 Esas sayılı marka tecavüzü davası devam ederken davalının dava konusu markayı tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunu, kötüniyet bölünemeyeceğinden davalı markasının tümden hükümsüz kılınmasının gerektiğini, işbu hükümsüzlük davasının kabulü halinde davalı tarafın karşı davasının da aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddinin gerekeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı/ karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal benzerlik bulunmadığından iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığını bu nedenle müvekkilinin marka kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini, davalı müvekkilinin \"...\" ibareli markaların gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, aradan geçen süre gözetildiğinde davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının kötüniyetli olduğunu, karşı dava yönünden davalının marka kullanımını ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: 1- Asıl dava, marka hükümsüzlüğü, karşı dava, kullanmama nedeniyle marka iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı-karşı davacının 2010/08677 sayılı markasının tescilinin kötü niyetli olmadığı, davacı-karşı davalının 2003/ 01411 sayılı markanın 39.sınıfa giren; “Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” yönünden, 2009/ 53087 sayılı markanın ise 39.sınıfa giren; “Deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” ve 43.sınıfa giren; “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil)” yönünden SMK'nın 9.maddesi anlamında kullanıldığını ispat edemediği anlaşılmakla,  davacı/karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin tüm, davalı/karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davacı vekili asıl dava dilekçesinde 2010/08677 sayılı markanın kötüniyetli tescil nedeniyle tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, daha sonra asıl davasını tamamen ıslah ederek, davalının davacının 39.sınıfta tescilli 2003/01411 ve 2009/53087 sayılı markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer 2010/08677 sayılı markayı aynı hizmetler yönünden tescil ettirmek ve kullanmak suretiyle davacının tescilli markalarından doğan haklarına  tecavüz ettiğini de ileri sürerek, tecavüzün durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına, davalının 2010/08677 sayılı markasının kötüniyetli tescil nedeniyle tüm sınıflar yönünden SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca da hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, sonuçta mahkemece asıl davada; \"davaya konu markanın 6769 sayılı kanunun 5/1 ç maddesi yönünden hükümsüzlüğü talebinin reddine, davaya konu markanın 6769 saylıı kanunun 6/9 maddesi gereğince kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğü talebinin reddine, davalının 2010/8677 sayılı markasının \"kara taşımacılığı hizmetlerinde kullanmasının davacı karşı davalının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, kaldırılmasına\" karar verilmiştir. Ne var ki davacının gerek dava gerekse ıslah dilekçesindeki hükümsüzlük talebi kötüniyetli tescil iddiasına dayalı olduğu gibi ıslah dilekçesinde de hükümsüzlük yönünden iki ayrı talep sonucu bulunmadığı halde mahkemece asıl davadaki hükümsüzlük talebinin iki ayrı bent halinde reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tDavacının ilk kez ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı istemlerinin incelenmesine gelince, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/07/2021 tarih,  2017/14-2815 Esas,  2021/888 Karar sayılı kararında; \"...kısmi bir dava açılmışsa, bu davanın kalan kısmı bir takım ilkeler çerçevesinde ıslaha konu olabilecektir. Ancak bir dava konusu, bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır... Eğer bir davanın konusunu teşkil eden taleplerden sadece bir bölümü istenmiş ve kısmi davaya konu edilmişse daha sonra kalan bölümü için ıslah söz konusu olabilecektir... Kural olarak dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usule ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi, davanın konusunda da ıslah mümkündür. Ne var ki ıslaha ilişkin yasal düzenlemeler göstermektedir ki, ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu hâline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır.\" biçiminde vurgulandığı üzere somut olayda da, davacının ilk kez ıslah dilekçesi ile öne sürülen \"marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması\" talepleri, dava dilekçesinde dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesi değil, dava konusu edilmeyen bir şeyin davaya ithali ve dava konusu haline getirilmesi mahiyetindedir. <br>\tAçıklanan nedenlerle, ıslah dilekçesinde yer alan \"marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması\" istemlerine ilişkin olarak, başlangıçta usulen açılmış bir dava bulunmadığı gibi ıslah ile dava konusu haline geldikleri de kabul edilemeyeceğinden, mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde kabul kararı verilmesi de yerinde değildir.<br> HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ... Ulaştırma Organizasyon Turz.Tic.Ltd.Şti vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin tüm, davalı-karşı davacı ... Havacılık Lojistik Turz.San ve Tic.A.Ş vekilinin karşı davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,\t<br>\t2-Davalı-karşı davacı ... Havacılık Lojistik Turz.San ve Tic.A.Ş  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 07/12/2022 gün ve 2022/95 Esas - 2022/393 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br><br>\tAsıl dava yönünden;<br>\t3-Asıl Davanın REDDİNE, \t<br>\t4-Asıl davada sunulan ıslah dilekçesinde yer alan \"marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması ile hükmün ilanı\" istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL maktu, 80,70-TL peşin harç ve  80,70-TL ıslah harcının düşümü ile kalan 373,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacı-karşı davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t6-Davalı-Karşı Davacı kendisini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak  davalı-karşı davacıya verilmesine,\t<br>\t7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalı-karşı davacı tarafından  istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,<br>\t9-Davacı-karşı davalıdan alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL'nin düşümü ile kalan 435,50-TL bakiye karar ve ilam harcının davacı-karşı davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,\t<br>\t10-Davalı-karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı-karşı davacıya iadesine,\t<br>\tKarşı dava yönünden<br>\t11-Karşı davanın KISMEN KABULÜ ile davacı-karşı davalı adına tescilli 2003/1411 sayılı markanın  39. Sınıf \"taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri yönünden \" kullanmama nedeniyle iptaline,<br>\t12-Davacı- karşı davalı adına tescilli 2009/53087 sayılı markanın 39. Sınıf \"deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. 43. Sınıf : yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı, (kreş) huzurevi hizmetleri dahil)\" yönünden kullanmama nedeniyle iptaline,\t<br>\t13-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacı-karşı davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>14-Davalı-Karşı davacı kendisini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,\t<br>15-Davacı-karşı davalı kendisini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak  davacı-karşı davalıya verilmesine,\t<br>16-Davalı-karşı davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.300,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.983,10-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 1.491,55-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.652,95-TL'nin  davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, bakiyesinin davalı-karşı davacı üzerinde bırakılmasına,<br><br>17-Davacı-karşı davalının istinaf aşamasında  yapmış olduğu 1.683,10- istinaf kanun yoluna başvuru  masrafının uhdesinde bırakılmasına,<br>18-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine (HMK m.333),<br>\t19-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davacı-karşı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t20-Davalı-karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı-karşı davacıya iadesine,\t<br>22-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025<br>\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2fa64e1df02fe16f","SID":"640592fed46409aa"}}