{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1826 <br>KARAR NO:2025/653<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:16.06.2020<br>NUMARASI:2013/313 Esas - 2020/332 Karar <br>DAVA:Menfi Tespit<br>Taraflar arasındaki  menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ;Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  ...ana bayisi .... Şti. ile ...bayisi olan ve davacının yetkilisi olduğu ... Şti.'nin ticari alışverişlerinin 2004 yılından itibaren devam ettiğini, bu süre zarfında sayısız alış-veriş gerçekleştiğini, bayilik anlaşması gereği malzeme alışını nakit, müşteri çekleri ve müşteri senetleri ile ödemelerde bulunarak malzeme alımının 4 yıl boyunca sürekli yapıldığını, İstanbul barosu avukatı ...'in davacı ve ... Şirketinin avukatlığını yaptığını, müşterilerine ait çek ve senetleri şirket adına işleme koymayarak, ... firması adına işleme koyarak ayrıca senet sahibi müşterileri rahatsız ederek şirketi zarara uğrattığını, ... firması müşterileri tarafından ... firmasına verilmiş olan senetlerine fahiş gecikme zammı ve masraf çıkartarak tefecilikle müşterileri zor durumda bıraktığını, bu müşterileri ... aleyhinde kışkırtarak ve aleyhlerine yönlendirerek kasıtlı çalışmalarda bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile ... sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davalı haksız ve kötü niyetli olduğundan inkar tazminatına mahkûm edilmesine, masraf ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinde davacı olarak görünen ... Şti. tüzel kişisi tarafından kaşesi veya ünvanı üzerine imza yetkilisi tarafından dava dilekçesi imzalanmadığını, yalnızca davacı ... tarafından imzalandığını, bu durumda ...'nın  ... Şti.'nin yetkilisi olmadığından HMK. ve TTK.'nın ilgili hükümleri gereği açısından davanın usulden reddi gerektiğini, ... Ltd. Şti.'nin 2006 yılından itibaren ödeme güçlüğüne düştüğünü, açık cari hesap borcunu ödemediğini, mal alımlarına karşılık ciro ederek verdiği müşteri çek veya senetlerin ödenmediğini, karşılıksız olanların ise \"ben ödeyemem siz asıl borçlulardan yasal takip yaparak tahsil edin\" diyerek borçtan kurtulmaya çalıştığını, bu tür karşılıksız müşteri evraklarının asıl borçlularından tahsilatının müvekkilini ayrıca bir zorluk arz ettiğini bazılarıyla davalık olduğunu, yani iddia edildiği gibi müşterilerini davacıya karşı kışkırtmasının söz konusu olmadığını, ... Şti.'nin daha önceden müvekkili tarafına verilen karşılıksız müşteri çek ve senetleri hariç olmak üzere, açık cari hesap ve ... ödemeli 15.11.2007 tarihinden başlayıp aylık periyod ile 15.06.2008 tarihinde biten 2.500 YTL bedelli 8 adet senet toplam bedeli 20.000 YTL bedelli karşılıksız  şahsi senet borcuna mahsuben toplam 45.000 YTL borcu için 27.12.2008 tarihinde şözleşme  imzalandığını, ... Şti. açısından dava dilekçesi şirket kaşesi veya ünvanı üzerine imza yetkilisi tarafından imzalanmadığını, dilekçede imzası bulunan ...'nın yalnızca şirket hissedarı olduğunu, ... web sayfasından alınan sicil bilgilerine göre de imza yetkilerinin farklı kişiler olduğunu, davacı tarafın iddiasının sadece 27.12.2008 tarihli sözleşmeden kaynaklanan hukuki ilişkiye dair olması gerektiğini, Av. ... ile davacıya karşı birlik olarak işlem yapmalarının ve müşterilerini kışkırtmanın pratik olarak mümkün olmadığını, Av. ...'e vekalet tarihinin 17.07.2007 olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen evrakların bu tarihten önce olduğunu, dolayısı ile karşılıksız evrak sorunlarının daha önceden yaşanmaya başladığını, dava dilekçesinde müvekkili tarafına ödeme olarak iddia edilen çek, senet ve diğer ödemeler ile ilgili davanın ... Şti. tarafından reddi gerektiğini, ...'nın dava dilekçesinde ifade edilen ve müvekkilinin taraf olduğu ödemelerden yalnızca ikisinde taraf durumda olduğunu, bunlardan birinin 02.09.2007 tarihinde ... Şti.'den ... Şti.'nin 2x10.000 YTL karşılıksız çekine mahsuben alınan ... ödemeli 15.11.2007 tarihinden başlayan aylık periyot ile 15.06.2008 tarihin de biten 2.500 YTL bedelli sekiz adet toplam bedeli 20.000 YTL senetleri olduğunu, bu senetlerin asıl borçlusu durumunda olan davacı ...'nın iş bu senetlerin de hiçbirini ödemediğinden 27.12.2008 tarihinde kendisine iade edilen 27.12.2008 tarihli sözleşme ile yeni senetleri sözleşme şartlarında alındığını, tarafı olduğu ikinci ödemenin ise, 27.12.2008 tarihli sözleşme ve bu sözleşme ile alınan 31 adet toplam 45.000 YTL senetleri olduğunu, ancak davacının bu senetleri de ödemediğini, davacıya tanınan birçok erteleme ve evrak değiştirme fırsatının kötü niyetle kullanan davacıya karşı yasal takipten başka yol kalmadığını ve toplamı 45.000 YTL olan senetleri, sözleşme şartlarının tanındığı bir kısım hak ile yasal takip açıldığını, Üsküdar ... İcra Dairesi ... (yenileme ile Anadolu ... İcra ...) dosyasına gelen tahsilatlar, icra müdürlüğü kayıtlarında mevcut olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle davacı borçlulardan ... Şti. yönünden davanın usul ve esastan reddine, diğer davacı borçlu ... yönünden davanın usul ve esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şti. adına ikame etmiş olduğu karşı davada özetle, diğer davacı borçlu ... yönünden 13.05.2011 tarihinden taşınmazın satıldığı 20.06.2013 tarihine kadar, 27.12.2008 tarihli sözleşmedeki akdi faiz ile ... sayılı icra dosyasındaki reeskont faiz farkına istinaden şimdilik 31.000 TL'nin diğer davacı borçlu ...'dan tahsiline ve bu tutarda borçlu olduğunun tespitine, davada kötü niyetli ve borcun tahsilini geciktirmeye yönelik olması sebebiyle takip konusu alacağın %40'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, davacı/karşı davalı ... ile davalı/karşı davacının 27/12/2008 tarihinde imzalanan sözleşmeyle, ... Şti.'nin, ... Şti.'ne olan borcu nedeniyle, \"borçlu tarafından borcuna karşılık alacaklıya verilmiş olup ödenmemiş durumda olan ... ödemeli 15/11/2007 tarihinde başlayıp aylık periyot ile 15/06/2008'de biten, 2.500,00-TL bedelli toplam bedeli 20.000,00-TL olan 8 adet senet borcunun, 15/02/2009 tarihinden 15/08/2011 tarihine kadar çeşitli vadelerde ve tutarlarda toplam 31 adet ve toplam 45.000,00-TL tutarındaki senetle ödenmesi\" konusunda anlaştıkları hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmeyi imzalayan davacı/karşı davalı ...'nın, ...  Şti.'nin davalı/karşı davacıya olan borçlarını ödemeyi üstlenmiş olduğu ve bu kapsamda, borcun imzalanan sözleşme ile tasfiye edilmiş olduğu, tarafların bonolardan herhangi birisinin vadesinde ödenmemesi halinde müteakip bonoların da muaccel hale geleceği hususunda ve ödenmeyen bono bedellerine takip tarihinden itibaren aylık %4 faiz uygulanması hususunda anlaştığı görülmüştür.Sözleşme konusu toplam 45.000,00-TL bedelli bono, ödenmediği iddiasıyla davalı/karşı davacı tarafından ... Sayılı dosyasıyla icra takibine konu edilmiş, dosya daha sonra yenilenerek ... Sayılı dosyası olmuştur. Dava konusu somut olayda, davacı/karşı davalı bu icra dosyası nedeniyle davalı/karşı davacıya borçlu olmadığını, sözleşmede iade edileceği taahhüt edilen bonoların kendisine iade edilmediğini iddia etmiştir. Davacı tarafın, sözleşmede kendisine iade edileceğinin taahhüt edildiğini ancak iade edilmediğini iddia ettiği bonolar ile ilgili, aleyhine icra takibi yapıldığı hususunda dosya kapsamında bir delil bulunmamakla birlikte, imzalanan borç tasfiyesi niteliğindeki sözleşmeden sonra davacı/karşı davalı tarafından davalı/karşı davacıya tarafından ödeme yapıldığına dair bir belge de dosyaya sunulmamıştır. Önceki borcun tasfiyesi mahiyetindeki sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte, borcun kaynağı olarak davalı/karşı davacı tarafın elinde bulunduğu belirtilen bonoların davacı/karşı davalıya iade edildiği karine olarak kabul edilmelidir, sözleşme imzalanmadan önce davalı/karşı davacının elinde bulunan sözleşme konusu bonoların bedelinin, sözleşme imzalandıktan sonra davacı/karşı davalıdan talep edildiği ve davacı/karşı davalının bu bonoların bedellerini ödemek durumunda kaldığı hususunun davacı/karşı davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Ancak davacı/karşı davalı tarafından bu hususu ispata yarar bir ödeme belgesi dosyaya sunulmamıştır.Taraflar arasında imzalanan borç tasfiyesi mahiyetindeki 27/12/2008 tarihli sözleşme ile taraflar arasındaki borç yapılandırılmış ve sözleşme konusu borç davacı tarafından kabul edilmiştir. Davacı/karşı davalının, sözleşme tarihinden sonra artık sözleşmeden önceki tarihlerde yaptığı ödemeleri ileri sürerek, sözleşme konusu bonolar nedeniyle borçlu olmadığını iddia edebilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle asıl davada, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacı/karşı davalı tarafından, taraflar arasında imzalanan 27/12/2008 tarihli sözleşmeden sonra ya da sözleşmeye konu bonolara mahsuben davalı/karşı davacıya ödeme yapıldığına dair bir belge sunulmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, mahkememizce her ne kadar tedbir kararı verilmişse de, verilen tedbir kararının mahkemeden alınarak infaz edilmediği anlaşıldığından davalı/karşı davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı/karşı davacı tarafından,... sayılı dosyası ile reestkont faizi talep etmiş oldukları, ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmede aylık %4 oranında faiz kararlaştırıldığı iddia edilerek faiz farkına mahsuben 31.000,00-TL'nin tahsili talep edilen karşı davada ise, yapılan bilirkişi incelemesinde davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıdan faiz farkı olarak toplam 31.065,94-TL talep edebileceği tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3-c maddesinde, davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıdan takip tarihinden itibaren aylık %4 oranında faiz talep edebileceğinin kararlaştırıldığı göz önünde bulundurulduğunda, yapılan hesaplama ve tanzim edilen raporun denetime elverişli ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu anlaşılmış, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 31.000,00-TL'nin davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği.... \" gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne,  31.000,00-TL'nin davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine  karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı, karşı davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflarınca mahkemeye sunulan bilgi ve belgeler değerlendirilmeden deliller toplanmadan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, nitekim 45.000 TL bedelli sözleşmeye/protokole dahil olan aşağıda yazılı çekler masraf, feri ve faizleri ile davalı tarafça tahsil edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin borcundan mahsup edilmediğini, Yargılama esnasında sunmuş oldukları Av. ... ile yapılan mail yazışmasında  ...'dan ilgili çeklere mahsuben tahsilat yapıldığı ve borca mahsup edileceği beyan edildiğini, ancak herhangi bir mahsup işlemi yapılmadığını, Yargılama esnasında HMK 220. maddesi uyarınca; davalıya ihtaratlı müzekkere yazılarak tüm ticari defterlerin dosyaya sunulmasının istenmesini, davalının ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini taleplerinin dikkate alınmadığını, Her yılın sonunda cari hesap toplam bakiye miktarını gösterir evraklar imzalanmakta  olup bir sonraki yıla ne kadar devredeceğinin belirlendiğini, ekte sunmuş oldukları listede  faturadan da görülebileceği üzere ... ile her alışveriş sonrası kesilen faturaların altında hesap bakiyesi görüldüğünü, davalı tarafça 16.07.2007 tarihinde ... Şti ye gönderilen belgede 31.12.2006 tarihi itibariyle toplam 807,00 TL devreden bakiyesi olduğunu, Ayrıca dava dışı ..., ... ve ...'a müzekkere yazılarak ilgili ödemeleri davalıya yapıp yapmadıklarının sorulması taraflarınca talep edilse de mahkemece bu talebin değerlendirilmediğini,Mahkeme dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun denetime elverişi ve uyumlu olduğunu ifade etmişe de bilirkişi raporu denetime elverişli bir rapor olmadığını, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, Müvekkilinin borcu olmadığına ilişkin iş bu menfi tespit davasına karşılık 31.000,00 TL faiz alacağı talepli karşı dava ile olmayan borca faiz işletilmiş olup haksız kazanç elde edilmek istendiğini, karşı davanın kabulü bu anlamda hukuka aykırı olduğunu, İstanbul ... İcra Dairesi ... Sayılı icra dosyası ile Marmara Üniversitesinde akademisyen olan müvekkillinin maaşına haciz konulduğunu, 37.474,00 TL tamamı tahsil edildiğini, Müvekkilinin davalı tarafa güvenerek müşterileri tarafından borcuna mukabil davalı tarafa yapılan ödemelerden habersiz, borcunu sözleşme ile sıralı senet halinde ödeme taahhüdü altına girdiğini, müvekkili ...'nın, 2008 yılında akdedilen sözleşme ile 37.600,00 TL müşterilerden alınacak para yerine faiziyle birlikte 45.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiğini, karşılığında çek ve senetlerin iade edileceğinin taahhüt edildiğini, ancak söz konusu müşteri çek ve senetlerinin iadesi gerekirken iade edilmemiş; davalı tarafça mükerrer tahsilatlar yapılarak haksız kazanç elde edildiğini, dilekçe ekinde sundukları ... belgesi incelendiğinde mükerrer tahsilat yapıldığının görüleceğini,Taraflar yükümlülüklerine kusurlu olarak aykırı davranıp görüşmelerin başlaması ile aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumlu olduklarını, Müvekkili ...'nın davalı taraf ve ... ile akrabalık ilişkisi de içeren karşılıklı güvene dayanarak ticari faaliyette bulunduğunu ve davalı karşı davacı tarafından aldatıldığını, ... ve ... birlikte ortak olarak hareket ederek  Marmara Mühendisliği ait müşterileri bu senetler vasıtası ile zor durumda bıraktıklarını, ... örneğinde olduğu gibi mükerrer tahsilat yapıldığını,  müvekkili ...'nın iyi niyet ve dostluk çerçevesinde görüşmelerde bulunduğunu ve Marmara mühendislik tarafından ... ile sözleşme yaptığını,  ancak davalı tarafça kötü niyetli olarak hareket edildiğini,Deliller toplanmadan, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, tanıklar dinlenmeden asıl davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine,  karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, davacı aleyhine... Sayılı dosyasında takip konusu yapılan alacak (Eski ... Sayılı dosyası) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine,  karşı dava, davalı/karşı davacı tarafından davacı/karşı davalı ... aleyhine, ... Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle takipte istenen faiz ile sözleşme uyarınca belirlenen faiz tutarı farkının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl  davanın reddine, karşı davanın kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı karşı davada davalı ...  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı, davalılar tarafından  ... Sayılı dosyasında  (... Sayılı dosyası) aleyhine başlatılan icra takibine konu borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür. İcra dosyasının incelenmesinde davalı... Ltd. Şti nin alacaklı, borçlunun ... olduğu, takip konusu asıl alacağın 27.12.2008 tanzim tarihli vade ve tutarları taraflar arasında imzalandığı ihtilafsız sözleşme uyarınca belirlenen  senetlere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Asıl davada davacı takip konusu bonoların hakkındaki dava tefrik edilen... Ltd. Şti nin takip alacaklısı davalı şirkete olan borçların tasfiyesi amacıyla 27.12.2018 tarihli sözleşme uyarınca verilen bonolar olduğunu, bonoların tüm ilişki kapsamında ve daha önce verilen ancak ödenmeyen müşteri çek ve bonolarına karşılık borçların tasfiyesi amacını taşıdığını ileri sürmüştür. Davalı ise takip ve dava konusu senetlerin, davacı şirket tarafından daha önce verilen ve karşılıksız çıkan müşteri çek ve bonoları dışında, cari hesap borcu  ve ... ödemeli 15.11.2007 tarihinden başlayıp aylık peryotlarla 15.06.2008 tarihinde sona eren ve her biri 2.500,00 TL tutarlı 8 adet karşılıksız kalan senet borçlarına mahsuben 27.12.2008 tarihli sözleşme uyarınca verilen bonolara ilişkin olduğunu ileri sürmüştür.İlk derece mahkemesi gerekçesinde açıklandığı üzere, Taraflar arasında imzalandığı ihtilafsız olan  borç tasfiyesi mahiyetindeki 27/12/2008 tarihli sözleşme ile taraflar arasındaki borç yapılandırılmış ve sözleşme konusu borç davacı tarafından kabul edilmiştir. İmzalanan borç tasfiyesi niteliğindeki sözleşmeden sonra davacı/karşı davalı yanca  davalı/karşı davacıya söz konusu  sözleşme uyarınca verilen bonolar kapsamında  ödeme yapıldığı usule uygun delillerle kanıtlanmamıştır. Önceki borcun tasfiyesi mahiyetindeki sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte, borcun kaynağı olarak davalı/karşı davacı tarafın elinde bulunduğu belirtilen bonoların ( davacı yanca tanzim edilerek yada müşteri çek ve bonoları kapsamında) sözleşme imzalandıktan sonra davacı/karşı davalıdan talep edildiği veya  davacı/karşı davalının bu bonoların bedellerini ödemek durumunda kaldığı hususunun kanıtlanmadığı sonucuyla kuralan hüküm isabetli olup,  aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yargılama aşamasında ilk derece mahkemesince hakkındaki dava tefrik edilen davacı şirket ile davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi rapor içeriğinden davacının defter ibraz etmediği, davalı yanın da inceleme için defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır. Buna göre kendisi de ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılan davacı vekilinin HMK 220 maddesi uyarınca  yargılama aşamasında davalı yanın defterlerinin incelenmesi talebinin  dikkate alınmadığı yönündeki istinaf ı yerinde değildir. Davanın niteliği, iddianın ileri sürülüş biçimi, takibin bonoya ilişkin olduğu, bonoların ise 27.12.2008 tarihli imzalandığı ve borç tasfiyesine ilişkin sözleşme uyarınca verilen bonolara ilişkin olduğunun ihtilafsız olduğu dikkate alındığında,  uyuşmazlığın tutarı itibariyle tanık dinlenemeyeceğinden, davacı vekilinin tanık dinlenmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Öte yandan,  HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre mahkemece  alınan bilirkişi  raporu takdiri delil olup, mahkemece dosyaya sunulan deliller ile bilirkişi raporu, icra dosyası , sözleşme hükümleri  birlikte değerlendirilerek ve  gerekçesi yazılarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalı vekilinin denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapor dikkate alınarak hüküm kurulduğu  yönündeki istinaf nedeni  de yerinde görülmemiştir.Davacı vekilince karşı davada kurulan hüküme yönelik de istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı/karşı davacı tarafından,...sayılı dosyasında talep edilen faiz ile taraflar arasında imzalanan sözleşmede kararlaştırılan  aylık %4 oranındaki faiz farkına mahsuben 31.000,00-TL'nin tahsili talep edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu içeriğindeki hesaplama ışığında  davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıdan faiz farkı olarak toplam 31.065,94-TL talep edebileceği tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3-c maddesinde, davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıdan takip tarihinden itibaren aylık %4 oranında faiz talep edebileceğinin kararlaştırıldığı göz önünde bulundurulduğunda, yapılan hesaplama ve tanzim edilen rapordaki hesaplama doğrultusunda karşı davada kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı karşı davalı vekilinin karşı davada kurulan hükme yönelik istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl davada davacı karşı davada davalı ... vekilinin asıl ve karşı davada verilen hükümlere karşı  istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı  reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı- karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davada verilen hükümlere karşı  istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı- karşı davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl dava yönünden 556,10 TL, karşı dava yönünden bakiye 1.617,00 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı- karşı davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 17.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b125cb69adea8fcd","SID":"bc56d9b69000afff"}}