{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2025/231 <br>KARAR NO: 2025/517<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 12/11/2024<br>NUMARASI: 2024/66 Esas - 2024/606 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket dava dışı takip borçlusu ... İnşaat şirketi aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. (... E. Sayılı dosya kaydı yenilenmiştir) sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu takibin kesinleşerek borçlu şirket nezdinde yapılan malvarlığı araştırmasında borca yeter derece ve sırada malvarlığına rastlanılamadığını ve fiili haciz uygulamasında da hacze kabil mal bulunamadığını, bunun üzerine  İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas 2017/201 Karar  ile; Dava dışı takip borçlusu ... İnşaat tarafından davalı ... San. A.Ş.'e devri gerçekleştirilen ... plaka sayılı ... marka, ... tipi, ... şase numaralı yüklenicinin tasarrufuna ilişkin işlemin iptaline, davacıya İstanbul ... icra ... E. (... E.) sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri geçmemek üzere satış yetkisi verilmesine karar verildiğini, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas 2017/201 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ... plaka sayılı ... Marka, ... tipi, ... şase numaralı araç davalı ... Madencilik'e devredildiğini, yine aracın sicil kayıtlarında da araç  davalı ... Madencilik adına kayıtlı olduğunu, fiili haczin uygulanabilmesi ve satış işlemlerine başlanılabilmesi adına tasarrufun iptaline konu aracın haczi için  davalı şirkete ait üç farklı adreste fiili hacze çıkılmış olup anılan makinenin bulunamadığını, işbu nedenlerle tasarrufun iptali kararının uygulanabilmesi ve aracın bulunabilmesi adına icra müdürlüğünden taşınır malın yerinin bildirimi için iş makinesinin sicilde kayıtlı son maliki ... San. A.Ş.'ye muhtıra çıkarılmasına karar verildiğini, çıkarılan muhtıranın e-tebligat yoluyla 02.09.2021 tarihinde davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket tarafından makinenin yerine ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığını ve söz konusu makinenin satış işlemlerinin yapılmadığını, tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne karar verilmesini talep  etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini  200.000,00  TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının tasarrufun iptali davası neticesinde satışına karar verilen iş makinesinin yerini bildirmesi gerektiğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığını, davacının iş makinesini fiilen haczetmek amacıyla gittiği tüm adreslerde yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve hiçbir şekilde işlem yapılmasına engel olmadığını, iptale konu iş makinesinin davalı envanterine kayıtlı olup İstanbul Ticaret Odasındaki sicilde de halen davalı adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle iş makinesinin elden çıkarılmış olması ya da mal kaçırmanın söz konusu olmadığını, davalının fiilen haczedilmemiş ve sicile kayıtlı iş makinesini teslim etmek zorunda olmadığını, tüm bu nedenlerle; davanın reddini, mümkün olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesi halinde iş makinesi üzerindeki haczin fekki gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile, toplam 200.000,00   TL'nin ıslah tarihi olan 05/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin hiçbir hukuki değerlendirme yapmadan sadece bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini, dosyadan alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişilerin ilgi alanların ve meslekleri gereği, davacı vekilinin iddia ve taleplerini yeterince irdeleyemediğini, anlayamadıklarını, bilirkişilerden birinin nitelikli hesaplama uzmanı diğerinin makine mühendisi olduğunu, icra iflas kanunu konusunda uzman bir akademisyenden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin tasarrufun iptali davası neticesinde satışına karar verilen iş makinesinin yerini bildirmesi gerektiğine ilişkin bir yasal düzenleme olmadığını, müvekkilinin davacının iş makinesini fiilen haczetmek amacı ile gittiği tüm adreslerde yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve hiçbir şekilde işlem yapılmasına engel olmadığını, bu nedenle yasaya aykırı davranıştan bahsedilemeyeceğini, davacı vekilinin yepyeni bir hukuki sebep yaratarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, iptale konu iş makinesinin müvekkilinin envanterine kayıtlı olduğunu, İstanbul Ticaret Odasındaki sicilde de halen müvekkilinin adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle iş makinesinin elden çıkarılmış olması yada mal kaçırmanın söz konusu olmadığını, hal böyle iken davacının haksız fiilden bahsetmesinin anlaşılamadığını, bilirkişilerin değinmiş olduğu İİK 88. Madde menkul malların haciz ve muhafazasından bahsettiğini, dava konusu aracın sicile kayıtlı iş makinesi olduğunu, davacı tarafından kanuna uygun bir satış talebi yapılmadığını, müvekkiline gönderildiği iddia olunan muhtıranın hiç bir bağlayıcılığı olmadığını, bilirkişilerin dosyayı sıradan bir icra takip dosyası olarak değerlendirdiğini, huzurdaki dava tasarrufun iptali davası neticesinde fiilen haczedilemeyen iş makinesinin teslim edilmediğinden bahisle \"haksız fiil\" hukuki sebebine dayalı tazminat davası olduğunu, müvekkilinin incelenen icra takibinde 3. şahıs konumunda olduğunu, sadece iş makinesinin tasarrufun iptali davasındaki değeri ile sorumlu olduğunu, bilirkişilerin bu hususu da atladığını, davacının yeni bir dava sebebi yarattığını, davacının kendisine tanınan satış hakkı ile alacağını elde etmeye çalışmak yerine mahkemeden tazminat kararı alarak daha kolay bir yöntemle alacağına ulaşmaya çalıştığını, hukuk mantığı ve kanunların buna izin vermediğini, davacının cebri icra yöntemlerini mahkemeye yaptırmaya çalıştığını, bunun kabul edilemez olduğunu, davacının ikame ettiği davanın hukuki dayanaktan yoksun ve zorlama bir dava olduğunu, müvekkilinin satışına karar verilen fiilen haczedilmemiş ve sicile kayıtlı iş makinesini teslim etmek zorunda olmadığını, icra iflas mevzuatında böyle bir düzenleme ve bunun müeyyidesi olmadığını,  davanın reddine karar verilmesi gerektiğini  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, tasarrufun iptali dava sonucunda iptale karar verilen tasarrufa konu aracın haczedilemediğinden tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından davacı tarafından açılan İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2015/23 Esas 2017/201 Kararı ile dava dışı takip borçlusu ... İnşaat tarafından davalı ... Tic. ve San. A.Ş.'e devri gerçekleştirilen ... plaka sayılı ... marka, ... tipi, yüklenicinin tasarrufuna ilişkin işlemin iptaline, davacıya İstanbul ... icra ... E.  sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri geçmemek üzere satış yetkisi verilmesine karar verildiğini ancak  tasarrufun iptaline konu aracın haczi için  davalı şirkete farklı adreslerde fiili hacizlerde anılan makine bulunamadığından,  tasarrufun iptali kararının uygulanabilmesi ve aracın bulunabilmesi adına icra müdürlüğünden taşınır malın yerinin bildirimi için iş makinesinin sicilde kayıtlı son maliki ... Tic. ve San. A.Ş.'ye muhtıra çıkarılmasına rağmen davalı şirket tarafından makinenin yerine ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığından satış işlemleri gerçekleştirilemediğini bu nedenle davalının haksız eylemleri nedeniyle maruz kalınan maddi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edildiği  anlaşılmıştır. İlamların icrası ile ilgili hükümler İİK'nın 24-41. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, bu hükümlere aykırı uygulamaların şikayet yolu ile İcra Mahkemesi'nde incelenip karara bağlanması esastır. Somut uyuşmazlıkta, davacı lehine sonuçlanan tasarrufun iptali davası nedeniyle İİK'nın 24/3 maddesi gereğince ilamların icrası hükümlerine göre işlem yapılması gerekeceğinden mahkemece davanın reddi yerine davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebi olarak değerlendirilerek, bilirkişiden alınan rapora göre tazminata karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair  hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin alınan 3.415,78 TL  harçtan  mahsubu ile bakiye 2.800,38‬ TL harcın davacıya iadesine, 3-Davalı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,  5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,6-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve  artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara  iadesine, <br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"335dd4f9ccfe59b7","SID":"92a3cc008454cd48"}}