{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/746 - 2025/1017<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/746 <br>KARAR NO\t: 2025/1017<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/02/2023<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI \t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 21/04/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 22/04/2025<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/02/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki aracın ... limanı yolu devamında yol olarak kullanılan ve taş dolgu malzemeden inşa edilen setten manevra yaparken denize düştüğünü, kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan ...'ün öldüğünü, destekten yoksun kalan ... için Sigorta Tahkim Komisyonu'na yaptıkları başvurunun yasayla belirlenen 4 aylık sürede karar verilemediği gerekçesiyle hakem heyetinin işten el çekmesiyle sonuçlandığını, kararda tarafların genel mahkemelere başvurma hakkının saklı tutulduğunu, kaza yapılan alanının trafiğe açık, herhangi bir engelleyici ve uyarı işareti  bulunmayan bir yer olduğunu, dava konusu meydana gelen kara yolu bağlantısı bulunduğunu, meydana gelen zararın teminat kapsamında olduğunu belirterek şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren ticari avans faizi, vekalet ücreti ve masraflarla birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, kazanın meydana geldiği yer karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olmadığını, 2918 sayılı KTK hükümleri uygulanamayacağını, dolayısıyla bu gibi yerlerde müvekkili sigortacının sorumluluğunun olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın iddia ettiği destekten yoksun kalınan kaybını ispat etmesi gerektiğini, tazminat hesabı yapıldığı takdirde poliçe limitleri gözetilmek suretiyle hesaplanmasını, davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen tazminat miktarından %20 hatır taşıması ve %20 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde toplam 227.925,10TL tazminatın davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 13/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; Kaza karayolu sayılmayan yerde meydana geldiğinden davacının trafik sigortasından faydalanamayacağını, hükme esas alınan hesap raporunu ve hesaplama yöntemini kabul etmediklerini, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı ... tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru gerçekleştirilmiş olup bu başvuru neticesinde kesin hüküm verildiğinden davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi bakımından temerrüte düşürülmediği için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacının poliçe limitini aşan ıslahı sonucu müvekkili aleyhine 330.000,00 TL'yi aşan kısım için 26.132,98 TL üzerinden fazla miktarda harç tahakkuk ettiğini, ayrıca  fazlayı aşan ıslah için davanın kısmen kabulüne karar verilmesi neticesinde müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. <br>Davalı vekilinin kusur raporuna ve sorumluluklarının bulunmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nun 47/1-d ve 48/5 maddelerinin ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilmiştir.<br>... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında alınan 06/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda, davalıya sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ün kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK'nun 67.maddesinde düzenlenen \"araçların manecralarını düzenleyen kurallar başlığı altında, yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek ve geriye gitmek yasaktır, izin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler tehlike veya engel yaratmamak zorundadır\" kralını ve KTKY'nin 137/B-1 maddesinde düzenlenen \"duraklanan ve park edilen yerlerden çıkarken sürücüler, araçlarının etrafını kontrol etmeleri, sakıncalı bir durum olmadığını gördükten sonra araçlarını çalıştırmaları, görüş alanları dışında kalan yer varsa.. Tehlikesizce hareket edebilmeleri ve uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları, zorunludur\" kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.<br>... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 03/05/2019 tarihli ve ... sayılı raporunda, sanık ...'ün kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, yocular ... ve ...'ın (alkollü olduğunu bildikleri halde alkollü sürücünün aracına bindikleri için) alt düzeyde tali kusurlu oldukları belirtilmiş, kusur raporlarının birbiri ile ve olayla uyumlu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin mahkemece ayrıca yeniden kusur raporu alınması gerektiğine ve kusur durumuna yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br> 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2.maddesine göre: “Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, Bu Kanun hükümleri uygulanır.”  denilmektedir. Yasa’nın açık bu hükmüne göre, bu kapsamda karayolunda veya karayolu sayılan yerlerde hareket halinde iken kaza meydana gelmişse, kazaya uğrayan üçüncü kişiler, aracın Trafik Sigortasından yararlanırlar. Dosya kapsamında kazanın oluş şekli ve kazanın meydana geldiği yer incelendiğinde, karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla 2918 Sayılı KTK hükümlerinin iş bu dosya kapsamında uygulanacağı, dolayısıyla  davalı sigortacının sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmiş, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br> Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar  sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında  davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği, müteveffanın çalışırken kazanın meydana gelmesi karşısında davacıya farazi destek olacağının kabulü ile davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>Davalı vekilinin davacının usulüne uygun başvuruda bulunmadığı yönündeki istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>Davalı sigorta şirketi vekili davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş iseler de, dosyada mevcut 04/12/2017 tebliğ tarihli posta evrakında, müteveffa ...'ün destek tazminatı başvurusuna ilişkin zorunlu evrakların bulunduğu anlaşılmış, 01/12/2017 tarihli dilekçe ve eki belgeler incelendiğinde kaza tespit tutanağının, başvuranların kimlik fotokopilerinin, vekalet ve müteveffanın vukuatlı nüfus kaydının, araç sürücüsünün ifadesinin, ölü muayene tutanağının ve mirasçılık belgesinin de ibraz edilmiş olduğu anlaşılmış, davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin kesin hüküm itirazı ve poliçe limitin aşıldığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>Davalı vekili davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na ... sayılı başvuruda bulunmuş olup bu başvuru sonucunda kesin hüküm verilmiş olduğunu, davanın bu nedenle reddi gerektiğini ayrıca poliçe limitinin 330.000,00 TL olup ıslah edilen tazminat miktarının 356.132,98 TL olduğunu, bunun da hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>Dosya içine alınan Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 05/04/2018 başvuru tarihli ve ... başvuru sayılı dosyası ve ekleri incelendiğinde, yapılan inceleme sonunda, ... sayılı başvuruda dosyasında kalan sürede itirazın esası hakkında karar verilmesi mümkün olmadığından Heyetçe dosyadan el çekilerek, dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu'na iadesine, tarafların genel mahkemeye başvurmakta serbest olmalarına karar verilmiş olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin kesin hüküm istinaf talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. <br><br>Diğer yandan her ne kadar davalı vekili poliçe teminat limitinin aşıldığını iddia etmiş ise de, poliçe limitinin 330.000,00 TL olduğu, mahkemece hükmedilen tazminat miktarının 227.925,10 TL olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı kabul edilmiştir.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 15.569,56 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.893,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye ‭11.676,56 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.21/04/2025<br><br>     <br>    Başkan  \t \t    Üye                       \t Üye  \t                    Katip  <br>      ¸e-imzalıdır            ¸e-imzalıdır                ¸e-imzalıdır                    ¸e-imzalıdır <br>\t\t<br><br><br><br><br> İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"103eccec5f7e4a56","SID":"c24d7f1cfd57b793"}}