{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2025/484 <br>KARAR NO\t\t: 2025/760<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/02/2025 Tarihli Ara Karar<br>NUMARASI\t\t: 2025/86 Esas  <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 10/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 10/04/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline karşı davalı tarafından Söke İcra Müdürlüğü'nün 2024/2373 E. Sayılı dosyasıyla takibe konu edilen senette yazılı alacağın hukuken mevcut ve geçerli bir alacak olmadığını, tahsili halinde sebepsiz zenginleşme doğuracak bir alacak olduğunu, bu sebeple bu defiyi öne sürdüklerini, müvekkili ile davalı; müvekkili ile eşinin daha önce davalının evine yakın bakkalı işletmeleri sebebiyle tanıştıklarını, davalının oğlu ...'ın vefat ettiği dönemden ve öncesinden de yakınlıkları bulunduğunu, müvekkilinin 135.000,00-TL ev kredisi olduğunu bilen davalı müvekkilinin eşine oğlunun vefatından önceki ... (...) ablalara yardım etme, ev kredilerini kapatma\" arzusundan bahsettiğini, oğlunun sağlığında yerine getiremediği bu dileğini oğluna karşı bir borç kabul ettiğini ve ev kredilerini kapatmalarına yardım etmek istediğini söylediğini, müvekkili ve eşi ilk başta bu teklifi reddettiklerini, davalının ısrarı üzerine aldıkları parayı geri ödemek kaydıyla kabul ettiklerini, ancak davalı Şubat 2024 tarihine kadar herhangi bir şekilde bu parayı geri istemediğini, parayı kabul etme sürecinde müvekkili ve eşi ..., kabul edip etmeme arasında kararsız kaldığını, aile büyüklerine danıştıklarını, bu husus da tanık anlatımlarıyla ortaya konulacağını, davalı, müvekkiline 13.09.2021 yılında 135.000,00-TL para verdiğini, 2024 yılına gelindiğinde müvekkilinin eşi ...'in, davalının ev işlerine bakmayı bırakması üzerine araları bozulduğunu davalı 2021 yılında vermiş olduğu 135.000,00-TL parayı  geri istemeye ve müvekkilinin eşi ...'i sıkıştırmaya, olumsuz tavırlar sergilemeye başladığını, yiyecek ekmeğiniz yoktu ben sizi adam ettim gibi söylemlerde bulunduğunu, bu baskılara dayanamayan müvekkili ve eşi, maruz kaldıkları aşağılayıcı muameleden kurtulmak için bu parayı ödeyeceklerini ancak tek seferde ödemelerinin mümkün olmadığını söylediklerini, davalının da kabul etmesi üzerine 135.000,00-TL'yi taksit taksit ödemeye başladıklarını, müvekkilinin eşi ..., davalının da kabulü olan 135.000,00-TL parayı davalıca talep edildiği 2024 Şubat ayında, 15.02.2024 tarihinden başlayarak, her ayın maaş günü olan 15'i 20'si arasında ödemeye başladığını, 4 kez banka kanalıyla ayrı ayrı 5.000 TL, bir kez de 10.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL ödeme yaptığını, güncel faizsiz ana borç tutarı 105.000,00-TL olduğunu, paranın davalıca ilk kez talep edildiği 2024 Şubat ayının başı temerrüt tarihi kabul edilerek; yasal faiz uygulanarak, kısmi ödemeler öncelikle faizden mahsup edilerek yapılan hesaplamada takip tarihi itibarıyla takip tutarının 113.861,78 TL olması gerektiğini, aynı hesaplamanın reeskont-avans faiz ile yapılmasında ise takip tutarının  135.999,10 TL olması gerektiğini, davalı 12.08.2024 tarihinde ... numaralı telefondan müvekkiline ait ... numaralı telefonu arayarak müvekkilini evine çağırdığını, hemen gelmesi gerektiğini söylediğini, müvekkilinin davalının evine gittiğini, davalı müvekkiline boş senet imzalatmak istediğini, bu sırada olay yerinde ... ve ... da bulunduğunu, müvekkili boş senet imzalamak istemese de davalının üzerinde ya bu parayı bugün ödersin ya da bu senedi imzalar parayı ödeyince alırsın vb. söylemlerle baskı yaptığını ve devamında parayı getir senedini al demesi üzerine daha önce eşinin de yanlarında çalışmış olduğu ... Bey ve ... Hanım'ın önünde rencide olmanın da verdiği mahcubiyet hissiyle, ödenmesi üzerine anlaşılan tutarla doldurulacağı inancıyla imzaladığını ve evden ayrıldığını, müvekkilinin gözleri iyi görmediğini TC Kimlik numarasını da ... doldurduğunu, müvekkili senedi TC Kimlik Numarası hariç boş haliyle imzaladıktan sonra evden ayrıldığını, takip eden 1 ay içinde müvekkili, eşten dosttan borç alarak davalının yanına gittiğini borcunu ödeyip senedi geri almak istediğini söylediğini, bunun üzerine davalı müvekkilinin verdiği parayı kabul etmediğini, senedi avukata verdiğini söylediğini, o sırada davalının yanında olan dava dışı ... müvekkiline sen bu borcu paşa paşa ödeyeceksin, ben dayımın kızının alacağını üstlendim, ben yıllardır tefecilik yapıyorum, bu parayı sizden söke söke alırım dediğini, bunun üzerine müvekkili senedin icraya konulduğunu ve üzerine 1.450.000,00-TL tutarının yazılmış olduğunu, hakkında Söke İcra Müdürlüğü'nün 2024/2373 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, davalı bununla da kalmadığını, müvekkili hakkında kendisi ve yakınlarını teşvik ederek pek çok asılsız şikayette bulunarak müvekkilini daha da sıkıştırmaya ve aralarında ödenmesi hususunda anlaşılan tutara aykırı doldurulan senette yazılı tutarı ödemeye zorlama çabasına girdiğini, Söke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/8942 Soruşturma, 2024/8185 Soruşturma, 2024/8061 Soruşturma, 2024/8783, 2024/9679 Soruşturma sayılı dosyaları celp edilirse bu asılsız şikayetler hakkında KYOK verildiğini, soruşturma dosyalarının içerikleri incelendiğinde davalı ile müvekkili arasında, takibe konu alacağın, 2021 yılına ilişkin olduğu hususunda çekişme olmadığı, senedin gerçeğe aykırı doldurulduğunu, Söke Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/8942 Soruşturma dosyası içeriklerindeki tanık anlatımlarından ve davadaki tanık anlatımlarından takibe konu edilen senedin davalıya boş olarak verildiğini, müvekkili açığa imza attığı senedin kendisine baskıyla imzalatıldığı ve ödemeyi kabul ettiği 135.000,00-TL tutarının çok üzerinde, 1.450.000,00-TL olarak doldurulduğu gerekçesiyle Söke Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, davalı 2023 Şubat ayında müvekkilinin eşine hediye bir telefon aldığını, bu telefon üzerinden müvekkilinin eşi ... ile 135.000,00-TL'nin nasıl geri ödeneceğini, ev kredisi için verildiğini ikrar eder mahiyette yazışmalar yaptığını, bu WhatsApp yazışmalarının yer aldığı telefon, davalı tarafından müvekkilinin eşine hediye olarak alınmışsa da parası yaklaşık kredi kartı faiz bedeli de göz önüne alınarak 8.000,00-TL şeklinde müvekkilinin eşi ... tarafından elden teslim edildiğini, takibin açılmasından sonra bu yazışmaların aleyhe delil teşkil edeceğini düşünen davalının, telefonun faturasının kendi adına olduğunu, şikayetçi olursa ...'in hırsızlıktan ceza alacağı gibi tehditlerle müvekkiline ve eşi ...'i korkutarak telefonuna el koyduğunu, bu konuda da yağma, suç delillerini yok etme, şantaj suçlarından şikayet yapıldığını, adli yardım talepleri yönünden müvekkilinin aktif olarak çalıştığı sürekli bir işi olmadığını, dayı başılar aracılığıyla inşaatlara gündelikçi - haftalıkçı giderek çalıştığını, evin geçimini eşinin maaşıyla sürdürdüklerini, dava değeri ve muhtemel teminat bedeli göz önüne alındığında bu tutarları karşılaması mümkün olmadığını, SGK hizmet dökümünden de bu husus görüleceğini, sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılırsa bu konu daha net şekilde görüleceğini, tedbir talepleri yönünden ise takip ile müvekkilinin aile konutu ve tek taşınmazı olan ev haczedildiğini ve satış için hazırlık işlemlerine başlandığını, evin satılması halinde telafisi imkansız ve hakkaniyetsiz sonuçlara yol açacak zararlar doğacağın, bu sebeple takibin tedbiren durdurulmasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, adli yardım taleplerinin kabulüyle müvekkilinin yargı harç, gider ve teminatlardan muaf tutulmasını, takibin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasını, müvekkilinin ve eşi ...'in müşteki olduğu soruşturma dosyalarının, bu dava yönünden bekletici mesele yapılmasını, müvekkilinin takip tutarının 1.594.600,22-TL kısmından borçlu olmadığını, takip tarihi itibarıyla 108.383,23 TL asıl alacak ve 5.478,55 TL takip öncesi yasal faizle birlikte toplam 113.861,78-TL tutardan sorumlu olduğunun tespitini, 1.594.600,22 TL'nin %40'ı oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, takibin kısmen eski hale iadesini, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,İİK’nın 72/3.maddesinde;“İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile tabin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” hükmünü içermektedir.<br> İhtiyati Tedbir HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak, imkansız hale gelecek ya da ciddi zararlar oluşacağından endişe edilmesi halinde dava konusu üzerine ihtiyati tedbir konulabilir. Çekişmesiz yargı işlerinde de aynı hüküm uygulanır. <br>İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesi ve  ekleri incelendiğinde davacının iddiasının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat şartlarının şu aşamada mevcut olmadığı anlaşılmakla dosyadaki mevcut deliller kapsamında bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir,\" gerekçesi ile; \"Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine,\"  şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının kötü niyetli olduğunu, gerçeğe aykırı şekilde doldurduğu senedi icra takibine konu ettiğini ve suç işlediğini, ek olarak Söke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/8942 Soruşturma sayılı dosyasında verdiği yazılı ve sözlü beyanlarında, diğer iddialarını kabul etmemekle birlikte davaya konu alacağın 2021 yılına ilişkin olduğunu ikrar ettiğini, bizzat davalı tarafça sunulan ekran görüntülerinden de müvekkilinin iyi niyetle 135000 TL yerine niye yüksek tutarlı icra takibi başlattığını sorduğunun görüldüğünü, aynı yazışmalarda müvekkiline, eşini işten ayırdığı gerekçesiyle sitem ettiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin görüleceğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine  aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.  <br>İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine göre \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen  taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, \"uyuşmazlık konusu hakkında\" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır.<br>İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.<br>İhtiyati tedbir kararına itiraz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1. maddesinde \"ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde ise; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.<br>    İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.<br>    İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;  davacı İİK' nın 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra menfi tespit davası açmış olmakla, somut olayın özellikleri göz önüne alındığında tedbiren takibin durdurulması yönündeki talebin reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamasına göre  davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.02.2025 tarih, 2025/86 Esas sayılı davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 10.04.2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa3b8c71476f0d89","SID":"4f617357e16ba293"}}