{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2024/462 <br>KARAR NO\t\t: 2025/446<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>ESAS NO\t\t:2021/405<br>KARAR NO\t\t:2023/760<br>KARAR TARİHİ\t:10/10/2023<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/03/2025<br><br>İSTEM: \tDavacı vekili, kaçak elektrik kullanım tespit tarihi ve öncesi davalılar tarafından tavuk işletmesi olarak işletilen ticarethanenin bulunduğu ... Mah. ... Sk. No:... .../... adresinde yapılan denetimler sırasında aboneliğin (devir işlemi kaçak tespitinden 4 gün sonra alelacele yapılmakla) davalı ...'a, işletmenin bulunduğu gayrimenkulün kiraya veren sıfatıyla davalı ...'ya ait olduğunu, kullanıcının ve kaçak tespitinden önceki aboneliğin ise davalı ... ait olduğunu ancak tüm tarafların fiili olarak birlikte işlettikleri ...'un yararlandığı 24824926 numaralı tesisatta kaçak elektrik kullanıldığının 23.08.2019 tarihli K/21544 seri no.lu Kaçak Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı ile tespiti üzerine Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin(EPTHY) kaçak elektrik kullanımına esas tespit ve tahakkuk vb. hükümleri gereği tahakkuk ettirilen Z/00092836 kodlu faturaya istinaden davalılar aleyhine başlatılan İzmir 24.İcra Müdürlüğü 2019/15562 E. sayılı icra takibine davalıların vekilleri aracılığıyla haksız itirazı üzerine başvurulan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kalması üzerine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebiyle iş bu davanın ikame etme gereği doğduğunu, 24824926 numaralı tesisatın kurulu olduğu ... Mah. ... Sk. No:... ... .../... adresinde tavukçuluk alanında faaliyet gösteren işletmede 22.08.2019 tarihinde yerinde yapılan kontrolde; sayacın ölçü ayar mühürleri açılarak sayaç içerisinden akım uçlarını şöntleyerek kaçak elektrik kullandığı tespit edilerek çarpan bilgisi de tespit edilmek suretiyle sonrasında sayacın iç bilgilerinin incelendiğini ve 23.08.2019 tarihli K/21544 seri nolu Kaçak Elektrik Kullanım Tespit Tutanağının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğin ilgili hükümleri gereği düzenlendiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir. <br>\tCEVAP: Davalı ... vekili, ..., ... adına şahıs şirketi olarak 8 sene boyunca işletildiğini ve 31.05.2018 tarihinde işi bırakarak vergi mükellefiyet kaydının silindiğini, bu konuda 3.kişi firmaya ait Menemen Vergi Dairesi'ne verilmiş İşi Bırakma Bildirim Belgesini sunduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği gibi müvekkilinin bu şirketin ne ortağı ne de davacı ... şirketinin elektrik abonesi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t: İlk Derece Mahkemesi,<br>\t\"DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE,<br>\t1-(a) Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir 24. İcra Dairesinin 2019/15562 esas sayılı dosyasında davalı borçluların yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 368.847,09 TL asıl alacak, 13.524,36 TL takip öncesi işlemiş Ticari faiz ve 2.434,39 TL Takip öncesi işlemiş Ticari Faizin KDV'si olmak üzere toplam 384.805,83 TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren TİCARİ FAİZ UYGULANMASINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t(b) Davacının icra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,<br>\t2-Davanın ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,\" karar vermiştir. <br>\tİSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN :Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. <br>\tBİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili, davalı ...'un söz konusu adreste diğer davalılarla birlikte ...'u işletenlerden olup nitekim kaçak tespit tarihi olan 23.08.2019 tarihinden 4 gün sonra 27.08.2019 tarihinde EPTHY gereği enerjinin kesilmesine ilişkin hükmü engellemek için muvazaalı olarak aboneliği devraldığını, bu nedenle kaçak tespiti sonrası yönetmeliğin kaçak tespiti sonrası enerjinin kesilmesi hükmünü bertaraf etmek adına yeni bir abonelikmiş gibi muvazaalı olarak alelacele yapılan aboneliğin ve iş yeri devrinin açık bir şekilde davalının da söz konusu borçtan sorumlu olduğunu ve işletmeye ortak olduğunu bu nedenle kaçak elektrik kullanımı nedeniyle pasif husumet ehliyeti bulunduğunu ortaya koyduğunu, ...'nın hem tavuk işletmesinin ortaklarından hem de işletmenin bulunduğu gayrimenkulün maliki olarak kaçak elektrik borcundan diğer borçlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup pasif husumet ehliyeti bulunduğunu, müvekkil şirketin kaçak ek tüketim için hesaplama yaparken dağıtım birim fiyatının ortalamasını almadan doğrudan 22.08.2019 tarihindeki kaçak elektrik kullanım tespit tarihindeki birim fiyatı aldığı için hatalı olduğunu bu sebeple hesaplamanın dosya muhteviyatına sunulu bilirkişi raporları çerçevesinde yapılması gerektiğinin bildirildiğini, bu yöndeki kararın hatalı olduğu gibi yasal mevzuata da aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen faturanın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.<br>\tİstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK'nın) 298. maddesi uyarınca kararları gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunun HMK’nın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi/istinafı mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. <br>\tBu aşamadan sonra yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte mahkemenin yazmasından ibarettir. Artık bu karardan dönme (rücu) olanaklı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde yer alması gerekir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 E. ve 1992/4 K. sayılı ve 10.4.1992 günlü kararı). <br>\tEsasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu HMK'nın 294. ve 298. maddeleriyle varlık kazandırmıştır.<br>\tGerçekten de, HMK'nın 294 ve 298. maddeleri kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerdendir. Bu maddeler uyarınca kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Yine Anayasa'mızın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir. <br>\tHMK’nın;\t“Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.<br>\t“Hükmün kapsamı” başlıklı 297/2. Maddesinde ki; \"hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" hükmü uyarınca hüküm fıkrası açık olmalı taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır. Dava açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanmalı, şarta bağlı ve terditli hüküm kurulmamalı, hüküm fıkrasında asıl taleple birlikte yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.<br>  \t “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.<br>\tMahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. HMK'nın 321/2. maddesi gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. <br>\tHMK'nın 297/2. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli karar arasında çelişki bulunmaması gerekir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/7-2440 Esas - 2015/1222 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. <br>\tDeğinilen yasal çerçevede eldeki davada; Mahkemece hüküm fıkrasının 1-(a) bendinde; \"Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir 24. İcra Dairesinin 2019/15562 esas sayılı dosyasında davalı borçluların yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 368.847,09 TL asıl alacak, 13.524,36 TL takip öncesi işlemiş Ticari faiz ve 2.434,39 TL Takip öncesi işlemiş Ticari Faizin KDV'si olmak üzere toplam 384.805,83 TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren TİCARİ FAİZ UYGULANMASINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,\" şeklinde hüküm kurulmak suretiyle tüm davalılar yönünden karar verilmiş ancak hüküm fıkrasının 2 nolu bendinde; \"Davanın ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,\" denilmek suretiyle bu kez ... ve ... yönünden ayrıca davanın usulden reddine karar verilerek hüküm fıkralarının 1-a ve 2 nolu bentleri arasında hükmün infazında çelişki yaratılmıştır.<br> \tÖte yandan ilk derece mahkemesi kararında davalı olmayan ... yönünden gerekçe yazılmış ancak davalı olan ... yönünden herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir.<br>\tYukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, infazda tereddüde meydan vermeyecek ve davanın tarafları hakkında karar gerekçesi oluşturacak şekilde hüküm verilebilmesi için şimdilik davanın esası ile ilgili sair istinaf başvuru sebep ve gerekçesine ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın HMK'nin 353/1-a,6 maddesi uyarınca, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabul edilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı;<br>\t1)Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih ve 2021/405 Esas - 2023/760 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2)Açıklanan eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3)İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br>\t4)İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, yeniden kurulacak hükümde gözetilmesine,<br>\t5)Artan istinaf gider avansının HMK’nın 333/1. maddesi uyarınca yatırana iadesine,<br>\tDava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6075e103957118c","SID":"506cd74b19b0d90b"}}