{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ  <br>KARAR TARİHİ : 14/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 13/12/2021\t<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 14/03/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili; davalı...un 18.11.2016-04.06.2019 tarihleri arasında ... Operasyon Müdürü olarak çalıştığını, davalının davacı şirkete karşı rekabet yasağına aykırı şekilde hareket ettiği, davalı ...'un şirket aracını, telefonunu vb. malzemelerini kullanırken Antalya Ticaret Odası'na kayıtlı olarak 23.05.2019 tarihinde ...isimli şirketi kurduğunu, ardından bir hafta sonra 31.05.2019 tarihinde ...Şti. şirketini kurduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine muhatap kişilerden şirket hisselerinin noter kanalıyla devralındığını, davalının şirkete ait ticari sır niteliğindeki gizli belge ve bilgileri taşınabilir elektronik ortamda şirket dışına çıkararak suç işlediğini, davalı...'un davalı şirketlerden ayrıldıktan sonra davalı şirketlere ait ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeleri ve davacı şirketlerin müşterilerini yeni kurduğu güvenlik şirketine aktarmak için haksız rekabette bulunduğunu, davalı ...un davacı şirkete ait projelere giderek müşterilerle bazen yüz yüze bazen de telefonda görüşmeler yapıp, mevcut projeleri davalı ...un kurmuş olduğu şirkete aktarmaya çalıştığını, ... projesine giderek projeyi kendi şirketi ile sözleşme imzalayarak devraldığı ve kendi güvenlik personelini yerleştirdiğini, davalı ...un henüz davacı şirketten ayrılmadan tüm bu hareket ve eylemlerde bulunarak şirketi maddi ve manevi açıdan zarara uğrattığını, yine davacı müşterisi olan ...Yönetimi,...ile ilgili projesini 08/08/2019 tarihinde Antalya 20.Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih ettiğini, davalı...un ayrıca şirkete ait olan resmi mail adresi ...adresini aldığını ve davacı şirkete teslimini sağlamadığı ve davacı şirketin kişisel verilerini davacı şirketin izni olmadan hala kullanmaya devam ettiğini, davacı şirketlerle aynı ticaret kolunda faaliyet gösteren şirket kuran davalının TTK'nın 57/8 maddesi gereğince haksız rekabette bulunmakta ve öğrendiği bilgileri kendi şirketi lehine kullanarak müşteri ve pazar paylarını azaltmakta olduğunu, bu sebeple davalı yanın haksız rekabetinim tespiti ve meni'ni de talep ettiklerini, davalı... ve babası...hakkında şirketin gizli belge ve sırlarını paylaşmak, zorla senet imzalatmak gibi suçlardan dolayı haklarında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... soruşturmanın devam ettiğini iddia ederek, davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek tüm alacak üzerinden hüküm kurulmak üzere; her bir davalı için 50.000,00-TL maddi tazminatın ve 50.000,00-TL manevi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar vekili; davalı şirketin 31.5.2019 yılında kurulduğunu, kuruluşun ticaret sicilde tescil ve ilan edildiğini, davacının dilekçesinde beyanları itibariyle en geç 2019 Haziran ayının başında konunun davacılar tarafından öğrenildiğinin görülmekte olduğunu, haksız rekabete ilişkin davada zamanaşımının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl süre ile sınırlı olduğunu, buna göre davacının esasa ilişkin iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte bu iddialar için zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu sebeple huzurdaki davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin usul kuralları çerçevesinde iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, nitekim dosyaya sunulan çoğu belgenin davacı şirkette işverenin boyunduruğu altında çalışan işçiler tarafından imza altına alınmış tek taraflı tutanaklar olduğunu, sonradan düzenlenebilecek evraklar olduğundan iş bu belgelerin delil niteliği taşımadığının açık olduğunu, ...projesi ile davacının herhangi bir ilişkisi bulunmadığından iş bu yargılamanın konusu olamayacağını, zira bahsedilen projenin duyumlarına göre dava dışı ...i. firması ile proje aşaması geçirdiğini, davalı veyahut davacıların bu süreç ile herhangi bir ilintisi olmamasına rağmen yargılamaya konu edilmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, yine davacının dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ... tarafından verilmiş fesih yazısında yeterli güvenlik hizmeti alınamadığından taraflar arasındaki hizmet akdinin sonlandırıldığının görülmekte olduğunu, buna karşılık olarak ise davacının...davalının adını geçirerek 20.09.2019 tarihli karşı ihtar yazısı sunduğunun görüldüğünü, ihtarnamede de görüleceği üzere davacının yetersiz hizmet sonucunda kaybettiği bir müşterisine karşı, salt delil yaratmak için kasti bir kötü niyetle davalının adını geçirerek ihtar çektiğinin açık olduğunu, oysa ki davalı şirket ile bahsedilen ...arasında bugüne kadar hiç bir iş ilişkisi kurulmadığını, dosyada bulunan tüm belgeler gibi bu delilin de davacı yanca tek taraflı yaratılmış ve hiç bir geçerliliği bulunmayan soyut iddialardan ibaret olduğunu, davalı ....un rekabet kanununa aykırı hareket ettiği iddiasına ilişkin; yine davacının bu hususa dayanak gösterdiği tüm delillerin tek taraflı tutanaklar veyahut davalı ile ilintili olmayan fesih yazılarına ilişkin olduğunu, davacının iddia ettiği üzere bir işçinin şirketten ayrıldıktan sonra rekabet yasağına aykırı davrandığının tespiti için kanunumuzda belirlenmiş bazı şekil şartları bulunduğunu, Şöyle ki; a) Rekabet yasağına ilişkin bir düzenleme olması gerektiğini b) Rekabet yasağına ilişkin kayıt yazılı olması gerektiğini c-) Bilgi edinme imkânı ve elde edilen bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikte olması gerektiğini, d)Rekabet yasağı yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermesi gerektiğini, tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davalı ile karşı taraf arasında düzenlenmiş herhangi bir iş sözleşmesi veyahut rekabet yasağını içerir yazılı bir kayıt bulunmadığının görüldüğünü, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte karşı tarafın iddiaları gözetilecek olsa dahi, TTK'nın 57. maddesi gereğince işçinin rekabet yasağı hukukuna dayanılarak açılan iş bu davada öncelikle yasal şekil şartları mevcut olmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacının savcılığa verdiği haksız ve konu dışı şikayetlerin dahi tamamen iş bu davaya delil yaratmak ve mahkemenin kanaatini yönlendirmek amacıyla yapmış olduğu mesnetsiz iddialardan ibaret olduğunu, davalının bu güne kadar davacı şirkete zarar verecek hiç bir eylemde bulunmadığını, rekabet kanununa aykırı hareket etmediğini, yükümlülüklere aykırı davranmadığını savunarak, hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetle açılmış bulunan davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"davalı... sorumluluğu müdürlerin rekabet yasağına dayandırılmaktadır. TTK 396.maddesi anonim şirketler için 626.maddesi ise limited şirketler için müdürlerin ve yöneticilerin rekabet yasağını düzenlemektedir. TTK 'nın limited şirketlere uygulanacak anonim şirket hükümlerine atıf yapan maddesi 644.maddede 396.maddeye atıf yoktur. Ancak öğretide genel kabul gören görüş herhangi bir yaptırım düzenlemeyen 626.maddenin bu haliyle var olmasının düşünülemeyeceği asıl hüküm olan 396.maddenin limited şirketler yönünden de uygulanması gerektiği yönündedir. Zira gerçekten 626.madde hükmü herhangi bir yaptırım içermemektedir. Bu açıklamalara göre davalı ...'un sorumluluğu TTK 396 ve 626 madde hükümleri ile genel haksız rekabet hükmü olan TTK 54. Vd maddesine dayandırılmaktadır. Diğer taraftan davalı... adlı şirketin davacı şirketlerle bir çalışan, müdür yahut yönetici ilişkisi olmadığından TTK 396 ve 626.madde kapsamında sorumluluk altında olması düşünülemez. Bu şirket hakkında uygulanabilecek yegane hüküm genel haksız rekabet hükmü olan TTK54 vd madde hükmüdür. Uygulanacak hükümler belirlendikten sonra bu hükümler somut olay ile uyuşup uyuşmadığı, şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekir.<br>Bir talebin esası incelenmeden önce usule ilişkin şartlarının incelenerek talep edilebilirlik imkanının olup olmadığı değerlendirilmelidir. TTK 396/3.maddesi yöneticilerin haksız rekabete ilişkin fiilleri nedeniyle ileri sürülecek taleplerin ilgili fiilin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve herhalde 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu öngörmüştür. Alınan tanık beyanlarına göre davalı ...un diğer şirketi kurduğu 2019 yılının mayıs ayında öğrenilmiş davacının dava dilekçesine göre 2019 yılının haziran ayında öğrenilmiştir. ... için arabuluculuk süreci 16.08-28.08.2019 tarihleri arasında sürmüş eldeki dava ise 16.08.2020 yılında açılmıştır. Yani öğrenme tarihi haziran 2019 olarak kabul edilse dahi 3 aylık zaman aşımı süresi ara buluculuk süreci de dahil edildiğinde eylül 2019 tarihinde dolmuştur. Dava ise yaklaşık 1 yıl sonra açılmıştır. Bu halde davalı ... yönünden zaman aşımı süresi dolmuş olduğundan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Diğer davalı ... isimli şirket yönünden ise mahkememizce talep edilen açıklamaya rağmen yeterli açıklıkta bir açıklama yapılmamış olmasına rağmen sorumluluğun doğup doğmadığı genel haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirilecektir. Zira daha önce açıklandığı üzere yöneticilerin rekabet yasağını düzenleyen TTK 396.ve 626.maddelerinin bu davalı için tatbiki mümkün değildir. TTK'nın haksız rekabeti düzenleyen 54.maddesi rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranış ve uygulamaları haksız rekabet fiili olarak ön görmüş; 55.madde ise buna örnek olmak üzere bir takım fiilleri sıralamıştır. 56.madde ise açılabilecek dava ve ileri sürülebilecek talepleri  ortaya koymuştur. Haksız rekabet hükümleri genel olarak haksız fiil kapsamındadır ve zarar koşulunu gerektirir. Yukarıda bahsi geçen haksız rekabete ilişkin eylemlerin ispatından sonra bununla bağlantılı olarak zarar doğmuş olması gerekmektedir. Somut olayda davalı şirkete atfedilen eylem müşterilere karşı karalama yapılması, kendisiyle sözleşme yapmaya ikna etmeye çalışmasıdır. Bu eylemler TTK 55.maddesinde sayılanlardan 1.fıkradaki \"başkalarını veya onların mallarını ürünlerini kötülemek\" kavramına girebilir. Dosya kapsamında iddiaya dayanak olan sadece tanık  anlatımları ve davacıların kendi görevlilerine tutturdukları ne zaman tutulduğu belli olmayan tek taraflı tutanaklardır. Tutanak içeriğinde de bahsi geçen eyleme ilişkin bilgi yer almadığı gibi tanıkların tamamının beyanı da duyuma dayalı olup, sadece tanık ... eski müşteriyle görüşüldüğünü birini kaybettiklerini ikisinden ihtar aldıklarını diğerleriyle de eski fiyat üzerinden anlaşma yapmak zorunda kaldıklarını beyan etmiştir. Öncelikle sağlıklı rekabet ortamı işletmelerin müşteri lehine fiyat planlaması yapmasını teşvik etmek amacıyla vardır. Bu sebeple tanığın fiyatlama konusundaki beyanı haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Diğer yandan müşterilerin davacılara gönderdiği ihtar eğer haklıysa davacıların kusurlu eylemlerinden kaynaklanmıştır ki davalıya kusur olarak yükletilemez; eğer haksızsa zaten ortada kusur sayılabilecek bir eylem yoktur. Davacıların müşteri kaybına gelince bu husus eğer haksız rekabet teşkil edecek kusurlu bir eylem sonucu gerçekleşmişse davalının sorumluluğunu doğurabilir. Dosyada sadece ... isimli sitenin fesih yazısı bulunmakla birlikte ticari defterlere göre davacılarla çalışmış 3 şirketin davalı şirketle çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Ancak bu değişimin haksız rekabete teşkil edecek eylemler nedeniyle meydana geldiğini ispata yarar herhangi bir delil yoktur. Bu halde haksız rekabet eyleminin ispatlanamadığı kabul edilmek gerekir. Diğer taraftan dosyaya alınan muhasebeci bilirkişi raporuna göre davacı şirketlerden birinin sürekli zarar ettiği ve işlem hacmi düşünüldüğünde davalı şirketin toplam işlem hacminden bile kat kat zararının bulunduğu, diğer şirketin ise sadece davalı şirketin ancak ikinci yarısında faaliyete başladığı 2019 yılında zarar ettiği diğer yıllarda karlılık içinde olduğu davalı eylemiyle bağlantılı bir zararın ispatlanamadığı anlaşılmakla davalı şirket yönünden açılan davanın da reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... açısından davanın zamanaşımı bakımından reddedilmesinin usul ve yasaya açıkca aykırı olduğunu, TTK'nın 560. maddesi gereğince davada uygulanacak zaman aşımı süresinin zararı ve sorumluğu öğrenme tarihinden itibaren iki yıl olduğunu, dava tarihi itibariyle iki yıllık süre geçmediğinden davalarının reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı sürede aynı konuda ve aynı ihtilaflarla davacının babası...için açılan davada zaman aşımı itirazları davalı tarafından aynı şekilde yapılmasına karşın Antalya 2.Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında davalının zaman aşımı taleplerinin TTK'nın 560. maddesi gereğince iki yıllık süre geçmediğinden reddedildiğini, davada Mahkemece zaman aşımı süresinin 1 yıl olarak ele alındığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun limited şirket müdürlerinin rekabet yasağı ile şirkete olan bağlılık yükümlülüğünü düzenleyen 626’ıncı maddesi uyarınca, “(1)Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ila 205’inci madde hükümleri saklıdır. (2)Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. (3)Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir.” hükmüne amir olduğunu, ilgili maddenin birinci fıkrasında, müdürler ve yönetimle görevli kişilerin, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olduklarının düzenlendiklerini, aynı maddenin ikinci fıkrasında limited ortaklıkta, müdürlerin şirketle rekabet eden faaliyetlerde bulunamayacaklarının düzenleme altına alındığını, ancak bu yasağın şirket esas sözleşmesinde aksi bir düzenleme öngörülerek bertaraf edilebileceği gibi ortaklar genel kurulunun onayı ile de aksi yönde bir karar alınabileceğini, madde gerekçesinde de “rekabet yasağı” kanuni yasak olarak düzenleme altına alındığını ve şirket sözleşmesiyle veya ortaklar genel kurulu kararıyla aksinin düzenleme altına alınabileceğinin ifade edildiğini, müdürler arasında ortak olan veya ortak olmayan ayrımı yapılmadığını, “Bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı” kenar başlıklı TTK'nın 613. madde hükmünde son olarak bağlılık yükümlülüğünün görünüm biçimlerinden rekabet yasağı düzenlendiğini,  hükmün ikinci fıkrasının son cümlesinin; “şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları” şeklinde olduğu, ancak anılan hükmün limited şirketlerde rekabet yasağına ilişkin tek hüküm olmadığını, TTK'nın 613/3 madde hükmünde saklı olduğu belirtilen TTK'nın 626 madde hükmünün de rekabet yasağını düzenlediğini, rekabet yasağını düzenleyen TTK'nın 613/3 ve 626 madde hükümleri incelendiğinde limited şirketlerde rekabet yasağının yönetim yetkisine sahip ortaklar için bir kuralken yönetim yetkisine sahip olmayan ortaklar açısından bir istisna olduğunun görüldüğünü, TTK'nın 626/2 maddesi uyarınca şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacaklarını, görüldüğü üzere limited şirkette müdürler bakımından esas olanın bunların rekabet yasağına tabi olmaları olduğunu, limited şirketler hukukuna göre ortağın rekabet yasağının TTK’nın 613’üncü maddesinde müdürün rekabet yasağı ise Kanun'un 626’ncı maddesinde düzenlendiğini, müdürün görev süresi boyunca görevini kendisinden beklenen tüm özeni göstererek yerine getirmesi gerektiğini, şirketin menfaatlerini de iyi niyetle korumak zorunda olduğunu, 6102 sayılı TTK’da limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğu özel olarak ve ayrıca düzenlenmediğini, eski TTK’da olduğu gibi, yeni TTK’nın 644/Ia maddesinde atıf yapılarak anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağının ifade edildiğini, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında geçerli olan hukuki sorumluluk hükümlerinin limited şirket müdürleri hakkında da aynen uygulanacağını, ... Güvenlik açısından davanın esastan reddeden mahkemenin gerekçesininde usul ve yasaya açıkca aykırı olduğunu, dava dosyasında gerek...un şirketin müdürü ve ortağı iken aynı faaliyet konusunda ...ve ...açtığı ve bu şirketlerinde kurucusu olduğunu, dava dosyasındaki bilirkişi raporunda; \"Davalı ...un her iki davacı şirkette de ortak olduğu ortaklığına ait hisselerini 18.06.2019 tarihinde devir ettiği, hisse devrinden önce 23.05.2019 ve 31.05.2019 tarihlerinde ... ile ...….Ltd Şti firmalarını kurduğu,\" şeklinde belirtildiğini, gerek projelerinden gelen fesih yazısı, gerekse bilirkişi raporunda müvekkiline ait 3 projenin de davalı şirket ...çalışması ve tanıkların anlatımıyla ortaya konulmasına rağmen verilen kararın doğru olmadığını, davalının şirket ortak ve müdürü iken aynı faaliyet kolunda danışmanlık ve güvenlik firmasının 2019 yılında kurduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, defter incelemesinde 2019 yılında davalının rekabet haline girdiği kendi firmasını kurarak müvekkili şirketleri zarara uğrattığı, bilirkişi raporlarının dava dosyasında ... fesih yazısı, tanıkların anlatımı ile... Güvenliğin haksız rekabette bulunarak şirketi zarara uğrattığının da ortaya konulduğunu, davada 50.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminat talep edildiğini, manevi tazminat davasının tamamen reddedilmesi ile ilgili olarak mahkemenin nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek HMK'nın 355. madde hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak kararın bozulmasını, yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat ve sorumluluk davasıdır.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın davalı... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalı...Şti. yönünden esastan reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı şirketler, şirketin ortağı ve 18/11/2016 ila 04/06/2019 tarihleri arasında yöneticisi olan davalı ...Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı davranarak davalı şirketi kurması ve yöneticisi olması nedeniyle zararın tahsilini talep etmektedir. Buna göre eldeki dava, davalı ...yönünden şirket yöneticisinin zarar verici eylemleri nedeniyle Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinde düzenlenen yöneticinin sorumluluğu davası mahiyetindedir.<br>5235 sayılı Kanunun 5/3-3 maddesinde şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacağı düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta; davalı.... Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı davranarak davalı şirketi kurması ve yöneticisi olması nedeniyle davacı şirketler tarafından zararlarının tahsili amacıyla eldeki sorumluluk davasının açıldığı anlaşılmakla davaya bakmakla tek hakim değil heyet görevlidir. Bu husus gözetilerek davanın heyetçe görülmesi gerekirken tek hakimle yargılama yapılarak yapılan yargılama neticesinde davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>Ayrıca kabule göre de; 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesi yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulanması gereken 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. <br>Somut olayda; davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında Mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2019 tarih, 2018/4755 Esas- 2019/5675 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)<br>Yine; İlk Derece Mahkemesince davalı ...aleyhine açılan davanın TTK'nın 396/3. maddesi gereğince yöneticilerin haksız rekabete ilişkin fiilleri nedeniyle ileri sürülecek taleplerin ilgili fiilin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve herhalde 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan bahisle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de; TTK'nın 560. maddesi hükmü uyarınca TTK'nın 553. maddesine dayanılarak sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanunu'na göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. Açıklanan sebeplerle bu davalı yönünden zamanaşımı itirazının TTK'nın 560. maddesi hükmü uyarınca TTK'nın 553. maddesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden uygulama imkanı bulunmayan TTK'nın 396. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. <br>Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile dosyanın yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde ve heyet halinde görülmesi için kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran vekilinin sair istinaf itirazları bu aşamada incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30-TL'şer maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacılara İADESİNE, <br>5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacılar davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14/03/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce1eb9c8d4f9d6e7","SID":"7f1f01dcb82db536"}}