{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2943 - 2025/822<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2943 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/822<br>KARAR TARİHİ\t: 16/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/539 Esas, 2023/665 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak   <br><br>Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ... köprü altı yakınında ... A.Ş. adına yatay sondaj metodu ile fiberoptik kablo çalışmasına 22/09/2020 tarihinde başladığını, çalışma esnasında çalışma alanında bulunan davalı ...’a ait kabloların hasar gördüğünü, akabinde ...’ın söz konusu zararın (192.629,52TL) ... şirketinden tazminini talep ettiğini, ... adına çalışan müvekkilinden bu bedelin peşin olarak tahsil edildiğini, müvekkili ile davanın ihbar edilmesini talep ettikleri ... şirketinin çalışmalarına başlamadan önce, ilgili Türk Telekom ve ASKİ'ye yazılı olarak başvurduğunu, davalı şirkete ise 186 nolu telefon hattı üzerinden çalışma yapılacağına dair 9251599724 kayıt numaralı bildirimde bulunduğunu; bilgilendirme üzerine davalı ... personelinin bölgeye geldiğini, davalı şirketin personelinin verdiği bilgi doğrultusunda işe başlandığını ancak davalının personelince verilen bilgilerin yanlış olmasından kaynaklı olarak hasarın meydana geldiğini; dolayısıyla davalının yanlış bilgilendirmesinden kaynaklanan zarara ilişkin müvekkili şirketten tahsil edilen bedelin vekil edene iadesinin gerektiğini; dava konusu zarar bedelinin her ne kadar hukuka aykırı olarak vekil edenden tahsil edilmiş olsa da, zararın ihbar edilen ... şirketinin çalışması esnasında meydana geldiğini, davada verilecek hükmün ihbar ettikleri ...… Ltd. Şti.’ne etki edebilecek nitelikte olduğunu, davanın anılan şirkete ihbarını talep ettiklerini; ayrıca ...’ın hasar tespitinde düzenlediği keşif özetinde kazı yapılan uzunluğa ilişkin tespitin gerçeği yansıtmadığını; faturada KDV’nin maliyet hesabına aktarılmamış olmasının da hukuka aykırı olduğunu beyan etmiş ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile yargılama aşamasında artırılmak üzere şimdilik kısmi olarak 6.000.00 TL’nin haksız ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yerleşim yerlerindeki hızlı ve çarpık yapılaşmanın getirdiği alt yapı kargaşasının ülkemizin bir gerçeği olduğunu, davacı yanın talebi üzerine kendilerine kablo güzergahı gösterildiğini, söz konusu güzergahtaki kabloların yıllar önce döşendiğini, Hacettepe köprüsü yapılırken kabloların köprünün ayakları altında kaldığını, bu yüzden dikey kazı değil yatay kazı tercih edildiğini, kablonun eski yol kotunda olduğu dinleme cihazı ile gidilmeden de davacı firma tarafından bilinebileceğini, müvekkili şirketin elindeki teknoloji ile kablonun kaç santimetre derinliğinde olduğunu belirleyememekte olduğunu, bu durumun davacının da bilgisi dâhilinde olup bu tür yerlerde zaten belli bir derinlik ve güzergah verilebilindiğini, fakat %100 doğrulukla verilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle yapılan tüm çalışmalarda kablo güzergahı belirlemelerinde ilgili güzergahın gösterilmesi/gösterilmemesi veya doğru/hatalı gösterilmesi bir şeyi değiştirmediğini, bu nedenle de sondaj işini yapacak olan firmanın bu hususu bilerek ve gerekli dikkat ve özeni göstererek yapmasının beklendiğini, tüm firmalarca yapılan tüm sondaj işlemlerinin bu şekilde gerekli özen ve dikkatle yapıldığını, bu tür firmaların elinde gerekli teçhizatın bulunduğunu,  kamera ve benzeri sistemler kullanılarak kabloların fark edilebilindiğini, bu tür teknolojilerin pinomatik geçişlerde kullanıldığını, ilgili firmanın bunun olabileceğini veya yer altında farklı bir yapının bulunabileceğini öngörmek ve tespit etmekle yükümlü olduğunu; davacının hasar bedeli içinde işçilik bedelinin alınamayacağına dair söyleminin hatalı olduğunu, yapılan çalışmada müvekkili şirketin kendi kablolarını tamir etse de kullanılan malzemenin haricinde harcanan iş gücü ve zaman unsuru da bulunduğunu, müvekkili şirketin tesislerine verilen hasarları hesaplarken, malzeme işçilik şeklinde bir hesaplama yapmak zorunda olduğunu, dava dilekçesinde müvekkili şirkete ait kabloların 5,80 metre derinlikte değil, 10 metre derinlikte olduğunun belirtildiği, başka bir yerinde ise Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından da zarar verilen kabloların müvekkili şirketçe 80 cm derinliğe döşendiğini belirttiğini, iki beyan arasında çelişki olduğunu, yüksek gerilim (YG) kablolarına verilen hasar sonrası olay yerine gidildiğini, kablo çok derinde olduğu için tamiri imkansız olduğundan ilgili dönüş yolundaki tüm YG kabloları müvekkil şirketçe pinomatik ile tekrar çekilerek yenilendiğini, müvekkil şirketin hasar olarak yansıttığı meblağın yeni çekilen tüm kablolar ekler ve işçilik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; ihbar olunan ... şirketinin kusuruna isabet eden zarar miktarından davacı ...,  asıl işveren ... ve ... şirketinin ...'a karşı  (müşterek müteselsil) sorumluluğu bulunduğu düşünülse bile davacı ile ihbar olunan arasında imzalanan 11.05.2020 tarihli Fiber optik Kablo Kılıfı Çekilmesi İşçilik Yapım Sözleşmesi’nin Genel Hükümler başlığı altındaki (1.) maddesinde \"Yukarıda belirtilen iş için gerekli olan tüm resmi izinler ruhsatlar müracaatlar ve resmi ve özel kurum ve kuruluşları bilgilendirme işleri iş sahibi tarafından yapılacak, bu işler için gerekli tüm vergiler, Aykome harçları ve sair giderler iş sahibi tarafından karşılanacaktır. …”   hükmü gereği davacı ...,  asıl işveren ... ve ... şirketinin ...'a karşı  (müşterek müteselsil) sorumluluğu bulunduğu kabul edilebilecek bölüm yönünden sözleşmesel ilişkileri gereği davacıya düşecek sorumluluğunun ihbar olunan ... Şirketince üstlenilmiş olması karşısında davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 192.629,52 TL'nin 12/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkili şirket uyuşmazlık konusu olayda kusursuz olup, tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olsa da (buna ilişkin tüm itirazları aynen tekrar ettiklerini), kabul ettiğimiz anlamına gelmemek şartıyla aksi görüş benimsenmesi halinde aşağıdaki itirazların dikkate alınarak ilgili kararın ortadan kaldırılarak yeniden yargılama için yerel mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini, kararın hem eksik ve hem de hukuki anlamda hatalı değerlendirmeler içerdiğini, bu durumun yerel mahkemenin hukuka aykırı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunu aynen hükme esas almasından kaynaklandığını, karara esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, iş sahibi davacının, taşeronu olan (ihbar olunan) ... Ltd. Şti.'nin verdiği zararlardan kusursuz sorumlu olduğunun dikkate alınmadığını ve tarafların kusur oranları belirlenmeden eksik rapor hazırlandığını, raporda iki şirketin kendi arasında imzaladığı sözleşme bahane edilerek davacının sorumlu olmadığının iddia edildiğini, oysaki iş sahibinin, adam çalıştıran sıfatıyla taşeronun üçüncü kişilere verdiği zararlardan zincirleme sorumlu olduğunu, kendi aralarındaki sözleşmenin, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişileri bağlamadığını, iş sahibinin bu sözleşmeye dayanarak ancak taşerona karşı rücu hakkı olabileceğini, onun da üçüncü kişi olarak müvekkil şirketi ilgilendirmediğini, teknik bir konu olması nedeniyle kusur oranlarının bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiğini, 02.01.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda yukarıdaki beyanlarına benzer değerlendirmeler yapıldığını, fakat her nedense 23.06.2023 tarihli ek raporda bu değerlendirmelerden vazgeçmeyi gerektirir bir bilgi belge de olmadan görüş değişikliğine gidildiğini, bilirkişi tarafından hukuki değerlendirme yapıldığı gibi yapılan hukuki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, kaldı ki davacının, hiçbir dilekçesinde ihbar olunan ... Ltd. Şti.'nin kusurundan sorumlu olmadığını iddia etmediğini, kusurun müvekkili şirkette olduğunu ve eğer ki taşeronu olan şirketin sorumluluğu varsa da ona rücu edebilmek için davanın taşerona ihbarını talep ettiğini, kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davalı tarafından tacirler arası haksız fiil hükümlerine göre davacı şirketten tahsil edilmiş olan tazminatın (hasar bedelinin) yersiz ödendiği iddiasıyla iade edilmesi istemine ilişkindir<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. <br>Dosya kapsamından, davacı şirketin dava dışı asıl işveren ... AŞ’nin yüklenicisi, ihbar olunan ... Mühendislik şirketinin ise davacı şirketin alt yüklenicisi olduğu, davacı şirketin üstlendiği yer altı fiber optik kablo çekimi sürecinde, Ankara Büyükşehir Belediyesi yolu altından, yatay sondajla geçilmesi gereken işin bu safhasında, bu iş için davacının sözleşme imzaladığı ihbar olunan ... Mühendislik şirketinin çalışması sırasında davalı ...’a ait yüksek gerilim (YG) yer altı kablosuna zarar verildiği, davalı şirket tarafından hesaplanan hasar bedelinin dava dışı asıl işveren ... AŞ’den talep edilmesi üzerine yüklenici olan davacı şirket tarafından davalı ...’a ödeme yapıldığı, davacı vekili tarafından; zararın davalının yanlış bilgilendirmesinden kaynaklandığı iddiasıyla müvekkili şirketten tahsil edilen bedelin iadesi istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>İlk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere; davacı şirket ile ihbar olunan şirket arasında akdedilen 11/05/2020 tarihli Fiber Optik Kablo Kılıf Borusu Çekilmesi İşçilik Yapım Sözleşmesi uyarınca ihbar olunan şirketin davacının alt yüklenicisi olduğu ve yükleniminde olan işin ifası sırasında davalı ...’a ait yer altı tesisinde hasar meydana geldiği sabit olup, bu hususlarda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Uyuşmazlık; meydana gelen haksız eylem nedeniyle kusur ve sorumluluğun kime ait olduğu, davalı ...’ın zararın meydana gelmesinde bölüşük kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise oranı, davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen hasar bedelinin davalının gerçek zararını yansıtıp yansıtmadığı, davacı şirketin yersiz yahut fazla ödemede bulunup bulunmadığı, varsa bunun iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarı noktasındadır.<br>Mahkemece, davacı yüklenici şirket ile alt yüklenicisi olan ihbar olunan şirket arasında akdedilen sözleşmenin genel hükümler başlığı altındaki birinci maddesi uyarınca anılan taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki gereğince davacıya düşecek sorumluluğun ihbar olunan şirket tarafından üstlenildiği ve bu nedenle davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği kabul edilmiş ise de bu kabul yerinde değildir. Zira davalı ...’ın hasar bedelinin ödetilmesi istemi haksız fiile dayanmakta olup, 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır” hükmü düzenlenmiştir. Davacı şirketin, kendi yüklenicisini denetleme ve gözetleme yükümlüğü olduğundan, iş sahibi olarak, yüklenicisinin üçüncü kişilere verdiği zararlar yönünden müştereken ve müteselsilen sorumluğu bulunmaktadır. Davacı şirket ile yüklenicisi arasındaki sorumsuzluk anlaşmaları iç ilişkiye ilişkin olup zarar gören üçüncü kişi konumundaki davalı ...’a karşı ileri sürülemez. Diğer bir deyişle davacı şirket, yüklenicisi olan ihbar olunan şirketin kusuru sonucu bir zarar oluşması halinde bundan, davalı ...’a karşı onunla birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır.<br>Hükme esas alınan 23/06/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda davaya konu zararlandırıcı olayın ihbar olunan yüklenici şirket ile davalı ...’ın ortak kusuru sonucu meydana geldiği belirtilmiş ancak ilgililerin kusur oranına ilişkin bir mütalaada bulunulmamıştır. Kusuru bulunduğu bildirilenlerin zararlandırıcı olayın meydana gelmesindeki katkısının düzeyine ilişkin bilirkişi raporunda bir açıklamaya yer verilmediğinden ve uyuşmazlık teknik değerlendirme gerektirdiğinden, ilgililerin davaya konu zararın oluşumundaki “kusur oranları” bilirkişi marifetiyle tespit edilmelidir. Bu yönden ek bilirkişi raporu alınmalıdır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/12/2018 tarihli, 2016/14830 Esas, 2018/8212 Karar sayılı ilamı)<br>Davaya konu olay nedeniyle davalı ...’ın uğradığı zararın ve iadenin kapsamına gelince; davaya konu ödeme, davalı ... tarafından haksız fiil hükümlerine göre davacıdan tahsil edilmiş olup, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda maddi tazminatın kapsamı “gerçek zarar” ile sınırlıdır. Davacı tarafından, davalı şirketin taraflarına yönelttikleri tazminat isteminin kazı sırasında hasarlanan yeraltı kablolarının onarımında kullanılan malzeme ve işçilik bedeli toplamına ilişkin olduğu iddia edilmektedir. Davalı şirket tarafından hazırlanan kesin hesap cetvelinde; 59.307,92TL malzeme bedeli, 103.937,44TL montaj (işçilik bedeli) ve 29.384,16TL %18 KDV olmak üzere toplam 192.629,52TL hasar bedeli belirlenmiş ve davacı şirket tarafından da bu tutar davalı ...’a ödenmiştir.<br>  Davalı ... bir anonim şirkettir. Şirket faaliyetinin devamlılığının sağlanması için sürekli olarak istihdam ettiği işçileri ve araçları bulunmaktadır. Davalının kendi işçileri ve araçlarına ilişkin giderleri şirketin faaliyetinin devamlılığı için yapmak zorunda olduğu genel idare giderleri kapsamındadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere; davalı şirketin dava konusu hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup, araç temin ederek harcama yapıp yapmadığı hususu netleştirilmeden bu giderler davalı şirketin zararının kapsamında değerlendirilemez. <br>Davalı şirket savunmalarında; hasarın meydana geldiği yer ile hasarın özelliği ve acil enerji verilmesi gerekliliği gibi nedenlerle hasar gören kabloların değişimi işinin, olay yerinde ekipmanları kurulu olan ve işi yapmaya yetkinliği bulunan ihbar olunan ... Mühendislik şirketine yaptırılmak durumunda kalındığını belirtmiş ve buna ilişkin belgeleri 06/02/2023 tarihli dilekçesi ekinde sunarak ve taraflarınca temin edilememesi nedeniyle özellikle kazı uzunluğu ile ilgili fişler ile işin yapımına ilişkin faturalar, ödeme belgeleri, yapılan işe ilişkin teknik belgeler dahil onarım işi ile ilgili tüm belge ve bilgilerin, zararı veren ve aynı zamanda onarımı da gerçekleştirdiği ileri sürülen ihbar olunan ... Mühendislik şirketinden getirtilmesini istemiştir. Ancak mahkemece belirtilen deliller dosyaya kazandırılmamıştır.<br>Davacı şirket tarafından; genel idare gideri kapsamında kalan işçilik (montaj) giderlerinin taraflarına yüklenemeyeceği, kullanıldığı ileri sürülen kablo uzunluğunun kazı uzunluğuna uygun olmadığı, KDV ile ilgili talebin yerinde bulunmadığı iddiaları ileri sürülmüş, davalı şirket tarafından ise; onarım işin ihbar olunan şirkete fatura karşılığında yaptırıldığı (yani özel olarak işçi tutularak harcama yapıldığı), olayın meydana geldiği yerin özelliği nedeniyle sadece hasarlanan bölümün onarımının imkânsız olduğu, bu nedenle kavşak içinde kalan tüm kabloların yenilenmek zorunda kalındığı, metraja ilişkin iddiaların yerinde olmadığı savunulmuştur. <br>02/01/2023 tarihli kök bilirkişi raporunda bu iddia ve savunmalara değinilmekle birlikte çözüme kavuşturulabilmesi için eksik belge ve bilgilerin temini istenmiş, taraflar ve ihbar olunan şirket tarafından dosyaya bir kısım belgeler sunulmuş, davalı şirket tarafından yukarıda belirtildiği şekilde ihbar olunan şirketten temini gereken belgeler (özellikle kablo uzunluğuna ilişkin fişler) belirtilmiş, ancak eksiklikler tümüyle giderilmeden hazırlanan ek bilirkişi raporunda; kök raporda “gerçek zararın” hesaplanabilmesi için doğru bir yöntem belirlenmiş olmasına karşın gerekli değerlendirmeler ve tartışmalar yapılmadan sorumluluğa ilişkin görüş bildirilmekle yetinilmiştir. Ek rapor bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelikte değildir.<br>Uyuşmazlığın çözümü için temini gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırıldıktan sonra dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek; davalı ...’ın haksız fiil hükümlerine göre zarar sorumlularından talep edebileceği gerçek zararının kapsamı yukarıda açıklanan ilkelere göre belirlenmelidir. Bilirkişiler tarafından tarafların kablo uzunluğu, KDV, işçilik giderleri vb. yönlere ilişkin tüm iddia ve savunmaları değerlendirilmeli ve denetime elverişli şekilde gerekçelendirilerek karşılanmalı, \"malzeme bedeli\" ile özel olarak işçi tutularak harcama yapıldığı kanısına varılması halinde \"işçilik (montaj) bedellerinin\" 22/09/2020 olay tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine göre ne kadar olduğu hesaplanmalı ve davalının gerçek zararı belirlenmeli, davalı ...’ın zararlandırıcı olayın meydana gelmesindeki bölüşük kusuru tespit edilerek kusuruna isabet eden miktar davalının zararından düşülerek davacı şirketin sorumlu olduğu maddi tazminat miktarı tespit edilmeli ve ulaşılacak sonuca göre davacıdan fazla tahsilat yapılıp yapılmadığı ve varsa miktarı belirlenerek bunun iadesine karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen yönler gözetilmeksizin eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1)Davalının istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/09/2023 gün ve 2021/539 Esas, 2023/665 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,        <br>2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,   <br>3)Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde iadesine,<br>4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 16/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imza <br><br>Üye<br><br> e-imza <br><br>Üye<br><br>e-imza  <br><br>Katip<br><br> e-imza <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9ccd40a51cd6d04","SID":"22b2a7655008798c"}}