{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/1110 - Karar No:2025/361<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1110 <br>KARAR NO\t: 2025/361<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/700 E-2022/652 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/03/2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkilinin 1967 yılında pirinç döküm, torna, tsviye ve büro malzemeleri satışı yaparak faaliyete başlayan köklü bir firma olduğunu, davalının müvekikli şirketten imalatı yapılan üretimler için lazer kesim hizmeti aldığını ve aralarında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan tüm alım satım işlerinin cari hesap ekstresine yansıtıldığını, bu ekstre gereği müvekkilinin davalıdan vadesi gelmiş 8.890,60 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, alacağın talep edildiğini ancak davalının basiretli tacir gibi borcunu gereğince ifa edemediğini, bu nedenle davalı aleyhine Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8330 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilere süresinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek, haksız ve kötü niyetli itirazının kaldırılarak, icra takip tarihinden başlamak üzere işleyecek faiz, asıl alacak ile ferileri yönünden takibin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; davacının arabuluculuk tutanağının yasal süre içerisinde dosyaya sunmadığını belirterek dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafa dava dilekçesinde dayandığı vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırması için kesin süre verilmesini gerektiğini, taraflar arasında mülkiyeti davalıya ait farklı ebat ve miktarlarda olan sacların lazer kesim işleminin davalı tarafından yapılması hususunda mutabık kalındığını, davacı tarafından davalıya resmi internet sitesi uzantılı mail adreslerinden fiyat teklifi verildiğini, taraflar arasında birim fiyat konusunda mutabık kalındığını, davalı tarafından lazer kesimlerinin yapılması için davalı tarafa 60 plaka 15 mm, 36 plaka 10 mm ve 16 plaka 5 mm saç teslim edildiğini, davalı tarafından kendisine teslim edilen saclar için 22.01.2021 tarihli fatura düzenlendiğini ancak davalı tarafından lazer kesimi yapılan sacların fiilen tesliminden sonra yapılan kontrollerde sözleşmeye uygun olarak kesiminin yapılmadığını, ayıplı olarak kesim yapıldığının tespit edildiğini, davacı tarafın ayıbı gidereceği yönünde davalıyı sürekli olarak oyalandığını, davacı tarafın düzenlemiş olduğu fatura konusu plakaların düşümünden sonra davacının uhdesinde 40 adet 15 mm, 11 adet 10 mm ve 1 adet 5 mm sac kaldığını, faturalara konu malların ayıplı olarak teslim edilmesi neticesinde davacının uhdesinde kalan sacların iadesinin talep edildiğini, bu durum üzerine davacı tarafından 11 adet 15 mm, 11 adet 10 mm ve 1 adet 5 mm sac davalının göstermiş olduğu işyerlerine teslim edilmişse de davacının uhdesinde hali hazırda 29 adet 15 mm sac kaldığını,  iade edilmesi talebini içerir e-posta gönderildiğini, davacının fatura konusu malları sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile inkar tazminatı talebinin de reddinin gerektiğini savunarak, haksız olan davanın reddini, açıkça kötüniyetli olan davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, dava dilekçesi, icra takip dosyası, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre; bilirkişi mali müşavir tarafından tanzim edilen rapor içeriğine göre, davalı tarafından tanzim edilen faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturaya konu malların davalıya teslimi konusunda ispat yükünün davacı üzerinde olmakla birlikte, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defterlerine kaydetmiş olduğu, bu faturalara süresinde itiraz etmediği, malların davalıya teslim edildiğinin davalının kabulünde olduğu dikkate alındığında, faturaya konu malların davalı tarafça teslim alındığının ve davacının alacağının varlığının ispatlanmış olduğunun kabulünün gerektiği, davalı malların ayıplı olduğunu iddia etmişse de, dosya kapsamında davalı tarafından sunulan delillerden sacların ayıplı kesildiği ve teslim edilmediği iddialarının ispatlanamadığı, davalının TTK'nın 23. maddesinde düzenlenen 2 ve 8 günlük sürelerde ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile takibin devamına, Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8330 sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline, tarafların icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. \t<br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; dosyada önceden delil olarak sunulan cari hesap bakiyesinde müvekkili şirket ile başvuru sahibi arasında yapılan bütün alım satım işlemlerinin cari hesap ekstresine yansıtıldığını, raporda tarafların ticari defterlerinin karşılıklı olarak incelenmesi  sonucunda davalının müvekkiline 8.890,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, takibe geçilen cari hesap alacağının da bu miktarda olup, haklılıklarının işbu rapor ile de ortaya konduğunu, bu alacağın müvekkili şirket tarafından talep edildiğini ancak davalının basiretli bir tacir gibi borcunu gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle müvekkili adına vekil olarak alacağın icrasının sağlanması amacıyla karşı yan aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilere süresinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu, davalı borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde müvekkili şirkete herhangi bir borcu olmadığını, asıl alacak ile faiz taleplerine itiraz etme mecburiyetinde olduğunu belirtmiş ise de, bu iddianın soyut bir iddiadan ileri gitmediğini, taraflar arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, işbu davanın açılması için zorunlu dava şartı olarak kabul edilen arabuluculuk başvurusunun da yapılmış olup, arabuluculuk sürecinin 2021/9614 büro dosya numarası, 2021/85820 arabuluculuk numarası ile 10.08.2021 tarihinde başladığını, 06.09.2021 tarihinde sona erdiğini ve arabuluculuk tutanağının mahkeme dosyasına sunulduğunu, davalının tutanağın süresinden sonra sunulduğuna dair iddiaları yine yargılamayı uzatma amacı taşımakta olup, usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, davalının açıkça iyi niyetten yoksun olduğunu, işbu itirazın haksız olarak, müvekkilinin alacağına kavuşmasını olabildiğince geciktirmek gayesi ile yapıldığını, bu nedenle yerel mahkemeden alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini,  somut olayda icra inkar tazminatına hükmedilmesini gerektiren tüm şartların sağlandığını, davanın cari hesap özetinden kaynaklanan bakiye alacağa ilişkin itirazın iptali olup, müvekkili şirketin yaptığı her iş için usulüne uygun olarak fatura kestiğini, cari hesap ekstresinde yer alan kalan bakiye alacağı asıl olarak faturadan kaynaklandığını ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında faturaların likit- belirlenebilir- alacak olduğunun bir çok kez vurgulandığını, davalının ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakiyesi bakımından borçlu olduğunu bildiğini ve kesilen faturalar gereği alacağı bilebilme durumunda olduğunu, buna rağmen işbu icra takibine kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve itirazın haksız olduğunu, borcunu gereği gibi ifa etmediğini, alınan bilirkişi raporunun da lehe olduğu dikkate alınarak şartları oluştuğundan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; usul yönünden, davacı tarafından dava şartı arabuluculuk son tutanağının yasal süre içerisinde dosyaya ibraz edilmediğini,  öncelikle davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, bu talepleri hakkında mahkemece olumlu yada olumsuz bir karar verilmeyerek, yargılamaya devam edildiğini, davacının, dava dilekçesinde taraflar arasında dava şartı arabuluculuk sürecinin olumsuz neticelendiğini belirtmişse de, anlaşmama son tutanak aslı veya onaylı suretinin dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilmediğini,  mahkemece 15.11.2021 tarih ve 9 nolu ara karar ile davacı tarafa son tutanak aslını sunması için 2 haftalık süre verildiğini, davacının 02.12.2021 tarihinde son tutanak aslının ibraz edildiğini ancak son tutanak aslının, 6325 sayılı kanunun 18/A-2 maddesi gereğince kesin süresi içerisinde dosyaya ibraz edilmediğini, esas yönünden ise; taraflar arasında mülkiyeti müvekkiline ait farklı ebat ve miktarlarda olan sacların lazer kesim işleminin müvekkili tarafından yapılması hususunda mutabık kalındığını, bu kapsamda davacı tarafından müvekkiline resmi internet sitesi uzantılı mail adreslerinden fiyat teklifi verildiğini ve söz konusu fiyat teklifinin dosyaya ibraz edildiğini, taraflar arasında birim fiyat konusunda da mutabık kalınması üzerine müvekkili şirket tarafından lazer kesimlerinin yapılması için davalı tarafa 60 plaka 15 mm, 36 plaka 10 mm ve 16 plaka 5 mm sac teslim edildiğini, davalı tarafından, kendilerine teslim edilen saclardan 20 plaka 15mm ve 15 plaka 10 mm sacın lazer kesimi yapıldığını ve 22.01.2021 tarihli faturanın düzenlendiğini, daha sonra 15 plaka 5 mm ve 10 plaka 10 mm sacın lazer kesimi yapılarak 05.02.2021 tarihli faturanın düzenlendiğini ancak müvekkili tarafından lazer kesimi yapılan sacların fiilen tesliminden sonra yapılan kontrollerde sözleşmeye uygun olarak kesiminin yapılmadığının, ayıplı olarak kesim yapıldığının tespit edildiğini, bu konuda davacı ile defalarca iletişime geçilerek sacların sözleşmeye uygun olmadığı şifahi olarak dile getirilmişse de, davacı tarafça ayıbı gidereceği yönünde müvekkilini sürekli olarak oyaladığını, fatura konusu plakaların düşümünden sonra davacının uhdesinde 40 adet 15 mm, 11 adet 10 mm ve 1 adet 5 mm sac kaldığını, faturalara konu malların ayıplı olarak teslim edilmesi neticesinde davacının uhdesinde kalan sacların iadesinin talep edildiğini, bu durum üzerine davacı tarafından 11 adet 15 mm, 11 adet 10 mm ve 1 adet 5 mm sacın müvekkilinin göstermiş olduğu işyerlerine teslim edilmişse de, davacının uhdesinde hali hazırda 29 adet 15 mm sac kaldığını, bu durum üzerine davalı müvekkili tarafından davacının mail adresinde yaşanan süreci anlatan ve 29 adet sacın iade edilmesi talebini içerir e-posta gönderildiğini ancak davacı tarafça söz konusu e-postalara kayıtsız kalındığını, mahkemece  ayıp ve teslim edilmeme iddialarının araştırılmaksızın yalnızca ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak sonuca gidildiğini, dosyaya kazandırılan kök raporda ayıp iddiaları hususunda da inceleme yapılması gerektiğinin belirtildiğini, kök raporda bilirkişi tarafından ayıp iddiaları yönünden de rapor alınması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece yalnızca defterler üzerinde inceleme yapılması hususunda ek rapor aldırıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, taraflar arasında eser sözleşmesi mevcut olup, yüklenici olan davacının dava konusu malları ayıpsız ve eksiksiz olarak müvekkiline teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının dava ve delil dilekçesinde fatura konusu malların müvekkili şirkete sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde ayıpsız olarak teslim ettiğini ispata yarar bir delil bulunmadığını, mahkemece, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüş olup, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. \t<br>\tAnayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. \t\t\t\t\t<br>\tHMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddede ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmü mevcuttur. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasa'nın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3473 E-2020/2358 K sayılı 09/09/2020 tarihli ilamı)<br>\tDava konusu somut olayda; mahkemesince yapılan yargılama sonrası kurulan hükme ilişkin gerekçeli kararda alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiği belirtilmiş olmasına rağmen hükümde icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş olmakla gerekçedeki açıklamalarla hüküm  çelişik nitelikte olup, karar  usul ve yasaya aykırıdır.  <br>\t Diğer yandan, Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere eser sözleşmelerinde kural olarak yüklenici sözleşme ve yasaya uygun gerçekleştirdiği imalât miktarını, iş sahibi ise yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlüdür. somut olayda, davacı vekili, işi eksiksiz ve ayıpsız teslim ettiğini belirterek cari hesaba dayalı olarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş, davalı vekili ise,  müvekkili tarafından  davacı tarafa teslim edilerek kesimi istenen sacların müvekkiline tesliminde eksik ve ayıplı iş bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının davacıya lazer sac kesimi için teslim ettiği miktarı ispatlaması, bu miktarın ispatından sonra davacının da lazer kesimi sonrası davalıya teslim ettiği ürünlerin miktarının belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamında, taraflar arasında davalının teslim ettiği malzemelere ilişkin taraflarca tutulan bir tutanak veya teslime ilişkin belge bulunmadığı görülmüş ise de,   davalı taraf bu konuda taraflar arasında  e- posta yazışmaları bulunduğunu savunulmuş, mahkemece bu konuda bir  inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.<br>\t Tarafların ticari defterlerinde kayıtlı itiraza uğramayan faturalarla, davacı tarafça işlem yapılıp davalıya teslim edilen miktar taraflar arasında ihtilaflı olmayıp, alınan bilirkişi raporu ile bu miktar belirlenmiştir. Davalı, davacıya işlem yapılmak üzere teslim edilen malzemenin bundan daha fazla olduğunu usulüne uygun yasal delillerle kanıtlanmak zorundadır. Davalı cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından, davacıya toplam teslim ettiği mal miktarı ve kendisine iade edilmeyen eksik malzeme iddiası yönünden yemin teklif etme hakkı bulunduğundan, davalıya yemin teklif etme hakkı da hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tÖte yandan, davalı tarafça, davacının yaptığı ve teslim ettiği imalatlar yönünden ayıp iddiasında bulunulmuş ise de, mahkemece toplanan delillere ve dosya kapsamı itibariyle ayıp iddiasına yönelik herhangi bir delil ve belge dosyaya ibraz edilmemiş olması nedeniyle davacı tarafça kesilen ve davalı defterlerinde kaydedilen faturalardaki imalatlar yönünden davalının ayıp iddiasının dikkate alınmamasının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlamak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br>2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/700 Esas- 2022/652 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>3-Dairemiz kararına uygun şekilde karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL + 179,90 TL olmak üzere toplam 260,6‬0 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>5-Davalı tarafından yatırılan 151,81 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>6-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 27/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.     \t<br> \t<br><br>Başkan <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br>e-imzalıdır <br><br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bc0cf390f94d4e3","SID":"4386a2b9620e706f"}}