{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>EK KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:17/03/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı/borçlu şirkete vermiş olduğu gümrük hizmetleri nedeniyle cari hesaptan kaynaklı 6.359,78-TL alacağının bulunduğunu, tüm uğraşlara rağmen tahsil edemediğini, işbu nedenle Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ödeme emrinin 29/06/2022 tarihinde borçlu şirkete tebliğ edildiğini, 29/06/2022 tarihinde borca itiraz ettiğini, takibin borca itiraz nedeniyle durdurulduğunu, işbu nedenle müvekkilinin mağdur olduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk yolunun anlaşamama ile sonuçlandığını,  müvekkili şirkete herhangi bir borcu olmadığı iddiasıyla yapmış olduğu itiraz yasal dayanaktan yoksun olup haksız ve kötü niyetli olduğunu, işbu nedenle itirazın iptali ve davalı şirketin % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, takipte istenilen alacak miktarının sebebi açıkca belirtilmediğini, müvekkili şirktein cari hesapları incelendiğinde davacının takipte belirtilen meblağda bir alacağının bulunmadığını,  2017 - 2018 yıllarında 19 ayrı firmadan alınan ürünlerin ihracatının yapıldığını, 19 firmaya ihracatın davacı firma vasıtasıyla yapılacağını ilettiğini, davacı sayesinde bu firmalarla ticari anlamda ilişki tesis ettiğini, anlaşma gereği gümrük masrafları ihraç ürünlerinin alındığı firmaya ait olduğunu, 18 firmadan aldığını, 1 firmadan alamadığını, işbu süreçte davacının yaptığı masraflara karşılık müvekkilinin 7.000,00-TL ödeme yaptığını, asıl alacağının olduğu firmadan talep etmeyerek müvekkili şirketten talep ettiğini, davacı tarafın muhasebe kayıtlarında yanlışlıkların olduğunu, işleten ve istenilen faiz oranları da yasal faizin çok üstünde olduğunu, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı aleyhine yükletilmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...davacı şirketin davalı şirkete hizmet verilmesi şeklinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu , davacı şirketin dekont olarak kaydettiği belgelerin gümrükleme işlemleri nedeniyle davalı adına yaptığı vergi, harç ve gümrük giderlerine dair ödemeler olduğu, taraflar arasında devam eden ticari ilişki uyarınca gümrükleme işleri için ödenen paraların dekontları ile davalıya yansıtılarak davalının bu bedelleri ödemesi konusunda ticari teamül oluştuğu, her ne kadar davalının ticari defterlerinde davacıdan alacaklı olduğu görünmüş ise de; ödeme kayıtları ile ilgili tevsik edici bir belgenin bulunmadığı gibi davacının ticari defterleri ile doğrulanmadığı, davacının davalıya gümrük hizmeti vermesine rağmen bu işlemlerden kaynaklı takip konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar  vermek gerekmiş, dava konusu alacak faturaya dayalı, likit bir alacak olduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilerek\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, ilk derece mahkemesinin 30/01/2025 tarihli ek kararı ile, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin kararın kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiş olup, ek karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili ek karara ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin alacaklı görünmesine ve tanık dinlenmesine muvafakat edilmemesine rağmen, yasal tanık dinleme sınırının altında kaldığı yanılgısıyla hem de temerrüt gerçekleşmeden işletilen faiz ve oranlarına itirazlarının gözardı edilerek, üstüne üstlük bilirkişi raporları ile alacaklı olmalarına rağmen % 20 inkar tazminatına da hükmedilerek açıkça hukuka aykırı, hem de kesin olarak, ihmal ile ağır hukuk hataları ile verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmesine ve inkar tazminatına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 04.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkil şirketin davacı şirkete borcu olmadığı aksine 10.341 TL alacaklı olduğunun  belirtildiği, davacı şirketin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanan 01.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise davacı şirketin 6.359,78 TL alacaklı olduğu tespitinde bulunulduğu, birbirleri ile çelişen bu iki rapor karşısında, HMK'nın 222/2-4. Maddesi uyarınca ticari defterlerin davacı lehine delil olabilmesi için, usulüne uygun tutulması ve birbirini doğrulaması gerektiği, usulüne uygun tutulsa dahi, her iki tarafın defterleri arasında tenakus bulunması, birbirini doğrulamaması halinde ticari defterin davacı lehine delil olmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı vekilinin kendi kayıtları üzerinde yapılan inceleme raporunda alacaklı görünmeleri sebebi ile davanın kabülüne karar verilmesini talep ettiğini, tanık delilinden vazgeçtiğini, davalı ile davacı şirketin defterleri karşılaştırılarak hazırlanan üçüncü 17.01.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, müvekkil şirketin borcu olmadığı aksine, müvekkil şirketin davacıdan 13.774,60 TL alacaklı olduğunun tespitinde bulunulduğunu, davacı vekilinin, tanıkların dinlenmesini talep etmesi üzerine tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini bildirdiklerini, HMK 201. Maddesi uyarınca miktar itibariyle tanık dinlenemeyeceğini, bilirkişinin hazırladığı 25.04.2024 tarihli dördüncü ek raporda da yine müvekkil şirketin davacıya borcu olmadığı aksine, müvekkil şirketin davacıdan 13.774,60 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, tanıkların dinlenmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporları ile müvekkilinin borçlu olmadığı tespit edilmesine rağmen mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile tanık deliline dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, davacıdan alacakları olduğu halde müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve müvekkilinin temerrüde düşürülmemesine rağmen işlemiş faize de hükmedilmesinin hatalı olduğunu, istinaf sınırının takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiğini, esasen Anayasa Mahkemesi'nin idari yargıda temyize ilişkin parasal sınırları iptal ettiğini, 21.12.2023 tarihli 32406 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 26.10.2023 tarihli E.... K. ... sayılı kararı ile konusu beş bin lirayı geçmeyen vergi-tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararlara karşı istinafa başvurulamayacağına dair düzenleme ile parasal sınırların her yıl güncellenmesine ilişkin düzenlemeyi iptal ettiğini, kararın 21.09.2024 tarihinde yürürlüğe girdiğini, AYM'nin iptali istenen ilk hüküm olan İYUK m.45’in konusunun beş bin Türk lirasının altında olan davalar yönünden hükmün denetlenmesi hakkına sınırlama getirildiğini belirttiğini, bu nedenle ilgili düzenlemenin Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığını, AYM'nin Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması hususunu düzenleyen 13. maddesi gereğince temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlandırmaların kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekliliklerini vurgulayarak iptali istenen İYUK Ek Madde-1 için istinafa tabi kararların belirlenmesine ilişkin parasal sınırın her yıl güncellenmesi nedeniyle hangi tarihteki parasal sınırın belirleneceğinin açıkça anlaşılır olmaması hususlarının ve İYUK m.45’de yer alan sınırlamanın m.13’e aykırılık teşkil ettiği sonucuna vardığını, sonuç olarak AYM'nin istinaf sınırı ile ilgili kanun hükümlerinin Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğunu belirterek, ilgili hükümlerin iptaline karar verdiğini, hatta Anayasa Mahkemesinin 04.12.2024 tarihinde ... E., ... K. sayısı ile aldığı iptal kararı ile HMK.de İstinaf ve Temyiz parasal sınırlarının artırılması ile Kanunun Ek.1 mad.ndeki ibareleri iptal etmesi ile birlikte İstinafta parasal sınırların kalktığını, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İstinafa konu kararda davanın değeri 6.359,78-TL 'dir. <br>02 Aralık 2016 gün ve 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00-TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar  2018 yılı için 3.560,00-TL, 2019 yılı için 4.400,00-TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00-TL, 2021 yılı için 5.880,00-TL, 2022 yılı için 8.000,00-TL, 2023 yılı için 17.830,00-TL'dir. 2024 yılı için 28.250,00-TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL'dir.<br>İstinafa konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra 07/01/2025 tarihinde verildiğinden miktar itibariyle kesin nitelikte olup, ilk derece mahkemesince kesin nitelikteki kararın istinaf talebinin reddine ilişkin 30/01/2025 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararının usule uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin reddine ilişkin ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ek karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/03/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b7ec47425eda94d","SID":"022833c2cb4f57ba"}}