{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  ... <br>KARAR NO\t:  ... <br>KARAR TARİHİ\t: 10/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  ... (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t:  ... Esas <br><br>DAVACI\t: ...  -...<br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>DAVALI\t: ...- <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>Davacı vekili ihtiyati tedbir / İhtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in eşi muris ...'in 10/09/2024 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin yasal mirasçı konumunda olduğunu, bu tarih itibariyle müvekkilinin şirkette gerçekleştirilen genel kurula toplantılarına hiç bir şekilde çağrılmadığını, 17/12/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların da müvekkilinin bilgisi ve rızası aranmadığını, bu  nedenle kanuna aykırı şekilde alınan genel kurul kararlarının iptali gerektiğini, şirketin temsilcilerinin TTK ve ilgili mevzuata aykırı davrandıklarını ve müvekkilinin bilgi ve rızası dışında kötü niyetli olarak hak ihlalinde bulunulduğundan şirketin haklarını koruyacak bir kayyum atanması gerektiğini, yine muris ...'in vefat tarihinden yaklaşık dört ay geçmiş olmasına rağmen halen müvekkilinin şirkette kazandığı payların kendisine devredilmediğini, yine murisin ölüm tarihi ve dava tarihi açısından ayrı ayrı olacak şekilde şirketteki hisse miktarının belirlenmesini, murisin payı üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına, murisin ölüm tarihi ve dava tarihi açasından ayrı ayrı olacak şekilde şirket üzerinde kayıtlı menkul ve gayrimenkul mal varlıklarının tespit edilmesini, murisin payı üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına, Takbis üzerinden şirkete ait tapu kayıtlarının devir işlemleri de dahil olmak üzere aktif ve pasiflerinin sorgulatılarak murisin ölüm tarihi ve dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenmesi ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına, yine şirket adına kayıtlı aktif ve pasif tüm tapu kayıtlarının tespit edilerek üzerilerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına, yine şirkete ait emlak beyannamelerinin, moturlu taşıtların, ticari defter kayıtların, vergi beyannamelerinin ve bir kısım kayıtlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talepleriyle açılan davanın kabulüne, davalı şirketin tüm banka hesaplarının, tapu kayıtlarının, resmi belge kayıtlarının ve mal varlığının tespit edilerek üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına, 17/12/2024 tarihli genel kurul toplantısının ve toplantıda alınan kararların iptal edilmesine, şirkete ve murise ait aktif ve taşınmaz kayıtlarının tespit edilmesine, şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 09/01/2025 tarihli ara kararında, \"1-Eldeki davanın, 6102 sayılı TTK'nın 446/1-(b) ve 445. maddeleri uyarınca, davalı anonim şirketin 17.12.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemiyle açıldığı, bu tür davalara ilişkin olarak, TTK'nın 449. maddesinde hüküm alındığı üzere, genel kurul kararlarının yürütülmesinin tedbiren geri bırakılmasına ilişkin tedbir talebinde bulunulabileceği nazara alınarak;<br>a)Davalı şirkette organsızlık halinin bulunduğunun iddia ve ispat olunmayıp, eldeki davanın şirket yöneticilerinin azli istemiyle de açılmadığı göz önüne alınarak, davacı ortağın, davalı anonim şirkete kayyım atanmasına yönelik tedbir taleplerinin REDDİNE, <br>b)Eldeki davanın, şirketin feshine veya ortaklıktan çıkmaya ve çıkma pay ekçesinin ödenmesine yönelik bir dava olmadığı göz önüne alınarak; şirketin aktif ve pasif malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik taleplerin ayrı ayrı REDDİNE, <br>c)Davacının murisin ölüm tarihi itibariyle davalı şirketin ve şirket ortağı olan murisin menkul ve gayrimenkul malvarlığının tespit edilmesine yönelik tespit talebinin ise, eldeki davanın  konusuyla ilgisi bulunmadığından, ayrıca bu konuda Denizli 5. SHM'de  ... Esas numarasıyla terekenin tespiti istemiyle açılmış derdest bir davanın da bulunduğu gözetilerek, davacı tarafın, davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malvarlığının, şirket ortağı olan murisin ölüm tarihi(terekenin açıldığı tarih) itibariyle tespit edilmesine yönelik taleplerin ise, hukuki yarar yokluğu nedeniyle REDDİNE, <br>d)Şirketin banka hesapları üzerine tedbir(bloke) konulmasına yönelik talebin, yasal koşulları bulunmadığından REDDİNE, reddolunan taleplere ilişkin olarak gerekçeli ara karar yazılmasına,\" dair karar vermiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkemece kurulan ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket, şirket hisselerini müvekkilin miras yoluyla devren iktisap etmiş olduğunu ve bu sebeple davacı şirket nezdinde pay sahibi olduğunu bilmesine karşılık pay devri ve intikal işlemlerini usulünce yerine getirmemiş ve yargılama konusu 17/12/2024 tarihli genel kurul toplantısına müvekkili usulünce davet etmeyerek kötüniyetli hareket ettiğini, şirket yöneticilerinin yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, davalı şirkete kayyım atanmaması halinde müvekkilinin yargılamanın neticelenmesine kadar geçecek sürede davalı şirketin işbu eylemlerinden zarar göreceği ve de hak kaybına uğrayacağını, müvekkilin dava fazla hak kaybına uğramaması ve yargılama süresince davalı şirketin elde ettiği maddi kazançlar üzerinde haksız işlemlerde bulunamaması adına davalı şirketin banka hesapları üzerine tedbir konulması gerektiğini, yerel mahkemenin bu taleplerini de hukuka aykırı şekilde reddettiğini, yine davalı şirketin aktif ve pasif malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulması ve davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malvarlığının tespit edilerek tespit edilen malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulması taleplerinin de eldeki dava ile ilgisi bulunmaması sebebiyle reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, davalı anonim şirkete kayyım atanmasına yönelik taleplerinin, şirketin aktif ve pasif malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir koyulmasına yönelik taleplerimizin, davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malvarlığının, şirket ortağı olan murisin ölüm tarihi itibariyle tespit edilmesine yönelik taleplerin, şirketin banka hesapları üzerine tedbir konulmasına yönelik taleplerinin yasal koşulların oluşması ve müvekkilin haklı menfaatleri gereği kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf dilekçesindeki gerçek dışı iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini, yerel mahkeme ara kararının hukuka uygun olduğunu, TTK’da anonim şirketlere ilişkin olarak yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı gibi anonim şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü de bulunmadığını, Türk Medeni Kanunu’nun 427/4. maddesi uyarınca, bir tüzel kişiye yönetim kayyımı atanabilmesi için, şirketin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış olması gerektiğini, somut olayda organsız kalma gibi bir durum olmadığını, geçici hukuki koruma, yaklaşık ispatla yeterli görülmüş olsa da, bu durum, ispatın tamamen göz ardı edileceği anlamına gelmediğini, davacı tarafın dava konusu ve sunulan belgelerle davada haklılığını yaklaşık olarak ispatlayamadığını, ayrıca davacının talepleri \"genel kurul kararlarının ve toplantısının iptali\" davasında değerlendirilebilecek talepler olmadığını, bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>Dava, Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali davası olup, inceleme konusu talep ise davalı şirket aktif/pasif  malvarlığının tespiti ile malvarlığı ve banka hesaplarına tedbir/ihtiyati haciz konulması, davalı şirkete kayyım atanması hususlarındaki ihtiyati tedbir istemlerine yöneliktir.<br>HMK’nın 355.maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca; HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.<br>Davacı tarafın ihtiyati tedbir istemi mahkemenin 09/01/2025 tarihli ara kararı ile reddedilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı yanın ihtiyati tedbir taleplerinden biri, davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına yöneliktir. Ticaret Kanunumuzda mahkemeye anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerini (gerekçe ne olursa olsun) görevden alma ve yerlerine yenilerini atama yetkisi tanınmamıştır; bu yetki genel kurula aittir. Bu nedenle mahkemenin yönetim kurulu üyelerini yönetim ve temsil yetkilerinin ellerinden alması sonucunu doğuran yönetim kayyımı atanması kararını ancak bu yetkilerin hukuken veya fiilen kullanılamadığı hallere özgü olarak verilebilmesi gerekir. Kısaca mahkeme yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları ve kullandıkları yönetim ve temsil yetkilerini, çoğunluğun gücünü kötüye kullandığı, azınlığı ezdiği, ortaklar veya yönetim kurulu üyeleri arasında derin anlaşmazlıklar olduğu, şirketin sürekli zarar ettiği vb. gibi gerekçelerle ellerinden alarak bir temsil kayyımına veremez. <br>Türk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atayacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış olup mevcut düzenlemeler ile ilk derece mahkemesinin kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi, davanın genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu da birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Eldeki davanın konusu davalı anonim şirketin 17/12/2024 tarihli genel kurul kararının iptaline ilişkin olup, şirketin malvarlığı ve banka hesapları işbu davanın konusunu teşkil etmemektedir. Davanın niteliği itibariyle ihtiyati tedbir konusundaki özel hüküm gereği verilebilecek ihtiyati tedbir kararı ancak kararların icrasının durdurulmasına yönelik olacaktır. İhtiyati tedbir kararı ancak davanın konusunu teşkil eden hususlarda verilebilir. Şirketin aktif/pasif malvarlığının/banka hesaplarının tespiti/korunması yolundaki ihtiyati tedbir talepleri işbu davanın konusu olmadığı gibi, bu yönde verilecek bir ihtiyati tedbirin şirketin olağan faaliyetlerini yürütemez hale getireceği anlaşılmakla bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf istemi de yerinde bulunmamıştır.  <br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin, ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  ... Esas sayılı dosyasında verilen  ... tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.10/04/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br>                              Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"890120c936bde361","SID":"49ddc58e03fe114d"}}