{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/03/2024<br>DAVA:İtirazın İptali (trafik kazasından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ:10/04/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkette kasko sigortası bulunan ... plakalı aracın, manavgat sürücü kursu adına kullanılmakta olduğunu, 08.01.2019 tarihinde ... ve eğitmeni ... tarafından kullanılırken ... caddesi üzerinden ... kavşağı istikametine doğru seyrederken ... caddesi ile ... ve ... nolu sokakların kesiştiği kavşağa geldiği esnada ... sokaktan ... sokağa geçmek için ... caddesi kavşak içerisinden çıkan davadışı ... sevk ve idaresindeki ve davalı sigorta şirketi nezdinde ... nolu zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunan ... plakalı aracının sağ ön yanı ile ... plakalı aracın sol ön çamurluk ve sol ön kapı kısmına çarpması ve çarpışmanın etkisi ile kendi istikametine göre sağ tarafına savrulan ... plakalı aracın park halindeki davadışı ... plakalı araca arkadan çarparak durması neticesinde üç araçlık maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı tarafın sigortalısı olan ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, diğer tarafların kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kaza sebebiyle müvekkili şirket tarafından kasko sigortası yapılan  ... plakalı aracın hasar bedelinin ödendiğini, ... plakalı aracın ZMMS sigorta şirketi olan davalı sigorta şirketine bedelin ödenmesi için başvuru yapıldığını, yapılan başvuruya davalı sigorta şirketinin 01.07.2020 tarihli cevabi yazısı ile talepsiz olarak kapatıldığına dair bilgi verilerek hiçbir ödeme yapmadığını, bunun üzerine de müvekkili sigorta şirketi tarafından davalı sigorta şirketine 15.02.2021 tarih ve ... mektup numaralı ihtarname gönderilerek söz konusu hasar bedelinden ödeme yapılmasını talep ettiklerini, ancak davalı sigorta şirketi tarafından hiçbir işlem yapılmadığını, müvekkili sigorta şirketinin davalıdan söz konusu  alacağın rücuen tazmini için Alanya İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra takibine davalı tarafın itiraz etiğini, takibin durduğunu, bunun üzerine müvekkili tarafça arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, anlaşma sağlanamaması üzerine itirazın iptali davasını açtıklarını, davalı tarafın zamanaşımı defini kabul etmediklerini, davalı tarafın itiraz dilekçesinde ayrıca taleplerin poliçe teminat dışında kaldığını söylediğini ancak bu itirazın da diğer itirazlar gibi usulen yapılan takibi sürüncemede bırakan itirazlardan biri olduğunu, davalı tarafın iddialarının aksine söz konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamında olduğunu, davalı taraf bunun teminat dışı olduğunu iddia ediyorsa ispat külfetinin kendi üzerlerinde olduğunu ileri sürerek  davalı borçlunun itirazının iptaline alacaklarının %20si oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasarın meydana geldiği yerde, haksız fiilden zarar gören davacının yerleşim yerinde veya müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul'daki mahkemelerden birinde açılması gerektiğini, söz konusu taleplerinin haksız olduğunu, söz konusu davanın, davacı sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın rücuen tazmini amacıyla müvekkili sigorta şirketine yönetildiğini, sigorta şirketleri birbirlerine karşı olan rücu taleplerine ilişkin olarak aralarında özel bir protokol imzalamış olduğunu, söz konusu uyuşmazlıkta belirtilen protokol hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, taraf sigorta şirketlerinin her ikisi tarafından imzalanarak yürürlüğe giren \"sigorta şirketlerinin birbirlerine olan rücu taleplerinin hızlandırılması hakkında protokolün \"IV- kusurun değerlendirilmesi\" başlıklı maddesinin f bendinde; \"tek taraflı beyanlara göre rücuen talepte bulunulmayacaktır. ancak tek taraflı beyanı destekleyen delillerin olması halinde başvurular değerlendirilecektir.\" şeklinde yer alan düzenlemenin taraflarca kabul edildiğini, bununla birlikte kazaya ilişkin olarak tutulan tutanak davacı şirket sigortalısının tek taraflı beyanlarına istinaden tutulduğunu, davacı taraftan bu tek taraflı beyanı destekleyen başka deliller ibraz etmesi istenmişse de; davacı tarafça protokole aykırı olarak söz konusu delillerin taraflarına iletilmeksizin dava yoluna başvurulduğunu, kusur oranlarının tespiti bakımından mahkememizce dosyanın adli tıp trafik ihtisas kurumuna sevk edilmesi ve davacının gerçek zararının tespitinin gerektiğini, bu nedenle dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, davacı taraf ödeme emri ekine hiçbir belge ve bilgi eklemediğinden dava konusu taleplerin hangi poliçe ve kazaya dayanılarak talep edildiğinin dava dilekçesi ile ancak tespit edilebildiğini, takibe konu alacak likit olmadığından, kusur ve gerçek zarar miktarı belirsiz olduğundan ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Davacı taraf kendilerinde mevcut bulunan hasara ilişkin delillerini dava dilekçesi ile birlikte ibraz etmemiştir. Hasara ilişkin deliller dosyaya ibraz edilmediğinden bilirkişi tarafından hasarın tespitine ilişkin rapor düzenlenmesi mümkün olmamıştır. Bu hususta davacı sigorta şirketine 20/07/2022, 16/10/2023 ve 10/01/2024 tarihli müzekkereler yazılmışsa da müzekkerelere cevap verilmemiştir. Bu durumda yasal süresi içinde davacı taraf delillerini dosyaya ibraz etmediğinden, hasarın mevcudiyetine ilişkin ispat yükü yerine getirilemediğinden ispatlanamayan davanın reddine \" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK gereğince basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda tarafların dava ve cevap dilekçelerinde belirttikleri delillerini mahkeme dosyasına sunmak zorunda olduklarını, ancak tarafların dilekçelerinde belirtilen bu delileri dosyaya sunmaları için hakimin vereceği kesin sürenin önem arz ettiğini, yerel mahkemece dava dilekçesinde belirtilen hasar dosyası delilinin dosyaya sunulması için müvekkili şirkete müzekkere yazılmış ise de, yazılan müzekkerede herhangi bir kesin süre belirtilmediğini, mahkemece kurulan ara karar doğrultusunda hasar dosyasının duruşma öncesinde 27.03.2024 tarihinde hukuk mahkemeleri ön bürodan sunulduğunu, ancak yerel mahkemece sunulan hasar dosyasına ilişkin delileri dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>GEREKÇE <br>Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>Dava,  Trafik kazasına dayalı sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili tarafından rücuen tazminat talepli olarak açılan davaya ilişkin dava dilekçesinin deliller bölümünde müvekkili sigorta şirketine ait kayıtların gösterildiği mahkemece bilirkişiden rapor alınabilmesi için davacı sigorta şirketine hasar dosyasının gönderilmesine yönelik 20.07.2022-16.10.2023-10.01.2024 tarihlerinde müzekkereler yazıldığı, ancak müzekkerelerde hasar dosyasının gönderilmesine ilişkin herhangi bir kesin süre verilmediği ve yine kesin sürenin sonuçlarına ilişkin herhangi ihtaratın bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Yargılama aşamasında 04.10.2023 tarihli  duruşmada davacı vekiline hasar dosyasını dosyaya sunması için 2 haftalık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde hasar dosyasının ibraz edilmemesi halinde kesin sürenin sonuçları hakkında ne gibi işlem yapılacağına dair usulüne uygun ihtaratın yapılmadığı anlaşılmıştır.<br>Yerel mahkemenin 27.03.2024 tarihli karar duruşmasından önce saat 08:56'da davacı vekili tarafından hasar dosyasının USB bellek içerisinde dosyaya sunulduğu hukuk mahkemeleri ön bürosunun alındı belgesinden anlaşılmıştır. <br>Hemen belirtmek gerekir ki, iddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın \"açıklama ve ispat hakkı\"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.<br>Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önem Hemen belirtmek gerekir ki, iddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın \"açıklama ve ispat hakkı\"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.<br>Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan  hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır.<br>Bu duruma göre; davacı vekili, 27.03.2024 tarihinde verdiği dilekçe ekindeki USB belek ile hasar dosyasını dosyaya sunduğu, davacı şirkete ve davacı vekiline hasar dosyasının sunulmasına dair yazılan müzekkerelerde ve kurulan ara kararlarda davacı şirkete herhangi bir kesin süre vermediği ve yine verilen kesin sürenin sonuçlarına ilişkin olarak usulüne uygun ihtaratın da bulunmadığı, ancak mahkemece verilen süre içerisinde hasar dosyasının sunulmadığı gerekçesi ile davacının savunma hakkının kısıtlanması ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde değildir.  <br>Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre davacının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2-Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin  27/03/2024 tarih, ... Esas, ... sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuran davacıya iadesine,<br>5-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,<br>6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.   <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e3c544c9844ca7c","SID":"18cd6feacf8f79d6"}}