{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2025 <br>KARAR NO\t: 2025/505<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:25/05/2023<br>NUMARASI\t:2022/859 Esas - 2023/308 Karar<br><br>DAVACILAR\t:1-... <br>\t:2-...<br>\t:3-... <br>VEKİLİ\t:Av. ... <br>DAVALI\t:...<br>VEKİLİ\t:Av. ... <br>DAVA\t:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:18/10/2022<br><br>KARAR TARİHİ\t:17/03/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:17/04/2025<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında 20.10.2021 tarihinde bir protokol imzalanarak, davalının ruhsat sahibi olduğu Düzce İli Yığılca İlçesi Hocaköyü uhdesinde bulunan ruhsat no:... Erişim No:... Nolu maden sahasının hukuki süreci yürütülerek davacılara devri konusunda mutabık kalındığını, protokole göre maden sahasının devri için gereken tüm çalışmaların ruhsat sahibi davalı ... tarafından tamamlanacak ve davacılara veya talep edecekleri herhangi bir 3. şirkete devredileceğini, ruhsat sahasının devri karşılığında davacılar tarafından 01.10.2021 (protokolde sehven 10.10.2021 tarihi yazıldığı ancak senet üzerinde ki tarihin 01.10.2021 olduğunun belirtildiği) tarihli 130.000-TL bedelli senet tanzim edilerek verildiğini, davacıların davalıdan sahanın devrinin yapılmasını talep ettiklerini ancak davalının sürekli bu edimini yerine getirmekten kaçınıp ruhsat devrini gerçekleştirmediğini, davalının protokolden kaynaklanan edimini yerine getirmediği gibi senedin vadesi geldiğinde Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/254 D.İş 2022/258 K. sayılı ilamıyla senet hakkında ihtiyati haciz kararı aldığını ve Kaynarca İcra Dairesinin 2022/979 E. sayılı dosyasından davacılar aleyhine haciz işlemi başlattığını, taraflar arasında ki protokol incelendiğinde verilen senedin ruhsat devir karşılığında verildiğinin sarih bir şekilde ifade edildiğini, ancak davalının ruhsatı devretmeden senedi kötü niyetli olarak işleme koyduğunu ve davacılar aleyhine haciz başlattığını, Kaynarca İcra Dairesinin 2022/979 E. sayılı dosyasından takibe konulan senet dolayısı ile davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesinde de belirttiği gibi söz konusu bir protokolün mevcut olduğunu, fakat protokolde bahsedilen 130.000-TL değerinde bir teminat senedi verilmediğini, davacı tarafın tamamen kötüniyetli olarak ve para borcunu ödememek için  17.10.2021 düzenleme, 01.10.2022 ödeme tarihli, yani söz konusu sözleşmeden daha önce düzenlenen senedi, sözleşmede bahsi geçen senet olarak göstermek istediğini ve sözleşme tarihinin sehven 10.10.2022 yazıldığını belirttiğini, devrin gerçekleşip gerçekleşmemesinin işbu dava ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, söz konusu protokol ile senedin birbirlerinden bağımsız olduklarını, ayrıca protokolde teminat ibaresinin bulunmadığını, protokolde teminat ibaresi bulunmadığı gibi senet üzerinde de teminat ibaresi bulunmadığını,  davacı taraf dava dilekçesinde senedin malen düzenlendiğini (bir malın teslim edilmesine karşılık) verildiğini belirttiğini, fakat söz konusu senedin para borcuna karşılık nakden düzenlendiğini, bu itibarla düzenlenen senet ile protokolün bağlantılı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın kötü niyetli olduğu sabit olduğundan işbu menfi tespit davası neticesinde davacıların borçlu olduğunun tespiti ile kötü niyetli davacıların %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasında ilk ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia ederek takibe girişen alacaklıda olduğunu, işbu davada yemin teklifinin davacı tarafından yapılmasının hukuken olanaksız olduğunu, kaldı ki yemin delilinden ziyade taraflar arasında ki sözleşme ilişkisi ve taraf edimleri dikkate alındığında, davalı tarafın edimlerini yerine getirmediğinden icra takibine konu senet nedeniyle davacıların borçlu olduğunu söylemenin ticari hayatın olağan akışına aykırılık oluşturacağını, davacılar ile davalılar arasında cezai anlamda husumet yaşandığını, taraflar arasında böyle bir husumet yaşanırken ve taraflar arasındaki protokole göre edimini yerine getirmediği için zaten alacaklı olmadığı bir senedi işleme koyarak dürüstlüğe aykırı hareket eden davalının dürüst olarak yemin etme imkanı bulunmadığını, taraflar arasında amatörce yazılan protokol ve amatörce hazırlanan senetteki maddi hataların davalıyı hukuken korumasının mümkün olmadığını, ayrıca bu konuda senedin protokolle eş zamanlı düzenlenip teslim edildiğine dair dayanılan tanık delilinin yerel mahkeme tarafından reddedildiğini, bir yandan dava konusunun para borcu olduğunu iddia edip bir yandan maden sahasının devredilmemesinde kusursuz olduğunu ispata çalışmanın esasen davanın haklı olduğunun en büyük kanıtı olduğunu, davalının maden sahasının devredilmemesinin nedeni olarak davacılara atfettiği kusurlu hareketin de kabulünün mümkün olmadığın, zira yerel mahkeme dosyasına sunulan dekontlardan anlaşılacağı üzere davacıların, davalı tarafından sahanın masraf ve harçları olarak talep edilen ödemeler için verilen senetleri ödediklerini, bunun dışında davalı tarafından talep edilip de davacılar tarafından ödenmeyen hiçbir harç ve masraf bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih, 2022/859 Esas - 2023/308 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; İİK'nın 72. maddesine göre; takipten sonra açılmış bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça Kaynarca İcra Dairesinin 2022/979 Esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı olan 17/10/2021 tarihli, 01/10/2022 vade tarihli 130.000-TL bedelli bononun teminat senedi olduğundan bahisle borçlu olmadığının tespiti amacıyla işbu davayı açtığı, bu senedi 20/10/2021 tarihli satış sözleşmesi başlıklı sözleşmesine konu bononun lehdarı ...'un devredeceği maden ruhsatının devri karşılığında işbu senedin verildiği, işbu sözleşmede sehven 10/10/2022 tarihli olarak 130.000,00-TL senedin verildiğinden bahsedildiği, 130.000,00-TL bedelli bonoyu(nakden yazılı) verdikleri belirttiği, davalı taraf protokolde bahsedildiği gibi 130.000,00-TL değerinde bir teminat senedi verilmediğini, sözleşmeden daha önceden düzenlenen senedi sözleşmede bahsi geçen senet olarak göstermek istediklerini, davacı tarafın senedi malen düzenlediklerini iddia etseler da senedin para borcuna karşılık nakden düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece; teminat senedi olarak değerlendirilerek protokoldeki senet ile bu senet farklı demiş, ispat edilemeyen  davanın reddine karar verilmiştir.  <br>Kaynarca İcra Dairesinin 2022/979 Esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı olan 17/10/2021 tarihli, 01/10/2022 vade tarihli 130.000,00-TL bedelli bonoya dayalı olarak ferileriyle birlikte toplam 133.120,27-TL'nin davacılardan tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile  takip başlatılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>Takip dayanağı senette, senet borçlusunun davacılar, senet lehtarının dava dışı ..., hamilin ise davalı ... olduğu, senet metninde, düzenleme yeri, düzenleme ve vade tarihi ile senet bedellerinin yazılı olduğu, senedin 'nakden' ihdas edildiği, kambiyo senedi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.<br>Dava konusu senedi davacılar maden ruhsatının devri karşılığında verdiğini, davalı ise para borcu karşılığı düzenlendiğini savunmuştur. <br>Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin  ve bu senette  yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır.<br>Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.<br>Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır. Bonoda şekil şartları; “Bono” ya da “..... Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur.  Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.<br>Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).<br>Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.<br>Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.<br>Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir.<br>Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m.191/1, TMK m.6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.<br>Bonodaki bedel kaydı yine davacı borçlular tarafından talil edilmesi nedeniyle ispat yükü borçlu üzerindedir. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun mal karşılığı verildiğini ispat etmesi gerekir.<br>Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti)  konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m.6).<br>İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Ankara 22. HD'nin 16/02/2024 tarih, 2021/1259 Esas ve 2024/106 Karar sayılı ilamı).<br>Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.<br>Davacılar, taraflar arasında maden ruhsatı alışverişi nedeniyle bir ilişki bulunduğunu, nakden kayıtlı senedin maden ruhsatının devri karşılığında verildiğini ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı ise cevap dilekçesinde senedin teminat senedi olmadığını, para borcu karşılığında verildiğini belirterek; davanın reddini talep etmiştir.<br>Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise bonodaki bedel kaydı yine davacı borçlular tarafından talil edilmesi nedeniyle ispat yükü borçlu üzerinde olup, HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun mal karşılığı verildiğinin ispat etmesi gerektiği,  davacıların senedin maden ruhsatının  devrinin karşılığı olarak düzenlendiğini ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir.<br>O hâlde açıklanan nedenlerle Mahkemece, ispat yükü kendisinde olan davacıya (senet borçlusuna) bu iddiasını kanıtlayabilmesi için olanak verilerek, tüm deliller toplanmış olup sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, davacıların senedin ihdas nedenini talil ettiği, bu nedenle ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını usulüne uygun yazılı delillerle mal karşılığı verildiğinin kanıtlanamadığı, davacının iddiasını ispat noktasında davalıya yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; tarafların T.C. kimlik numaraları ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacıların istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 435,50-TL istinaf karar harcının davacı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacılar ... ve ...'dan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>5-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>9-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ed7cfca477357ce","SID":"f7244cb1b57538db"}}