{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/570 Esas<br>KARAR NO: 2025/537 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/568 Esas -  2024/1022 Karar <br>TARİH: 11/12/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Adi ortaklık ortaklarının borçlu olması durumunda, ortaklar para borcundan müteselsilen sorumlu olduklarından ortaklardan birine veya birkaçına karşı genel haciz yoluyla takip başlatılabileceğini, nitekim müteselsil borçlulukta ortaklar arasında ihtiyari takip arkadaşlığı olduğunu, İcra müdürlüğünce gönderilen ödeme emri borçlu şirkete 24.06.2024'de tebliğ edilmiş olduğunu ve  03.07.2024 tarihinde müvekkilinin hesabına kısmi ödeme yapıldığını, ayrıca 03.07.2024 tarihinde ödeme emrine, ödeme emri tebliğine, müdürlüğün yetkisine, borca, faize ve tüm ferilerine  itiraz edildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunmakta olup davalı tarafça müvekkili firmadan ürün satın alındığını, fatura içeriği mallar davalı tarafa eksiksiz şekilde teslim edilmiş olduğunu, davalı tarafça fatura ve fatura içeriği teslim edilmiş olan mallara ilişkin hiçbir itirazda bulunmaksızın fatura ve içeriği malların  eksiksiz şekilde kabul edildiğini, davalı şirket üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyerek malların bedelini müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin mallarının bedelini tahsil etmek amacı ile İstanbul Anadolu ... Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibini başlatmış olduğunu, davalının borcu olmadığı gerekçelisi ile borca itiraz ettiğini, borcun takipten sonra ödeme emrinin tebliğinden sonra ödenmiş olsa bile davalı takibe sebebiyet verdiğinden harç, takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden borçlu sorumlu olacağından bu kalemler yönünden itirazın iptali ve takibin devamını istemekte müvekkilin haklı olduğunu, bilindiği üzere fatura satıcı ile müşteri arasında meydana gelen ticari ilişkiyi ispat etmeye yarayan, hukuki  niteliği olan belgeler olduğunu,  TTK'nun 21.maddesinin 2nci fıkrası gereğince \" Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" şeklindeki hükmüne istinaden davalı fatura içeriklerini kabul etmiş sayılacağını,  Davalı şirket tarafından faturaya itiraz edilmediğini, takip konusu alacağın davalı tarafından takibin açılmasından sonra ödenmiş olduğundan takip tarihi itibari ile müvekkilinin takip başlatmakta haklı olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin takip öncesi işlemiş faiz dahil tüm takip ferilerini talep hakkı bulunduğunu, bu nedenle takip tarihi itibariyle asıl alacağın tespiti ile takibin talep gibi takip ferileri yönünden aynı koşullarla devamını, takip tarihi sonrası yapılan ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Şirket ... tarafından, Müvekkili Şirket ... Eğitim'in dahil olduğu ... AŞ. - ... A.Ş. İŞ ORTAKLIĞI (\"İş Ortaklığı\") 'nca gerçekleştirilen ... Otel Projesi'ne  boru, alçıpan gibi inşaat malzemelerini sağlandığını, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilmiş bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının İş Ortaklığı’ndan bağımsız olarak müvekkili şirket ile ayrı bir hukuki veya ticari ilişkisi de mevcut olmadığını, davacı şirketin müvekkilinden herhangi bir talep hakkı bulunmadığını, davaya konu takibin dayanağı olarak gösterilen faturalar incelendiğinde bu faturaların iş ortaklığına ilişkin olarak tanzim edildiğini ve muhatabının iş ortaklığı olduğunun tespit edilebileceğin, taraflar arasındaki cari hesap kaydı da İş ortaklığı'na ait olduğunu, yine ticari ilişki süresinde düzenlenen sipariş formlarından da \"Müşteri\" olarak İş Ortaklığı gösterildiğini, müvekkilinin ... olarak Davacı Şirkete ödeme yapma gibi bir yükümlülüğünün olmadığı gibi, İş Ortaklığı tarafından takibe konu fatura tutarları eksiksiz ödenmiş olduğundan bu bakımdan da Davacıya takibe konu faturalara ilişkin olarak  ödenmesi gereken, muaccel olmuş bir tutar mevcut olmadığını, bu koşullar altında ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığını, huzurdaki davanın reddinin gerekmekte olduğunu, itirazın iptali davası davaya konu teşkil eden icra takibi ile sıkı sıkıya bağlantılı olduğunu, geçerli bir icra takibine dayanılması dava şartı olduğunu,  somut uyuşmazlıkta usulüne uygun ve geçerli bir takip bulunmadığının da görülmekte olduğunu, iş ortaklığı oluşturan şirketler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olduğundan, İş Ortaklığı’ndan kaynaklı dava ve takipler de her iki Şirketin de taraf olması gerekmekte olduğunu,  takip talebinde borçlu olarak yer almayan bir tarafın itirazın iptali davasına dahil edilmesinin mümkün olmadığını,   davacı tarafından başlatılan icra takibi sadece Müvekkiline yöneltilmiş olduğunu, İş Ortaklığı’nı temsil eden Şirketlere  yöneltilmiş bir icra takibi/dava bulunmadığını, geçerli bir takip mevcut olmadığını, müvekkilinin vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin  olarak da bir sorumluluğu da bulunmadığını, faturalardan kaynaklı olarak Müvekkili Şirket aleyhine icra takibine girişmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, bu takip sebebiyle doğacak vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin de kabulünün mümkün olmayacağını, davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, davacın tarafın haksız faiz talebinin de haksız ve dayanaksız olduğunu, Davacı Tarafça herhangi bir alacağı bulunmaması, talep ve tahsil yetkisi de bulunmamasına rağmen  haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlatılmış olduğundan, Davacı Şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, huzurdaki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğunu, hak düşürücü süre ve ayrıca zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın usulden ve esastan reddini,  davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi ile, Davacı aleyhine, %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/12/2024 tarih ve 2024/568 Esas -  2024/1022 Karar sayılı kararında; \" Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, ... HİZMETLERİ AŞ. - ... A.Ş. İŞ ORTAKLIĞI (\"İş Ortaklığı\") adına kestiği faturayı dayanak göstererek davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz etmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. Öncelikle, üzerinde durulması gereken husus, adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklardan birine başvurunun mümkün olup olmadığıdır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/8172 Esas, 2023/2037 Karar sayılı 03.04.2023 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerektiği dikkate alınarak icra takibine konu faturalarda yer alan adi ortaklığın her iki ortağına yöneltilmiş geçerli bir icra takibi olmadığından İİK nın 67 nci  maddesi hükmü gereği açılan itirazın iptali davasının da takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir. Eldeki davada takip konusu İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; icra takibinin davacı tarafından adi ortaklık adına düzenlenen faturaya dayalı olarak adi ortaklığın ortaklarından yalnızca davalı ... HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ'ne karşı başlatıldığı, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından ve ortakların adi ortaklığa ait haklar üzerinde birlikte hak sahibi olduklarından davanın adi ortaklığı oluşturan gerçek veya tüzel kişilere ayrı ayrı yöneltilmesi gerektiği, (Yargıtay 19 HD, 16/02/2017 tarih, 2016/5608 -2017/1224 E.K ve 20/12/2017 tarih, 2016/4134-2017/1286 E.K sayılı ilamları), açıklanan nedenlerle adi ortaklara yöneltilmiş geçerli bir icra takibi olmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece adi ortaklara yöneltilmiş geçerli bir icra takibi olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini; kararın hukuka aykırı olduğunu,  Davalının da kabulünde olduğu üzere müvekkilinin, davalının da iş ortaklarından biri olduğu adi ortaklığın yapmış olduğu proje kapsamında inşaat malzemesi sağladığını; bilindiği üzere adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığını; adi ortaklığın borcundan her ortağın, kendi mal varlığı ile borcun tamamından sorumlu olduğunu; alacaklının, alacak hakkını adi ortaklığı oluşturan ortaklardan dilediğine yöneltebileceğini, Bu konuda, benzer bir uyuşmazlıkta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2023/1057 E. 2023/1576 K. Sayılı kararında \"Adi ortaklıga karsı açılacak davalar/takipler yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan baska bir sey ise davanın/takibin bütün ortaklara karsı birlikte açılması (mecburi dava/takip arkadaslıgı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karsı (ihtiyari dava arkadaslıgı) dava açılabilecektir ve takip yapılabilecektir. (Prof. Dr. Baki Kuru Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 2021 bası sahife 111-112). Somut uyusmazlıga konu fatura davacı tarafından ...-... Tem. ve Ilaç San Tic. Ltd. Sti adi ortaklıgına düzenlenmistir. Davacı dava ve takip konusu faturanın bakiye bedelinin tahsili için icra takibi baslattıgından ve ortaklardan biri olan davalı bu borçtan müteselsilen sorumlu oldugundan davalının icra takibinde ve davada pasif husumet ehliyeti ve taraf ehliyeti bulundugu ve icra takibinin geçerli oldugu anlaşılmıstır.\" şeklinde belirtildiğini,  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 04.10.2023 tarihli 2021-2866 E. 2023-2681 K.  Sayılı kararında \"Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir.\" şeklinde; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin  01.11.2019 tarihli 2019-534 E. 2019-4285 K. Sayılı kararında \"Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları ya da tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir.\" şeklinde belirtildiğini, Dava konusu icra takibinin, para alacağı olup davalının taraf ehliyeti bulunduğunu, bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638/3 maddesi \"Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi  çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.\" hükmünü ; 163. maddesi  \"Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder\".  hükmünü amir olup bu kapsamda davalının takibe konu tutarları ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re’sen görülecek nedenlerle; istinaf talebimizin kabulü ile İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 202/568 E. 2024/1022 K. Sayılı kararının ortadan kaldırılarak davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, takibe konu edilen alacağın borçlusunun adi ortaklık olduğu, davacı tarafından takibin adi ortaklardan yalnız birine karşı başlatıldığı, adi ortaklıkta ortaklar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, adi ortakların tamamı takipte ayrı ayrı taraf gösterilmek suretiyle başlatılmış usulüne uygun bir takip bulunmadığı gerekçesi ile davanın özel dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 Sayılı Kanunun 683/1 fıkrasında;ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeylerin, alacakların ve ayni hakların, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği halinde bütün ortaklara ait olduğu, üçüncü fıkrasında ise  ortakların, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Buna göre; adi ortaklık bünyesine katılan veya ortaklığa devredilen şeyler alacaklar ve ayni haklar üzerinde TMK'nun 701 maddesi uyarınca elbirliği mülkiyeti söz konusu olup, bu malvarlığı değerlerine yönelik adi ortaklığa karşı açılacak davalarda ve takiplerde adi ortaklar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı söz konusudur. Ancak TBK'nun 683/3 fıkrası uyarınca bu malvarlığı değerleri dışında ortaklığın para borçları bakımından ortakların sorumlulukları müteselsil olup, para alacaklısı kendi seçimine göre bütün adi ortaklara veya birine veya bir kaçına başvurabilir(bkz. Nihat Yavuz, Borçlar Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, Ankara 2018, s.1721 vd.).  Nitekim dairemizin 2023/1057 esas,  2023/1576 karar sayılı kararında da bu ilkeye işaret edilmiş,  adi ortaklığa karşı açılacak davalar/takipler yönünden ikili bir ayrım yapmak gerektiği, davanın veya takibin konusu paradan başka bir şey ise adi ortaklar arasında zorunlu dava/takip arkadaşlığı bulunduğu, davanın veya takibin konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı  dava açılabilecektir ve takip yapılabileceği, zira para borçları bakımından ortaklar arasında ihtiyati dava/takip arkadaşlığı bulunduğu belirtilmiştir.  Somut olayda da, davacının ... Hizmetleri A.Ş. - ... A.Ş. İş Ortaklığından olan fatura alacağının tahsili amacıyla ortaklardan yalnıza ... Hizmetleri A.Ş.aleyhine takip başlatılabileceği, zira adi ortaklar arasında ihtiyari takip arkadaşlığı bulunduğu, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesi ile davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle;  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2024 tarih ve  2024/568 Esas ve 2024/1022 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c99a3d88922a2bc5","SID":"ed6b27f8be367bfb"}}