{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1314 Esas<br>KARAR NO: 2025/541<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/06/2023<br>NUMARASI: 2022/239 Esas, 2023/176 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... no'lu ..., ... no'lu ..., ... no'lu ..., ... no'lu ..., ... no'lu ...,...  no'lu ... markalarının  tescil belgelerinin sahibi olduğunu, davalı tarafın ... online satış platformu üzerinden \"...\" ismiyle ürün satmakta olduğunu, ... ibareli markayı kullandığını ve müvekkilinin marka haklarını ihlal ettiğini, davalı tarafa ait ... başvuru no'lu markaya taraflarınca itiraz edildiğini ve başvurudan 24 ve 25.sınıfların çıkarıldığını, buna rağmen davalı tarafından 25. sınıfta kullanımların devam ettiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün tespit ve meni ile 50.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 31/05/2021 tarihinde TPMK nezdinde gerçekleşen tescil ile 11/12/2020 tarihinden itibaren \"...\" markası için faaliyete başladığını, müvekkilinin \"...\" markası adı altında ürün sattığını iddisınıın gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin kullanımın \"...\" markası olduğunu,  müvekkilinin markasında asli unsur ve asıl ayırt edici unsurun ... ibaresi olduğunu, davacı markası ile müvekkili markaları arasında dahi görsel, işitsel kavramsal olarak farklılıklar bulunduğunu, davacının başlı başına bir semt ismi olan ... ismini tescil ettirdiğini, tekelinde bulundurduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı adına tescilli markalar ile davalı kullanımlarında aynıyet taşıyan \"...\" kelimesinin ayırt edici unsur mahiyetinde olduğunu, davacı markalarının tescilli olduğu ve davalının fiili kullanımlarının bulunduğu 25. sınıfta yer alan \"koruyucu amaçlı alanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler\" emtiaları ve 35. sınıfta \"25. sınıfta yer alan ürünlerin müşteriye ulaştırılması hizmetleri\" bakımından söz konusu ayniyet içeren \"...\" ibaresi benzerinin davalı tarafından kullanıldığı, bu kullanımların ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında idari veya ekonomik ilişkilendirme ihtimalini doğurduğu ve marka hakkına tecavüz oluşturduğu, ihlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak,  20.000-TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalıların davacıya ait \"...\" ortak ve esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüzlerin tespiti ile bu tecavüzün men'ine, 20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; dava dilekçesinden hemen sonra ve cevap dilekçesi dahi  beklenmeden tek taraflı olarak  alınmış, yalnızca  davacının haksız ve mesnetsiz taleplerinin dayanak oluşturularak hazırlanan, bilirkişi raporunun dayanak alarak hüküm kurmasının kabul edilemez olduğunu,  davacının davasını açtığı ... başvuru numaralı  ''...''  markasının müvekkil  tarafından kullanılmadığını, müvekkili tarafından kullanılan ... numaralı markanın 21,24,25 sınıflarda kullanmaya izni olan bir marka olduğunu, yani davacının bahsettiği gibi bir marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, gerekçeli kararda bahsi geçen tecavüzün tespiti ve tecavüzün men'inin ... numaralı marka için mi yoksa ... numaralı marka için mi verildiğinin anlaşılmadığını, kurulan hükmün eksik olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni ile manevi tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının kullanımlarının halihazırdaki tescilli markası ...numaralı ''...'' markasına dayandığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince TPMK'dan davacı markalarının kayıtları getirildiği halde, davalı markasına ait kayıtlar getirilmemiştir. Davacı vekilinin delil tespit talebi üzerine, bilirkişi raporu davalının cevap dilekçesinden önce alındığı için, bilirkişi raporunda da davalı markası yönünden bir değerlendirme yapılmamış, raporda davalının  ''...\" ibareli fiili kullanımları ile davalının ''...+Şekil'' markasının kullanımı da fiili kullanım olarak nitelendirilmiştir. İlk derece mahkemesince, davalı adına tescilli marka kayıtları getirtildikten sonra rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme  sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gibi; gerekçeli kararda davalının tescilli markası hakkında herhangi  değerlendirme yapılmaması  nedeniyle, davalının ... numaralı  ''...+Şekil'' markasının kullanımının davacının marka haklarına tecavüz edip etmediği yönünde somut bir değerlendirme yapılmadığından, HMK'nın 297.maddesine aykırı olarak infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davalının sair istinaf itirazlarının bu aşmada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne, 2-Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2023 gün ve  2022/239E-2023/176 K.sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  4-Kaldırma sebep ve şekline göre davalının sair istinaf itirazlarının bu aşmada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalılara iadesine,  6- İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 234,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 972,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"010c923ebc1d1faf","SID":"4c3b815eb6875a6f"}}