{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1984 <br>KARAR NO:2025/376<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/09/2021<br>ESAS NO:2016/581 <br>KARAR NO:2021/652<br>DAVA/KARŞI DAVA:İtirazın İptali/İstirdat<br>DAVA TARİHİ:10/05/2016<br>KARŞI DAVA TARİHİ:08/07/2016<br>KARAR TARİHİ:26/03/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 03.01.2011 tarihli reklam sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeye göre, borçlu şirketin, müvekkili tarafından bu sözleşme ile belirlenen alan ve etkinliklerde, şirket ve etkinliklerinin tanıtımları ile ilgili yıllık 360.000,00 TL + KDV reklam amaçlı kullanım bedeli ödeyeceğini, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca taraflar arasında 2011 yılında akdedilen sözleşmeye istinaden, ilk üç yıllık dönem tamamlanarak ikinci üç yıllık dönemde de ticari ilişkide bulunulmaya devam edildiğini, 2015 yılına ait 01.04.2015 - 30.06.2015 tarihlerine tekabül eden dönem taksidi 29.04.2015 tarihli, ... numaralı fatura ile kesildiğini, kesilen faturanın davalıya gönderildiğini fakat borçlu şirket tarafından ödenmeyerek müvekkiline geri gönderildiğini, müvekkili tarafından sözleşmenin fesedilerek bakiye alacağın istenildiğini, müvekkili tarafından .... sayılı icra takibinin başlatıldığını, ancak borçlu şirketin kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında 03.01.2011 tarihinde reklam sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca, belirtilen ücret mukabilinde davacının, okunur biçimde müvekkilinin amblem ve reklamına yer vermeyi, yine internet sayfası hazırlanması halinde bu internet sitesinde de müvekkilinin ilan ve logosuna yer vermeyi taahhüt ettiğini, sözleşmeye göre ücretin, müvekkiline taahhüt edilen edimlerin karşılığı olduğunu, davacı tarafından müvekkiline 01.04.2015 ile 30.06.2015 tarihleri arası dönem için 07.04.2015 tarih ve ... nolu 142.506,00 TL'lik fatura keşide edildiğini, fakat kendisine herhangi bir hizmet sunulmadığından Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarıyla müvekkili tarafından davacıya iade edildiğini, faturanın iadesi konusu taraflar arasında ihtilaflı olmadığını, faturanın iadesi üzerine davacı tarafından Kadıköy ... Noterliğinin 29.05.2015 tarih ve ... nolu ihtarnamesi keşide edilerek, hem sözleşmenin feshedildiği bildirilmiş hem de 2014 yılından bir bakiye de dahil olmak üzere 2015 ve 2016 yılı ücretlerinin tamamının ödenmesi istenildiğini, bunun üzerine davacıya keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 08.06.2015 tarih ve ... sayılı cevabi ihtarnamesinin gönderildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlük tarihi 03.01.2011 olduğunu, sözleşmenin davacının Kadıköy ... Noterliğinin 29.05.2015 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile feshedildiğini, dolayısıyla fesih ihbarından sonraki dönem ve yıllar için aynı ihtarnamede ücret talebinde bulunmuş ise de dava dilekçesi iade edilen fatura miktarına hasredildiğinden fesih sonrası dönem ve yıllar için ücret talep edilemeyeceği konusunda herhangi bir ihtilaf kalmadığını, aradaki ihtilafın, fesihten önceki Nisan- Haziran 2015 yılı ücretine ilişkin olduğunu, davacının bu dönem için de ücret talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının, keşide edilmiş faturanın iade edilemeyeceğini, faturanın kayda alınıp iade faturası kesilmesi gerektiğinden söz etmişse de bu iddianın hiçbir yasal temeli olmadığı gibi fatura kapsamı hizmet verilmemesinin hukuki sonuçları üzerinde de hiçbir etkisi olmadığını savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>KARŞI DAVA:Karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davacı/karşı davalıya keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 08.06.2015 tarih ve... sayılı cevabi ihtarnamesiyle müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu belirtilerek 142.506,00 TL borcun 3 gün içerisinde ödenmesi talep ve ihtar edildiğini, yapılan ısrarlı görüşmelere rağmen davacının bugüne kadar parayı iade etmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin birer yıllık dönemlere ayrıldığını, ilgili döneme ait ücretin taksitle ödeneceğinin hükme bağlandığını, davacı/karşı davalıya 2015 dönemi başında ilk taksit ödemesinin müvekkili tarafından yapılmış olmasına rağmen herhangi bir hizmet sunulmadığını belirterek karşı davanın kabulü ile, 142.506,00 TL'nin Kadıköy ... Noterliğinin 29.05.2015 tarih ve ... nolu ihtarnamesinin davalıya tebliği tarihinden itibaren reeskont faiz işletilerek iadesini talep etmiştir.<br>KARŞI DAVAYA CEVAP:Karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak sponsor firmaya karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin birçok branşta ve birçok yaş grubunda spor faaliyetlerini yürütmekteyken birlikte tüm forma, eşortman ve ekipmanlarında davalı sponsor firmanın logosunu kullanarak reklamı yaparak sözleşmeden kaynaklı edimlerini tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, ekte sundukları fotoğraflardan bu hususun görüleceğini, müvekkilinin internet sayfasını belli bir sürede faaliyete geçirme taahhüdünün bulunmadığını, buna rağmen internet sayfasının faal olduğu dönemlerde sponsor firma logosuna ana sayfasında sözleşmeye uygun biçimde yer verdiğini, sözleşme devam ederken davalı/karşı davacı tarafın müvekkili şirketin ihlaline yönelik tespiti olmadığını, itirazın iptali davasında karşı dava ile ilgili taleplerin görülemeyeceğini ve bu konuda hüküm kurulmasının mümkün olmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olduğu, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, asıl davada uyuşmazlığın davacı tarafın edimini yerine getirip getirmediği, yerine getirdiği edim nedeniyle ödenmeyen alacağının bulunup bulunmadığı, davalının icra takibine itirazının haklı olup olmadığı, karşı davada ise, davalının ödemesini yapmasına rağmen hizmet alıp almadığı, iadesi gereken alacak bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, tarafların tacir oldukları, taraflar arasında 03/01/2011 tarihli reklam sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında sözleşmenin ihtilafsız olduğu, ihtilafın davacının 01/04/2015-30/06/2015 tarihleri arasında Maltepe Belediyesi Gençlik Spor Kulübünün Reklam Alanlarının Kiralanma işi verip vermediği hususunda toplandığı, davacının davalıya 07/04/2015 tarihli ... nolu ve 142.506,00 TL fatura düzenlendiği, her ne kadar davalının kayıtlarında takibe konu fatura yer almasa da irsaliyeli faturada teslim alanın imzasının bulunduğu, yine davalının takibe konu faturayı BA kayıtlarında bildirdiği anlaşılmış, irsaliyeli faturada imzası bulunan şahsın davalının çalışanı olup olmadığı araştırılmamış bizzat davalı tarafından BA kayıtlarında bildirilmek üzere davacı tarafından hizmetin verildiği ispatlanmış olup bu sebepler ile bilirkişi raporuna itibar edilmediği, asıl alacağın fatura alacağına bağlı ve likit olduğu anlaşılmakla asıl davada asıl alacak olan 142.506,00TL'nin yüzde yirmisi icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu nedenlerle asıl davanın kabulüne ispatlanamayan karşı davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle Davanın Kabulüne, Davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı şart ve koşullar  altında aynen devamına, Asıl alacak olan 142.506,00 TL.nin %20 si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karşı davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın 05.03.2019 tarihli ara karar gereği sunduğu beyan dilekçesinde takibe konu faturanın 29.04.2015 tarihli, ... numaralı fatura olduğunu tekrar ettiğini, davacı tarafça dilekçelerinde fatura tarihi ve numarası bu şekilde bildirilmiş ise de icra takip dosyasında 07.04.2015 tarihli, ...numaralı aynı bedelli fatura yer aldığından yargılama boyunca incelemenin bu kabulle yürütüldüğünü, 01.01.2015-31.03.2015 arasındaki dönem olan 2015 yılı 1. dönemi için sözleşmede öngörülen ve ödenen yine 142.506,00 TL bedelli, 05.01.2015 düzenleme tarihli ve... numaralı fatura bedelinin iadesi talep edildiğini, bilirkişi raporlarında isabetli şekilde davacı-karşı davalının müvekkiline fatura bedellerine konu hizmeti vermediğini, ve müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edildiğini, faturaya müvekkili tarafından itiraz edildiği bariz ortada iken mahkemece aksi yönde hatalı karar verildiğini, mahkemece asıl dava konusu ... numaralı fatura ile karşı davanın konusu ... numaralı faturanın karıştırıldığını, karşı dava ile iadesini talep ettikleri ... numaralı fatura bedelinin ödendiğinin davacı-karşı davalı tarafın da kabulünde olduğunu dosyada buna ilişkin bir ihtilaf bulunmadığını, Beyoğlu ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacı tarafa iade edilen, ticari defterlerde yer almayan asıl dava konusu faturanın BA kayıtlarında bildirilmesinin mümkün olmadığını, BA formu ile bildirilen faturanın aynı bedeldeki fakat farklı döneme ait olan ve karşı davanın konusunu oluşturup ödenmiş olan ... numaralı fatura olduğunu, asıl dava konusu fatura davacıya iade edildiğinden müvekkili şirket çalışanının faturada imzasının olup olmamasının bir öneminin de bulunmadığını, davacı tarafın edimlerini yerine getirmediğinin bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, fatura tanzim edilmesinin tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamayacağını, hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükünün iddia eden davacı tarafta olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı fatura nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava ise sözleşme kapsamında ödenen fatura bedelinin iadesi istemine ilişkindir.Asıl dava yönününde yapılan incelemede; Asıl davaya konu ... sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının Maltepe Belediyesi Gençlik ve Spor Külübü Derneği İktisadi İşletmesi, borçlunun ise ... A.Ş. olduğu, 142.506,00 TL fatura alacağı üzerinden 06.05.2015 tarihinde başlatılan icra takibinde 142.506,00 TL fatura (Tarih:07.04.2015 Açıklama:01.04.2015-30.06.2015 tarihleri arası  Maltepe Belediyesi Gençlik Spor Külübünün Reklam Alanlarının Kiralama İşi) 03.01.2011 Tarihli Reklam Sözleşmesi şeklindeki borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 12.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 13.05.2015 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince aktüerya uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 03.10.2017 tarihli raporda:\" 1)Davacı ve davalı şirketin incelenen ticari defterlerine göre, 01.01.2015 tarihi itibariyle açılış bakiyesinin sıfır olduğu ve bu tarih itibariyle tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit ettiğinin görüldüğü, 2)Davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinde 05.01.2015 tarihli,... nolu ve 142,506,00 TL tutarındaki fatura kayıtlı olmakla beraber, davacının defterlerinde bu fatura ile ilgili ödeme kaydının olmayıp, davalının ticari defterlerinde bu fatura ile ilgili ödeme kaydı bulunmamakla birlikte, davacı taraf takipte 142.506,00 TL tutar istemde bulunduğundan ve takipte istenen bu tutarın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 07.04.2015 tarihli, ... nolu ve 142.506,00 TL tutarındaki fatura olduğu düşünüldüğünden, davacının ... nolu fatura bedelini tahsil ettiğini kabul ettiği düşünülmekle birlikte, bu konuda takdir ve yorumun Sayın Mahkemenize ait olduğu,3 Davaya konu talep ile ilgili değerlendirme yapılabilmesi için dosyaya reklamcılık konusunda uzman bilirkişinin eklenmesi gerektiği, Sayın Mahkemece uygun görülüp, reklamcı bilirkişinin dosyaya eklenmesinden sonra, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı konusunda değerlendirme yapılabilecek olmakla birlikte, bu konuda nihai kararın Sayın Mahkemenize ait olduğu...\" bilirkişi heyetine reklamcı bilirkişi eklenmek suretiyle aldırılan 21.05.2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda:\" Davacı firmanın sözleşmede geçen edimleri gereği gibi ifa ettiği hususunda yeterli kanıt ibraz etmediği, iddialarını reklamcılık yönünden geçerli kılacak yeterince sarih ve net delilleri yer ve zaman belirterek sunmadığı, sunduğu takdirde uyuşmazlığın çözümünün netleşeceği, dosyadaki mevcut reklamcılıkla ilgili görsel deliller itibariyle iddiasını kanıtlayamadığı\" aynı bilirkişi heyetinden aldırılan 16.09.2019 tarihli ek raporda:\"Davalı-karşı davacıya ait logonun bütün spor dallarındaki formalarda, taraflar arasındaki sözleşme şartlarına uygun olduğu ve oldukça okunur ve ayırt edici bir biçimde kullanıldığı yönündeki Davacı-karşı davalı müvekkllinin itirazları yerinde görülmemiş olup, önceki raporumuzda belirttiğimiz kanaatleri değiştirecek nitelikte ve itirazlarını destekleyecek özellikte delil ibraz edilmediği sonucuna varıldığı, bu durumda davacının talep edilebilir. bir alacağının bulunmadığı, dolayısı İle kök ve ek raporumuzdaki görüşlerimizin değişmediği...\" şeklinde kanaat bildirilmiştir.<br>İtirazın iptali davasında takiple sıkı sıkıya bağlı olunduğundan iş bu asıl davaya konu .... Sayılı icra takip dosyasındaki borcun sebebi olarak bildirilen davacı tarafça davalıya karşı düzenlenen 07.04.2015 tarih ve ... nolu 142.506,00 TL'lik fatura yönüyle inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu faturanın sureti gerek icra takip dosyasındaki takip talebinin ekinde gerekse de dosya içerisinde mevcuttur. Davacı vekilinin bu faturaya ait 29.05.2015 tarih ve ... nolu olarak yaptığı bildirim Kadıköy ... Noterliğinin ihtarnamesine ait fatura üzerinde yer alan kaşeden kaynaklı hataya ilişkindir. Bu anlamda taraflarca asıl davada aynı fatura dikkate alınarak iddia ve savunmalarda bulunulmuştur. Karşı davada ise dava konusu edilen yapılan ödeme nedeniyle iadesi istenilen fatura ise yine davacı/karşı davalı tarafça davalı/karşı davacıya hitaben düzenlenen 05.01.2015 tarihli ... nolu ve 142.506,00 TL şeklinde olduğu bildirmiştir. Ancak karşı dava konusu bu fatura davanın taraflarınca dosyaya sunulmamış, mali müşavir bilirkişi tarafından da ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde temin edilerek rapora eklenmemiştir. Yani karşı dava konusu faturanın sureti dosyada mevcut değildir. İlk Derece Mahkemesine Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gönderilen 07.07.2021 ve 30.07.2021 tarihli yazı cevaplarında ekli davalı/karşı davacı tarafa ait BA formları ise 2015 yılına ilişkin olarak ay bazında olmadan genel istenilmiştir. Bu yazı cevaplarına göre davalı/karşı davacı tarafça davacı/karşı davalı tarafından düzenlenen 2015 yılında 1 adet 120.768,00 TL bedelli (KDV Hariç) fatura BA formu ile beyan edilmiştir. Asıl ve karşı davaya konu faturaların aynı miktarlı olduğu dikkate alındığında hangi faturanın BA formu ile davalı/karşı davacı tarafça beyan edildiği yazı cevabından anlaşılamamaktadır. Bu hususun netleştirilebilmesi için İlk Derece Mahkemesince Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne tekrar müzekkere yazılarak 2015 yılı Ocak ve Nisan aylarına ait davalı/karşı davacı tarafın BA formlarının istenilmesi gerekmektedir. Ayrıca mali müşavir bilirkişinin raporu da bu konuda denetime elverişli olmayıp her iki faturanın taraf defterlerindeki kayıt durumu ve kayıtlı ise ödeme olup olmadığı var ise tarihi hususunda net ifadeler içermemektedir. Eksik inceleme ile hüküm tesis edilemez. İlk Derece Mahkemesince bu konudaki eksikliklerin giderilerek varılacak kanaate göre asıl davada hizmetin ifa edilip edilmediğinin değerlendirilmesi suretiyle hüküm tesis edilmesi gerekirken aksi yönde asıl davada davalı tarafça BA formu ile bildirim yapıldığından bahisle hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.Karşı dava yönünden yapılan incelemede; Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anayasanın 141. maddesinde ise mahkemelerin verdiği her türlü kararların gerekçeli olması gerektiğine işaret edilmiştir.HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. HMK'nın 297/1.c bendinde; \"Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri\" gerekçeli kararda yer alması gerektiği ifade edilmiş, hükmün sonuç kısmında yer alması gereken hususlar ise HMK'nın 297/2. bendinde; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" şeklinde ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2018 tarihli 2017/21-1721 E. 2018/345 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; \"01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 297’inci maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır...Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru B./ Arslan R./ Yılmaz E.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 472). Anayasa’nın 141’inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur...\"İlk derece mahkemesince verilen karar incelendiğinde, karşı dava hakkında davanın hangi nedenle reddedildiğine dair bir gerekçeye yer verilmemesi Anayasanın 141. maddesine, HMK'nın 297. maddesine aykırıdır. Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davalı/karşı davacı vekilinin asıl ve karşı  dava yönünden istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, asıl ve karşı davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı/Karşı davacı vekilinin asıl ve karşı  dava yönünden istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/581 E. 2021/652 K. Sayılı 29/09/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak asıl ve karşı dava yönünden yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı/Karşı davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına,4-Davalı/Karşı davacı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalı/Karşı davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/03/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f38384eb58353f98","SID":"2194eb56eaa4e2e6"}}