{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ........<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ........<br>KARAR NO\t: ........<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ........  (...)<br>ÜYE\t\t\t: ........  (...)<br>ÜYE\t\t\t: ........  (...)<br>KATİP\t\t: ........  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/07/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas - ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ...........  <br>VEKİLLERİ\t: Av......... & Av........ & Av........  <br>DAVALI\t\t: ...........  <br>VEKİLLERİ\t: Av.........Av.......<br>DAVA\t\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 15/04/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 16/04/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 17/07/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, su filtreleri imal ettiğini, imalatının yaklaşık %90’ını dünyaya ihraç ettiğini, su filtreleri sektörünün lideri olan ......... şirketine fason mal ürettiğini, üretilen malların Konya’dan ihracat edildiğini, su filtrelerinin tank ve tank aparatlarının metal olması sebebi ile, ......... şirketinin isteği üzerine aparatları boyadıklarını, boya için davalı şirket ile anlaştıklarını, davalı şirketin müvekkiline tank ve aparatların boyanmasında aranılan vasıf ve kalitenin ilk kat olarak Akzonobel AJ0174(RAL 5017) epoksi toz boya ve ikinci/son kat Akzonobel Polyester SIGIOX(RAL 5010) toz boya ile boyanması şeklinde olduğunu, bu iki boyanın kullanılması halinde aranılan ürünün elde edileceğini bildirdiğini, müvekkili şirketin, davalının önerdiği, ürettiği ve müvekkiline üretip teslim ettiği toz boyalar ile tank ve aparatlarını imal ederek ......... şirketinin istediği ülkelere gönderdiğini,  ürünlerin ambalajlanarak ahşap sandıklarla sevk ve ihraç edildiğini, gönderilen tank ve aparatlarının boyalarında ağarma, renk farklığı, renk solması, renk dalgalanması vs. şikayetlerinin geldiğini, ürünlerin ayıplı olduğunu, ayıplı ürünlerin yerine yenisinin gönderildiğini, ayrıca yeni ürünün  acilen gönderilmesi için hava kargo ücretlerinin ödendiğini, cezai şartların (buna kredi de denilmektedir) ödendiğini, müvekkilinin kargo ve kredi ödemesi adı altında ekstradan 400.000,00 USD aşkın maddi zararı olduğunu, ......... şirketinin, bütün sorumluluğun müvekkilinde olduğunu söyleyerek, hava kargolarla beraber 400.000,00 USD aşan bir finans yükünü de müvekkiline yüklediğini, müvekkilinin geçmişe dönük olarak şimdilik raporlayabildiği zarar miktarının 281.807,25 USD olduğunu, ......... şirketinden gelen şikayetler üzerine, davalı şirket uzmanları tarafından, müvekkili şirketin fabrikasında gerekli incelemelerin yapılarak, müvekkiline boya fırınının yeteri kadar ısınmadığını, ambalajın çok sıkı olduğunu söylediklerini, şikayetlerin arka arkaya gelmesiyle, davalı şirketin, kullanılan boyayı değiştirmeleri gerektiğini söyleyerek, boyanın değiştirildiğini, davalı şirketin, renk sorunlarının nedenlerinin müvekkilinin üretim hatalarından kaynaklandığını söylemesi üzerine, müvekkilinin yaklaşık 250.000,00 €’luk masrafla boyahane yatırımı yaptığını, hatta boyahanenin büyütülmesi nedeniyle daha büyük bir taşındığını, tanklarda ve aparatlardaki renk sorunlarının nedeninin müvekkilimin üretim hatalarından kaynaklandığını davalının müvekkilime bildirmesine inanan müvekkilim iyiniyetli olarak hukuki haklarını vaktinde aramadığını, 2019 yılının son dönemlerinde kullanılan ve sorun çıkarmayan yeni seriden boyanın müvekkilime gelmesinin davalıdan kaynaklı gecikme yaşanması üzerine acil boya ihtiyacı nedeniyle müvekkilim, davalının ürettiği boyaları Konya'da satan “... .........” ünvanlı işletmeden birkaç kez faturalar karşılığı bir miktar eski polyester kodu SI610X(RAL 5010) olan boyadan alarak imalatında kullandığını, “... .........” ünvanlı işletmeden alınan bu boya ile boyanan ürünlerde de yine aynı şikayetler (ağarma, solma vs. Şikayetleri) geldiğini, müvekkilinin Müvekkilimiz, “... .........” ünvanlı işletmeden aldığı boyanın kullanılmasından sonraki gelen şikayetlerden renk sorunlarının kendisinden kaynaklı olmadığını, davalının önerdiği/ürettiği boyadan kaynaklı olduğunu anladığını, müvekkilimin işletmesindeki fırın ve sair ortamların normal olduğunun, boyanın evsafını bozmadığının  da anlaşıldığını, müvekkilinin  bu durumu aynı boyaları kullanan sektördeki rakip firmalarla görüştüğünü,  onlarda da benzer şikayetlerin olduğunu anladığını, rakip firma yetkililerinin beyanlarına göre boyadaki hatanın sebebinin %99 reçine türünden kaynaklı olduğunu, diğer ifade ile doğru reçineli boya hazırlanmamış olduğunu, epoksi sistemlerde kullanılan sertleştiriciler, kimyasal bağ kurma ve nem geçirgenliğinde üstün performans gösterdiğini, bu yüzden su ile temas eden yerlerde ve astar boyalarda epoksi reçine kullanıldığını, TGIC içermeyen pirimit yapıdaki polyester boyaların sertleştiricilerinin bağ kurma kabiliyeti ve nem geçirgenliği direncinin direnci üst seviyede olmadığını, bu nedenle su buharının bulunduğu yerlerde her ne kadar açık ambalajlama yapılsa da nem geçirgenliğine direnç gösteren farklı tip reçineli ve farklı katkıların bulunduğu polyester boyalar tercih edilmesi gerektiğini, davalının önerdiği/ürettiği boya doğru vasıfta boya olmadığını, anlaşılan boyanın  kullanılan tankların ambalajla sarılmaya (ambalaja) elverişli nitelikte olmadığını, boyanın reçinesinin ürün kullanım şartlarına uygun olmadığının da anlaşıldığını,  bu eski olan SI610OX(RAL5010) kodu boyanın hiçbir teknik dokümanın da ambalajlama ile ilgili bir madde yazmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin uğradığı tüm maddi ve manevi zararlardan davalı sorumlu olduğunu, müvekkilinin ayıplı boyadan kaynaklanan zararının 400.000,00 USD civarında olduğunu, miktarının net belirli olmadığından, muhasebeci bilirkişi ile bir sektör temsilcisi ve bir boya/kimya bilirkişisinin ticari defter ve belgeler ile dava dosyası ve rakip firmaların kayıt ve belgeleri üzerinde yapacakları inceleme ile belirli olacağını, bu nedenle davalarının belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile, şimdilik 5.000,00 USD maddi,  50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi talep etmiştir. <br>Davacı vekili 02/05/2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, yapılacak inceleme ve yargılama sonunda da her türlü fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla 259.294,30 USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka mevduat döviz faizi ile birlikte USD olarak aynen veya ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının ve ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin müvekkili şirketten 2017 yılı Ocak ayından itibaren ihtiyaç duyduğu “toz boya”ları satın aldığını, “Cari Hesap Ekstresi”ne göre 28.01.2020 tarihi itibariyle 730.840,15 TL tutarında borcu bulunduğunu, ancak Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/600 E. sayılı dosyası ile “Konkordato” talep ettiğini, Konkordatonun kabul kararı sonrası davacı şirketin, ödeme planına göre bir kısım borçlarını ödediğini, “Konkordato İsteminin Reddine” karar verilmesinden sonra davacı şirketin, müvekkil şirket yetkilileri ile anlaşmaya vardıklarını, kalan tüm borçlarını 10.11.2021 tarihi itibariyle ödediklerini, borcun tamamının ödenmesinden sonra iş bu davanın açılarak ayıp iddiası ile tazminat talebinde bulunulmasının haklı olmadığını, davacı şirketin satın aldığı boyalarda 2018 sonları ile 2019 yıllarında şikayetler olduğu iddiası ile ilgili olarak müvekkil şirket inceleme yapmak ve bir rapor hazırlamak üzere davacı şirketin iş yerine bir teknik servis uzmanı gönderdiğini, yapılan incelemeler ve testler sonucunda 11.10.2019 tarihli “Teknik Servis Raporu”nu düzenlendiğini, bu raporun o tarihlerde davacı şirkete de gönderildiğini,  rapora göre iddia edildiği gibi ağarma problemi olmadığını, raporda fotoğraflarla örneklendiği gibi boyanan plakalarda ağırlıklı olarak yabancı madde kirliliği olduğunun(tüy vs.), aynı zamanda boyanan parçalarda topraklama olmadığının, tabanca yetersizliği bulunduğunun, boyahane sıcaklığının olması gereken sıcaklıktan çok yüksek olduğu, bir çok uygulama kusurları bulunduğunun, boyahanedeki maddi ve teknik yetersizlikler nedeniyle ideal bir şekilde boyama işlemi yapılmadığının tespit edildiğini,  davacının \"ağarma\" ile ilgili şikayetinin yerinde olmadığını,  davacı şirket yetkilisi ayıp iddialarının aksine yukarıda belirtilen her iki boyayı da satın almaya devam ettiğini, davacı şirketin ayıp iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ayıp iddialarını kabul anlamında olmamak üzere, dava dilekçesinin ekinde sunulan “Ağarma Boya Problemi ve Şikayet Raporu” başlıklı yazının müvekkili şirkete ilk olarak 26.06.2021 tarihinde göndererek ayıp ihbarında bulunmuş olmaları ve zararlarının tazminini talep etmelerinin kabul edilebilir olmadığını,  davacı şirketin satın aldığı ürünleri  yasal süreler içerisinde muayene ettirmediğinden ve de satın almak istediği ürünlerin kendi imalat şartlarına uygun teknik özelliklerini spesifik olarak belirleyerek müvekkil şirkete bildirmemiş olduğundan bu konuda müvekkili şirketi sorumlu tutmaya çalışması da kabul edilebilir olmadığını, yetkili mahkemenin davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, Kemalpaşa İlçesi sınırları içerisinde açılması gereken ticari davalar için yetkili mahkemenin İzmir Ticaret Mahkemesi olduğunu, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerinden, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın talep halinde yetkili İzmir Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davacı şirketin zarar tutarını dava dilekçesinde 281.807,25 USD olarak belirlediğini, dava değerinin 5.000,00 USD olarak bildirilerek “Belirsiz Alacak Davası” olarak açılması nedeniyle davanın “Hukuki Yarar Yokluğu” nedeniyle usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 21/06/2022 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; davalı şirketin yerleşim yeri adresinin İzmir ili olduğu, bu nedenle yetkili mahkemenin de İzmir mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiştir.  <br>      DAİREMİZİN 14/10/2022 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 21/06/2022 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 14/10/2022 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10.maddesi gereğince sözleşmeden kaynaklanan davaların sözleşmenin ifa  edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği, , sözleşmeden doğan para borçlarının ifa yerini düzenleyen TBK’nın 89/1 maddesinde \"...taraflar arasında aksine bir anlaşma bulunmaması halinde, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir...\" hükmünün yer aldığı, taraflar arasındaki akdi ilişki inkâr edilmemiş olup, sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de  alacaklının yerleşim yeri olacağı, böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan mahkemede dava açabileceği,  davacının yerleşim yeri Konya olduğuna göre alacağın ifa edileceği yer itibariyle yetkili mahkemenin Konya Mahkemeleri olduğu, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 17/07/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Dava, \"Maddi ve Manevi Tazminat\" davasıdır.<br>Somut olayda ; davalı taraf yetki itirazında bulunmuş ise de; Konya BAM 6. HD.'nin ... E. ... K. sayılı ilamı ile, Mahkememizin yetkili görülmesi ve bu kararın bağlayıcı olması nedeniyle davalı tarafın yetki itirazı kabul edilmemiştir. <br>Davalı taraf belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararın bulunmadığına dair savunmada bulunmuş ise de; davanın belirsiz alacak davası olduğu ve hukuki yararın bulunduğu anlaşıldığından bu itiraz da kabul edilmemiştir. <br>Davalı tarafın ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönündeki itirazlar da 6098 s. TBK'nin 252/2. maddesi gereğince reddedilmiştir. <br>Davacı kendi ürettiği su tank, filtre ve aparatlarında kullanılmak üzere, davalıdan satın alarak kullandığı 1. ve 2. kat boyalardan, 2. (son) kat olarak kullanılan Akzonobel Polyester SJ610X (RAL 5010) toz boyanın kullanıldıktan bir süre sonra boya ağarması, beyazlaşma ve renk solmasına sebebiyet vererek, davacının maddi ve manevi zararına sebebiyet vermesi, bu ürünlerin seçim ve önerisinin davalı tarafından yapılması, boya şikayetlerine rağmen davalının sorunları çözmeyip sorunun davacının imalat hatasından kaynaklandığını söyleyerek davacının yeni zarara ve zaman kaybına uğramasına sebebiyet vermesi, davacının kullandığı ürünler için uygun boya önermemesi nedeniyle uğradığı zararlara ilişkin olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. <br>Davada öncelikle çözülmesi gereken sorunlar; söz konusu boya şikayetleri nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davalının sorumluluğu var ise davacının maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı, zarar var ise hükmedilmesi gereken maddi ve manevi tazminatın ne kadar olması gerektiği sorunudur. <br>Davacının ürettiği ve ihraç ettiği su tank, filtre ve aparatlarındaki 1. ve 2. kat toz boyanın davalıdan satın alındığı, 2. kat boyanın zaman içerisinde ağarma, renk solması ve beyazlaşma gibi şikayetlere sebebiyet verdiği ihtilaflı değildir. <br>Dosyaya  sunulan dava konusu 2. (son) kat toz boya olan SJ610X (RAL 5010) boyaya ilişkin ürün Teknik Bilgi Formunda (TDS'nin) önemli not kısmında \"...teknik bilgi formunda belirtilen amaç dışında ürünü kullanan kişiler ürünün istenen amaca yönelik kullanımının uygunluğu için yazılı onay almadan uygulama yapıyorsa kendi riskini taşır...\" ifadesi bulunmaktadır. <br>Davacı vekilinin 25/09/2023 tarihli dilekçesindeki beyanlardan da dava konusu boyaya ilişkin TDS (Ürün Teknik Bilgi Formunun) 13/03/2017 tarihinde davalı şirket çalışanı ve aynı zamanda davalı şirketin İç Anadolu Bölge Satış Müdürü olan ...........'un kurumsal mail adresinden davacı şirketin satış sorumlusu/çalışanı olan ...........'ı kurumsal adresine mail yoluyla gönderildiği belirlenmiştir. <br>Davacı taraf, dava konusu boyanın seçim ve önerilmesinin davalı şirket tarafından yapıldığını beyan etmesine rağmen TDS'deki açıklamaya rağmen davalının yazılı onayını sunamamış, bu konuda taraf tanıklarının dinlenilmesine rağmen de dava konusu boyanın seçim ve öneriminin davalı şirket tarafından yapıldığı konusunda Mahkememizde yeterli kanaat oluşmamıştır. <br> Davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanması nedeniyle davalı şirket temsilcilerine, bu boyanın seçim ve önerilmesinin davalı şirket tarafından yapılıp yapılmadığı konusunda yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmuş, davacı taraf yemin teklif etmiştir. <br>İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğünün cevabi yazısından, davalı şirketin güncel temsilcilerinin ..........., ........... ve ........... olduğu belirlenmiş, bu temsilcilere yemine ilişkin isticvap davetiyesi gönderilmesi için talimat yazılmış, davalı taraf davacı tarafın yemin teklifini kabul etmiş, davalı şirketin temsilcileri olan ........... ve ........... talimatla alınan yeminli beyanlarında, davacının kullandığı dava konusu boyanın seçiminin ve önerilmesinin davalı şirket tarafından yapılmadığına dair yemin etmişlerdir.<br> Davalı şirket vekili davalı şirket temsilcilerinden ...........'ın 25/12/2023 tarihinde davalı şirketten istifa ettiğine dair istifa dilekçesi fotokopisi ile SGK işten ayrılış bildirgesi fotokopisini ibraz ettiğinden, davalı şirketin güncel temsilcilerinin ........... ile ........... olduğu ve her ikisinin yeminli beyanda bulunduğu sonucuna varılmıştır. <br>Dava konusu ürüne ilişkin TDS belgesinde, davalının sorumlu olması için davalıdan ürüne ilişkin yazılı onay alınması gerektiğinin açıkça bildirilmesi, davacının bu TDS belgesine 13/03/2017 tarihinde vakıf olması, bu açıklamaya rağmen davalıdan (bu boyanın bu ürün için uygun olduğuna dair) herhangi bir yazılı onay almaması, tanık anlatımları ile de dava konusu boyanın seçim ve önerilmesinin davalı tarafından yapıldığının ispat edilememesi ve  davacının yemin teklifini davalı şirket temsilcilerinin kabul ederek bu boyanın seçim ve önerilmesini davacıya davalı şirketin (yetkili ve görevlilerinin) yapmadıklarına dair yemin etmeleri karşısında, davacının meydana gelen zarardan dolayı davalının sorumlu olduğunu ispat edemediği sonucuna varılarak davacının ispat edilemeyen maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" şeklindeki gerekçeyle davanın  reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosyaya sunulan dava konusu 2. (son) kat toz boya olan SJ610X (RAL 5010) boyaya ilişkin ürün Teknik Bilgi Formunda (TDS'nin) önemli not kısmında \"...teknik bilgi formunda belirtilen amaç dışında ürünü kullanan kişiler ürünün istenen amaca yönelik kullanımının uygunluğu için yazılı onay almadan uygulama yapıyorsa kendi riskini taşır...\" ifadesine yer verilerek ve bu formun aksinin tanık ve yemin delili ile taraflarınca çürütülemediğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, formda teknik bilgi formunda amaç dışında bir kullanımdan söz ettiğini, müvekkilinin bu formda belirtilenin dışında bir kullanımının olmadığını, davalının da bu yönde bir itirazının bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin resen ve yanlış delil ürettiğini,  boya üreticilerinin, imalat yapan firmalara yapacağı imalata uygun boyayı imalatçılara önerip önermediği veya imalat yapan firmaların kendisinin kullanacağı boyayı belirleyip belirlemediği ve bu husustaki ticari uygulama ve teamülün ne olduğu hakkında bilirkişilerden rapor veya ek rapor alınması ve ilgili ticari örgütlerden görüş sorulması taleplerinin mahkemece görmezden gelindiğini, davalının cevap dilekçesindeki itirazlarının görmezden gelindiğini bu itirazlar nazara alınmadan ve bu beyanlarla çelişir şekilde gerekçe oluşturulduğunu, davalının  itirazlarının tamamen teknik konular olup bilirkişilerce çözülmesi gereken konular olduğunu,  bilirkişilerin bu yönlerde bir olumsuzluktan raporlarında söz etmemeleri ve ilk derece mahkemesinin bu hususu da görmezden gelmesinin doğru olmadığını,  davalının kendi düzenlediği rapor ve belgelerde bile davalının deli getirdi itirazların doğru olmadığının açıkça yazdığını, davalının işini esasına yönelik beyanlarının aksi dosyada belli olduğu halde dosyanın dar bir alana sıkıştırılarak işini esasından uzak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece yapılan keşfe katılan kimya mühendisi bilirkişi ........., makina mühendisi bilirkişi İhsan Karakuş ve muhasebeci bilirkişi .........'nin düzenledikleri 19.04.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ve 12.10.2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda da belirtildiği gibi RAL5010 ifadesi (kodu) tüm boya sektöründe (yağlı, toz, yaş boya gibi) kullanılan bir renk kodunu ifade ettiğini, müvekkilinin ihtiyacı olan boyaları doğru bir şekilde önermesi ve tedarik etmesi gereken davalı şirketin, müvekkiline yanlış boya önerdiğinden ve bu hususun çok sonradan anlaşılabilmesi nedeniyle önerilen/satılan boyaların gizli ayıplı olduğunu, müvekkilinin ihraç ettiği 542 adet üründen dolayı aslında faturalara göre 281.807,25 USD miktarında ise de ticari defterlerine geçen şekli ile 259.294,30 USD miktarında zararının olduğunu, bu hususların iddialarını doğruladığını ve davalının sorumluluğunun bulunduğunu, henüz ortada yemin metni yokken ve davalının bir itirazı yokken mahkemece dayanılan yemin delilinin hatırlatılmasına denmesi yeterli iken ve davalıya olursa itiraz imkanı tanınarak ve bir anlamda tarafların delil sözleşmesi yapmasına fırsat tanınarak işlem yapılmamasının usule aykırı olduğunu, eda edilen yeminin usulsüz olduğunu, taraflarınca yöneltilen yemin metnine sadık kalınmadan, eksik ve eksik yönetici ile yemin eda ettirildiğini beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; ayıplı ürün satışından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı, üretmiş olduğu ürünleri boyamak üzere davalıdan satın aldığını, davalı tarafından ürünlerin boyanması için önerdiği toz boyaların davacının ürettiği ürünlerin boyanmasına elverişli olmadığını, davalıdan alınan toz boyalarla boyanan ürünlerde  meydana gelen renk sorunları nedeniyle bir kısım ürünlerin alıcı tarafından iade edildiğini, iade edilen ürünlerin yerine yenisini gönderdiğini, meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmekte, davalı ise  davacıya satılan ürünlerde herhangi bir ayıbın sözkonusu olmadığını, davacının ürünlerindeki renk sorunlarının uygun koşullarda ambalajlama ve sevkiyat yapılmamasından kaynaklandığını, davacıya herhangi bir ürün tavsiye edilmediğini savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>       Davalı, davacıya üretmiş olduğu ürünleri boyamaya elverişli toz boya sipariş ettiğini, davalının ise ürünlerin boyanmasına elverişli olmayan başka bir  ürün tavsiye ettiğini ve sattığını, diğer bir söyleyişle aliud ifa yapıldığını iddia etmektedir. Bu durumda davacı, davalının siparişe aykırı mal teslim ettiğini ispatla yükümlüdür. Taraflar arasında yazılı bir satış sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı, davalıdan satın aldığı ürünü davacının tavsiye ettiği yönündeki iddiasını ispatlayacak yazılı bir delil sunmamış, davalı şirket yetkilileri bu hususta teklif edilen yemini eda etmişlerdir. Ancak, davalı şirket yetkililerine yemin edasına ilişkin İzmir......Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı  05/07/2024 tarihli duruşma tutanağının incelenmesinde yeminin HMK 233 üncü maddesinde belirtilen şekle uygun yaptırılmadığı, yemin edecek kişilere hangi konuda yemin edeceğinin, yeminin anlam ve öneminin, yalan yere yemin etmesi halinde cezalandırılacağının açıklanmadığı, yine HMK 238 inci maddesi gereğince yemininde ısrarcı olup olmadığının sorulmadığı görülmektedir. Mahkemece davalı şirket yetkililerine usulüne uygun olarak yemin eda ettirildikten sonra karar verilmesi gerekirken usulüne uygun olarak yaptırılmayan yemine dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/04/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br><br><br>   \t  Başkan ...                 \t    Üye ...                  \t    Üye ...      \t\t            Katip ...<br>         e-imzalıdır                       e-imzalıdır                       e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br>........<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66f2cfdd8197394d","SID":"5cd66a78415411c0"}}