{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/413 <br>KARAR NO\t: 2025/577<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...                     (...)<br>ÜYE\t\t: ...   (...)<br>ÜYE\t\t: ...                 (...)<br>KATİP\t\t: ...           (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/194 E.  -  2022/418 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka  İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2022 tarih ve 2022/194 E. - 2022/418 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, Amerika Birleşik Devletleri merkezli olup tıbbi cihaz, maske, diş hekimliği aletleri, büro ve kırtasiye malzemeleri, inşaat malzemeleri ve bandajlar gibi çok sayıda alanda faaliyet gösteren müvekkilinin Türkiye pazarına 1982 yılında irtibat bürosu vasıtası ile giriş yapmış olup halen 1988 yılında kurduğu şirket ile faaliyetine devam ettiğini, müvekkiline ait \"...\" ibareli marka Türkiye ile birlikte çok sayıda ülkede tescilli olduğunu, hal böyle iken davalı ...'in 2020/63328 başvuru sayısı ile \"... ...\" ibareli markanın 10. sınıfta tescili talebine yönelik itirazın YİDK tarafından nihai  olarak reddedildiğini, davaya konu markanın tescilinin istendiği \"cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet cihaz ve mobilyalar\" başlığı altındaki malların tamamının müvekkilinin markasının kapsamında olup bire bir aynı olduğunu, \"... ...\" ibareli davalı markanın  müvekkilinin \"...\" ibareli markası ile görsel, işitsel olarak benzerliğe sahip bulunduğunu,  davalının markasındaki  \"...\" ibaresinin ... ürünlere atıf yapması nedeniyle  ayırtedici olmadığını, dolayısı ile davalı ... ile müvekkiline ait markanın karıştırılmasının ihtimal dahilinde olduğunu, müvekkilinin markasının Paris Sözleşmesi kapsamında ve ayrıca ülke içinde tanınmış marka niteliğinde olduğunu ve davaya konu markanın tescilinin davalının  müvekkiline ait tanınmış markadan haksız menfaat temin etmesine neden olacağını ileri sürerek YİDK'in tarihli ve 2022-M-3725 sayılı kararının iptaline, markanın tescili halinde hükümsüz sayılmasına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>        Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı, Eskişehir ilinde 2013 yılından beri üretici ve ithalatçı firmalardan almış olduğu bayilikler ile kamu kurumlarına ihale ile doğrudan temin yolu ile satış yapan düşük cirolu bir işletme olduğunu, marka olarak seçtiği \"... ...\" ibaresinin kızlarının adlarının baş harflerinden oluştuğunu ve bu markayı tescil ettirmek istemesinin Sağlık Bakanlığı'nın ihalelerinde sorun yaşamamak ve kayba uğramamak amacına yönelik olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı markaları ile dava konusu markanın görsel olarak benzer ve sınıfsal olarak ayniyete sahip olmakla birlikte işitsel ve kavramsal olarak benzerlik içermedikleri, bütüncül değerlendirmede dava konusu marka kapsamındaki “...”, “...” gibi ikincil kelime unsurların ayırt edici niteliğinin  bulunduğu, markalarda ortak olan hususun “m” harfinden ibaret ve uyuşmazlık konusu emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesi ortalamanın üstünde bilinç ve dikkat düzeyine sahip olduğundan bu kitlenin somut uyuşmazlık bakımından farklı marka ile karşı karşıya olduğunu anlama imkanına sahip bulunduğunu, buna karşılık davacı yana ait markanın “...” bakımından tanınmış marka niteliğine haiz olduğu, yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır süren kullanım ve tanıtım sonucunda mesnet markanın davacı firma ile özdeş hale geldiği, markanın ulaşmış olduğu tanınmışlığın TÜRKPATENT tarafından da kabul edilerek  T/00417 numarası ile tescil edildiği, davacı tarafından iddia olunan tanınmışlığın davacının sunmuş olduğu emsal YİDK ve yerel mahkeme kararları ile teyit edildiği, dava konusu markanın emtia kapsamının, davacı markalarının tanınmış olduğu sektör ile yakından ilişkili olduğu, bu nedenle davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğundan dava konusu markanın uyuşmazlık konusu emtialar yönünden kullanılması halinde, ilişkilendirme ve imaj transferi yoluyla haksız bir yararın sağlanabileceği  gerekçeleriyle davanın kabulüne ve YİDK'in 2022-M-3725 sayılı kararının iptali ile davalı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, bir marka başvurusunun tanınmış marka gerekçesi reddedilmesinin ön koşulunun markaların benzer olması ya da markaların karıştırılması ihtimalinin varlığı olduğunu, dava konusu başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraz konusu markalar arasında bütünsel olarak benzerlik bulunmadığını,  dosyaya sunulan bilirkişi raporunda dava konusu marka kapsamında “...”, “...” gibi ikincil kelime unsurlarının mevcut olması nedeniyle markalar arasında işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı saptamasının yer aldığını, markalar arasındaki benzerliğin “m” harfinden ibaret ve marka kapsamındaki emtiların hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalamanın üstünde bilinç ve dikkat düzeyine sahip olduğunu, buna bağlı olarak ilgili tüketicilerin farklı iki marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilme imkanın bulunduğunu, dolayısı ile markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimalinin söz konusu olmadığını, markaların karıştırmaya sebebiyet verecek düzeyde benzer olduğu kabul edilse dahi davacı tarafın tanınmışlık iddiası ve tanınmışlık düzeyinin  ayrıca irdelenmesi gerektiğini, 2013 yılında tanınmış marka niteliği kabul edilen bir markanın aradan geçen zaman içinde tanınmışlık niteliğini kaybedebileceğini, davacı tarafça YİDK'ya sunulan itirazda tanınmış markaya dayalı beyanları tevsik edici delil sunulmadığını, başvuru markasının tescili nedeniyle başvuru sahibinin haksız yarar sağlayacağı, tanınmış markanın itibarının zarar göreceği ve markanın ayırt edici karakterinin zedeleneceği ihtimallerinin somut olayda gerçekleştiği kabul edilmiş ise de bu ihtimallerin ne şekilde oluşacağına dair herhangi bir tespit bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde, yargılama sırasında temin edilen bilirkişi raporunda  makalar arasında esaslı unsur bakımından benzerlik bulunduğu ancak markaların işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları ve markanın hitap ettiği tüketici kitlesi nazara alındığında markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, davanın kabulüne  karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı kapsamında bulunan \"cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar\" emtiaların davacının markasının kapsamında bulunduğu, davacının itiraza mesnet markasının tanınmış marka niteliğinde olduğu,  davalı markada \"...\" ve \" ...\" ibareleri bulunuyor ise de \"...\" ibaresi farklı, dikkat çekici bir renk ve büyük punto ile yazılarak öne çıkarılması nedeniyle markanın esaslı unsurunu teşkil etmekte olup davacıya ait marka ile görsel olarak benzer bulunduğu, bütüncül değerlendirmede \"m\" harfinden kaynaklanan benzerliğin ortalamanın üzerinde bilinç ve dikkat düzeyine sahip tüketicilerin farklı marka ile karşı karşıya kaldıklarını anlamasına engel  oluşturmadığı, ancak dava konusu markanın kapsamında bulunan \"cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar\" emtiaları davacının tanınmış markasında bire bir yer aldığından, markanın emtialar yönünden kullanılması halinde, ilişkilendirme ve imaj transferi yoluyla davacı aleyhine ve davalı lehine olarak haksız bir yarar oluşacağı anlaşılmakla, davalı ...  vekili ile  davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden ayrı ayrı reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ...  vekili ve  davalı ... vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'er-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,    <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br><br><br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40ca352a4a9ad1dd","SID":"68aa59eae376965a"}}