{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br> DOSYA NO:2022/1532 <br>KARAR NO:2025/444<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:09/06/2022<br>NUMARASI:2020/134 E. - 2022/83 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili  şirketinin  gıda, tıp, endüstri ve petrol sektörlerinde küresel tedarik zinciri hizmetlerinde uzmanlaşmış bir firma olduğunu, Libya’daki büyük bankalar nezdinde akredite denetim hizmeti sunduğunu, bu kapsamda işlerini Lübnan’da genişletmek amacıyla 2016 yılından itibaren \"...\" markasını oluşturduğunu , müvekkilinin, bu süreçte \"...\" adlı bir dijital ajansla çalışarak web sitesi, alan adı (...), logo tasarımı ve sosyal medya hesaplarını oluşturduğunu, şirketin Lübnan’da \"...\" tam unvanıyla 5 Nisan 2017 tarihinde ... ticaret sicil numarasıyla tescil edildiğini, davalının, müvekkilinin denetim piyasasındaki tanınırlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetle hareket ederek müvekkilinin ticaret unvanındaki ana unsurları birebir taklit ettiğini, şirketinin ana sözleşmesindeki faaliyet alanlarında değişiklikler yaparak müvekkilinin alanına yöneldiğini, müvekkiline ait \"...\" alan adına karşılık, sadece \"-\" işaretini kaldırarak \"...\" alan adını 17.08.2017 tarihinde tescil ettirdiğini ve bu web sitesinde müvekkiline ait \"...\" markası ve logosunun taklit edildiğini ,davalının bu eylemlerinin  marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek, davalının müvekkile ait marka ve logoyu internet ortamı dahil tüm mecralarda kullanmasının yasaklanması, \"...\" alan adının ve internet sitesinin kullanımının yasaklanması ve siteye erişimin engellenmesi, müvekkiline ait marka ve logoyu içeren tüm tanıtım malzemelerinin (ilan, afiş, tabela, reklam, katalog, broşür, fatura vb.) Türkiye sınırları içinde ve gümrük, serbest liman ve bölgelerde el konulması ve imha edilmesi, ticari defter, fiş, faturaları, banka hesap hareketleri ve diğer finansal kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenerek, müvekkilin marka ve unvanını kullanmak suretiyle elde ettiği kazancın hesaplanması, yoksun kalınan kar nedeniyle şimdilik 50.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili, manevi zarar nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili, davalıya ait ... Şirketi'nin ticaret unvanındaki \"...\" ibaresinin, mümkün olmaması halinde ticaret unvanının tamamının TTK m.52 uyarınca ticaret sicilinden terkin edilmesine karar verilmesini  talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; Davacı taraf her ne kadar uyuşmazlık konusu markanın kendisine ait olduğunu iddia etse de, marka başvuru tarihi olan 20.10.2017 itibariyle davacı tarafın ne kendi ülkesi Libya'da ne de dünyanın herhangi bir yerinde marka tescili veya başvurusu bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafın uyuşmazlık konusu marka üzerinde hak iddia etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, ticaret unvanını ve uyuşmazlık konusu markayı Türkiye'de usulüne uygun şekilde tescil başvurusunda bulunarak kullanmaya başladığını, davacı tarafın Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde yaptığı marka başvurusunun müvekkili şirketin marka başvurusundan sonra gerçekleştiğini, dolayısıyla davacı tarafın hukuka aykırı şekilde tescil ettirdiği \"...\" markasına dayanarak müvekkili şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin çıkarılmasını talep etme hakkının bulunmadığını, \"...\" ibaresindeki esaslı unsurun \"...\" olduğunu, bu ibareden sonra gelen \"...\" ibaresinin ise yapılan işi tanımlayan \"...\" anlamına geldiğini, dolayısıyla bu ibarenin marka olarak tescil edilse bile davacı tarafa bu kelime grubunun kullanımını engelleme hakkı vermeyeceğini, davacı tarafın şirket kuruluş tarihinin 05.04.2017 olup, uyuşmazlık konusu markayı en iyi ihtimalle müvekkili şirketin marka başvurusu yaptığı tarih olan 20.10.2017’ye kadar yalnızca 6 ay süreyle kullandığını, bu süre zarfında herhangi bir marka tescil başvurusu yapmadığını, Libya’daki ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdindeki marka başvurularının da müvekkili şirketin başvurusundan sonra gerçekleştiğini, müvekkili şirketin tesadüfen seçtiği bu markanın davacı tarafın kullandığı markaya benzerliği gerekçe gösterilerek müvekkili şirketin marka hakkının elinden alınmasının ve tescil korumasının yok sayılmasının, ülkesellik ve hukuk güvenliği ilkelerine aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davalının davacının ... numaralı markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, önlenmesine, giderilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından davacıya ait dava konusu ... +Şekil markasının ve benzerinin her türlü mecrada kullanmasının yasaklanmasına, davalıya ait ... alan adına erişimin engellenmesine, davalı tarafından davacı markasının bulunduğu ve kullanıldığı her türlü afiş, tabela, v.s. Materyale bulundukları her yerde Gümrük ve serbest liman ve bölge dahil Türkiye sınırları içerisinde el konulmasına, 2-Davalı ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin terkinine, 3-Maddi tazminat yönünden takdiren 25.000 TL Maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 4-Manevi tazminat yönünden takdiren 30.000 TL Manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının  maddi tazminat talebini müvekkili şirketin ilgili dönemde elde ettiği net kazanç üzerinden seçtiğini,  şirketin 2019 yılından dava tarihine kadar zarar ettiğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğunu,  buna rağmen 25.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu tür bir belirlemenin, mevcut bir alacak kalemi olduğu hâlde hesaplamanın tam olarak yapılamadığı durumlarda mümkün olabileceğini, ancak somut olayda böyle bir durum bulunmadığını ve müvekkili şirketin kar elde edemediğinin açıkça ortaya konulduğunu , davacı şirketin ticaret unvanının 05.04.2017 tarihinde Lübnan’da tescil edildiğini, bu tescilin müvekkili şirketin marka başvurusu ve ticaret unvanı değişikliği tarihinden önce gerçekleşmiş olmasına rağmen, bu durumun müvekkili şirket açısından bağlayıcı olmadığını, çünkü Türkiye’de tescilli olmayan bir ticaret unvanı ve dünyanın hiçbir yerinde tescilli olmayan bir marka adını bilerek hareket etmesi yönünde bir beklentinin hukuk düzeninde yeri olmadığını, müvekkili şirketin internet sitesinin 17.08.2017 tarihinde yayına başladığını, ticaret unvanı değişikliğini 28.09.2017 tarihinde gerçekleştirdiğini ve marka tescil başvurusunu ise 20.10.2017’de yaptığını, bu tarihler incelendiğinde, davacının Lübnan’daki ticaret unvanı tescili ile müvekkili şirketin internet sitesinin açılması ve unvan değişikliği arasında yalnızca 4-5 ay ve marka tescil başvurusu ile davacının unvan tescili arasında sadece 6 ay bulunduğunu, bu kadar kısa sürelerin müvekkili şirketin kötü niyetle hareket ettiğini kanıtlamaya yetmeyeceğini , mahkemenin, 4-6 aylık bir süreyi gerekçe göstererek davacı lehine 25.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminata hükmetmesinin haksız kazanç elde edilmesine yol açtığını, bu kararın müvekkili şirketin markası, internet sitesi ve ticaret unvanı üzerindeki haklarını hukuka aykırı şekilde kısıtladığını, ayrıca müvekkili şirketin ticaret hayatını sekteye uğrattığını , müvekkili şirketin marka başvurusu yaptığı 20.10.2017 tarihinde, davacının ne Türkiye’de ne de küresel düzeyde herhangi bir marka başvurusu bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin Türkiye’deki ticaret sicili ve Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) kayıtlarına güvenerek tescil başvurusu yapmasının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davacının Lübnan’daki ticaret unvanı tescili ile müvekkili şirketin Türkiye’deki tescil tarihleri arasındaki kısa sürelerin ve müvekkili şirketin marka başvurusu yaptığı tarihte davacının Türkiye’de tescilli herhangi bir markasının bulunmadığının göz ardı edildiğini, ayrıca uygulanması gereken ülkesellik ve hukuk güvenliği ilkelerinin ihlal edildiğini, müvekkili şirketin marka tescil başvurusuna ilişkin olarak Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/498 E. sayılı dosyasında YİDK kararının iptali davasının henüz temyiz incelemesinde olduğunu, bu dosyanın huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmadan karar verildiğini,  tescilli olmayan ve yalnızca 4 ay boyunca yurtdışında tescil edilen bir ticaret unvanı ve müvekkili şirketin marka tescil başvurusu tarihinde dünyanın hiçbir yerinde tescil edilmemiş bir marka üzerinden 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesinin hiçbir makul dayanağının bulunmadığını, İstinaf incelemesi sonuçlanana kadar mahkeme kararının uygulanmasının geri bırakılmasına, kararın kaldırılmasına, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından katılma yoluyla istinafa başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... nolu markanın tescil tarihinin 13.09.2019 marka başvuru tarihinin  24.10.2018 olduğunu,  markanın tescili halinde koruma süresinin başvuru tarihinden itibaren başlamasının hukuken doğru olduğunu,  maddi tazminat miktarının eksik takdir edildiğini, bilirkişi raporunda davalı aleyhine hesaplama yapılamayacağının belirtilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilakis davalının net kazancının belirlenebilir durumda olduğunu,  davalı tarafın ticaret unvanını ve kullanacağı markayı seçerken müvekkilin markasının tescilli olmadığını ve müvekkilin markasından haberdar olmasının kendisinden beklenemeyeceğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın geçersiz olduğunu, çünkü müvekkilinin 17.11.2017 tarihinde Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) nezdinde ... başvuru numarası ile marka başvurusunda bulunduğunu ve bu markanın tüm Avrupa Birliği ülkelerini kapsayacak şekilde 26.03.2018 tarihinde tescil edildiğini, davalının, müvekkilinin ...\" şirketini kurmasından kısa bir süre sonra, müvekkilinin denetim piyasasındaki tanınmışlığı ve itibarından yararlanmak amacıyla tamamen kötü niyetli şekilde ticaret unvanında yer alan ana unsurları birebir taklit ettiğini, ticaret unvanında ve şirket ana sözleşmesindeki faaliyet alanlarında değişiklikler yaptığını, müvekkilinin 05.04.2017 tarihinde Beyrut'ta ticari sicile tescil ettirdiği ticaret unvanının ardından davalının 20.09.2017 tarihli ortaklar kurulu kararı ile önceki \"... Şirketi\" ibareli ticaret unvanını \"... Şirketi\" olarak değiştirdiğini ve aynı tarihli kararla şirketin iştigal alanına müvekkilin faaliyet konularını (uluslararası denetim, gözetim, uygunluk değerlendirme vb.) eklediğini , davalının 06.02.2017 tarihinde tescil ettirerek kullanmaya başladığı ... alan adına karşılık \"...\" ve \"...\" ibareleri arasındaki \"-\" işaretini kaldırarak 17.08.2017 tarihinde ... alan adını tescil ettirdiğini, bu sitenin görünümünün baştan itibaren müvekkiline ait internet sitesiyle birebir benzerlik taşıdığını ve müvekkilin \"...\" markası ve logosunun davalının internet sitesinde ve çeşitli mecralarda taklit edilerek kullanıldığını, davalının birebir taklit ettiği markasına ve logosuna yönelik olarak Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde yaptıkları  itirazların kabul edildiğini, davalının kötü niyetli olarak marka başvurusu yaptığının inceleme ve değerlendirme kurulu tarafından tespit edildiğini ve davalının kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin belirlendiğini, davalının müvekkiline ait ticaret unvanını, markasını, logosunu ve internet alan adını birebir şekilde taklit etmesi nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ve davalının bu eylemleriyle müvekkilinin zararına neden olduğunu, bu sebeple mahkemenin davalının internet sitesine erişimin engellenmesine ve ticaret unvanının terkinine yönelik kararının yerinde olduğunu,  marka hakkına tecavüz nedeniyle hesaplama yapılırken faaliyet giderlerinin tümünün satış gelirlerinden düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının zarar ettiğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, çünkü davalı tarafın müvekkilin markasını kullanarak uzun yıllar ciddi miktarlarda satış yaptığı ve zarar etmiş olmasının müvekkilin tazminat talebini etkilemeyeceğini,  rapora göre davalının müvekkilin markasını kullanarak toplamda 884.589,47 TL net satış yaptığı tespit edilmesine rağmen, mahkemenin sadece 25.000 TL maddi tazminata hükmetmesinin kabul edilemez olduğunu, davalının net karı neredeyse 1 milyon TL’ye yaklaşırken verilen tazminatın hakkaniyetle bağdaşmadığını, manevi tazminat yönünden ise davalının haksız eylemleri neticesinde müvekkilinin ticari itibarı ve markası zarar gördüğünden hükmedilen 30.000 TL manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığını, bu nedenlerle: ilk derece mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminat yönünden kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddedilmesini  talep etmiştir.Davalı istinafa  cevap dilekçesinde özetle; ek raporda yapılan söz konusu değerlendirme ve tespit isabetli ve hukuka uygun olduğunu, davacının istinaf başvurusundaki iddialarının aksine müvekkili şirketin kötü niyetle hareket etmediğini, bu kapsamda davacının haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davacı, ... şirketi adına tescilli marka ve ticaret unvanının davalı şirket ... Şti. tarafından taklit edildiği iddiasıyla  haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespiti , önlenmesi,  giderilmesi, 50.000 TL maddi ve 50.000 TL  manevi tazminat, davalı  ticaret unvanındaki “...” ibaresinin terkini istemlerine ilişkindir. 24.10.2018 başvuru tarihli ... numaralı  \"... \" ibareli  markanın  35. ve 42. Sınıflarda 13.09.2019 tarihinde davacı adına  tescil edildiği görülmektedir. 20.10.2017 başvuru tarihli... numaralı \"... \" ibareli  markanın  35. ve 42. Sınıflarda davalı adına  tescil başvurusunun, 18.10.2018 tarihinde  (YİDK) tarafından kötü niyetli olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.Davalı tarafça ,Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde YİDK kararının iptali davası açılmış olup, mahkemece ,19.09.2019 tarihli  2018/498 E., 2019/370 K. Sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın istinaf talebinin reddine karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 11. H.D. nin  2021/8694 E.- 2023/2674 K. Sayılı kararı ile 03.05.2023 tarihinde onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.15/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Marka Yönünden; davacıya ait ... başvuru numaralı (ŞEKİL) ibareli marka için 24/10/2018 tarihinde 35 ve 42.sınıflar için marka tescil başvurusu yapıldığı,13.09.2019 tarihinde tescil edildiği, davalıya ait ... başvuru numaralı (ŞEKİL) ibareli marka için 20.10.2017 tarihinde 35 ve 42.sınıflar için marka tescil başvurusu yapıldığı, 18.10.2018 tarihinde YIDK kararı ile reddedildiği, markaların yazı karakterinin, logosunun ve renklerinin aynı olduğu, markanın yaratıcısı ve ilk kullanım hakkının davacı olduğu, davalı marka kullanımının iltibas ve karışıklığa sebep olduğu, Bilişim yönünden; Davalıya ait olduğu belirtilen.../ adlı web sitesi üzerinde yapılan incelemede; Söz konusu sitenin hali hazırdaki yayınında herhangi bir içerik olmadığı,  Site sahiplik bilgilerinin gizlenmiş olduğu, Sitenin 17.08.2017 tarihinde yayına başladığı , Kasım 2017 - Eylül 2019 tarihlerini kapsayan 15 adet arşiv kaydı olduğu, Site ana sayfasında;  (ŞEKİL)logo ve  ... ibaresinin, Firmanın “..., ..., ..., ..., ...” konularında hizmet verdiği bilgilerinin yer aldığı, firma adının  “...” olduğu, ... firmasının, 1978 den beri değişik sektörlerde sunduğu yenilikçi gözetim hizmetleri ile kendini gösterdiği, kısa sürede birçok ülkede farklı sektörlerden gelen talepleri aynı titizlikle karşılayan firmalarının, gelecekte de kurduğu sağlam bir temel ile müşterilerine hizmet vermeyi sürdürebileceğinin  belirtildiği,  ... (...) fimasına ait iletişim bilgilerinde; Firma adresinin “... Bahçelievler/İstanbul”olduğu, Firmaya ait mail adresinin ... olduğu, Firma iletişim numarasının + ... olduğunun  tespit edildiği,  Davacıya ait olduğu belirtilen http:... adlı web sitesi üzerinde yapılan incelemede; Site ana sayfasında; (ŞEKİL) logo ve ... ibaresinin yer aldığı, Firmanın “..., ..., ..., ... ve ...” konularında hizmet verdiği bilgilerinin yer aldığı, Firma adının “...” olduğu, ... firmasının, İşinizi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için çözümler sağlama konusunda uzmanlaşmış bir grup uluslararası ekip olduğu, temel denetim, doğrulama ve sertifikasyon yetkinlikleri, sınıfının en iyisi olmak için sürekli olarak geliştirildiğinin belirtildiği... (...) fimasına ait iletişim bilgilerinde; Firma adresinin“..., ..., ...” olduğu, Firmaya ait mail adresinin... olduğu,  Firma iletişim numarasının ... olduğu tespit edildiği , Site sahiplik bilgilerinin gizlenmiş olduğu, Sitenin 06.02.2017 tarihinde yayına başladığı , söz konusu sitenin Mart 2017-Ocak 2020 tarihlerini kapsayan 75 adet arşiv kaydı olduğu, Site ana sayfasında; (ŞEKİL) logo ve ... ibaresinin, Firmanın “Petrol muayene, endüstriyel muayene, tıbbi muayene, gıda denetimi, laboratuvar analizi, danışmanlık ve teknik çalışmalar” konularında hizmet verdiği bilgilerinin yer aldığı,  Mali Yönünden; Davacı şirketin 05.04.2017 tarihinde Lübnan/ Beyrut'ta mevcut unvanı ile kurulduğu, davalı şirketin kuruluşu 13.01.1995 tarihi olsa da unvanını ve iştigal konusunu 28.09.2017 tarihinde... LTD.ŞTİ. olarak değiştirdiği, Davacı tarafın maddi tazminatı SMK” nun 151/2-b maddesi “ Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” uyarınca hesaplanmasını talep ettiği,  Davacı tarafın Dünya Fikri Mülkiyet Örgütüne ( WIPO) marka başvuru tarihi olan 17.11.2017 tarihinden 27.05.2020 dava tarihine kadar ki dönem içinde hesaplanan maddi tazminat tutarının 55.228,03 TL. Olduğu, Davacı tarafın TPMK'na marka başvuru tarihi olan 24.10.2018 tarihinden 27.05.2020 dava tarihine kadar ki dönem içinde davacının toplamda zarar etmesi nedeniyle maddi tazminatın hesaplanmadığı, TBK' nun 50. Ve 51. Maddeleri uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminat belirlenip belirlenmeyeceğinin nihai takdiri mahkemeye ait olduğu, Davalı tarafın davaya konu olan markaya ait unvanını değiştirdiği 28.09.2017 tarihinden 27.05.2020 dava tarihine kadar ki dönem içinde hesaplanan maddi tazminat tutarının 53.604,38 TL. olduğu,\" belirtilmiştir. 25/12/2021 tarihli ek raporda; Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler yukarıda rapor içerisinde yer almış olup, kök raporda yapılan hesaplamaları değiştirecek bir husus olmadığı belirtilmiştir. SMK 7/1. maddesi uyarınca marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Somut olayda, davalının marka başvurusunun davacıdan önce olduğu, davacının Lübnan  menşeli  bir firma olduğu görülmekle birlikte,  Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/498 E., 2019/370 K. Sayılı dosyası ile görülen YİDK kararının iptali davası sonunda ,19.09.2019 tarihli  karar ile davanın reddine dair verilen ve kesinleşen ilamın gerekçesinde; \" davacının davalı marka  başvuru tarihinden önce Türkiye’de tıp, yapı inşaat, kargo hizmetleri gibi alanlarda hizmet veren Türk menşeli firmalara denetim ve belgelendirme hizmeti verdiği, bu hizmet karşılığında aldığı faturaları sunduğu, gönderilen teknik belgelendirme dokümanlarında tetkik işleminin gerçekleşme yerinin Türkiye olduğu, söz konusu tetkik işleminin muteriz firma tarafından başvuru tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisine logo ve ibare ile 35 ve 42. sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunduğu , davacı firmanın “Sınıf 42: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.” hizmetleri açısından eskiye dayalı kullanımı olduğu, başvuruya konu ibare ve logo ile muterizin hak iddia ettiği tescilsiz marka kullanımına konu logonun ve ibarenin ayniyete varan düzeyde yüksek benzerlik içerdiği, başvuru sahibinin sınırsız sayıda seçeneği varken, başvuru tarihinden önce başka bir firma tarafından ihdas edilen ve Türkiye’de, nispeten yakın tarihli/kısa süreli olsa da, başvuru tarihinden önce kullanılmakta olan marka ve logoyu, tesadüf seçmesinin olası bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğu\" tespitleri yer  almış olup, marka üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğu kesinleşmiştir.Davacıya ait 24.10.2018 başvuru tarihli ... numaralı  \"... \" ibareli  markanın  35. ve 42. Sınıflarda 13.09.2019 tarihinde tescil edildiği görülmektedir, tescilsiz markaya dayalı   markanın başvuru tarihinden önceki kullanımı ve ihlaller, marka hakkına dayalı olarak tecavüz davasına konu edilemez. Markaya sağlanan koruma, tescil edilmek kaydıyla başvuru tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bu nedenle davacı marka başvuru tarihi olan  24/10/2018 ile 27/05/2020 dava  tarihleri arasındaki ihlal oluşturan kullanımların dikkate alınması gereklidir.   Davacı markasının esas unsuru , markanın başında yer alan \"...\" ibaresi olduğu, markadaki \"...\" ibaresinin  \"...\" esas unsurunun  açılımı olarak yer aldığı ve tali unsur olduğu, ayrıca şekil unsuru barındırdığı,  davalının davacı markasına yer alan \"...\"  kelime unsurunu  ve logoyu davacı markası ile  ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde markasal olarak ve ticaret ünvanı olarak kullandığı, davacının alan adını da aynen kullandığı , davalının bu kullanımlarının tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı, hizmetin kökeninin aynı firma olma algısını yaratacağı ve iltibasa neden olacağı bu durumun SMK 7 ve 29 maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda ticari dürüstlük kurallarına aykırı kullanım olmakla TTK 55/1-a-4 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır.Davalının ihlal teşkil ettiği tespit olunan eylemi nedeniyle davacının zararını tazminle yükümlü olduğu , somut olayda davacı tarafın , yoksun kaldığı kazancın,  SMK.nın 151/2b maddesi uyarınca  \"Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç\" üzerinden tazminat hesaplaması istendiği, net kazancın hesabında yapılan satışlardan vergi öncesi  maliyet ve işletme giderlerinin düşülmesi  gerektiği, davacı vekilinin sadece satış maliyetlerinin düşülmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı,  davalının  tüm gelirinin ve giderinin  dava konusu marka ile hizmet satışından kaynaklandığı  buna göre bilirkişilerce ,  davalı şirketin ticari defterleri incelenerek, elde edilen gelirden vergi öncesi faaliyet giderleri düşülerek hesaplama yapıldığı ve  2018 yılında kar, 2019 ve 2020 yıllarında ise zarar ettiği  tespit edilmiş ise de , davacının markayı kullanarak ticari faaliyet yürüttüğü, davalı tarafından tutulan defterlere göre zarar tespit edilmesinin tek başına davacının  kazancının bulunmadığının kabulüne yeterli olmadığı zira davalı şirketin zarar ettiği halde ticari faaliyetini sürdürmesinin ticari  hayatın olağan gerekliliklerini uygun bir tutum olmadığı   dikkate alındığında  net kazanç tam olarak tespit edilemediğinden tazminat talebinin TBK 50-51 maddelerine göre taktir edilmesi gerektiği, davacının marka korumasından faydalandığı  başvuru tarihi olan 24/10/2018 ile 27/05/2020 dava  tarihleri arasında gerçekleşen ihlalin süresi, ihlalin boyutu dikkate alındığında mahkemece hüküm altına alınan 25.000,00 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, yine  davalı eylemlerinin kötü niyetli olarak yapıldığı, davalının kusur durumu, ihlalin boyutu dikkate alındığında  30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin  hal ve adalet ilkesine  ve dosya kapsamına göre somut olaya  uygun düştüğü  kanaatine varılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre, taraf vekillerinin istinaf  başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarih ve 2020/134 E. 2022/83 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.757,05-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 939,7‬0-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.817,35‬-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6fe75f84368f3bf0","SID":"efda126bb330b10c"}}