{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/566 <br>KARAR NO\t: 2025/302<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 02/03/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/492 Esas,  2021/94 Karar<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Sermaye Koyma Borcuna İlişkin)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin  29/06/2012 tarihinde kurulurken davalı tarafın 2000 hisseyle (% 50) şirketin kurucu ortağıyken 12/07/2013 tarihinde kendi isteğiyle hissesinin % 95 'ini ... 'a % 5 'ini ise ...'a devrettiğini, davalı tarafın sermaye borcunu o günden bugüne değin ödemediğini ve buna ilişkin ayni bir hak da tesis etmediğinin ortada olduğunu, hissesine karşılık gelen miktarın 500.000,00 TL olduğunu, Erzurum... Noterliği'nin 12/07/2013 tarih ve ... yevmiye numarasıyla düzenlenen ... Şirket Hisse Devri Sözleşmesi'nden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin kurucu ortağı olduğu davalı taraf şirket kurulurken ödemesi gereken sermaye borcunu ödememesine rağmen devrederken şirket hissesine düşen payın karşılığını aldığını, akabinde Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyası ile belirsiz alacak davası açıldığını, davalı tarafın devir sırasında şirket hissesini nakden ve peşin almasına rağmen, bu miktarın ispatı olmadığından bahisle müvekkili şirket ortaklarından ... aleyhine Erzurum....İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve müvekkil şirket ortaklarından ...'dan ödemediği sermaye borcunu tahsil ettiğini, davalı tarafın müvekkili şirket kurulurken hissesine karşılık gelen sermaye bedeli olan 500.000,00 TL 'yi ödemediği gibi devrettikten sonra bu parayı faiziyle birlikte fazlasıyla müvekkili şirket ortaklarından tahsil edildiğini, bu nedenlerle sermaye borcundan kaynaklı olan 500.000,00 TL 'nin şirket ortak olunan 29/06/2012 tarihinde başlayacak mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ve ...'ın 29/06/2012 tarihinde ...Yapı İnş. Taah. Mad. Tur. En. Tic. Ve San. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, 11/07/2013 tarihli adi sözleşmeye dayanarak hissesinin % 95 'ini '... 'a, % 5 'ini ...'a devrettiğini, müvekkile ait şirket hissesi ve bu hisseye ait sorumlulukların bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir tarihi itibariyle iktisap edenlere geçtiğini, müvekkilinin şirkete karşı sorumluluğunun devam etmesi için şirketin kuruluşundan itibaren 2 yıl içinde ya şirketin iflas etmiş olması ya da iktisap edenin payından doğan haklarından yoksun bırakılması gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin davacı şirkete karşı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, TTK mad. 501/3 'de hisseyi devralanın pay defterine kaydedilmesiyle payını devredenin borcundan kurtulacağının açıkça belirtildiğini, kabul etmemekle birlikte taahhüt borcu varsa bile bu borç payı devralan ... ve ... 'a geçtiğini, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olarak açılmış bulunan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde;..<br>Somut olayda davacı şirketin 29/06/2012 tarihinde ... ve ... tarafından % 50 hisseler ile kurulduğu, davalının Erzurum .. Noterliği'nin 12/07/2013 tarihli devir sözleşmesi ile  payının % 95 'ini ...'a, % 5 'ini ise ... 'a devir ve temlik ettiği, davacı şirketin halen ... ve ... ortaklığında sicil kaydının devam ettiği dosya kapsamı ile sabittir. Davalının şirketteki payının ... ve ...'a devrine ilişkin düzenlenen Erzurum .. Noterliği'nin 12/07/2013 tarihli ... şirket hisse devri sözleşmesinde, şirketteki payını bütün aktif ve pasifi ile hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte devrettiğinin belirtildiği, hisseleri devralanların da davalıya ait payları bütün aktif ve pasifi ile birlikte devraldıklarını kabul ederek sözleşmeyi imzaladıkları ve bu şekliyle hisse devir sözleşmesinin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre her ne kadar davalı; davacı şirketin kurucu ortağı olarak kuruluş aşamasında görev almış ve sermaye koyma borcunu taahhüt etmiş ise de; davalının şirketteki payını tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte devrederek şirket ortaklığından çıktığı, bu nedenle davalının artık şirkete karşı herhangi bir sorumluluğunun kalmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim mahkememizin 2015/... Esas sayılı dosyasında verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin 2017/.... Esas 2017/....Karar sayılı kararında da davalı ...'in şirketteki hisselerini aktif ve pasifi ile birlikte devrettiği hususu da açıkça belirtilmiştir. Davalının; davacı şirketteki hisselerini aktif ve pasifi ile birlikte tüm hak ve yükümlülükleri ile beraber devrettiği, artık davacı şirkete karşı herhangi bir sorumluluk ve yükümlülüğünün kalmadığı anlaşılmakla, davacı şirketin kuruluş aşamasında taahhüt edilen sermaye koyma borcunun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmesine yasal olarak imkan bulunmamaktadır.<br> Davalının payını devrettiği tarih olan 12/07/2013 tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 501/1.maddesine göre bedeli tamamen ödenmemiş bulunan nama yazılı bir payı iktisap eden kimse pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan pay bedelini ödemekle yükümlü olur. Aynı yasanın 2.fıkrasında şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimse, payını başkasına devrettiği takdirde, bedelin henüz ödenmemiş olan kısmı kendisinden istenemez; meğerki, şirketin kuruluşu veya esas sermayenin artırılması tarihinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas etmiş ve payı iktisap eden kimse paydan doğan haklardan yoksun bırakılmış olsun hükmü mevcuttur. Yine aynı yasının 3.fıkrasında payını devreden kimsenin 2.fıkra hükmüne tabi olmaması halinde iktisap edenin pay defterine kaydedilmesi ile borçlarından kurtulmuş olacağı belirtilmiştir. Bu yasal düzenlemeler uyarınca somut olaya bakıldığında; davalının davacı şirketteki payını tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı, payı iktisap edenlerin şirket ortağı olarak tescil ve ilan edildiği dikkate alındığında artık şirkete taahhüt edilen sermaye koyma borcundan hissesini devreden davalı taraf değil, hisseleri devralan kişiler sorumlu olacaktır. Tüm bu hususlar nedeniyle davalının, davacı şirketteki ortaklığının pay devri yapılması nedeniyle sona erdiği, davalının paylarını bütün aktif ve pasifleri ile birlikte devrettiği, davalının artık şirkete karşı herhangi bir hak ve yükümlülüğünün kalmadığı hususları dikkate alındığında davacı şirkete karşı sermaye koyma borcunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın REDDİNE,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece şirketin devriyle alakalı işlemlerden kaynaklı alacağın devrinden itibaren 2 yıl içerisinde istenebileceğini ve bu süre geçtikten sonra dava açmaları gerektiğini gerekçe gösterdiğini, ancak şirket devrinden kaynaklı alacak şeklinde dava açtıklarına dair bir emare olmadığı gibi sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak davası açtıklarını, ön inceleme duruşmasında celbini istedikleri delilleri dahi değerlendirmeden davaya red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirketin kurulurken davalı tarafın 2000 hise ile %50 şirketin kurucu ortağı olduğunu, 12/07/2013 tarihinde kendi isteğiyle hissesinin %95'ini ...'a, % 5'ini ise ...'a devrettiğini, davalı tarafın o günden bu güne kadar sermaye borcunu ödemediğini ve buna ilişkin ayni hak da tesis etmediğini, hissesine karşılık gelen miktarın 500.000,00-TL olduğunu, devir sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere davalının sermaye borcunu ödemediği gibi şirketi devrederken şirket hissesine düşen payın karşılığını aldığını, sermaye borcu nedeniyle davalı tarafa 14/07/2017 tarihinde ihtarname gönderildiğini, buna rağmen davalının ödeme yapmadığını, borcu inkar edecek herhangi bir delil de sunamadığını, davalının devir sırasında şirket hissesini nakden ve peşin almasına rağmen bu miktarın ispatı olmadığından bahisle müvekkil şirket ortaklarından ... aleyhine Erzurum ... İcra Dairesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını ve müvekkil şirket ortaklarından ...'dan ödemediği sermaye borcunu tahsil ettiğini, davalının müvekkil şirket kurulurken hissesine karşılık gelen sermaye bedeli olan 500.000,00-TL'yi ödemediği gibi devrettikten sonra bu parayı faiziyle birlikte fazlasıyla müvekkil şirket ortaklarından tahsil ettiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, ... Şirketlerde sermaye koyma borcunun tahsili talebine ilişkindir. <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkili şirketin 29/06/2012 tarihinde kurulurken davalı tarafın 2000 hisseyle (% 50) şirketin kurucu ortağıyken 12/07/2013 tarihinde kendi isteğiyle hissesinin % 95 'ini ... 'a % 5 'ini ise ...'a devrettiğini, davalı tarafın sermaye borcunu o günden bugüne değin ödemediğini ve buna ilişkin ayni bir hak da tesis etmediğinin ortada olduğunu, iddia ederek müvekkili şirkete olan kurucu ortaklığı nedeniyle ödemediği sermaye borcundan kaynaklı olan 500.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkiline ait şirket hissesi ve bu hisseye ait sorumlulukların bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir tarihi itibariyle iktisap edenlere geçtiğini, müvekkilinin şirkete karşı sorumluluğunun devam etmesi için şirketin kuruluşundan itibaren 2 yıl içinde ya şirketin iflas etmiş olması ya da iktisap edenin payından doğan haklarından yoksun bırakılması gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin davacı şirkete karşı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda,  mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının, davacı şirketteki ortaklığının pay devri yapılması nedeniyle sona erdiği, davalının paylarını bütün aktif ve pasifleri ile birlikte devrettiği, davalının artık şirkete karşı herhangi bir hak ve yükümlülüğünün kalmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf aşamasında alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5‬0-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere ....tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0731b596b9d8fc07","SID":"65c2a682760771ec"}}