{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/247 Esas<br>KARAR NO:2025/494<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/04/2019<br>NUMARASI:2014/1122 Esas, 2019/354 Karar<br>DAVANIN KONUSU:TAZMİNAT (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı arasında 11/10/2010 tarihinde Kobi ve Ticari Bankacılık Toplantıları Sözleşmesi akdedildiğini ve bilahare buna ek olarak yapılan bir protokol ile sözleşmelerin ekinde bulunan taslak bütçelerin kabul edildiğini, bu sözleşmelerden ari olarak müvekkili ili davalı arasında 28/03/2011 tarihli Müşteri Sözleşmesi adı altında bir çerçeve sözleşme de akdedildiğini, işbu sözleşmeyi müteakip Malatya, Adana ve Sapanca/Kocaeli'de yapılacak etkinlikler için müvekkili ile davalı arasında 08/04/2011 tarihli 11/10/2010 tarihli sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak ek protokol tanzim edildiğini, bu sözleşmelere göre banka temsilcileri ile birlikte ..., ... ve ...'ın da konuk yüz olarak katılımları ile Anadolu'nun muhtelif illerinde ...çalışanlarına, ortaklarına, yöneticilerine yönelik olarak toplam dokuz adet sohbet toplantısı organize edilerek ifa edildiğini, 11/10/2010 tarihli sözleşmenin 3. maddesi gereğince söz konusu toplantıların organizasyonunu davalı firmanın yerine getirerek akabinde her türlü ödemeyi (otel, konaklama, taşıma, ünlülere yapılan ödemeler vs.) yaptıktan sonra üzerine kendi hizmet bedelini de ekleyerek müvekkiline fatura ettiğini, müvekkilinin ise, fatura edilen tutarları (konuk yüzlere ödenen bedeller de dahil olmak üzere) eksiksiz olarak ve sözleşme hükümlerine uygun bir şekilde ödediğini, ancak katılımcılardan ...'ın Beyoğlu ... Noterliğinin 05/12/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, etkinlikler sebebi ile kendisine ödeme yapılmadığından bahisle her bir etkinlik 20.000,00 TL olmak üzere 9 etkinlik için 180.000,00 TL ödenmesini talep ettiğini, akabinde müvekkili bankaya karşı İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/10 Esas sayılı davasını ikame ettiğini, müvekkiline karşı, haksız fesih sebebiyle açılan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/127 Esas sayılı dosyasının bu dosya ile birleştirildiğini, Mahkemece yapılan yargılama ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığını, ilamdan doğan alacak kalemlerinin ..., ... ve... sayılı dosyası ile takibe konu edilmesi üzerine müvekkili tarafından toplamda 246.494,57 TL ödeme yapıldığını, verilen kararın, işbu davanın davalısı olan şirketin, müvekkili bankadan tahsil ettiği tutarlar içerisinde ...'a yapması gereken ödemeleri yapmadığını ve bu suretle sebepsiz zenginleştiğini açıkça gösterdiğini, bu tutarların talep edilmesine rağmen davalı tarafından ödenmediğini, toplam dokuz adet etkinlik için müvekkili tarafından davalıya fatura karşılığında toplam 1.575.560,34 TL ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından ...'ın payına düşecek şekilde davalıya yapılan ödemenin ise toplam 196.400,00 TL olduğunu, müvekkilinin mükerrer ödeme yapmak zorunda kalması sebebiyle davalının, müvekkili aleyhine sebepsiz olarak zenginleştiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 246.494,57 TL alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde;... ürünlerinin Anadolu'da yerel girişimcilere tanıtılması amacıyla müvekkili tarafından davacı banka için \"...\" ismi ile 11 ilde düzenlenmesi planlanan ancak 9 ilde gerçekleştirilin 2010 ve 2011 yılları arasında devam eden etkinlikler düzenlendiğini, üzerinde mutabık kalınan konuşmacılardan olan ...'ın makbuz kesmeyeceğini ve ödeme ile ilgili hiçbir evraka imza atmayacağını bildirdiğini, bu hususun davacıya iletildiğini ve davacı tarafından onay verilerek projeye başlandığını, davacı banka tarafından onaylanan bütçede de ...'a yapılacak ödeme sütununda stopaj kesintisi yapılacağı ve net olarak ödenecek tutarın gösterildiğini, bu durumun dahi davacı bankanın, ...'a makbuz alınmaksızın ödeme yapılması işlemini onayladığını kanıtladığını, sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını, banka ile yapılan anlaşmalar gereği her konuşmacıya ödemelerinin zamanında ve eksiksiz yapıldığını, müvekkilinin, davacı bankanın talepleri ile bağlı olduğu ve bu kapsamda onun yetkili temsilcisi gibi hareket ettiğini, davacı bankanın onay ve talimatı doğrultusunda işlemler gerçekleştirdiğini, müvekkilinden talep edilen para alacağının, kesinleşen mahkeme kararından da anlaşılacağı üzere davacı bankanın ... ile kendi arasında var olan sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi hukuki sebebine dayandığını, oysa bu sonucun meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru veya ihmalinin bulunmadığını, organizasyon kapsamında ...'ın kalma, konaklama, yeme içme harcamalarının da konu edildiği bütçede  bir bedel belirlendiğini ve bu bedelin davacı bankadan tahsil edildiğini, 11 etkinlik için tahsil edilen 220.000,00 TL'den iptal edilen İzmir ve Antalya etkinlikleri sebebiyle 23.600,00 TL'nin davacı bankaya iade edildiğini, müvekkilinin müdahil olduğu İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/10 Esas sayılı davasında davacının, organizasyon firması ile bir husumetinin olmadığı ve banka ile ayrı bir sözleşme yapılması iddiasında olduğunu, bu iddianın davanın kabul edilmesi ile kesinlik kazandığını, davacı banka ile ... arasında müvekkilinin bilgisi dahilinde olmayan bir anlaşma kurulduğunu, ...'ın etkinlik döneminde diğer konuşmacıların aksine ekstra işler yaparak ve daha çok performans göstererek işini ifa ettiğini, bu ekstra işlerin de söz konusu anlaşmaya binaen ekstra ücret karşılığında yapılmış olmasının muhtemel olduğunu, yoksa banka ile müvekkili arasında, belirlenen bütçeye göre konuşmacılara eksiksiz ödemeler yapıldığı hususunda bir husumet bulunmadığını, davacı bankanın, bizzat kendisinin ... ile aralarında var olan sözleşmeyi sona erdirdiğini basın açıklaması ile duyurup kendisi ile ... arasında bir ticari ilişki olduğunu ikrar ederek bu haksız fesih sebebi ile ...'a ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek davanın reddini savunmuş olup karşı davasında ise; müvekkilinin etkinlik kapsamında görevlerini layığıyla yerine getirdiğini, ancak konuşmacı ...'ın Trabzon ilinde ki etkinlikte Fenerbahçe taraftarlarını kızdıracak biçimdeki söylemleri nedeniyle banka mudileri tarafından protesto edilince davacı bankanın, ...'ın bundan sonraki etkinliklerinde yer almayacağına dair kamuoyuna duyuru şeklinde bir metin yayınladığını, konuşmacının etkinlikten çıkarılmasının sözleşmenin feshi sonucunu doğurmadığını, oysa bankanın, etkinlikleri iptal etmek suretiyle sözleşmeyi bildirimsiz olarak zımnen feshettiğini, feshin ... Müşteri Çerçeve Sözleşmesinin 6. maddesindeki usule aykırı yapıldığını, müvekkilinin, sözleşmenin haklı olarak feshini gerektirir kusur veya ihmalinin bulunmadığını, haksız fesih sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ve muhtemel gelirinden yoksun kaldığını, aynı zamanda gelir ve müşteri kaybı sebebiyle de büyük zararlar gördüğünü, müvekkilinin tüm kaynaklarını bu etkinliğe ayırdığını, sözleşme gereği başka iş kabul edilmediğini, müspet ve menfi zararları kapsamında işbu belirsiz alacak davasını açma zorunluluğunun doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminat alacağının avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemenin 10/12/2014 tarihli 4 nolu ara kararı ile, davalı karşı davacı vekiline karşı dava kapsamında hangi sebeplerle zarara uğradıklarını açıklamak ve talep edilen tutarın hangi kısmından ne kadar talepte bulunduklarını bildirmek üzere süre verilmiş olup sunulan 24/12/2014 tarihli dilekçe ile, banka tarafından iptal edilen iki etkinlik nedeniyle açılan alacak davasının belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000,00 TL'nin tazmini istemiyle açıldığını, bu bedelin 3.000,00 TL'sinin yoksun kalınan ücret alacağı, 2.000,00 TL'sinin ise tasarım ve imal edilemeyen dekorasyonlar nedeniyle yoksun kalınan kar olarak değerlendirilmesini bildirmiştir.Davalı-karşı davacı vekili sunduğu 14.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, 17/12/2018 tarihli 2. ek bilirkişi raporu ile müvekkilinin, net 1.280,00 TL tutarında gelir mahrumiyetinin bulunduğu ve iptal edilen iki organizasyon nedeniyle toplam 14.034,92 TL masraf yaptığı tespit edilerek böylelikle toplam zararının 15.314,92 TL olarak belirlendiğini bildirerek 5.000,00 TL olarak gösterilen dava değerini, bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ile 10.314,92 TL daha artırarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 15.314,92 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup ıslah harcını yatırmıştır.Davacı vekili cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın tek akidi ve yasal muhatabının davalı firma olduğunu ve sözleşmenin müvekkili banka ile davalı firma arasında yapıldığını, müvekkili banka tarafından davalı firmaya ödenen tutarların dava dışı ...'a ödenmemiş olması sebebi ile müvekkilinin aynı etkinlik için iki kez ödeme yapmak zorunda bırakıldığından iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, davalının ya ...'a ödeme yapmadığını ya da makbuz almaması nedeniyle ödediğini ispat edemediğini, müvekkilinin, ... ile, yüksek performans gösterdiğinden bahisle ek anlaşma yapıldığının doğru olmadığını, davalının kesinleşen mahkeme kararındaki gerekçeleri çarpıttığını belirtmiş olup karşı davaya cevabında ise, davanın, belirsiz alacak davası şartlarını taşımadığından reddi gerektiğini, toplam dokuz adet etkinlik için müvekkili tarafından davalıya fatura karşılığında toplam 1.575.560,34 TL ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından ...'ın payına düşecek şekilde davalıya yapılan ödemenin ise toplam 196.400,00 TL olduğunu, davalı, tüm iptal ve iade işlemlerini kendisi yaptığına göre kendini zarara uğratılmış görse idi kısmi iadeyi neden gerçekleştirdiğini, hizmetin alınmayacağı belli olan toplantılar için müvekkili bankanın neden ödeme yapması gerektiği açıklanmadığı gibi tamamen afaki iddialarla neden karşı dava açıldığının anlaşılmadığını belirterek karşı davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 19/04/2019 TARİH VE 2014/1122 ESAS 2019/354 KARAR SAYILI KARARI İLE:\"...Davalı-karşı davacı (vekil) firma tarafından dosyaya sunulan deliller, e-posta yazışmaları, imzasız gider pusulası ve makbuzlar, stopaj gelir vergisi beyannameleri, açık hesap kayıtları, davalı firma tarafından düzenlenen ve davacı bankanın onayının bulunduğu...'a yapılan ödemeleri de gösteren bütçeler, tanık beyanları, davacı müvekkil bankanın tüm etkinlik bütçesini hiçbir ihtirazi kayıt olmadan ve ödeme belgesi aramadan davalıya ödemiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı-karşı davacı tarafından ...'a ödemelerin elden yapıldığı ve davacı-karşı davalı bankanın bu durumdan en baştan itibaren haberdar olduğu, sebepsiz zenginleşmeye dayanan bankanın vekalet akdi sırasında yaptığı ödemelerin sebepsiz yere davalı-karşı davacı vekilin uhdesinde kaldığını ve davalının vekalet akdi yükümlülüklerine uymayarak müvekkil davacı bankanın talimatlarına aykırı hareket ettiğini ispat yükü altında olduğu, oysa ki davacı bankanın davalı firmaya yaptığı ödemelerin taraflar arasındaki vekalet akdi niteliğindeki sözleşmelerle yüklendiği edim sonucu yaptığı ödemeler olduğu, davacı müvekkil banka basiretli tacir davranışı göstermeyerek belge vermeyeceğini bildiği kişiyle çalışmaya devam etmek ve belgesiz ödemeleri davalı vasıtasıyla gerçekleştirmek suretiyle iki kez ödeme yapmak ve bu ödemeyi mahkeme kararı nedeniyle diğer ilama bağlı (faiz,vekalet ücreti, yargılama gideri) borçlarla birlikte durumunda kaldıysa bile, bunun sorumluluğunun müvekkilin talimatına uygun hareket ettiğini ispat eden vekile yüklenemeyeceği, bu nedenle davalı-karşı davacı vekil firmanın haklı sebep olmaksızın sebepsiz zenginleştiğinin davacı tarafından ispatlanmış sayılamayacağı  kanaatiyle, asıl davanın reddine; Karşı dava yönünden yapılan hukuki değerlendirme sonucunda ise, sözleşmenin süresinden önce sözleşmede yazılı fesih bildirimi şartı yerine getirilmeden feshedilerek son iki etkinliğin iptal edilmiş olmasında davalı-karşı davacıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, dolayısıyla davalı açısından feshin haksız ve usulüne aykırı olduğu ve davalı-karşı davacının yoksun kalınan kar talebinde bulunabileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.4 maddesinde bankanın gerekçe göstermeksizin noter marifetiyle bildirimde bulunmak şartıyla tek taraflı ve herhangi bir tazminat, yoksun kalınan kar vb. ödemeden sözleşmeyi feshedebileceği, fesih sonrası 45 gün içindeki hizmet bedelleri ile bütçede belirtilen masraflardan bankanın sorumlu olacağı kararlaştırılmışsa da noter marifetiyle fesih bildirimi bulunmayan bankanın sözleşmedeki bu hükümden yararlanamayacağı, kaldı ki TBK madde 512 gereği, uygun olmayan zamanda vekalet sözleşmesini sona erdiren tarafın, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu, bu nedenle davalı-karşı davacının iptal edilen iki etkinlik nedeniyle ikinci ek bilirkişi raporunda tespit edilen 1.280,00 TL net etkinlik karı talebinin yerinde olduğu, ancak karşı dava ve 24.12.2014 tarihli talep açıklama dilekçesinde talebin iptal edilen iki etkinlik karı ve dekor tasarım-üretim karı şeklinde açıklanmış olduğu, dekor tasarım ve üretim karına yönelik dosyaya sunulmuş ispata yarar bir delil bulunmadığı, yasal delil sunma süresi geçtikten sonra  bilirkişi incelemesi aşamasında bilirkişiye sunulan iki masraf faturasına delil olarak dayanılamayacağı ve karşı dava dilekçesinde masraf türünden bir alacak talebi bulunmadığı hususları dikkate alındığında taleple bağlılık kuralı gereği sadece yoksun kalınan etkinlik karı talebi yönünden karşı davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.\" gerekçelerine istinaden asıl davanın reddine; karşı davanın kısmen kabulü ile, 1.280,00 TL yoksun kalınan kâr alacağının 01/08/2014 karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN 22/06/2023 TARİH VE 2019/3563 ESAS 2023/728 KARAR SAYILI İLAMI İLE:Organizasyon kapsamında etkinliğe katılan konuşmacılara ödeme yapılması sözleşme uyarınca davalı karşı davacının yerine getirmesi gereken bir edim olduğundan taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği itibariyle bir hizmet sözleşmesi olduğu, bu nedenle Mahkemenin vekalet akdine ilişkin hükümlerin uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesinin doğru olmadığı, hem kesinleşen İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/10 Esas sayılı dosyasında hem de bu dosyada uyuşmazlığın, davalı karşı davacı tarafından konuşmacı olan ...'a ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu hususun ispatlanıp ispatlanamadığının olduğu, kesinleşen dava kapsamında fer'i müdahil konumunda olan davalı karşı davacının, konuşmacı ...'a ödeme yaptığı hususunun ispatlanamadığının kabul edildiği, fer'i müdahil konumunda olan davalı karşı davacı önceki davada ödeme yaptığını ispatlamış olsaydı hem davanıh kaybedilmemiş olacağı gibi hem de işbu davanın açılmamış olacağı, bu durumda işbu eldeki davada ortaya çıkan sorunların, önceki açılan davada çözümlenerek karara bağlandığı, 6100 sayılı HMK'nun 69. madde gerekçesine göre, fer'î müdahalenin etkisinin, fer'î müdahil ile taraflar arasında değil, sadece fer'î müdahil ile yanında davaya katıldığı taraf arasında geçerli olduğu, müdahalenin etkisinin, ilk davada verilen hüküm ne olursa olsun müdahilin hem lehine hem de aleyhine uygulanacağı ve önceki davada verilen hükmün sadece hüküm fıkrasıyla değil, hükmün dayandığı maddî ve hukukî unsurlarla da geçerli olacağı, bu nedenle fer'î müdahilin ilk davada verilen hükmün yanlış olduğunu ileri süremeyeceği, öte yandan davalı karşı davacının HMK'nun 69/2-2. cümlesi uyarınca, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü de ileri sürmediği gerekçeleri ile asıl davanın reddine ilişkin karar Mahkemenin kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karşı dava yönünden ise ilk derece Mahkemesince tesis edilen kararın isabetli olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusu reddedilmiştir.Dairemiz kararına karşı davalı karşı davacı vekili tarafından asıl dava yönünden süresinde temyiz yoluna başvurulmuştur.<br>YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNİN 16/12/2024 TARİH VE 2023/4491 ESAS 2024/4887 KARAR SAYILI İLAMI İLE:\"...Asıl davada Bölge Adliye Mahkemesi davanın kısmen  kabulüne karar vermiş ise de;  davacı ile davalı ... şirketi arasında yapılan sözleşmenin 4.2. maddesinde \" taraflar arasındaki her türlü iletişim ve onay işlemleri için her türlü teknolojik gelişmelerin kullanılması mümkün olup, bu kapsamda onayı alınmış telefaks, e-mail vasıtasıyla yapılacak yazışmaların içeriği her iki tarafı bağlar. Konusunu iş bu sözleşmenin tarafları dışında ... ile 3. kişilerin oluşturduğu yazışmalar ayrıca müşteri tarafından onaylanması halinde müşteriyi bağlar. Aksi halde 3. kişilere karşı sorumluluk sadece ...'e aittir.\"  şeklinde düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye göre taraflar arasındaki e-mailler delil sözleşmesi mahiyetinde kabul edilecektir. ... Bank ile ... arasındaki maillerde, ...'a yapılacak ödemelerde bilgi ve fatura alınmadan para  ödenebileceği ... Bank tarafından kabul edilmiş olup,... Bank kurumsal iletişim bölümünde çalışan ... de, e-mail içeriğini doğrular mahiyette davacı bankanın  belgesiz olarak  ...'a ödeme yapılmasını kabul ettiğini beyan etmiştir. Dolayısıyla ...'a ödenen bedelin... Bank'ın talimatıyla yapıldığı sabit olmuştur. ... Bank ile ... arasındaki davada her ne kadar  ... fer'i müdahil olarak bulunmuş ise de bu davanın hukuki sebepleri farklı olduğundan dava değeri dikkate alındığında ödemenin senetle ispatı gerektiğinden ayrıca ... A.Ş.nin yemin deliline de başvurmaması dikkate alındığında davacının kendi talimatıyla yapılan ödemeyi 2. kez yapmasında davalı ... kusur izafe edilemeyeceğinden asıl davanın kısmen kabul edilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir...\" gerekçelerine istinaden Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Asıl dava, dava dışı ...'a mükerrer olarak ödeme yapılmasından kaynaklı zararın tazmini; karşı dava ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle yoksun kalınan ücret alacağı ile tasarım ve imal edilemeyen dekorasyonlar nedeniyle yoksun kalınan kar alacağının tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Temyiz incelemesi neticesinde Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiş olup usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin  16/12/2024 tarih ve 2023/4491 Esas 2024/4887 Karar sayılı kararına uyularak bu doğrultuda aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.İki kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 12/02/2016 tarihli raporun sonuç bölümünde; taraflar arasındaki işgörme niteliğindeki sözleşmenin, vekâlet sözleşmesi niteliğinde olduğu, asıl dava bakımından vekâlet sözleşmesi uyarınca davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan işgörme borcunu özenle ve vekâlet verene sadakatle yapmakla yükümlü olduğu, bu nedenle dava dışı üçüncü kişiler ile yaptığı sözleşmeler kapsamında yapılan ödemelere ilişkin makbuzları almak yükümlülüğünün bulunduğu, ancak dosya kapsamında bulunan e-posta yazışmalarında bazı üçüncü kişilerin sözleşmeye imza atmadığı ve alacağı paralara ilişkin makbuz vermeyeceğinin bildirildiğinin görüldüğü, eğer bu e-postalar davacı banka yelkili personeline gönderilmiş ve işe devam edilmesi yönünde talimat alınmış ise bu e-postaların HMK m. 199 uyarınca \"belge\" niteliğinde olabileceği ve HMK m. 202 gereğince söz konusu belgeler delil başlangıcı sayıldığından davalı şirketin, dava dışı üçüncü kişiye ödeme yaptığını her türlü delille ispatlayabileceği, aksi takdirde sadece senet ile ispatlaması gerektiği, karşı dava bakımından ise karşı davalı bankanın haklı sebeple sözleşmeyi feshetmediğinden yapılan fesih bildiriminin taraflar arasındaki 28.03.2011 tarihli sözleşmenin 6.4. maddesi uyarınca 45 gün sonra hüküm ifade edeceği, karşı davalı bankanın bu süre için karşı davacı şirket tarafından bütçede belirtilen masraflardanı sorumlu olması gerektiği bildirilmiştir.Üç kişilik bilirkişi heyeti (sonradan eklenen mali müşavir bilirkişi) tarafından sunulan 11/05/2017 tarihli ek raporun sonuç bölümünde; taraflar arasındaki 28/03/2011 tarihli müşteri sözleşmesinden önce davacı şirket tarafından 11/10/2010 tarihli toplantı sözleşmesine dayalı olarak davalı banka adına 4 ayrı etkinlik gerçekleştirildiği, bu etkinlikler için davacı şirket tarafından yapılan bütçelerin davalı banka tarafından ödenmiş olduğu, taraflar arasındaki 28/03/2011 tarihli müşteri sözleşmesinden sonra davacı şirket tarafından 08/04/2011 tarihli protokole dayalı olarak davalı banka adına 3 ayrı etkinlik gerçekleştirildiği, bu etkinlikler için davacı şirket tarafından yapılan bütçelerin davalı banka tarafından ödenmiş olduğu, yine taraflar arasındaki 28/03/2011 tarihli müşteri sözleşmesinden sonra davacı şirket tarafından herhangi bir protokole dayalı olmaksızın davalı banka adına 2 ayrı etkinlik gerçekleştirildiği, bu etkinlikler için davacı şirket tarafından yapılan bütçelerin de davalı banka tarafından ödenmiş olduğu, 28/03/2011 tarihli müşteri sözleşmesi ya da protokole dayalı olarak davacı şirket tarafından hazırlanmış olan ve davalı banka tarafından ödenmeyen herhangi bir bütçenin bulunmadığının tespit edildiği, buna göre taraflar arasındaki 28/03/2011 tarihli müşteri sözleşmesi ile diğer sözleşme ve/veya protokoller kapsamında davacı şirket tarafından yapılmış olup da davalı banka tarafından bedeli ödenmemiş olan hiçbir bütçe bulunmadığı diğer bir ifadeyle sözleşme kapsamında bedeli ödenmesi beklenen hiçbir bütçe bulunmadığı, karşı dava yönünden kök raporda belirtildiği şekliyle herhangi bir alacak hesabı yapmanın mümkün olmadığı bildirilmiştir. Üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 17/12/2018 tarihli 2. ek raporun sonuç bölümünde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yapılması planlanan organizasyonlardan 2 tanesinin (Antalya ve İzmir) iptal edildiği, dosya içerisinde yer alan önceki organizasyonlara ait fatura detaylarına göre davalı karşı davacının organizasyon başına 8.000,00 TL'lik hizmet bedeli yansıtmış olduğu, buna göre davalı karşı davacının, iptal edilen 2 organizasyon nedeniyle (2 x 8.000.00 TL) 16.000,00 TL tutarında hizmet gelirinden yani brüt kardan yoksun kaldığının hesap ve tespit edildiği, ek icelemeye ibraz edilen davalı karşı davacının etkinliğin gerçekleşmesi planlanan 2011 yılına ait gelir tablosuna göre 2011 yılı net kar marjının (dönem net karı / net salışlar) 2.345.815,48 / 28.587.206,20 = %8 olduğu, bu durumda davalı karşı davacının iptal edilen 2 organizasyon nedeniyle mahrum kaldığı net karın (16.000,00 TL X %8 1.280.00 TL) 1.280,00 TL olduğunun hesap ve tespit edildiği, davalı karşı davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik 11/03/2016 tarihli itiraz dilekçesinde müvekkiline etkinlikler için tasarlanan ve üretilen dekor kalemlerinden de etkinlik başı 20.000,00 TL kar kaldığı beyan ve iddia edilmiş ise de dosyaya yada incelemeye bu durumu ispata yarar somut bir kayıt yada belge sunulmadığı, davalı karşı davacı tarafından iptal edilen 2 organizasyon için yapılan masraflara ilişkin olarak incelemeye arz edilen 2 adet bedeli ödenmiş (kapalı fatura) masraf faturası sunulduğu, buna göre iptal edilen 2 organizasyon için yapılan masraflar sebebiyle oluşan zararın 6.059,30 TL + 7.975,62 TL olmak üzere toplam 14.034,92 TL olduğu bildirilmiştir.Davacı taraf, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr.... tarafından tanzim edilen 22/11/2017 tarihli uzman görüşü sunmuştur. Mahkemenin 16/03/2015 tarihli celsesinde, davalı karşı davacı vekiline, davacı karşı davalının ...'a belge almaksızın ödeme yapılmasına onay verdiğine yönelik savunmasını kanıtlayamadığından bahisle bu onayın verildiğine dair yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış olup davalı karşı davacı vekili tarafından teklif edilen yeminin Mahkemenin 06/07/2015 tarihli celsesinde davacı karşı davalı yetkililerince eda edildiği, Mahkemenin 25/09/2017 tarihli celsesinde, taraflar arasında yapıldığı ileri sürülen e-posta yazışmalarının yazılı delill başlangıcı olduğu kabul edilerek davalı karşı davacı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine dair 16/03/2015 tarihli celsenin 1 nolu ara kararından dönülerek tanıklar ..., ......'ın tanık olarak dinlenmesine karar verildiği ve adı geçenlerin tanık olarak dinlendiği anlaşılmıştır. Somut olayda, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğu sabit olup buna göre davalı karşı davacının, davacı karşı davalı bankaya ait ... ürünlerinin Anadolu'da tanıtılması amacıyla düzenlenecek sohbet ve toplantılar ile ilgili etkinlikler yapmayı üstlendiği, konuşmacıların ücretleri de dahil olmak üzere etkinlik kapsamında yapılan tüm harcamaların davalı karşı davacı tarafından yapılarak akabinde yapılan harcamalara ait bedel ile hizmet bedelinin de eklenerek davacı karşı davalıya fatura edildiği, davacı karşı davalının da tanzim edilen fatura uyarınca ödeme yaptığı, esasen bu hususta taraflar arasında bir ihtilafın da bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında çözülmesi gereken uyuşmazlık, bu sohbetlere katılan konuşmacılardan biri olan ... tarafından, gerçekleşen 9 adet etkinlik sebebiyle her biri 20.000,00 TL olmak üzere toplam 180.000,00 TL'nin ödenmediğinden bahisle davacı karşı davalıya açılan davada bu bedelin tahsiline karar verilmesinden ötürü işbu davada davacı karşı davalı bankanın bu bedeli davalı karşı davacıdan talep edip edemeyeceği, buna karşılık davalı karşı davacının da sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinden bahisle davacı karşı davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı ve miktarı noktasında toplanmaktadır. Dava dışı ... tarafından işbu eldeki davanın davacısı olan bankaya karşı hizmet alacağının ödenmediğinden bahisle açılan asıl ve manevi tazminat talebine ilişkin birleşen davada İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/10 Esas 2012/291 Karar sayılı kararı ile, asıl davada 180.000,00 TL'nin davalı bankadan tahsili ile davacı ...'a verilmesine; birleşen manevi tazminat davasının ise reddine karar verildiği, kararın, davalı bankaca temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/12654 Esas 2014/12715 Karar sayılı kararı ile onanmasına; aynı Dairenin 2014/23547 Esas 2014/32133 Karar sayılı kararı ile davalı bankanın karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Bu davaya, bankanın ihbar talebi üzerine işbu eldeki davanın davalı karşı davacısı şirket ihbar olunan sıfatıyla katılmıştır. Somut olayda, iddia, savunma, dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile Yargıtay bozma ilamı da dikkate alındığında, davacı ve davalı arasında yapılan ve ihtilaf konusu olmayan sözleşmenin 4.2 maddesinde yer alan düzenlemeye göre taraflar arasındaki e-maillerin delil sözleşmesi mahiyetinde olduğunun kabulü gerekir. Buna göre davacı ve davalı arasındaki e-maillerde dava dışı ...'a yapılacak ödemelerde bilgi ve fatura alınmadan para ödenebileceği davacı banka tarafından kabul edilmiştir. Davacı bankanın kurumsal iletişim bölümünde çalışan ... de tanık olarak alınan beyanı ile e-mail içeriğini doğrular mahiyette yani davacı bankanın belgesiz olarak ...'a ödeme yapılmasını kabul ettiği şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu hale göre dava dışı ...r'a ödenen bedelin davacı bankanın talimatıyla yapıldığı sabittir. Davacı banka ile dava dışı ... arasında görülen ve kesinleşen davada her ne kadar davalı ... fer'i müdahil olarak bulunmuş ise de, bu davanın hukuki sebepleri farklı olduğundan dava değeri dikkate alındığında ödemenin senetle ispatı gerektiği, ayrıca davacı bankanın yemin deliline de başvurmadığı dikkate alındığında davacı bankanın kendi talimatıyla yapılan ödemeyi 2. kez  yapmasında davalı ...'ye kusur izafe edilemeyeceğinden asıl davanın reddine ve karşı davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-a)Asıl davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davacı karşı davalı  tarafından peşin olarak yatırılan 4.209,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.594,15 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı karşı davalıya İADESİNE,c)Davacı karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,d)Davalı karşı davacı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,e)Davalı karşı davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 39.439,13 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan tahsili ile davalı karşı davacıya VERİLMESİNE, 2-a)Karşı davanın KISMEN KABULÜ ile, 1.280,00 TL yoksun kalınan kâr alacağının, karşı dava tarihi olan 01/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, b)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davalı karşı davacı tarafından başlangıçta yatırılan 85,40 TL peşin harç ile 261,60 TL ıslah harcının toplamından oluşan 347,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 268,40 TL harcın davacı karşı davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davalı karşı davacı tarafından başlangıçta yatırılan 25,20 TL başvurma harcı, 85,40 TL peşin harç ve 261,60 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 372,20 TL'nin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya VERİLMESİNE,d)Davalı karşı davacı vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 1.280,00 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, e)Davacı karşı davalı vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 3.720,00 TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, f)Davalı karşı davacı tarafından yapılan 36,00 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre (%8,36 Kabul - %91,64 Ret) hesaplanan 3,00 TL'sinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davalı karşı davacı üzerinde bırakılmasına,<br>İstinaf Başvurusu Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcının davacı karşı davalı tarafından peşin olarak yatırılan 681,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 65,85 TL'nin hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı karşı davalıya İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından davalı karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00 TL harcın davacı karşı davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davalı karşı davacı tarafından karşılanan 165,70 TL istinaf harçları ile 513,00 TL istinaf ve temyiz yargılama gideri olmak üzere toplam 678,70 TL'nin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı karşı davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf yargılamasının Yargıtay bozma ilamı sonrasında duruşmalı olarak gerçekleştirilmesi ve davalı karşı davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya VERİLMESİNE,8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından sarf edilmeyen miktarın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16f054f08f5cbc51","SID":"a863a7e6a3af234d"}}