{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1652 Esas<br>KARAR NO:2025/489<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/06/2021<br>NUMARASI:2018/1190 Esas, 2021/548 Karar<br>DAVANIN KONUSU:ALACAK <br>KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında akdedilen 01.04.2017 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin, sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen hususlara ilişkin davalıya danışmanlık hizmeti vermekle buna mukabil davalının ise sözleşmenin 3. maddesine göre her ay için 20.000,00 TL+KDV danışmanlık bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde sona ermesi öngörülerek belirli süreli olarak yapıldığını, davalının sözleşmeyi feshetmesinin ancak müvekkiline 2 hafta öncesinden noter kanalıyla yazılı olarak bildirimde bulunulması halinde mümkün olduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, bu kapsamda çeşitli fuarlara ve organizasyonlara katılıp şahsi bağlantılarını da kullanarak davalıya ulusal ve uluslararası pazarda katkı sağlayabilecek pek çok seçenek yarattığını, müvekkilinin 3 aylık faaliyet raporunu hazırladığını, nasıl ve ne zaman sunum yapılması konusunda davalıya çeşitli tarihlerde mail göndermiş ise de cevap alamadığını, daha sonradan bu raporun davalıya gönderilmesine ve sözleşmede belirtilen aylık 20.000,00 TL+KDV ödemesinin nasıl yapılacağının sorulmasına rağmen yine herhangi bir dönüş yapılmadığını, bunun üzerine müvekkilinin mail ile 4 aylık çalışmasına karşılık 80.000,00 TL+KDV tutarındaki faturanın kesilmesi hususunda nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sorduğunu, 2 ay boyunca müvekkilinin gönderdiği mail ve toplantı taleplerine bir dönüş yapmayan davalı şirketin bu maile karşı 80.000,00 TL rakamına nasıl karar verildiğine dair mail gönderdiğini, müvekkilinin ise, 4 aylık çalışmasının karşılığının olduğunu belirttiğini, müvekkili ile irtibatı kesen davalıya müvekkili tarafından gönderilen mail üzerine davalının 28.10.2017 tarihli mail ile \"aktivite raporunuzu gönderin, kaç gün ise hesabınızı keselim\" şeklinde cevap verdiğini, yine davalının 15.12.2017 tarihli maili ile, aktivite raporunun iletilmesinin ardından gerekli işlemlerin yapılacağını bildirdiğini, müvekkilinin ise 29.12.2017 tarihili maili ile, aktivite raporlarını her ay düzenli olarak ilettiğini ve hepsinin kayıtlarda mevcut olduğunu belirterek hakkını almak için en son çare olarak hukuki yollara başvuracağını ihtaren davalıya bildirdiğini, bunun üzerine davalının 17.01.2018 tarihli maili ile sözleşmeyi haksız ve aynı zamanda usulsüz olarak feshettiklerini beyan ettiğini, zira davalının, müvekkilinin faaliyet raporunun sunumu ile ilgili defalarca yaptığı görüşme taleplerine dönüş yapmadığını, ayrıca müvekkilin referanslarının yada sunduğu danışmanlık hizmetinin yetersiz olduğu belirtilmiş ise de, sözleşme müzakereleri sırasında müvekkilinin referansları ve iş potansiyelinin detaylı şekilde değerlendirmeye tabi tutulduğunu, öte yandan sözleşme uyarınca, feshin, 2 hafta öncesinden noter kanalıyla yazılı olarak bildirimde bulunulmadan yapılması sebebiyle geçersiz olduğunu, kaldı ki bu tarih itibariyle sözleşmenin süresi dolduğundan müvekkilinin danışmanlık ücretinin tamamına hak kazandığını, ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getiren müvekkilinin hak kazandığı alacağın ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, müvekkilinin sözleşme gereği üstlendiği edimlerini eksiksiz şekilde ifa ettiğini ve sözleşmenin 9 ay süre yürürlükte kaldığını belirterek aylık 20.000,00 TL'den davayı 175.000,00 TL daha arttırarak 180.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup buna ilişkin ıslah harcını yatırdığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 01/04/2017 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 2. maddesinde davacıdan, müvekkiline sunması beklenen hizmetlerin ifade edildiğini, ancak davacının sözleşmede tanımlanan hizmetleri sunmadığı gibi hizmet verdiğini ispata elverişli herhangi bir delil de sunamadığını, davacının, katılım gerçekleştirdiğini ve burada ulusal ve uluslararası bağlantılar sağladığını belirttiği ... fuarının ... şirketleri tarafından da takip edildiğini, Türkiye'de ve global çapta tıbbi ürünler üreten, bunun satış dağıtım ve pazarlamasını yapan bu şirketin ülke bazında ve global çaptaki pozisyonu düşünüldüğünde, dava dilekçesi ekinde sunulan e-postada tıp sektörü ilişkilerinde etkili olabilecek birçok isim ile yalnızca selamlaşıldığı belirtilmiş olup ayrıca ... fuarına müvekkilinin katılmasıyla olağan şekilde kurduğu ve kurabileceği  bağlantı, diyalog ve fuara katılım esansındaki olağan sürecin sözleşme kapsamında sunulan bir hizmet gibi yansıtılarak mahkemenin yanlış yönlendirilmeye çalışıldığını, dava dilekçesi ekindeki e-postaların başlıklarının işbirliği potansiyeli/fırsatı ve tanıştırma şeklinde olduğunu, buna göre sözleşmede belirtilenin aksine işbirliğinin tesisine yönelik detaylı, kapsamlı, eksiksiz ve devamlı olarak herhangi bir hizmet sunulmadığını, davacının 21/07/2017 tarihinde müvekkiline gönderdiğini belirttiği mail ekinde \"3 aylık faaliyet raporu\" olarak adlandırılan, üzerinde taraflardan herhangi birinin imza yahut onayı bulunmayan faaliyet raporuna itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, hazırladığını ve teslim ettiğini iddia ettiği rapora ilişkin ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, raporun sunulduğu kabul edilse bile, raporun sadece bir kısım başlıklardan oluştuğunu ve sayılan hizmetlerin gerçekleştirildiğinin ispata muhtaç olduğunu, sözleşmenin 3. maddesi uyarınca, hizmet bedelinin, hizmetlerin ...'ya verilip sonuçlarının da ...'ya teslim edilmesine müteakip ... tarafından yazılı onay verilmesi şartıyla, davacının her üç ayda bir olmak üzere, ayın ilk 3 günü içerisinde düzenleyeceği faturanın ...'ya tebliğ edilmesinden itibaren faturanın kesildiği ay içinde davacıya ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen bu koşulların hiçbiri gerçekleşmediği gibi aksinin de ispat edilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; tüm dosya kapsamı, hükme esas alınan 21/12/2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler ve davalı şirketin insan kaynakları departmanının iç yazışmalarına göre, davacının, yönetim kurulu danışmanı olarak göreve başladığı, davalının organizasyon şemasında davacıya yer verildiği, davacının, davalı için yeni pazarlar bulmak, başka şirketlerle işbirliği yapmak, ... projesinden kaynak sağlanması, ... fuarında davalı adına görüşmeler yapılması, yabancı ilaç şirketleri ile temaslar kurulması gibi konularda faaliyet yürütüğü, davalı adına yaptığı bir anlaşmayı imzaya sunduğu,... hakemleri ile yaptığı görüşmeler hakkında bilgi verdiği, 3 aylık faaliyet raporunu sunduğu, görüşme talep ettiği, serbest meslek makbuzu kesebilmek için prosedürün nasıl olacağını sorduğu, davacının mesaisini davalının Çatalca'daki tesisinde ve Ankara'da yerine getirdiği, sonuç olarak davacıya ödeme yapılmadığının sabit olduğu, her ne kadar davalı, sözleşme ilişkisinin kurulmadığını, davacının sözleşmedeki yükümlüklüklerini yerine getirmediğini ve fatura kesmediğini ileri sürmekte ise de, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu, davacının faaliyete geçtiği, fatura kesme konusundaki taleplerinin karşılık bulmadığı, sözleşmede sayılan yükümlülüklerinin bir kısmının sözleşme sürecinde ilişki devam ederken yerine getirilecek hususlar olduğu, davacının 3 aylık faaliyette bulunduğu ve bunları rapor ettiği, sözleşmede belirlenen ücretin aylık 20.000,00 TL olduğu, davalının usulüne uygun bir feshinin söz konusu olmadığı, buna göre davacının üç aylık faaliyetinin karşılığı 60.000,00 TL'yi talep etmekte haklı olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, 60.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi ek raporunda yer alan tespitler ile dosya kapsamında bulunan somut delillerden müvekkilinin sözleşme gereği üstlendiği edimlerini gereği gibi ve hatta fazlasıyla ifa ettiğinin anlaşıldığını, davalının danışmanlık hizmeti kapsamında taleplerine karşılık bulamadığı hiçbir konunun olmadığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin üstlendiği yükümlülüklerin birbirinden ayrı şekilde değerlendirilmesinin ve sözleşme süresi içerisinde tek tek hangi edimlerin yerine getirildiğinin tespit edilmeye çalışılmasının sözleşmenin içeriğine ve doğasına aykırı olduğunu, zira sözleşmede yer alan yükümlülüklerin kalem kalem her ay yerine getirilecek nitelikte olmadığını, davalının sözleşmeyi haksız ve usulsüz olarak feshetmesine rağmen bu husus dikkate alınmaksızın Mahkemece sadece 3 aylık ücret alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zira taraflar arasındaki sözleşmenin,süresinin dolduğu tarihe kadar yürürlükte kaldığını ve müvekkilinin bu süreçte sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz şekilde ifa ettiğini, bu nedenle müvekkilinin, sözleşme bedelinin tamamını almaya hak kazandığını, ayrıca müvekkilinin katlandığı tercüme ve noter masraflarının davalıdan tahsili gerekirken bu yönde hüküm tesis edilmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi kök ve ek raporlarına yönelik itirazlarının gereği gibi incelenmediğini, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içeren raporlara dayalı karar verildiğini, müvekkili ve davacı arasında 01.04.2017 tarihli danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesinin akabinde müvekkili şirket yetkilisi ve davacı arasında yapılan görüşmelerde sözleşmenin hemen uygulanmayacağı ve davacının bir süre deneme sürecinden geçeceğinin kararlaştırıldığını, bunun sonucunun olumlu olması halinde sözleşmenin hüküm doğuracağının şifahen kararlaştırıldığını, dolayısıyla sözlü olarak yapılan görüşmeler uyarınca sözleşme askıya alınmasına rağmen bu husustaki itirazları değerlendirilmediği gibi tanık dinletme taleplerinin de kabul edilmediğini, sözleşmenin kurulduğu kabul edilse bile bu kapsamda davacının hak kazanabileceği herhangi bir ücret alacağının bulunmadığını, zira sözleşmenin 2. maddesinde davacı tarafından verileceği belirlenen hizmetler konusunda davacının herhangi bir çalışma yapmadığı gibi yaptığını iddia ettiği çalışmaları da eksiksiz, zamanında ve gereği gibi ifa edemediğini, zira davacının talep edilen işleri \"Google araması\" ile edindiği bilgiler doğrultusunda müvekkili şirkete aktardığını, bilirkişi tarafından müvekkilinin kayıtları incelenmeden sadece davacının beyanlarına ve sunduğu birtakım belgelere dayanılarak davacının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğine kanaat getirilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının sözleşme kapsamında hangi edimlerini yerine getirdiğinin somut dayanakları ile bilirkişi raporunda açıklanamadığını, davacının bahsettiği 3 aylık faaliyet raporunun somut ve sonuca yönelik herhangi bir açıklama içermediğini, bu raporun oldukça kapsamlı olarak adlandırılmasına yönelik bilirkişi raporunda bir değerlendirme yapılmadığını, 3 aylık süre için 5 sayfa bile tutmayan faaliyet raporunda sadece birkaç yabancı temaslarda bulunulmuş ise de, müvekkili tarafından bahse konu yabancı temasların beklentileri karşılar nitelikte bulunmadığını, danışmanlık hizmetini yürüttüğü şirketin dünyada ve Türkiye'deki konumunu göz önünde bulundurarak sözleşme hükümlerini yerine getirmesi gereken davacının, gereken özen ve sorumluluğu göstermediğini, bilirkişi tarafından ek raporda 300'den fazla yazışmanın incelenmesi sonucu davacının kısmen yerine getirdiği işler olarak belirttiği işlerin ne olduğunun izaha muhtaç olduğunu, ayrıca davacının, müvekkili şirket adına kestiği bir fatura bulunmadığından uyuşmazlığa konu ettiği hizmeti vermediğinin de açık olduğunu, zira basiretli bir tacirin, verdiği hizmeti faturalandırması gerektiği gibi bunun ayrıca kanuni bir yükümlülük olduğunu,sözleşmenin 3. maddesinde, sözleşme konusu hizmetin nasıl yerine getirileceği ve hangi şartlarda ücrete hak kazanılacağı ile birlikte davacının ne zaman fatura keseceğinin de çok açık bir şekilde belirlendiğini,TTK'nun 21/1 maddesirde, faturanın bir ticari ilişkinin tarafı olanın bahse konu işi gördüğüne işaret teşkil ettiğinin vurgulandığını, sözleşmenin kurulmadığı ve askıda olduğuna ilişkin taraflar arasında yapılan konuşmaların tanıklar ile ispatına yönelik tanık dinletme talepleri konusunda karar verilmediğini, bu durumun açıkça adil yargılanma hakkının ihlali ve savunma haklarının kısıtlanması niteliğinde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, danışmanlık sözleşmesi kapsamında hizmet alacağının faizi ile tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu, davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerinin bir kısmını yerine getirdiği ve 3 aylık faaliyette bulunarak rapor sunduğu gerekçeleri ile bu süreye karşılık gelen alacağa hükmedilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davacının sözleşme kapsamında belirlenen edimlerini yerine getirip getirmediği ve getirdiyse talep edebileceği alacak miktarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alınmıştır.Dosya kapsamında yer alan 01/04/2017 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinin 2. maddesinde kapsamı ayrıntılı şekilde belirlendiği üzere davacı tarafından davalıya danışmanlık hizmeti verilmesi kararlaştırılmış olup sözleşme her iki tarafın da imzasını taşımaktadır. Sözleşmenin süresi, 4. madde ile 31/12/2017 olarak kararlaştırılmış olup sözleşmenin, sona ermesinden 1 ay öncesinde yenilenmesine ilişkin tarafların yazılı mutabakata varamaması halinde kendiliğinden sona ereceği ve davalının, herhangi bir sebep göstermeden 2 hafta öncesinden davacıya noter kanalıyla yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. dosya kapsamında bu anlamda yazılı bir mutabakat yada noter ihtarnamesi bulunmadığından sözleşme 31/12/2017 tarihinde kendiliğinden son bulmuştur.Davalı vekili istinafında, sözleşmenin kurulmadığını ve askıda olduğunu belirterek bu hususa yönelik müvekkili şirket yetkilisi ve davacı arasında yapılan konuşmaların tanıklar ile ispatına ilişkin taleplerinin dikkate alınmamasının adil yargılanma ve savunma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüş ise de, cevap dilekçesinde bu yönde bir iddiaya yer vermediği gibi davacının, tanık dinletme talebine karşı açıkça muvafakatinin bulunmadığı da dikkate alındığında savunmanın genişletilmesi niteliğindeki davalının işbu istinaf talebi yönünden bir inceleme yapılması mümkün görülmemiştir. Kaldı ki bir üst paragrafta açıklandığı üzere, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin geçerli bir şekilde kurulduğu ve sona erme tarihine kadar da yürürlükte kaldığı sabittir.Somut olayda, dosya kapsamına sunulmuş tercümesi yapılan e-mail içerikleri ve 3 aylık faaliyete ilişkin rapor ile taraflar arasında yapılan e-mail yazışmaları dikkate alındığında davacının, sözleşmenin 2. maddesi ile kapsamı belirlenen hizmetlerin bir kısmını yerine getirdiği sabit olup bu hususa yönelik delillerin tartışılması sonucu Mahkemenin maddi olay ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ayrıca ücrete hak kazanabilmek açısından 2. madde ile belirlenen hizmetlerin tamamının yerine getirilmesi gibi bir zorunluluk da yoktur. Bu husus sözleşmenin 3. maddesine göre, yerine getirilen hizmete ilişkin sonuçların, bulguların, raporların davalıya teslim edilmesi ve davalının onay vermesine bağlıdır. Bu anlamda davacı 01/04/2017-30/06/2017 tarihlerini kapsayan 3 aylık faaliyet raporunun sunumu ile ilgili ilgili mailler aracılığıyla görüşme talebinde bulunduğu gibi ayrıca söz konusu raporu davalı ile paylaşmıştır. Rapora onay verilip verilmemesi bir tarafa davalı buna karşı olumlu olumsuz herhangi bir cevap bildirmemiştir. Davacının, sunduğu 3 aylık faaliyetine ilişkin rapor ile hizmet edimini yerine getirdiği açıklanmış olup bu halde salt rapora onay verilmemiş olması davacının hizmet alacağına hak kazanmadığı anlamına gelmez. Kaldı ki bu rapora karşı davalının hizmetin hiç yada gereği gibi yerine getirilmediğine yönelik usulüne uygun ve süresinde bir itirazı da bulunmamaktadır.Öte yandan, sözleşmenin 3. maddesinde, davalının onayından sonra davacı tarafından her üç ayda bir düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edilmesinden sonra fatura bedelinin ödeneceği kararlaştırılmış olup davalı,davacının fatura düzenlememesinin hizmeti vermediği anlamına geldiğini ileri sürülmüştür. Ancak nasıl ki salt fatura düzenlenmesi alacağın doğduğu anlamına gelmez ise, faturanın düzenlenmemesi de hizmetin yerine getirilmediği ve alacağın mevcut olmadığı anlamına gelmez. Yukarıda açıklandığı üzere de, davacının hizmet edimini yerine getirdiği gözetildiğinde davalının bu hususa yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, müvekkilinin sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığını ileri sürerek Mahkemece sadece 3 aylık ücret alacağı yönünden karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle hükmü istinaf etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ile, 5.000,00 TL talepte bulunmuş olup yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesi ile, sözleşmenin 9 ay yürürlükte kaldığından bahisle aylık 20.000,00 TL üzerinden davasını 180.000,00 TL olarak ıslah ettiğini belirtmiştir. Ancak davacı sunduğu 3 aylık faaliyet raporu dışında hizmet verdiğini ve dolayısıyla ücrete hak kazandığını dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre ispatlayamamış olup Mahkemece 3 aylık ücret alacağına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Kaldı ki sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığı iddiasında olan davacı e-mail yazışmaları ile sadece 4 aylık çalışması karşılığı olan alacağının ödenmesini talep etmiştir. Davacı taraf hükmü yargılama giderleri yönünden de istinaf etmiş olup tercüme ve noter masraflarının tahsiline karar verilmediğini ileri sürmüştür.Davacı tarafından dosyaya sunulan yabancı dilde yazılmış e-mailler ve 3 aylık faaliyet raporuna ilişkin tercüme ve noter masrafları olan 4.233,85 TL Mahkemece yargılama giderlerine dahil edilmemiştir. Oysa davacı davasında kısmen haklı bulunduğundan yargılama sebebiyle yapıldığı sabit olan bu yargılama giderlerinin de HMK'nun 326/1 maddesi uyarınca tarafların haklılık durumlarına göre davalıdan tahsiline karar verilmemesi isabetli olmamıştır. Davacı bu yönüyle istinaf başvurusunda haklıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen nedenlerle yargılama gideri yönünden kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1190 Esas, 2021/548 Karar sayılı ve 22/06/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın kısmen KABULÜ ile, 60.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 4.098,60 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 85,39 TL peşin harç 2.989,00 TL ıslah harcının toplamından oluşan 3.074,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,21 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından  yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 85,39 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı ve 2.989,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam  3.115,49 TL harcın davalıdan alınarak  davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yapılan 900,00 TL bilirkişi ücreti, 286,30 TL posta ve müzekkere masrafı, 4.233,85 TL tercüme ve noter masrafı olmak üzere toplam 5.420,15 TL'den oluşan yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan (33,33 kabul - %66,67 ret) 1.806,54 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, e)Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>İstinaf Giderleri Yönünden;4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.024,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 409,25 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 6-Davacı tarafından karşılanan 221,40 TL istinaf harçları ile 77,50 TL istinaf yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd444c0218812b57","SID":"63c9b6435ea68431"}}