{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>2. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2168 <br>KARAR NO: 2025/800<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/04/2023<br>NUMARASI: 2022/856 Esas  2023/218 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin Uyarlanması<br>DAVA TARİHİ: 15/12/2022<br>KARAR TARİHİ: 24/03/2025<br>KARAR<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı ... aleyhine İstanbul 16.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/31 esas sayılı dosyasından ecrimisil talepli olarak dava açtığını, mahkemece davacının davasının kabulüne karar verildiğini, davalının işbu karar istinaden davacı ... aleyhinde İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını,  icra takibinin kesinleşmesinin akabinde davacı ...'a ait menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklara haciz koydurduğunu,  anılan kararın istinaf istemi üzerine bozulduğu, bunun üzerine davalının, bu alacak ve taraflar arasındaki başkaca uyuşmazlıklarla ilgili olarak anlaşma teklif ettiğini, davacı ... ile davalı arasında 20/09/2019 tarihli protokolün düzenlendiği, işbu protokol gereğince ... ve ...'un davalıya 8.823er USD bedelli toplam 34 adet evrak verdiğini,  taraflar arasında akdolunan  işbu protokol ve protokol gereği davalıya teslim edilen evrakların, kambiyo vasfına haiz olmayıp, davalının davacılar hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yaptırması ve icra müdürlüğü tarafından davacılar aleyhine ödeme emri gönderilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacının, davalıya ihtarname keşide ettiğini, ancak davalının ihtarnamenin tebliğine rağmen görüşmeye gelmediğini, davalının davacılar aleyhine İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/367 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz talep ederek İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını,  TL Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ gereğince takip konusu senetlerin kambiyo vasfına haiz olmadığından ve ... nolu Tebliğe aykırı olduğundan davacıların davalıya takip konusu senetler bedeli kadar borcu bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, takip konusu evrakların kayıtsız şartsız belirli bir borç ikrarını içermediğini, takip konusu evrakların kambiyo vasfına haiz olmamakla ve kabul anlamına gelmemekle birlikte itiraza konu evrakların bir an için kambiyo senedi olduğu kabul edilse bile işbu evrakların teminat senedi olmakla, kayıtsız şartsız bir borç ikrarını da içermediğini beyanla, icra takibinin durdurulması ve icra takibinin iptaline, protokol gereğince davalıya verilen 34 adet senedin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ilişkin tebliğ gereğince davacıların icra takibine konu edilen miktar kadar borçlu olmadığının tespitine,, icra dosyasına konu edilen alacağın talepleri doğrultusunda uyarlanmasına, davacılar tarafından fazla ödenen miktarın davalıdan istirdadına,  haksız ve kötü niyetli davalının %20'den az olmamak üzere haksız takip tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki Tebliğ ile ilgili hukuki nitelendirmelerinin yanlış olup, bonoların USD cinsinden tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını  icra takibine konu bonolar hakkında davalı tarafından takipten önce ihtiyati haciz kararı alınmış olup, davacıların ihtiyati haciz kararına itirazın reddini istinaf etmeleri sonucu İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesinin de söz konusu bonoların Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğe aykırı olmadığı tespitinde bulunduğunu, davacıların söz konusu tebliğe göre bono bedelinin belirli olmadığı ve bu sebeple icra takibine konu bonoların  kambiyo vasfına haiz olmadığı yönündeki iddialarının hukuka aykırı olduğunu, icra takibine konu edilen bonoların teminat olarak verildiği yönündeki iddiaların gerçeğe aykırı olup, zaten davacılar tarafından bu yönde bir delil de sunulamadığını,  davacıların aynı gerekçeler ile icra takibinin iptali talebinin İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/373 Esas 2020/709 karar sayılı kararı ile reddedildiğini,  davacıların mevcut borcu yapılandırmak amacıyla sıralı senetler vermesinin, davalının iyi niyetle alacağını takside bağlaması sonrasında davacı borçluların borcunu ödemeyerek menfi tespit ve uyarlama davaları ikame etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olup, işbu kötü niyetin hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini, davacıların uyarlama talebinin de hukuki temelden yoksun olup, zaten mal varlıkları ve gelirleri de nazara alındığında uyarlama talebinin de reddi gerektiğini, bonoların TTK madde 776'da belirtildiği üzere alt ilişkiden bağımsız olan ve kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren bir senetler olup, herhangi bir sözleşme ile aynı hukuki statüde değerlendirilemeyeceğini,  istirdat davasının da şartları oluşmamış olup, istirdat talebi yönünden dosyanın tefrik edilerek hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacıların takibin durdurulması, takibin iptali ve tazminat taleplerinin de reddi gerektiğini beyanla,  dava dilekçesinin HMK 119 ve 194.maddesine aykırı düzenlendiğinden davanın esastan reddini, tazminat talebi için arabuluculuk şartı gerçekleşmediğinden tazminat talebinin de usulden reddini, davacının istirdat talebine yönelik eksik harcın ikmaline, harcın ikmalinden sonra hukuki yarar olmaması nedeniyle usulden reddini, menfi tespit, uyarlama ve takibin iptali taleplerinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: Mahkemece; \"...davacı, kira geliri elde edemediklerini, çalışamadıklarını, lüks gayrimenkulü kıymetinin altında sattıklarını, döviz kurunun yükseldiğini iddia ederek uyarlama talebinde bulunmuş ise de  sözleşmenin tarafların özgür iradeleri ile bağıtlanmasından sonra sözleşme şartlarının tek taraflı ve davacı aleyhine değiştiği ve bu değişikliğin çekilmez hal aldığına ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Kaldı ki söz konusu senetlerin düzenleme tarihi 20/09/2019 olup 2018 yılında döviz kurlarında da aşırı artış meydana gelmiştir. 2018 yılında döviz kurlarında meydana gelen aşırı artışlarda dikkate alındığında döviz kurlarındaki aşırı artış ve oynaklıklar öngörülebilir niteliktedir. Yine davacı tarafın protokol kapsamında verdiği bonolardaki kabul edilen alacak miktarı ile verilen bonolardaki alacak miktarlarının da bonoların tanzim tarihindeki kur üzerinden örtüştüğü görülmekle uyarlama şartlarının da oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine\" dair karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Parası Kıymeti Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda sınırlamaların tüketici olarak sayıldığını ve davaya konu uyuşmazlığın 32 sayılı karar kapsamında olmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararının usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğ de değişiklik yapılmasına dair tebliğ gereğince takip konusu senetlerin kambiyo vasfını haiz olmadığını, istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının, eksik inceleme ürünü olduğunu, ilk derece mahkemesinin ekonomik paremetlerin müvekkili aleyhinde değiştiğine ve ağırlaştığına ilişkin verileri dikkate almadığını, sözleşmenin müvekkili aleyhinde tek taraflı ağırlaştığına ve müvekkili için çekilmez hale geldiğine ilişkin delilleri toplamadığını, ilk derece mahkemesi tarafından uyarlama taleplerinin dikkate alınmamasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, takip konusu evrakların kambiyo vasfını haiz olmamakla ve kabul anlamına gelmemekle birlikte itiraza konu evrakların bir an için kambiyo senedi olduğu kabul edilse bile iş bu evrakların teminat senedi olduğunu,  kayıtsız şartsız bir borç ikrarını da içermediğini, bu nedenlerle İDM kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilime karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER:  Tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava; İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit olmadığı takdirde sözleşmenin uyarlanması talebine yöneliktir. İstanbul 16.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/266 esas, 2019/423 karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının ..., davanın 24/01/2017 tarihinde açılan haksız işgal tazminatı (ecrimisil) olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda 2017/31 esas, 2018/589 karar sayılı, 25/12/2018 tarihli karar ile toplam 753.235,85 TL üzerinden  davanın kabulüne karar verildiği, hükme karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul BAM 7.Hukuk Dairesinin 2019/703 esas, 2019/1144 karar sayılı 27/06/2019  tarihli ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, yeniden yapılan yargılama ile 01/10/2019 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın 02/10/2019 tarihinde kesinleştiği,Davacı ... ve davalı ... arasında 20/09/2019 tarihli protokol imzalandığı, sözleşmede ecrimisil davasından feragat  karşılığı olarak 34 adet her biri 8.823 Dolar senedin tanzim edilerek ...'a verildiğinin belirtildiği,Davalı tarafından davacılar aleyhine İstanbul 1.ATM 2020/367 D.iş 2020/380 Karar sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş, mahkemece 299.982 USD (2.060.156,38 TL) alacağın temini bakımından %15 teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmiş, davacı ... vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazı üzerine mahkemece 22/10/2020 tarihli ek karar ile itirazın reddine karar verilmiş, davacı ... vekili tarafından ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin 2020/1518 esas, 2020/1393 karar sayılı, 29/12/2020 tarihli ilamı ile, \"Somut olayda,bir kısmı vadesi gelmemiş bonolara dayalı olarak ihtiyati haciz talep edilmiş  olup sunulan muacceliyet sözleşmesi ile senetlerden birinin gününde ödenmemesi halinde diğer senetlerin muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşme serbestisi kapsamında muacceliyet şartı geçerli olup tarafları bağlar. İtiraz eden vekili  Türk parasını koruma hakkındaki 32 sayılı karara dayalı olarak alacağın geçerli olmadığını ileri sürmekte ise de ; ilgili tebliğin 8 maddesi kapsamında kalmayan sözleşmeye (ecrimisil alacağı) porotokole bağlı olarak talebi dayanak bonoların verildiği ,borç ikrarı içerdikleri ,senedin verilmesinin bir protokole bağlanması senetlerim teminat olarak verildiğinin kabulünü gerektirmez. Ayrica tebliğde düzenlenen kıymetli evraklarda 32 sayılı karar kapsamı dışında tutulmuştur.\" denilerek itirazların İİK 265.maddesinde yer alan itiraz nedenleri arasında bulunmadığı gibi yetki itirazının da yerinde olmadığı değerlendirilmek suretiyle istinaf başvurusunun reddine kesin olmak üzere karar verildiği , Davaya konu; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; ... tarafından ... ve ... aleyhine 20/09/2019 düzenleme tarihli 30/06/2020 vade tarihli toplam bedeli 299.982,00 USD olan 34 adet bono dayanak gösterilmek suretiyle toplam 908,14 TL, 301.358,63 USD üzerinden takip başlatıldığı, Davacılar tarafından davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında  Türk Parası Kıymeti Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ve Türk Parası Kıymetini Koruma Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No.2008-32/34)de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No.2018/32/52) kapsamında 20/09/2019 tarihli protokol ve eklerinin geçersiz olduğu, protokol uyarınca imzalanıp davalıya teslim edilen evrakların kambiyo vasfına haiz olmadığı, evrakların teminat senedi olduğu, vadelerinin gelmediği ve talep edilen faizin fahiş olduğu ileri sürülerek takibin iptali için İstanbul 12.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/373 esas sayılı dosyasının açıldığı,  mahkemenin 2020/709 karar sayılı, 10/11/2020 tarihli kararı ile,  \" takibe dayanak senetlerin ön veya arka yüzünde senedin teminat amaçlı verildiğine yönelik bır açıklama olmadığı gibi alacaklının senetlerin teminat senedi olduğu yönünde bir kabul beyanı da bulunmamaktadır. Yine takibe dayanak bonoların vade tarihi, tanzim tarihi ve miktarı dikkate alındığında, bonoların teminat amacıyla verildiği hususunda düzenlendiği ileri sürülen 20.09.2019 tarihli protokolde bonolara herhangi bir atıf bulunmadığı görülmekle bu protokol takibe konu senetlerin teminat olarak verildiğini ispata  yeterli değildir. Takibe dayanak bonoların taraflar arasında düzenlenen 20/ 09/ 2019 tarıhli protokol gereği verildiği kabul edilse dahi söz konusu protokolde davacı borçlu ...'un imzanın bulunmadığı, yine davacı borçlu ... ile davalı arasında İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/31 esas,2018-389 karar sayılı dosyada görülen ve sonuçlanan ecrimisil davasında davalı alacaklı lehine 753.235,85-TL'ye hükmedildiği, 20.09.2019 - tarihli protokolde senetlerin ecrimisil davasından feragat karşılığı olarak verildiğinin belirtildiği, aynı protokolde davalı alacaktının intifa hakkına karşılık bir bedel almayacağının belirtildiği, ecrimisil davasının 01/10/2019 tarihinde feragatle sonuçlandığı, buna göre söz konusu senetlerin teminat maksatlı olarak değil ödeme aracı olarak verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan davacı borçlu ... ile davalı arasında düzenlenen muacceliyet sözleşmesi gereği de ilk bono vadesinde ödenmediğinden diğer bonolarında muaccel hale geleceği ve bu haliyle davalı alacaklının muaccel hale gelen senetlere dayanarak icra takibi başlatmasının yasal düzenlemeye uygun olduğu görülmüştür. Ayrıca somut uyuşmazlıkta Türk Parası kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı kararda değişiklik yapılmasına darr kararım uygulanmasının mümkün olmadığı. Davacı borçlular tarafından takıp konusu borcun ödendiğine yönelik İİK'nun 169/a maddesi anlamında bir belgenin de mahkememize sunulmadığı, talep edilen işlemiş faiz miktarı ve oranda yerinde olduğundan açılan davanın reddine\" karar verildiği kararın istinaf edildiği ve İstanbul BAM 22. Hukuk Dairesi tarafından kararda yetki ve faize ilişkin itirazların incelenmemesi sebebiyle kaldırıldığı, dosyasının  2022/148 Esasına kaydedildiği ve davanın reddine karar verildiği kararını istinaf edildiği İstanbul BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 2023/1275 Esas -  2023/1109 Karar sayılı ilamıyla 'davacının ileri sürdüğü Türk parasının kıymetini koruma hakkındaki kanunun uygulama yeri olmadığı gibi dayandığı 20/09/2019 tarihli protokolün 2 nolu bendi de senetlerin teminat olarak değil ödeme amacıyla verildiğini göstermektedir. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesinin bu yöndeki tespiti ve gerekçesi yerindedir' gerekçesiyle istinaf talebinin reddedildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 3 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’da  değişiklik yapılarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen haller dışında Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım, satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağını hüküm altına almış olup  değişiklik uyarınca Bakanlığın çıkardığı tebliğ (“2018-32/34 No.lu Tebliğ”) ile dövizle veya dövize endeksli sözleşme yasağının çerçevesi çizilmiştir.Dövizle veya Dövize Endeksli Sözleşme Yapma Yasağı Kapsamındaki Sözleşmeler;  Türkiye yerleşik  kişiler arasında konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dahil gayrimenkul satış sözleşmesi, Türkiye’de yerleşik kişiler arasında Taşıt satış sözleşmesi, Türkiye’de yerleşik ve Türkiye ile vatandaşlık bağı bulunan kişiler arasında konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dahil gayrimenkul kira sözleşmesi, Türkiye’de yerleşik kişiler arasında Taşıt kiralama sözleşmesi, Türkiye’de yerleşik ve Türkiye ile vatandaşlık bağı bulunan kişiler arasında yurt içinde ifa edilecek iş sözleşmesi, Türkiye’de yerleşik ve Türkiye ile vatandaşlık bağı bulunan kişiler arasında Yurt içinde ifa edilecek ve yurt içinde başlayıp yurt içinde sonlanacak danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dahil hizmet sözleşmesi ile sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklar olarak sayılmaktadır. Buna göre yabancı para ile kararlaştırılamayacak hususlar tahdidi olarak sayılmış olup taraflar arasında tahdidi olarak sayılan sözleşme türlerinden hiçbirisinin akdedilmediği, dolayısı ile  somut olayda Türk Parası kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı kararda değişiklik yapılmasına dair kararın uygulanmasının mümkün olmadığı, Her ne kadar takibe ve davaya konu senetlerin teminat senedi olduğu ileri sürülmüş ise de, senet metninde teminat senedi olduğuna dair bir kayıt görünmediği, yine bu konuda ayrı bir sözleşmede bulunmadığı, teminat senedi olduğuna ilişkin iddianın ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği ve ispat yükünün iddia eden davacıya ait olduğu ve bu konuda dosyaya yazılı bir delilin sunulmadığı, 20.09.2019  tarihli protokolde senetlerin ecrimisil davasından feragat karşılığı olarak verildiği ve senetlerin eksiksiz ödenmesi karşılığında ...'un geçmişe dönük olarak ve bundan sora ileriye dönük olarak intifa hakkına karşılık bir bedel talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığı, nitekim İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/266 esas sayılı ecrimisil davasının 01/10/2019 tarihinde feragatle sonuçlandığı, yine ... ile ... arasında düzenlenen muacceliyet sözleşmesi ile senetlerden herhangi birisi vadesinde ödenmediği taktirde diğer senetlerin hiçbir hükme hacet kalmaksızın muacceliyet kazanacağının kararlaştırıldığı , icra takibine konu  senetlerin teminat olarak değil ödeme amacıyla verildiği   anlaşılmakla davalının muaccel hale gelen senetlere dayanarak icra takibi başlatmasının yasal düzenlemelere uygun olduğu anlaşıldığından menfi tespit talebinin reddine yönelik verilen karda bir isabetsizlik olmadığı görülmüştür. Terditli talep olan sözleşmenin uyarlanması yönünden yapılan incelemede; Sözleşmenin uyarlanması genel hüküm olarak 6098 sayılı TBK 138. maddede düzenlenmiştir. Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır (TBK 138/1). Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır (TBK 138/2). Maddenin gerekçesinde; bu yeni düzenlemenin, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, \"işlem temelinin çökmesi\"ne ilişkin olduğu, imkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temelinin, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralları olduğu, ancak sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılmasının, dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğu belirtilmiştir.Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasının istenebilmesi için gerekli dört koşul olarak; 1-Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalı,2-Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalı, 3-Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalı,4-Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.Somut olayda; uyarlama talep edilen 20/09/2019 tarihli sözleşmenin tarafların özgür iradesi ile imzalandığı, Sözleşme Hukuku'nda temel ilkenin ahde vefa olduğu, sözleşme taraflarının öngörme ve sözleşmeyi buna göre düzenleme yükümlülüğü olduğu, edimler arasındaki dengeyi bozan başka bir olgunun da açıklanıp kanıtlanamadığı, sözleşmenin uyarlanmasını gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşıldığından terditli talebinde reddinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine dair temyiz yasa yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/856 Esas sayılı dosyasında verilen 05/04/2023 tarih ve 2023/218 Karar sayılı gerekçeli kararına yönelik davacı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı ...'un istinaf başvurusu reddedildiğinden; alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf harcının davacı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın HMK'nın 301. maddesi gereği taraflara re'sen tebliğe çıkarılmasına,6-Kararın kesinleşmesi ile dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4cc423a31b46547","SID":"2fa55c5d3a4dfdb3"}}