{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/515 - Karar No:2025/422<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/515 <br>KARAR NO\t: 2025/422<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/663 E-2023/84 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 16.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16.04.2025<br><br>\tEser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talepli davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;\t<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekili özetle; müvekkilinin otobüs tavanları üretimi yaptığını, proses serisinin yapıldığı zeminde toz bulunmaması gerektiğini, bu nedenle fabrika zemininin tamamen kaplanarak tozsuz bir zemin oluşturulması amacıyla davalı ile 27.01.2021 tarihli 1.900 m² alanlı  ve 01.03.2021 tarihli  238 m² alanlı zemine epoksi kaplama yapılması için iki farklı eser sözleşmesi akdedildiğini, yapılacak kaplamanın ağır sanayi işi için kullanılacağının belirtildiğini ve davalı tarafından 1 yıllık garanti verildiğini, sözleşme konusu alanları 3 parçadan oluştuğunu, ilk parçanın 1.600 m² alanı kapsadığını, birinci sözleşme kapsamında 2021 Şubat ayında ilk uygulama ile bu parçanın kaplandığını, ilk sözleşmeden geri kalan 300 m² alan ile ikinci sözleşmedeki 238 m² alanı 01.03.2021 tarihinde kaplandığını, ilk parça olan 1.600 m² alanlı kaplamada kabarmalar ve soyulmalar meydana geldiğini, durumun davalıya bildirildiğini, 2021/80 D.İş  sayılı dosyada delil tespiti yaptırıldığını, alınan raporda imalatın ayıplı olduğunun, kaplamaya hazır hale getirmek için 1.642,56 EURO, yeniden kaplamak için ise, 10.950,40 EURO bedel ödenmesi gerektiğinin tespit edildiğini, bildirim üzerine davalı tarafça bu alanda tamirat yapıldığını, ancak kusurların giderilemediğini, delil tespitinden sonra 01.03.2021 tarihinde yapılan 300 m² ve 238 m² alanlarda da kabarmalar meydana geldiğini, müvekkili tarafından durum davalıya bildirilmiş ise de, davalı tarafça ayıbın giderilmeyeceği, daha önce yapılan tamiratların da ayrıca faturalandırılacağı belirtilerek tekrar aranmamasının istendiğini, bunun üzerine 27.09.2021/14538 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, 02.10.2021 tarihinde e-tebligatın davalıya tebliğ edildiğini, ihtarnamede imalatın kabul edilemeyecek derecede ayıplı olduğunun, ayıp nedeniyle müvekkilinin çalışamadığı dönem için kazanç kaybının ortaya çıktığının, delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen toplam 12.592,96 EURO giderim bedelinin ve yapılan yargılama giderinin ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, davalı vekilince düzenlenen 29.09.2021/20311 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde ise, kabarmaların temel nedeninin nem olduğunu, davacının boyaya zarar verdiğini, müvekkilinin yapabileceği bir işlem bulunmadığını, müvekkilinin imalatını sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde yaptığını, kusuru bulunmadığını, kabaran bazı bölümlerin sonradan müvekkili tarafından tamir edildiğini, toplam 65.000 TL + KDV harcama yapıldığını, fabrika zeminindeki nem kesilmeden kabarmaların engellenemeyeceğini, bu nem dolayısıyla müvekkilinin kabarmalardan sorumlu tutulamayacağını ihtar ettiğini, bilirkişi raporunda kabarmaların nemden değil, hatalı uygulamadan kaynaklandığının belirtildiğini, yüzey temizliğinin iyi yapılmadığı ya da yapıştırıcının yeterli miktarda kullanılmadığı sebepleriyle ayıbın meydana gelebileceğini, epoksi yapılacak beton zeminde yeteri kadar zımpara yapılmadığını, epoksinin tutunabilmesi için zeminin tırtıklı hale getirilmesi gerektiğini, ancak kabaran kısımlarda zeminin düz olduğunun görüldüğünü, epoksi uygulaması öncesinde yapılan zımparadan arta kalan tozların temizlenmediğini, vakum makinesi ile en az 3 defa temizlenmesi gerektiğini, kopan parçaların altında toz  bulunduğunun görüldüğünü, tonlarca ağırlığı taşıması gereken kaplamanın kürek darbesi ile parçalandığını, kabarmaların gittikçe arttığını, delil tespitinden sonra kabarmamış olan alanlarda da sürdüğünü, kabarmaların nemden kaynaklandığı öne sürülmüş ise de, bunun gerçeği yansıtmadığını, ancak nem dolayısıyla meydana geldiği kabul edilse dahi işe başlamadan önce davalı tarafça nem ölçümü yapılması, sonucuna göre işe başlama veya başlamama kararı verilmesi gerektiğini, sözleşmenin E.13 maddesinde bu hususun kararlaştırıldığını, davalı tarafından müvekkiline sunulan herhangi bir nem ölçüm raporu bulunmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki ödemesini 22.03.2021 tarihli, 112.130,04 TL tutarlı ve 10.04.2021 tarihli 14.239,32 TL tutarlı çeklerle yaptığını, nakit ödemede bulunmadığını, ayıbın giderilmesi ve tekrar epoksi kaplanabilmesi için yapılacak ödemelerin yabancı para birimi üzerinden olacağını, bu nedenle dava konusu alacağın EURO üzerinden talep edildiği, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını öne sürerek şimdilik 1.000 EURO'nun faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş; kısmi ıslah ile talebini 23.051 EURO'ya artırmıştır. <br>\tDavalı vekili özetle; taraflar arasında iki ayrı sözleşme imzalandığını, 03.02.2021 tarihinde yapılan yer teslimi ile müvekkilinin çalışmaya başladığını, müvekkilince süreçte uygulanması gereken prosedürlerin uygulandığını, elmas kafalı STR makinesi ile  zeminin zımparalandığını, yüzeyde kalan yağ, çapak ve toz gibi partiküllerin temizlendiğini, yüzeyin 3 defa temizlenerek toz ve kirden arındırıldığını, sonrasında astar atılması uygulamasına geçildiğini, sözleşmede kararlaştırılandan %30 daha fazla malzeme kullanıldığını, astar uygulamasının da eksiksiz olarak tamamlandığını, davacı tarafça başka firmalardan görüş alındığı iddia edilmiş ise de, buna ilişkin bir belge sunulmadığını, epoksi işleminin kimyasal bir işlem olması yanında aynı zamanda bir inşaat işlemi olduğu,  mahkemece rapor alınan bilirkişinin epoksi hakkında bilgi sahibi olmadığının rapordan anlaşıldığını, bilirkişi raporunda mortar tekstürlü epoksi kaplama modeline göre eksik ve ayıplı iş tespiti yapıldığını, ancak davacı tarafça en baz model olan coating epoksi kaplama modelinin tercih edildiğini, buna göre tespitin hatalı olduğunu, fiyat ve kalınlık olarak modeller arasında farklılık bulunduğunu, aynı bilirkişi tarafından zeminin yeteri kadar temizlenmediğini, eksik miktarda yapıştırıcı kullanıldığı tespitlerinin de hatalı olduğunu, uygulama sonrasında 10-15 m² kadar bir alanda boyanın kabardığının tespit edildiğini, 2 kez tamir edildiğini, tamir için 65.000 TL + KDV tutarında harcama yapıldığını, bu kabarmaların sebebinin nem hareketi olduğunun gözlemlendiğini, bu nedenle ne kadar tamir edilirse edilsin yine de kabarmaların meydana geleceğini, davalı şirket yetkilisine bu durumun ve bu kabarmaların yılda bir kez lokal olarak boyanması suretiyle kapanacağının bildirildiğini, davacının yoğun baskısı üzerine 3.kez bedelsiz tamir işlemi yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince; \"...Bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde epoksi uygulamasının zemin temizliğine dikkat edilmeksizin, yeterli şekilde astar ve boya kullanılmaksızın yapıldığı, davacının isteği ile davalının bu nedenle alandaki bir kısım kabaran yerleri tamir ettiğini bildirdiği dikkate alındığında davalının keşif tarihinde tespit edilen alandaki yüzde  10-15 civarındaki ayıptan değil uygulamanın hatalı yapılması ve  davacının sözleşme uyarınca haklı beklentisi dikkate alınarak tüm alana karşılık gelen ayıplı imalat tutarından sorumlu olacağı,  dosyada bulunan elektronik posta yazışmaları, tanık beyanları dikkate alındığında davalının yerine getirmekle yükümlü olduğu epoksi uygulamasında ortaya çıkan kabarmaları/ayıpları davalıya süresinde bildirildiği, TBK'nın 472/3 maddesi uyarınca eser meydana getirilirken eserin yapılması için gösterilen yerin ayıplı olması veya eserin gereği gibi yapılmasının önüne geçebilecek durumların bulunması halinde bu durumu davacıya bildirmekle yükümlü olan davalının fabrika zemininin nemli olduğu, binanın/zeminin sözleşme şartlarına  uygun olarak epoksi uygulamasına hazır hale getirilmediği veya bunların ürün performansını olumsuz olarak etkileyebileceğine yönelik işlemin en başında davacıya bildirimde bulunmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen tüm bu nedenlerle, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının davalıdan hatalı epoksi uygulaması nedeniyle ayıplı imalat tutarı için kdv dahil 14.632,47-Euro ve epoksi kaplamanın çıkarılması için kdv dahil 8.418,71-Euro'yu tahsili talebinin yerinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşme Euro cinsinden olduğundan sözleşmeye bağlı olarak meydana gelen davacının gördüğü zararın ikamesi bakımından Euro cinsinden asıl alacak ve faize ilişkin talebin yerinde olduğu, davanın kısmi dava olması, ıslah dilekçesinde talep, davacının dava öncesi ihtarname ile davalıyı 02/10/2021 tarihinde temerrüde düşürmesi birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulü ile kabul edilen 23.051,00-Euro'nun  1.000,00-Euro'sunun 02/10/2021 tarihinden bakiye kalan 22.051,00-EURO'sunun ıslah tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi gereğince Devlet Bankaları'nın 1 yıl vadeli Euro mevduatına uyguladığı en yüksek oranda işleyen faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Son olarak her ne kadar ıslah dilekçesinde davacı vekili ıslah tarihindeki TL'ye karşılık gelen Euro kuru efektif satış satış değeri (20,73-TL) üzerinden toplam 23.051-Euronun karşılığı olarak  477.948,65-TL üzerinden dava değerini belirlese de, dava tarihinde istenilen 1.000-Euro (11,24-TL) ile ıslah tarihinde istenilen 22.051 Euronun (20,73-TL) TL'ye karşılık davanın değeri 468.450,75-TL olarak belirlendiğinden hükmolunması gerekli harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin...\" buna göre hesaplandığı gerekçesiyle, \"Davacının davasının Kabulüne, -23.051,00-EURO'nun 1.000,00-Euro'sunun 02/10/2021 tarihinden bakiye kalan 22.051,00-EURO'sunun ıslah tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi gereğince Devlet Bankaları'nın 1 yıl vadeli Euro mevduatına uyguladığı en yüksek oranda işleyen faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,\" karar vermiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereği yapılan toplam 126.769,36 TL  ödemenin iki ayrı çek halinde yapıldığını, ödemeler Türk Lirası üzerinden yapılmasına rağmen mahkemece EURO üzerinden tahsile ve faize karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, mahkemece yapılan imalatlarda 1.600 m² kısımda %15, 300 m² + 238 m² kısımda ise %10 oranında kabarma ve soyulma olduğunun tespit edildiği, buna göre toplam 293,8 m² 'ye tekabul ettiği, davacının dava süresince zemini aktif olarak kullandığı, müvekkilince yapılan incelemede kabarmaların en fazla 100 - 120 m² civarında olduğunun görüldüğü, bilirkişi incelemesinde yapılan hesaplama ile bulunan oranın mümkün olmadığı, tüm bu durumlara rağmen mahkemece tüm işin ayıplı olarak kabul edildiği, oysa soyulma gerçekleşen alanın %12 oranında olduğu, bilirkişi raporlarında da tüm işin ayıplı olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, yine sözleşmede zemindeki sorunlar nedeniyle nedeniyle sorumluluğun iş sahibine ait olduğunun kararlaştırıldığı, nem sorununun epoksi işlemi ile ortadan kaldırılamayacağı, nem sorunu çözülmediği taktirde epoksinin sökülmesinde veya yeniden yapılmasında bir yarar bulunamayacağı, mahkemece bu ihtimallerin değerlendirilmediği, davacı tarafça tespit işlemi üzerine fabrika zemininde işlem yapılmadığını, belli alandaki boya kalması haricinde epoksi zeminin halen kullanıldığı, söküm işlemi yapılmamasına rağmen mahkemece söküm bedelinin tahsiline karar vermesinin hukuka aykırı olduğu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların mahkemece dikkate alınmadığı, davacı tarafça sunulan opsiyonlardan en ucuz olanı tercih ettiği nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talepli olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında iş bedeli ödenmesine rağmen yapılan imalatın ayıplı olduğu iddiasına dayalı giderim bedelinin tahsiline ilişkin alacak taleplidir. <br>\tYapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporunda seçenekli olarak ayıplı kısmın giderimi ve tamamının giderim bedeli hesaplanmış, mahkemece imalatın tamamı için hesaplanan giderim bedeline hükmedilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için yapılan imalatın kabul edilecek nitelikte olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. İş sahibi, iş bedelinin tamamını ödemiş olması kaydıyla, eser kabule icbar edilemeyecek nitelikte ise iş bedelinin tamamını, kısmi ayıplı ise ayıplı kısmının giderim bedelini talep edebilir.\tBu hususun tespiti ise, ancak teknik inceleme ve tespitlere dayalı olarak belirlenebilir. Hükme esas alınan teknik raporda ayıplar belirlenerek seçenekli inceleme ve değerlendirme yapıldığı halde mahkemece teknik nitelikte olan bu husus hakkında takdir hakkı kullanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tMahkemece yapılacak iş, bilirkişi heyetinden taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında yapılan işin tamamının kabul edilemeyecek derecede ayıplı olup olmadığı ve tamamı kabul edilemeyecek surette ayıplı değilse, ayıplı kısmın giderim bedelinin tespiti hususunda rapor, taraflarca rapora itiraz edilmesi halinde itirazlarını karşılar ek rapor alınmak ve sözleşmede iş bedeli Euro olarak belirlenmiş olup, giderim bedeli bu para cinsinden istenebilecek ise de, fatura düzenlenmesi veya ödeme aşamasında taraflarca iş bedelinin TL olarak ödenmesi hususunda iradelerinin uyuşup uyuşmadığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a.6 madde gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>    <br>\t1-)\tDavalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t<br>\t2-)\tAnkara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarih ve 2021/663 E- 2023/84 K sayılı kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-)\tDairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t<br>\t4-)\tDavalı tarafça yatırılan 8.000 TL  istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t5-)\tDavalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderleri ile ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\t\t\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 16.04.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  \t \t<br><br>Başkan<br>e-imzalıdır <br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d2f495896055153","SID":"28d4adbc347eeec8"}}