{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/1937 <br>KARAR NO: 2025/348<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/04/2021<br>NUMARASI: 2019/905 Esas, 2021/394 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için davacı yüklenici  tarafından başlatılan icra takibine davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair  verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; davacı şirketin kumaşından üretilen pantolon, ceket vb. malların yıkanması, eskitilmesi, taşlanmasına, tekstil ürünlerinin boyanmasına ilişkin tesisi bulunduğunu, davalının davacıya iş yaptırdığını, yapılan iş karşılığı borcunun bir kısmını ödemediğini bu nedenle davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek; Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyaya yapılan itirazın iptali ile  borçlunun % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının ürünleri, verdikleri numuneye aykırı olarak düşük kalitede ürettiğini, bu yüzden davalının satış fiyatında yurt dışı firmasının %10 indirime gittiğini, yine 266 adet üründe 2. kalite, 690 adet üründe ise batik hatası olduğundan bu ürünler müşteriye teslim edilemediğini, bu ürünlere ilişkin davalının dava dışı firmaya ödediği dikim bedellerini davacıya yansıttığını, ticari itibarının zedelendiğini, hem de yurt dışı firmasından yapılan bedel indirimler nedeniyle maddi zarara uğradığını belirterek davanın reddini ve  davacının %20 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 12/04/2021 tarihli  karar ile;  Davalı tarafın ayıp iddiasında bulunduğunu,bu iddiasına yönelik herhangi bir delil tespitini dosyaya  ibraz etmediğini, ayıplı ürünlerin imha edildiğini belirtip imha raporu sunmuş ise de bu raporun tek taraflı hazırlandığını, davalı tarafın bilirkişi incelemesine yalnızca numune ürün sunulduğu, davacının yaptığı fason işlem neticesinde ayıplı  ifa iddiasını  ispatlayamadığını, taraflar arasında eser sözleşmesi olup her iki tarafında tacir olduğunu, ürünlerdeki batik desenin istenilen numuneye uygun yapılmamış olmasının çıplak gözle görülebilecek açık ayıp niteliğinde olduğu, davalının olağan muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiği de ispatlayamadığını, süresinde  yapılan muayene ve ihbar olsa dahi davalının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacının takip miktarı kadar alacaklı olduğu ve alacağın likit olduğu gerekçesi ile; davanın kabulü  ile davalı borçlunun Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,  asıl alacak yönünden 33.272,58 TL üzerinden davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. Davalı  vekili istinaf dilekçesi ile;  davacının, akdedilen fason dikim sözleşmesi ile üzerine düşen edimleri, gereği gibi ifa etmediğini,  davacının ürünleri belirtilen numuneye aykırı olarak düşük kalitede üretim yaptığını, sözleşmeye aykırı tutumu nedeniyle davalının satış fiyatında yurt dışı firması %10 indirime gittiğini,  266 adet ürünün 2. kalite, 690 adet üründe ise batik hatası olduğundan bu ürünleri müşteriye teslim edemediğini,  bu ürünlere ilişkin davalının, dava dışı firmaya ödediği dikim bedellerini davacıya yansıttığını, davacının meydana getirmiş olduğu işbu menfi durumun, davacıya mail ile bildirildiğini, bu mail yazışmalarının da cevap dilekçesi  ekinde  mahkemeye ibraz edildiğini,  tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelemesinde sadece davalının ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini,  imha raporu sunulmasına rağmen ayıp iddiasının ispatlanamadığına kanaat getirdiğini, mail yazışmalarının göz ardı edildiğini ve tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, davaya konu ürünlerin tümü (ayıplı olan ürünler ) uluslararası hazır giyim firmalarını barındıran Inditex ve ... markasına ait ürünler olması nedeniyle,  bu tür ayıplı ürünlerin bu firmalarca imha edilmesinin talep edildiğini,  ayıplı ve kusurlu ürünleri elinde bulundurması yasak olduğundan ve imha etmesi gerektiğinden bir kısım ürünlerin uluslar arası akreditasyona sahip ... tarafından imha edildiğini, davalı şirketin elinde bulundurmuş olduğu numune ve davacı tarafından imal edilen birkaç ürünü bilirkişi görüşüne sunduklarını, Whatsapp görüşmeleri ve mail yazışmaları davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunu açık bir şekilde  gösterdiğini, davacının ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin hüküm kurulmasının  hukuka aykırı olduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser  sözleşmesinden   kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı yan ise iş sahibidir. Taraflar arasında fason dikim  sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı yüklenici bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiası  davalı yan aleyhine başlattığı icra takibine itirazın iptalini talep etmiş, davalı yan ise ürünlerin ayıplı olduğunu ve bu nedenle bir kısım işin dava dışı firmaya yaptırdığını, bir kısım ürünlerden ise fiyat indirimine giderek zarara uğradığını belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece davalı yanın ürünlerin ayıplı olduğunu ispatlayamadığı ve süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile itirazın iptaline ve  davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemesi veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Tekstil işi yapan davalı yan, bir kısım ürünlerin 2.kalitede olduğunu, bir kısım ürünlerde ise batik hatası olduğunu iddia etmiş ise de dosya kapsamında herhangi tespit raporu yada ihtar bulunmamaktadır, davalı yanın sunduğu  imha tutanağı ise tek taraflı düzenlenmiş bir belgedir, ayrıca davalı yan cevap dilekçesi ekinde sunduğu mail ve yazışmalarla ayıp ihbarında bulunduğunu savunmuş ise de ne dosya içerisinde fiziken ne de uyaptan yapılan inceleme de cevap dilekçesi ekinde mail ve yazışma bulunmadığı görüldüğünden; açık ayıp olan baskı hatası ve ürünün 2. kalitede yapılmış olduğu iddiasına ilişkin, davalı yan tarafından süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığından; mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/04/2021 tarih ve 2019/905 Esas, 2021/394 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.272,85‬ TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 570,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.702,85 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ca6802fb1dc2e7f","SID":"55343fe789324cb4"}}