{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/344 - 2025/574<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/344 <br>KARAR NO\t: 2025/574<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/292 E.  -  2022/228 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/09/2022 tarih ve 2020/292 E. - 2022/228 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, 1982 yılında beri  turizm, gayrimenkul gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren müvekkili ile bağlı olduğu grubun \"...\" ibareli tanınmış, tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda bu markayı taşıyan çeşitli ürünleri gruba  ait otellerde ve internet ortamında satışa sunduğunu, hal böyle iken davalının 2019/30215 numaralı \"...\" ibareli markanın tescili talebine yönelik müvekkilinin itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 29/01/2020  tarihli kararı ile bir kısım mal ve hizmetin markadan çıkarıldığını, kalan mal ve hizmetlere ilişkin yeniden inceleme talebinin YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davaya konu marka ile müvekkiline ait markaların esaslı unsurlarının aynı olup görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bulunduğunu, bütünsel açıdan markaların karıştırılma ihtimali olduğunu, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıftaki mal ve hizmetler ile dava konusu markanın kapsamında bulunan sınıftaki mal ve hizmetlerin benzerliği, hitap edilen alıcı grubunun düzey ve aynıyeti de  nazara alındığında, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının devamı olarak algılanacağını, müvekkilinin tanınmış markasına benzer bir  başvuruda bulunması nedeniyle davalının kötüniyetli olduğunu ve müvekkilinin \"...\" ibareli markalar üzerinde müktesep hakkının olduğunu ileri sürerek 2020-M-6810 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı şirket vekili, davacı ... adlı bir oteli işletmekte ise de, \"...\" markasının herhangi bir ürün ve hizmette kullanılmaması nedeniyle tanınmış marka iddiasının gerçeği yansıtmadığını, \"...\" markasının kullanılmaması nedeniyle açılan hükümsüzlük davasının halen derdest olduğunu, davacının itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından  markada kalması uygun görülen mal ve hizmetler bakımından benzerliğin söz konusu olmadığını, müvekkilin markasında yer alan \"...\" ibaresinin markaya ayırt edicilik sağladığını, davacı  markalarının esaslı unsurunu oluşturan ve Latince'de yeni anlamına gelen \"...\" ibaresinin niteliği itibariyle zayıf bir marka olup ibareye yapılacak küçük eklemelerin farklılaşma için yeterli olduğunu, ibarenin herhangi bir kimsenin tekeline bırakılamayacağını ve benzer olmayan markalar arasında iltibastan söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafından düzenlenen ve üzerinde \"...\" ibaresi bulunan bornoz, kimono, havlu ve terlik satışına ilişkin evrakın ne zaman düzenlendiğinin denetiminin yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, bu evrakın her zaman üzerinde değişiklik yapılabilecek türden olduğu, herhangi bir resmi makam tarafından tasdiklenmediği veya takibinin-denetiminin yapılmadığı, bu nedenle içeriğinde yer alan kayıtların doğruluğunu tek başına ispatlama gücünden uzak olup evrakın davacının \"...\" ibaresini barındıran 2008/37379 sayılı markanın tescili kapsamında yer alan emtialar bakımından dava tarihinden önceki son 5 yıl içinde ciddi surette kullanıldığını göstermeyeceği, dava konusu markanın bir bütün halinde \"...\" ibaresinden oluştuğu, markalar arasında \"...\" harflerinden kaynaklı ortaklık bulunsa da, umumi intiba olarak markaların farklı harf, kelime ve hecelerden oluştukları, \"...\" kelimesinin İngilizce bir sözcük olup Türkçe'de \"terlik\" anlamına geldiği, dava konusu markada bu sözcüğün markanın genel görünümü içinde bağımsız ayırt edici karakterinin bulunmadığı, dava konusu marka ile karşılaşan ilgili tüketici kesiminin markayı \"... ...\" şeklinde değil, \"...\" şeklinde bir bütün olarak algılayacağı, bu ibarenin bilinen bir anlamının olmadığı, buna göre; daha önce davacı markaları ile karşılaşan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra dava konusu marka ile karşılaştığında, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının \"...\" markasını otelcilik sektöründe sadece \"...\" adlı işletmesinde müşterilerine arz ettiği, davacı markalarının ilgili sektörde yoğun kullanım, tanıtım, promosyon ile ulusal ölçekte ün yapmış ve iyi bilinen markalar mertebesine ulaştığı hususunun ispatlanamadığı ve davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkil şirketin hem işletme adı hem de markasal kullanımı sonucu “...” ibaresinin sunduğu hizmetler ile özdeşleşerek yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, müvekkilinin \"... ...\" markası altında otel ve internet sitesi üzerinden ürün satışı da gerçekleştirdiğini, bu kapsamda ... markalı bornoz, havlu, terlik gibi ürünlerin bulunduğunu, müvekkilinin sunduğu hizmetler, tanıtım faaliyetleri ve ticari faaliyetlerinde “...” markasını yoğun olarak kullanarak markanın tanıtımı için emek, çaba ve para sarf ettiğini, “...” markasının müvekkiline ait “...” ibareli markalar ile birebir aynı olup davalı tarafından eklenen, İngilizce'de terlik anlamına gelen  \"...\" ibaresinin genel geçer, ayırt edicilik vasfı bulunmayan bir ibare olduğunu, dolayısı ile markaların esaslı unsurunu teşkil eden \"...\" ibaresinden kaynaklanan ortaklığın markaları birbirinden ayırt edilemeyecek derecede benzer kıldığını, bu nedene dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasının halen derdest olduğunu, müvekkilinin aktif olarak kullandığı markasına benzer bir ibarenin kullanılmasının tüketici nezdinde müvekkilinin seri markalarını çağrıştıracağını, markalar arasında 24., 25. ve 35. sınıflar bakımından çakışma bulunduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu m. 6/1 uyarınca mal ve hizmetler yönünden benzerlik ve/veya çakışma şartı gerçekleştiğinden markalar arasındaki benzerliğin tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceğini ve  davalının müvekkilinin tanınmış markasından haksız kazanç elde etmeye yönelik başvurusunun kötü  niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira iltibas değerlendirmesinin, marka işaretlerinin hecelerine bölünerek yapılmasının mümkün olmadığı ve bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış olduklarının kabulü halinde dahi bir tescil engelinin doğmayacağı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5be7687cf997b45f","SID":"7741be1231ae7ba3"}}