{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: 05/06/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas - ... Karar<br>ASIL DAVA DOSYASINDA <br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t: ... <br>KAYYIM\t: Av. ... <br>BİRLEŞEN ...'NİN <br>... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASINDA<br>DAVACI\t: ...  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...  Av. ... <br>DAVA\t\t: Şirketin Feshi<br> İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 15/04/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 16/04/2025<br>Asıl ve birleşen dava davacıları tarafından davalı aleyhine ...'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirketin feshi davasında 05/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın karara karşı asıl davada davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ve dava dışı .......'ın %50'şer hisse sahibi olarak davalı şirketin ortakları olduklarını, her iki ortağında şirket müdürü olduğunu, müvekkilinin şirket alacaklarını tahsil ederek diğer şirket ortağına teslim ettiğini, müvekkilinin bazı özel nedenlerden dolayı yurt dışına çıkmak zorunda kaldığını ve şirketi idaresinin diğer ortak olan .......'da olduğunu, müvekkilinin şirketin alacakları ve hesaplarından haberdar olmadığını, bunun için şirket kayıt ve defterlerini incelemek istediğini ancak bunun diğer ortak tarafından yerine getirilmediğini, müvekkilinin şirket işlerinin görüşüldüğü whatsapp grubundan da çıkarıldığını, ayrıca müvekkilinin kardeşinin de şirketten işten çıkarıldığını, müvekkilinin şirketin işlerinden ve hesaplarından haberdar olamaz hale geldiğini, müvekkilinin diğer şirket ortağına güvenin kalmadığını, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması TTK'nun 549/4 maddesi uyarınca şirketin sona erme nedenlerinden biri olduğunu beyanla davalı şirketin mal varlıklarından ortaklık payına düşen hak ve borçlarının tespiti ile şirketin feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin iki ortaklı bir şirket olup diğer ortağının ise ... olduğunu, diğer ortak ...'in şirketin %50 hissedarı olup şirket ana sözleşmesine göre ana sermayenin %50'sine denk gelen 250.000,00TL sermaye koyma borcunu üstlendiğini ancak dava tarihine kadar bu miktarın 45.900,00TL'lik kısmını şirkete yatırdığını, müvekkilinin ise 234.543,00TL sermaye yatırdığını, davalı şirketin iki ortak tarafından birlikte idare edilmek ve yönetilmek üzere kurulduğunu ancak ...'in şirketin kuruluşundan sonra şirkete gelmez olduğunu, kendisinin FETÖ mensubu olmaktan dolayı yargılandığını bu nedenle şirkete gelmediğinin tespit edildiğini, şirketin kuruluşundan bu yana müvekkili tarafından yönetildiğini gelinen aşamada ortak sorumluluk doğuran işlerin müvekkili tarafından tek başına yapılmak zorunda kalınması nedeniyle müvekkilinin zor durumda kaldığını, ...'in hakkında açılan soruşturma ve ceza dosyalarının ilgili birimlerden sorulması ve hakkında arama, tutukluluk, hükümlülük veya adli kontrol kararı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, şirketin haklı fesih gerekçeleri nedeniyle müvekkili tarafından şirketin aktif faaliyetine son verildiğini, şirketin bulunduğu adresin kapatıldığını, çalışanlarının iş akdinin sonlandırıldığını, demirbaşlarının depoya kaldırıldığını, şirketin hiçbir banka hesabında nakit varlığının, taşınır veya taşınmaz mal varlığının olmadığını, haklı fesih şartlarının oluştuğunu beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalı şirketin öncelikle tasfiyesiz, aksi kanaat olursa tasfiye işlemleri tamamlanarak haklı nedenle feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı tarafa usulünce yapılan tebligata rağmen hem ana dava hem de birleşen dava yönünden dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı, davalı şirkete temsil kayyımı atandığı, temsil kayyımı tarafından duruşmada davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Ana dava ve birleşen dava, limited şirketin haklı nedenle feshi davasıdır.<br>Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevabından anlaşıldığı üzere,  ana dosya davacısı ... %50 oranında, birleşen dosya davacısı ... %50 oranında olmak üzere, davalı şirketin dava tarihi itibariyle iki ortaklı bir limited şirket olduğu, her iki dosya davacısının da münferit şirket müdürü olarak davalı şirketi temsille yetkili olduğu anlaşılmaktadır. <br> Ana dava ve birleşen davanın davacılarının aynı zamanda davalı şirketin münferit yetkilileri olmaları karşısında şirket ile yöneticiler arasında ortaya çıkan menfaat çatışması sebebiyle, Mahkememizce, ilk davanın davacısı olan ...'e davalı şirketi iş bu dosyada temsil etmek üzere, temsil kayyımı atatmak üzere kesin süreli ihtarat yapılmıştır. Bunun neticesinde açılan dava nihayetinde, ...'nin 18/10/2023 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile, davalı şirket için Konya Barosuna kayıtlı ... TC Kimlik Numaralı Av. ...'ın temsil kayyımı olarak atanmasına karar verilmiş ve böylelikle davalı şirketin temsili konusundaki ön sorun giderilerek yargılamaya devam edilmiştir.<br>TTK'nun 636/3 maddesi: \"Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. \" hükmünü içermektedir. <br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif sonrası bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 18/07/2023 tarihli rapor içeriği ve dinlenen tanıkların beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde;<br>Davalı şirketin, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 16/08/2021 tarih ve 10388 sayılı  nüshasında yayınlanan tescil ilanı ile dört ortaklı olarak kurulduğu, bilahare yapılan pay devirleri neticesinde 15/12/2021 tarihi itibariyle her iki davacının %50-%50 oranında eşit paya sahip oldukları ve anılan tarih itibariyle her iki davacının münferit şirket müdürü olarak yetkili hale geldikleri, şirket adına düzenlenen son faturanın 15/11/2022 tarihli olduğu ve bu tarih sonrasında herhangi bir faaliyetin olmadığı, Mahkememizce icra edilen keşif sırasında da şirket merkezinde başka bir işletmenin faal olduğu, davalı şirkete ait herhangi bir faaliyetin olmadığı ve şirket envanterine kayıtlı varlıkların bir depoda muhafaza edildiği anlaşılmıştır.<br>ANA DOSYA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE:<br>Ana dosyada davacı vekili, davalı şirketin TTK gereği zorunlu olan ticari defter ve belgelerinin düzenli olarak tutmadığını, şirketin gelir ve giderinden müvekkilinin haberdar edilmediğini, şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi için diğer şirket yetkilisinden bilgi istenildiği halde bu taleplerinin yerine getirilmediğini, şirkette çalışan kardeşinin işten çıkarılması ve bazı özel sebepler nedeniyle müvekkilinin yurt dışına çıkmak durumunda kalması nedeniyle şirkete ait hak ve yükümlülükleri konusunda müvekkilinin bihaber haline geldiğini ve bundan kaynaklı olarak ortaklar arasındaki güven duygusunun zedelendiğini ileri sürerek fesih talebinde bulunmuştur.<br>Mahkememizce davacı vekilinin öne sürdüğü fesih sebepleri tek tek tüm dosya nazarında incelenmiştir.<br>Dosya kapsamında aldırılan ve muhasebe uzmanı Prof. Dr. ........... tarafından düzenlenen 18/07/2023 tarihli raporda da tespit edildiği üzere, davalı şirketin dava tarihine kadar olan dönemi kapsayan 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin muhasebe usul ve esaslarına uygun tutulmuş; açılış ve kapanış tasdikleri yine usulünce yaptırılmıştır. Davacı şirket ait gelir ve giderlerin defterlere işlenmediğine yönelik bir ispat aracı dosyaya sunulmamış, bilirkişi tarafından da bu yönde bir tespit yapılmamıştır. Söz konusu rapor davacı vekiline usulünce tebliğ edildiği halde rapora yönelik herhangi bir itiraz dilekçesi sunulmamış ve rapor bu yönüyle davacı için kesinleşmiştir. Hal böyle olunca davalı şirketin ticari defterlerinin düzenli tutulmadığı iddiası yerinde görülmemiştir.<br>Davacının bilgi ve inceleme hakkının yerine getirilmediğine yönelik iddiaya gelince;<br>Salt bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiği iddiası şirketin feshi için haklı sebep teşkil edemez. Zira, TTK'nun 614/3. Maddesi: \"Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir.\" hükmünü amir olup, dava yoluyla bilgi ve inceleme hakkının elde edilmesi mümkündür.<br>Davacı vekili tarafından, müvekkilinin yazılı olarak bilgi talebinde bulunduğu, bunun usulsüz olarak reddedildiği ve neticesinde dava açıldığına yönelik bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir.<br>Öte yandan davacı vekili tarafından dosyaya bildirilen ve huzurda yeminli beyanları alınan, davacı ...'in babası ... ve davacının kardeşi ..., şirketin faal olduğu dönem içerisinde olan 2022 yılının Kasım ayında şirket merkezine birlikte gittiklerini, burada şirketin diğer yetkilisi ........... ile görüştüklerini, şirketin gelir ve gider durumuna ilişkin kayıtları kendisinden aldıklarını, hatta sayım bile yaptıklarını, birbiriyle örtüşen yeminli beyanlarında dile getirmişlerdir. Bu ifadelere yönelik olarak davacı ... vekiline sorulduğunda ise: \"tanık beyanlarına bir diyeceğimiz yoktur, beyanlar dosyaya sunduğumuz belgelerle uyumludur\" şeklinde beyanda bulunulmuştur. Bunun ötesinde davacı ... vekili tarafından dosyaya sunulan 22/01/2023 tarihli dilekçe ile, şirket yetkilisi ... tarafından tutulan ve şirket varlıklarına dair olduğu belirtilen 51 sayfadan ibaret belge sureti dosyaya sunulmuştur. Hal böyle olmakla bilgi alma ve inceleme hakkının haleldar edildiğine yönelik davacı vekili iddiaları yerinde görülmemiştir. <br>Davacı vekili tarafından yukarıda sayılanlar dışında haklı fesih sebebi ileri sürülmediğinden ve dava basit usule tabi olup iddianın genişletilmesi dava dilekçesinin ibrazıyla başladığından, davacı tanıklarının dile getirdiği  şirketin mallarının fabrikadan çıkarılması gibi hususlar üzerinde bir değerlendirme yapma gereği duyulmamıştır.<br>Davacı ... vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığından yemin delili hatırlatılmasına da lüzum görülmemiş ve anılan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddi yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.<br>BİRLEŞEN DOSYA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE:<br>Birleşen dosyada davacı vekili, şirketin %50 pay sahibi olarak ortağı ve aynı zamanda yetkilisi olan ...'in  FETÖ üyesi olması suçlamasıyla hakkında yürütülen ceza yargılaması sebebiyle kaçak olduğunu ve şirket işleriyle ilgilenmediğini, şirketin pazarlama ve perakende ticaret üzerine kurulmasından dolayı şirket ortaklarının şahsi ve fiziki çalışmasının  şirketin devamlılığı için zaruri olduğunu, ayrıca %50 pay sahipliği sebebiyle tüm hissedarların onayı olmaksızın yapılacak iş ve işlemlerinin şahsi sorumluluk riski taşıdığını, şirket ortağının bu durumu sebebiyle şirketin ticaret yapamaz hale geldiğini, şirketin zarara uğramasının engellenmesi için mallarının depoya kaldırıldığını ve faaliyetinin sonlandırılması mecburiyetinde kalındığını, ayrıca şirket ortağının sermaye koyma borcunu tam olarak yerine getirmediğini ileri sürerek fesih talebinde bulunmuştur.<br>Mahkememizce davacı vekilinin öne sürdüğü fesih sebepleri tek tek tüm dosya nazarında incelenmiştir.<br>Ana dosya davacısı ... hakkında açılan Muğla.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası celp edilmekle incelenmiş olup; Adı geçen Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 21/06/2019 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; Sanık ...'in üzerine atılı  \"Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan neticeten 6 Yıl 10 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu dosya üzerinden sanık hakkında tutuklamaya yönelik 13/12/2022 tarihli yakala emri düzenlendiği, yakalama emrinin henüz infaz edilemediği anlaşılmıştır.<br>Davacı vekili tarafından, ...'in hakkındaki ceza davası sebebiyle yasal olmayan yollardan yurt dışına çıktığı belirtilmiş, davacı vekilinin bildirmiş olduğu tanıklar da benzer yönde anlatımda bulunmuşlardır. Ana dosya davacısı olan ve ...'in babası ve kardeşi olan tanıklar da ...'in yurt dışında olduğunu ve yurt dışına çıktıktan sonra bir daha dönmediğini ifadelerinde belirtmişlerdir. Konya İl Emniyet Müdürlüğü<br> dosyamıza gönderdiği 12/10/2023 tarihli yazı cevabında, ...'in 21/06/2005 tarihinde Antalya Havalimanından yurttan çıkış yaptığını, 12/07/2005 tarihinde aynı havalimanından yurda giriş yaptığını, başkaca giriş çıkış kaydının olmadığını bildirmiştir. Davalı şirketin kuruluşundan sonra davacının yasal yollardan yurtdışı çıkışı yapmadığı ve davacının 2022 yılının tam tarihi belli olmayan son ayları içerisinde yurttan çıkış yaptığı ve hali hazırda yurt dışında olduğu, böylelikle kesinlik kazanmıştır.<br>Her ne kadar davacı vekilinin öne sürdüğü  şirket ortağının sermaye koyma borcunu tam olarak getirmemesi hususu fesih için haklı sebep oluşturmasa da, davalı şirkette % 50 pay sahibi olan ve aynı zamanda şirket müdürü olarak münferit yetkisi bulunan şirket ortağının yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkması, hakkındaki ceza davası sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkum edilmesi ve ceza mahkemesince tutuklanmasına yönelik olarak çıkarılan yakalama emrinin halen aktif olması, limited şirketlerin, anonim şirketlere nazaran sermayeden ziyade kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe sahip olması ve ortakların güven duygusunu zedeleyici hal ve hareketlerin ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmesinin muhtemel olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin ileri sürdüğü haklı sebeplerin somut olayda vuku bulduğu anlaşılmıştır. ...'in yurt dışına çıkmasından bir süre sonra şirket faaliyetlerinin durması, davacı ...'ın şirketi kötü yönettiğine ve zarara uğrattığına yönelik bir delilin dosya kapsamında bulunmaması dikkate alındığında haklı sebeplerin oluşmasında davacı ...'ın bir rolünün olmadığı neticesine ulaşılmıştır.<br>Davalı şirketin dava tarihi itibariyle faal olmaması, her iki şirket ortağının da açtıkları dava ile şirketin feshini istemeleri karşısında, davalı şirketin devamının ekonomik ve rasyonel olmadığı kanaatine varılarak herhangi bir alternatif çözüme başvurulmaksızın davalı şirketin feshinin gerektiği anlaşılmakla, Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\" şeklindeki gerekçeyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61467 sicil numarasına kayıtlı davalı ........... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  müvekkili ile irtibat kuramadıklarından gerekli gider ve masraflar müvekkilin babası ... tarafından karşılandığını, ancak hakkında başlatılan bir soruşturma nedeniyle kendisinin de şu an Konya E tipi kapalı cezaevinde tutuklu olduğunu, bu nedenle istinaf taleplerinin harç ve giderlerden muaf tutulmasını talep ettiklerini, mahkemece gerekçeli kararında davacı birleşen dava davalısı tarafın savunmalarına itiraz ve dosyaya eklediği belgeleri yok sayarak karar verildiğini ve gerekçe oluşturulduğunu, davayla beraber eklenen belgeler, beyanlar ve itirazlar ortada iken mahkemece bu hususların değerlendirilmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının müvekkili yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava ve birleşen dava şirketin feshi talebine  ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği,  yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre asıl dava davacısı ...'in dava dilekçesinde şirketin feshi için haklı neden oluşturduğunu ileri sürdüğü sebeplerin varlığını ispatlamaya elverişli bir delil bulunmadığı,  buna göre mahkemece asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı, bu nedenle  davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece  delillerin  takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, asıl dava yönünden  davanın  reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı  herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin asıl davaya yönelik  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Asıl davada davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının asıl davada davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran asıl davada davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 15/04/2025 tarihinde  oybirliği  ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br><br>     Başkan ...                    Üye ...                      Üye ...                  Katip ...<br>         e-imzalıdır                       e-imzalıdır                      e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br><br>......<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c6940969765d0aa","SID":"a6e57d2bba403643"}}