{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1453 Esas<br>KARAR NO:2025/580 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2016/821 Esas- 2022/189 Karar<br>TARİH:16/03/2022<br>DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 25 yıldan uzun süredir basım sektöründe olduğunu, matbaa kağıtları, medikal kağıtlar, yazarkasa ruloları, sürekli form ürünleri, ambalaj ve katalog ürünleri de dahil olmak üzere sipariş üzerine yapılan basılı ürünlerin üretim ve basımını gerçekleştirmekte olduğunu, davalı .... Şti. ile müvekkili şirket arasında imzalanan ... Yapım Sözleşmesi gereği temin edilmesi gereken 4 adet baskı kasedinin sözleşmedeki şartlarda, baskıya hazır şekilde teslim edilmemiş olması nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını,davalının sözleşmenin gereklerini yapmadığını, müvekkilinin davalı şirkete ürünlerdeki hata ve eksiklikleri gidermek üzere tam 4 kez uyarıda bulunmuş ise de davalı ürünleri baskıya hazır halde teslim edememiş olduğundan, ürünleri üçüncü bir kişiye yaptırmak zorunda olduğunu, ayrıca teslimde gecikme nedeniyle sözleşeme gereği cezai şart alacağının doğduğunu beyanla borcun gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı 12.000,00 TL lik zarardan şimdilik 100 TL ve cezai şart alacağından şimdilik 100 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketi temsile yetkili olan kişiler tarafından davacı şirket ile yapılmış olan ...Sözleşmesi bulunmadığını, sözleşmeyi kabul etmediklerini, dava dışı...'nın müvekkilinden dava konusu yapılan ürünlerin imalinin yapılması, davacıya teslim edilmesi, faturalandırılmasının yapılması, talep edilen teminatına destek olunması yönündeki yardım ve destek talebi üzerine konuya müdahil olunduğunu, müvekkilinin dava dışı kişi ile davacı arasında herhangi bir sözleşme yapılıp yapılmadığını bilmediğini, bu nedenle dava dışı ...'nın kişisel sağlık sorunlarının olduğundan bahisle müvekkili şirketten ticari yardım talep etmesi üzerine, imaline katkıda bulunduğu dava konusu 4 adet baskı kaseti ürünlerini ve faturasını, ürünlerin irsaliyesi ile birlikte davacı şirkete teslim ettiğini, müvekkilinin davacıya karşı üstlenmiş olduğu herhangi bir sözleşmesel yükümlülüğün olmadığını, davacı dava konusu ürünlerin ayıplı ve bozuk olduğunu beyan etmişse de, söz konusu ürünlerin amacına uygun olarak imal edilerek çalışır şekilde davacı şirkete teslim edildiğini, müvekkilinin davacının delil olarak sunduğu mailleri kabul etmediğini, davacının müvekkili tarafından kendisine teslim edilen ürünlerin bedeli karşılığında müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, bu konuda asıl muhatabı olan 3.kişiye de herhangi bir ödeme yapmadığını, davacının dava konusu ürünleri başka bir firmaya tamir ettirerek kullandığını beyan ettiğini, hatalı bile olsa ürünlerin imal ve satış bedeli karşılığında müvekkiline ödeme yapması gerektiğini, ürünlerin bedelinin davacının dilekçesinde kabul ettiği gibi her bir adedi için 4.450 Euro + KDV olmak üzere toplam 21.004.00 Euro bedelli fatura bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davacının ileri sürdüğü taleplerin kabulüne karar verilmesi halinde, ürün bedeli olarak davalı müvekkiline ödenmesi gereken tutarın davacının alacağından takas-mahsubunun gerektiğini, aksi takdirde davacının dava konusu ürünlere bedelsiz olarak sahip olacağı gibi bu ürünler nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlarını da müvekkilinden tahsil ederek sebepsiz zenginleşeceğini beyanla davacının haksız ve dayanaksız davasının reddine, davacının alacaklarının tespiti ve tahsiline hükmedilmesi halinde, müvekkili şirketin davacıdan olan ürün bedeli ve teminat mektubu bedeline dair alacaklarının takas-mahsubuna, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 16/03/2022 tarih 2016/821 Esas- 2022/189 Karar sayılı kararında;\"Dava; taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine aykırı davranmadan doğan zarar ve cezai şart talebine ilişkindir. ....Tüm dosya kapsamı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arsında düzenlenen \"... Makinası ...Kaseti Yapım Sözleşmesi''kapsamında davalının 15.12.2015 tarihine kadar ürünleri teslim etmesi gerektiği, keşide edilen ihtarlara rağmen süresinde teslim gerçekleşmediği gibi  ürünlerinde ayıplı olduğu , bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelini ve ayıplı malların tamir bedelinin tahsilinin talep edildiği; davalının ise akdi ilişkiyi inkar ile sözleşme altındaki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığını, dava dışı ... ile davacı şirket arasında davaya konu ürünlerin imali konusunda anlaşma bulunduğunu, ayrıca ürün bedeli olarak ödenmesi gereken tutarın davacı alacağından takas/mahsubunun gerektiği ileri sürülerek itiraz edildiği anlaşılmıştır. Somut olayda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesine göre; '' 1 Temmuz 2014 tarihinde kasetleri hazır baskı yapar halde teslim edemez ise satıcı , alıcıya kasetleri teslim edemediği her gün için günlük 500 € ceza ödeyecektir.''  düzenlemesi bulunduğu, dosya kapsamına göre davacıya ilk teslimatın 02.02.2016 tarihinde yapıldığı, 24.05.2019 tarihindeki teknik bilirkişi raporu nazara alındığında; ...'' makine çalışır vaziyette olduğundan somut olarak ayıplı teslimat anlaşılmasa da, makinenin şubat ayı başından mayıs ayı başına kadar olan dönemde farklı zamanlarda 4 kez tamir için gittiği, dosya kapsamında e-posta yazışmaları, davacının keşide ettiği ihtarnameler ve makine arızalarına ilişkin teknik beyanlardan davalı ...'in sözleşme konusu taahhüt ettiği edimini süresinde ve eksiksiz (çalışır vaziyette) teslim edemediği, davaya konu olan ... Kasetlerin imalat hatalı, yetersiz, kusurlu ve ayıplı olduğu'' belirtilmiş ve mahkemece de hükme esas alınmış olup, TBK 179 vd. Maddelerinde düzenlenen ceza koşulu, '' ..geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir yerde , belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda borçlunun ödemesi gereken, alacaklıya ispat yükü olmadan zararını alabilme imkanını sağlayan feri nitelikte götürü bir edimdir.''  Davalı yanca her ne kadar sözleşmenin yetkili bir kişi tarafından imzalanmadığını ileri sürmüş ise de, davalı tarafça fiilen ifa edildiği ve ayıp bildiriminden sonra anılan iddia ileri sürüldüğünden ve davalı yanca 03.11.2015 tarihinde ...bank ... Şubesinden 20.000,00TL teminat mektubu verildiği anlaşılmakla mahkemece itirazlara itibar edilmemiş, sözleşme gereğince 23.500 € cezai şart  bedelinin istenebileceği anlaşılmış, mahkemece cezai şart tutarının davalı şirketin ekonomik mevcudiyetini tehlikeye sokmayacağı nazara alınarak herhangi bir indirim yapılmamış ve davacı tarafından dava dışı ... Makineye yapılan 12.000,00TL bedelin, davalı taraftan talep edebileceği, ancak davalı tarafça, cevap dilekçesinde de ileri sürmüş olduğu üzere,  takas mahsup talebi incelendiğinde; dava konusu ... marka/model baskı makinesi için tarafların 21.004,00 € bedel üzerinden anlaştıkları, davacı şirketin teslim/satın aldığı işbu makinelere ilişkin herhangi bir bedel ödemediği ve kendisine teslim edilen makinelerdeki eksiklerin dava dışı ... Makineye 12.000,00TL bedel karşılığında tamamlattırdığı ve davalıdan almış olduğu makinelerin kullanımı yönünde tasarruf hakkını kullanmakla işbu makinelerin bedelini davalı şirkete ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2021/8248 E. 2021/12487 K. 21.09.2021 tarihli ilamı nazara alınarak  kök alacak yönünden davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmiş, mahsuba konu alacak yönünden  davalı lehine vekalet ücreti takdir edilerek  aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile''Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davacının 23.500 Euro olan cezai şarta karşılık alacağı 181.116,85 TL'nin ve 14.160,00 TL tamir gideri olmak üzere toplam 195.276,85 TL doğmuş alacağından davalının mahsup talebi nazara alınarak 21.004 Euro karşılığı 161.879,93 TL'nin mahsubu sonunda kalan 33.396,92 TL'nin ıslah tarihinden itibaren (ıslah dilekçesindeki taleple bağlı olunduğundan) ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararı hukuka ve hakkaniyete aykırı olup yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kararının kaldırılması gerektiğini, davalı tarafın takas mahsup talebi dikkate alınarak davanın kısmen kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öncelikle davalının takas mahsuba konu iddia ettiği alacağını ispat edemediğini, davalının, ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemelerine hiçbir zaman sunmadığını, davalının iddia ve talep ettiği takas mahsuba yönelik hususlara ilişkin delillendirecek ve ispatlayacak hiçbir belge ve veriyi dosyaya sunmadığını;Takas mahsuba yönelik olarak davalı tarafça ispatlanmış bir husus bulunmadığını ve buna dair delillerin davalı tarafça HMK kapsamında süresi içerisinde dosyaya sunulmadığını, HMK kapsamında sunulması gereken zamanda sunulmayan hiçbir delil, belge, fatura, irsaliye, ticari defter ve kayıtların sunulmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, davalının takas mahsuba konu olarak iddia ettiği hususta ortada davalı tarafça sunulmuş bir belge ve bilgi yokken İlk derece mahkemesince takas mahsup talebinin dikkate alınarak davanın kısmen kabul edilmesinin ağır hukuk ihlali olduğunu, bu sebeple yapılacak inceleme neticesinde kararının kaldırılarak, davalının takas mahsup talebi dikkate alınmaksızın talepleri doğrultusunda davanın kabulünü talep ettiklerini;Ayrıca sözleşmenin 4. maddesi kapsamında, davalının fatura düzenlemesi için teslim tarihinde ürünün müvekkiline teslim edilmesi ve ürünlerde sorun çıkmaması gerektiğini ancak dava konusu ürünlerde hem zamanında, hem de ayıpsız teslim olmadığı için davalının sözleşmeye göre fatura düzenlemesinin bu madde kapsamında mümkün olmadığını Taraflar arasında imzalanan ... Yapım sözleşmesinin 5. maddesinde müvekkilinin dava konusu ürünlerde hem zamanında teslim hem de ayıpsız teslim olmadığı için herhangi bir bedel ödemeksizin el koyabileceği ve cezai şart bedeli talep edebileceğinin belirtildiğini, sözleşmenin 5. maddesine göre bedelsiz el koyma hakkını kullanan müvekkilinden sözleşme konusu ürünlerin bedelinin talep edilemeyeceğini, çünkü hem davalının bu şartı bilerek ve isteyerek sözleşmeyi imzaladığını, hem de üzerine düşen edimi gereği gibi ifa etmediğini, hal böyle olunca sözleşmeye göre talep edilmesi mümkün olmayan ürün bedeli ile müvekkilinin haklı alacağının takas mahsuba konu edilmesinin tam bir hukuk skandalı olduğunu;Davalının dosyadaki tüm dilekçelerinde hem dava dışı ...'ya yardım ediyorum diyip, hem de takas mahsup talebinde bulunmasının çelişkili olduğunu, davalının takas mahsup talebinde bulunarak müvekkiliyle olan ticari ilişkisini itiraf ettiğini ve başından beri iddia ettiği tüm savunmasının çöktüğünü, ayrıca davalının 30/11/2021 tarihli duruşmada faturadan bahsettiğini, yukarıda da belirtildiği gibi yeni belge ve delil sunulmasına muvafakatleri olmadığını ve kesinlikle kabul etmediklerini, yaklaşık 5 yıldır yapılan yargılamada davalı tarafça dosyaya sunulmayan ve beyan edilmeyen faturanın yargılamanın sonunda bahsedilmesinin de çelişkili olduğunu;Müvekkiliyle davalının ticari ilişkisinin varlığı çok net ortaya çıkınca ve buna dair davalının tüm savunmaları çökünce davalı tarafça takas mahsup savunmasına sarılınmasının ve yargılamanın başından beri davalı tarafından yapılan savunmadan çark edilmesinin Mahkemenin de dikkatinde olacağı düşüncesinde olmalarına rağmen İlk derece mahkemesince bu hukuka aykırı kararın verilmesinin tam bir hukuksuzluk olduğunu, ayrıca 30/11/2021tarihli duruşmada davalı tarafından bahsedilen 07/04/2016 tarihli faturanın düzenlenmesi sözleşmenin 4. ve 5. maddesi gereği haksız olduğu gibi, düzenleme tarihi ve ayıplı ifanın teslimi dikkate alındığında takas mahsuba konu edilecek ve davalı tarafça talep edilebilecek bir alacak da bulunmadığını, ayrıca 5 yıllık zamanaşımı sebebiyle de davalı tarafça talep edilen takas mahsup talebinin reddedilmesi gerektiğini;Ayrıca verilen karar sebebiyle müvekkili aleyhinde tesis edilen vekalet ücreti kısmının da hukuka aykırı olduğunu ve müvekkili nezdinde mağduriyet yarattığını, bu sebeple müvekkili aleyhinde tesis edilen vekalet ücreti kararının kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2022 tarihli, 2016/821 E., 2022/189 K. numaralı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesi'nce; davanın çözümü bakımından dosyaya toplanan delillere, maddi duruma ve hukuka uygun olmayan bilirkişi raporları esas alınarak, usul ve esas bakımından dosya kapsamına ve hukuka aykırı şekilde karar verildiğini;İlk derece Mahkemesi'nce, davacı yanın davasına dayanak yaptığı \"... Yapım Sözleşmesi'nin\" taraflar arasında geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşme ve davacı yanın cezai şart talebinin de bu sözleşmeye uygun olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğunu, İlk derece Mahkemesi kararında bu konuda; \"davalı tarafça fiilen edimin ifa edildiği, ayıp bildiriminden sonra bu iddianın ileri sürüldüğü, ayrıca davalı tarafından teminat mektubu verildiği, bu nedenle davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmediği\"nin belirtildiğini, bu kabul ve gerekçenin dosya kapsamına ve hukuka uygun olmadığını;Davalı müvekkilinin davanın başından bu yana savunduğu üzere; davacı ile davalı müvekkili şirket arasında koşulları karşılıklı müzakere edilerek belirlenmiş olan, davalı müvekkilinin yetkili temsilcisi tarafından imzalanmış olan veya müvekkili tarafından sonradan icazet verilmiş olan \"...Yapım Sözleşmesi\" veya başkaca bir yazılı sözleşme olmadığını, davalı müvekkillini temsil ve ilzama yetkili kişilerin, müvekkili şirketin ortaklar kurulu kararıyla belirlenmiş, ticaret siciline tescil edilmiş ve 30.07.2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde de ilan edilmiş olduğunu, buna göre; davalı müvekkili şirketi karar tarihinden itibaren 15 yıl süreyle temsil ve ilzam yetkisinin ...'e ait olduğunu, davacı yanın dosyaya sunduğu sözleşmenin sözleşme tarihi itibariyle müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili ... tarafından tanzim ve imza edilmediğini, müvekkili şirket açısından bağlayıcı olmadığını;Davalı müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında, 3. kişilerce müvekkili adına yapılmış bir sözleşme var ise; davalı müvekkilinin böyle bir sözleşmenin varlığını ve kapsamını bilerek, hiçbir şekilde böyle bir sözleşmeye yazılı onay ve icazet vermediğini, 6098 Sayılı T.B.K.'nın yetkisiz temsili düzenleyen 46. maddesi uyarınca bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlemin ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlayacağını, davalı müvekkilinin, davacı ile dava dışı kişi arasında yapılmış bir sözleşmenin olup olmadığını, var ise bu sözleşmenin koşullarını bilmediğini, bu şekilde bir sözleşmenin varlığını ve koşullarını bilerek hareket etmediğini, hiçbir aşamada kendi adına yapılmış görünen herhangi bir yazılı sözleşmeye onay ve icazet vermediğini, davalı müvekkili şirketin yalnızca, davacı ile dava dışı 3. kişi arasındaki hukuki ilişkide, dava dışı 3. kişinin kendisinden talep ettiği maddi edimleri yerine getirdiğini, bu maddi edimler dışında; müvekkilinin bilerek ve isteyerek üstelendiği, kabul ettiği veya sonradan onay verdiği hiçbir edim ve yükümlülük olmadığını, dava öncesinde davacının 21.03.2016 tarihli ihtarnamesine cevaben gönderdiği Büyükçekmece 2. Noterliği'nin 29.03.2016 tarihli ... sayılı ihtarnamesinde bu hususu davacıya bildirdiğini; Davacının ... Yapım Sözleşmesi'nde sözleşmenin eki olduğu bildirilen satıcıya ait imza sirkülerine göre ve herkese açık ticaret sicil kayıt kayıtlarına göre satıcı konumunda görünen davalı müvekkili şirketi kimin temsile yetkili olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, davacının gerek sözleşme ekinde bulunan imza sirkülerine göre, gerekse ticaret sicil kayıtlarına göre, müvekkili şirketi temsile yetkili kişiyi aramak ve onunla sözleşme yapmak zorunda olduğunu ancak davacının müvekkili şirketi temsil yetkisine sahip kişiyi araştırıp o kişiyle sözleşme yapmadığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını;Taraflar arasında akdi bir ilişkinin olup olmaması ile akdi  ilişkinin yazılı sözleşmeye bağlanıp bağlanmamasının ayrı konular olduğunu, dava konusu olayda, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, davaya dayanak yapılan türdeki eser sözleşmelerinin, yazılı şekil şartına tabi olmadığını, sözleşmenin yazılı olmasının geçerlilik şartı olmadığı hukuki ilişkilerde, ortada yazılı bir sözleşme olmasa bile tarafların kendi aralarında çeşitli edimler öngörebileceği ve  bu edimleri gerçekleştirebileceğini, kaldı ki; davalı müvekkilinin dört baskı kasedi makinesi imal edip davacıya teslim etme konusunda bir edim üstlendiğini ve taraflar arasında bununla sınırlı olmak üzere ticari bir ilişki kurulmuş olduğunu inkar etmediğini, davalı müvekkilinin bazı maddi edimleri üstlenmesi ve yerine getirmesinin, imzalamadığı ve onay vermediği sözleşmedeki diğer edimleri (cezai şart vb.) üstlendiği sonucunu doğurmayacağını, teminat mektubu verilmesinin, davalı müvekkilinin imzasını taşımayan sözleşmeyi müvekkili bakımından geçerli hale getirmeyeceğini;Delil listesinde \"davacının davaya dayanak yaptığı ...Yapım Sözleşmesi'nin müvekkili şirketi temsile yetkili olan kişiler tarafından imzalanıp imzalanmadığının tespiti amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması\"nın talep edildiğini ancak İlk derece Mahkemesi'nce bu talebin dikkate alınmadığını, kararın bu yönüyle eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olup olmadığı dahi araştırılmamış olduğu halde, ilk derece mahkemesince davalı müvekkili bakımından bu sözleşmenin geçerli ve bağlayıcı olduğu kabul edilerek, özellikle sözleşmede belirlenen şekilde davacı lehine cezai şart alacağı hesaplanması ve alacağa hükmedilmesinin dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu;İlk Derece Mahkemesi kararında;\"Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. maddesine göre; ''1 Temmuz 2014 tarihinde kasetleri hazır baskı yapar halde teslim edemez ise satıcı, alıcıya kasetleri teslim edemediği her gün için günlük 500 € ceza ödeyecektir''düzenlemesi bulunduğu, davacıya ilk teslimatın 02.02.2016 tarihinde yapıldığı, davalının taahhüt ettiği edimini süresinde ve eksiksiz (çalışır vaziyette) teslim edemediği, T.B.K. 179 vd. maddelerinde düzenlenen ceza koşulunun  ... geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir yerde, belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda borçlunun ödemesi gereken, alacaklıya ispat yükü olmadan zararını alabilme imkanını sağlayan feri nitelikte götürü bir edim olduğu, sözleşme gereğince 23.500 € cezai şart  bedelinin istenebileceği\"nin belirtildiğini, bu kabul ve gerekçenin, dosya kapsamına ve hukuka uygun olmadığını;İlk derece Mahkemesi'nce, davacının taleplerinin yalnızca sözleşmenin 2, 4 ve 5. maddeleri çerçevesinde incelendiğini, sözleşmenin 8. maddesinin ise incelenmediğini ve hiç dikkate alınmadığını, davanın doğru şekilde çözümü için, sözleşmenin özellikle 5. ve 8. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmenin 5. maddesinde \"alıcının kendisine teslim edilen malzemeye bedelsiz el koyma hakkı\"nın düzenlendiğini, 8. maddesinde ise \"teslim edilen malzemeye bedelsiz el koymak yerine, bedeli satıcıdan kesilmek suretiyle eksik ve kusurlu işlerin 3. kişilere yaptırılması hakkı\"nın düzenlendiğini, bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde; davacının \"ürüne bedelsiz el koyma hakkı\" ile \"eksik - ayıplı işlerin giderilmesi\" hakkının birbiriyle çeliştiği, bu nedenle bu iki hakkın birlikte kullanılmasının mümkün olmadığının anlaşıldığını;Sözleşmenin \"Teslim süresi\" başlıklı 5. maddesini; “Sözleşmenin karşılıklı imzalanmasını müteakip satıcı işe derhal başlayacak ve en geç 15.12.2015 tarihine kadar eksiksiz ve baskıya hazır şekilde kasetleri alıcıya teslim edecektir. Teslim edemez ise satıcı alıcıya kasetleri teslim edemediği her gün için günlük 500 Euro ceza ödeyecektir. Gecikme süresi 15 günü geçtiği takdirde alıcı eğer isterse, herhangi bir ihtar, ihbar ve bildirimde bulunmadan tüm teminatlara el koyabilir, siparişini iptal edebilir, yapılmış ise ve teslim edilen malzemeye herhangi bir bedel  ödemeksizin el koyabilir. Satıcı bu hususu aynen kabul ve taahhüt etmektedir\" şeklinde düzenlendiğini;Sözleşmenin 5. maddesine göre; davacının (alıcının) malzemeye bedelsiz el koyma hakkının kendisine teslim edilen malzeme ile sınırlı olduğunu,  sözleşmenin \"Satıcının genel sorumlulukları ve yükümlülükleri\" başlıklı 8. maddesinin beşinci bendinin; “Satıcı tarafından sözleşme şartlarına veya projeye göre uygun bulunmayarak kabul edilemeyen kısım veya sistemlerin düzeltilmesinin SATICI'ya yazılı olarak bildirilmesinden sonra eksik veya kusurlu iş en fazla 3 iş günü içerisinde düzeltilmez ise ALICI başkaca hiçbir ihtara ve hükme gerek olmaksızın işi bedeli SATICI'dan kesilmek kaydıyla SATICI'nın nam ve hesabına dilediği kişi ve firmaya dilediğe bedelle yaptırır. İlgili tüm masrafları satıcı ödeyecektir\" şeklinde düzenlendiğini, yine; sözleşmenin 8. maddesinin \"Diğer hususlar\" başlıklı bölümünde düzenlenen 8.7. bendinde de, açıklanan bu hükmün aynen yer aldığını;Sözleşmenin 8. maddesinde aynı cümlelerle ayrı ayrı iki defa düzenlenen bu hükme göre; davacının (alıcı) malzemeye bedelsiz el koymak yerine, işin sözleşmeye uygun olmayan ve kabul etmediği kısımlarını, yani eksik veya kusurlu işleri, bedeli satıcıdan kesilmek kaydıyla dilediği kişi ve firmaya yaptırabileceğini, sözleşmenin 5. maddesinde \"alıcının kendisine teslim edilen malzemeye bedelsiz el koyma hakkı\"nın, 8. maddesinde ise \"teslim edilen malzemeye bedelsiz el koymak yerine, bedeli satıcıdan kesilmek suretiyle eksik ve kusurlu işlerin 3. kişilere yaptırılması\"nın düzenlendiğini, sözleşmede her iki maddenin ayrı ayrı düzenlenmiş olmasından çıkan sonuca göre; \"davacının (alıcının) teslim edilen malzemelere bedelsiz el koyma hakkı\" ile \"bedeli satıcıdan kesilmek suretiyle eksik - ayıplı işin 3. kişiye yaptırılması hakkının\" birlikte kullanılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle; sözleşmenin tüm hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve taraf iradelerinin buna göre belirlenmesi ayrıca, hukukun her alanında ve her zaman uygulanması gereken T.M.K.'nun 2. maddesinin de resen göz önüne alınması gerektiğini;Gerek İlk derece mahkemesi kararında, gerekse karara esas alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında; davacının davada dayandığı sözleşmenin cezai şart düzenlemesine ilişkin hükümleri kapsamında, \"cezai şartın niteliği, cezai şartın 'ifaya eklenen cezai şart mı' yoksa \"ifa yerine geçen cezai şart mı\" olduğu, davacının kullandığı seçimlik haklar çerçevesinde davacının ayrıca cezai şart talep edip edemeyeceği\" hususlarının incelenmediğini, 6098 sayılı TBK'nın 179. maddesinde, \"ifaya eklenen cezai şart\" ve \"ifa yerine geçen cezai şart\" olmak üzere iki farklı cezai şart türünün düzenlendiğini, davacının dayandığı sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen cezai şartın, ifa yerine geçen cezai şart olduğunu, davacının seçimlik hakkını aynen ifa yönünde kullandığını, bu tercihinden dönerek ifa yerine geçen cezai şarı talep edemeyeceğini, davacının \"aynen ifa\" talebi ile birlikte ayrıca cezai şart da talep edemeyeceğini, hem cezai şart talep hakkını, hem de seçimlik nitelikteki diğer haklarını birlikte ve aynı anda kullanmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin 5. maddesinin1. fıkrasında öncelikle teslimde gecikme olması koşuluna bağlı olarak, cezai şart talep etme hakkının düzenlendiğini, 5. maddesinin 2 fıkrasında ise; \"gecikme süresinin 15 günü geçmesi halinde alıcı eğer isterse\" şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle alıcıya, \"tüm teminatlara el koyma, siparişini iptal etme, yapılmış işe ve teslim edilen malzemeye herhangi bir bedel ödemeksizin el koyma\" gibi seçimlik haklar tanındığını, hem sözleşmenin cezai şarta ilişkin 5. maddesinin seçenekli olarak düzenlendiğini, hem de maddede cezai şart talep hakkı ile aynı anda kullanılması çelişkili ve mantığa aykırı sonuçlar doğuran seçimlik haklar bulunduğunu,  cezai şarta ilişkin maddenin içeriğine göre; davacının hem teslimde gecikme nedeniyle cezai şart talep edebilmesi, hem de teslimde gecikme halinde siparişi iptal ederek gecikmeye mahkum edebileceği bir siparişten dolayı belirsiz bir süreyle cezai şart talep edebilmesnin çelişkili, mantığa ve hukuka aykırı olduğunu;Davacının dava öncesinde, müvekkili tarafından kendisine teslim edilen makinelerde ayıp - eksik olduğunu beyan ve iddia ederek, ayıp ve eksikliklerin tamamlanması için makineleri 4 ayrı seferde müvekkiline iade etmiş ve sonra tekrar teslim almış olduğunu, müvekkiline gönderdiği Kartal 21. Noterliği'nin 21.03.2016 tarihli ihtarnamesi ile de aynen ifayı talep ettiğini, davada ise; müvekkili tarafından teslim edilen makinelerde ayıp - eksik olduğunu, eksiklikleri ... Makine - ...’e tamamlattığını, bu nedenle 12.000 TL tamir bedeli ödediğini beyan ve iddia ederek, 3. kişiye ödediği 12.000 TL tamir bedelinin tahsilini talep ettiğini, bu fiil ve işlemleri ile, davalı müvekkilinden satın almış olduğu makineleri kabul ettiği yönünde tasarruf hakkını kullandığını, bu şekilde, sözleşme kapsamında aynen ifa yönünde seçimlik hakkını kullandığını, TBK madde 125'e göre; alacaklının seçimlik hakkını \"aynen ifadan\" yana kullanması halinde, sözleşmeden doğan kendi borçlarının aynen devam edeceğini, alacaklının sözleşmeden doğan kendi borçlarının sona ermesi için, \"sözleşmeden dönme hakkını\" kullanması gerektiğini;Davacının dava öncesinde müvekkiline gönderdiği Kartal ... Noterliği'nin 21.03.2016 tarihli, ... sayılı ihtarnamesinde, sözleşmeye uygun ifada bulunulmasını talep etmiş, işlemiş cezai şart tutarını talep ile her türlü zarar, ziyan ve tazmin talepleri rücu hakları saklı kalmak kaydıyla yasal işlem uygulanacağını belirtmiş olduğunu, davacının, kendi iddiaları çerçevesinde seçimlik hakkını ne yönde kullandığını ve iradesinin ne yönde olduğunu, ilk önce 21.03.2016 tarihli bu ihtarnamede açıkladığını;Davacının cezai şart talep etme hakkı olup olmadığının tespiti bakımından sözleşmedeki seçimlik haklarından özellikle makinelere bedelsiz el koyma hakkını kullanıp kullanmadığının da incelenmesi gerektiğini, ancak kararda bu hususa hiç değinilmemiş, bu yöndeki savunmalarının dikkate alınmamış olduğunu, hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda ise; \"davacının satın almış olduğu makinaların kullanımı yönünde tasarruf hakkını kullandığı, bu nedenle makinelerin bedelini ödeme yükümlüğü altına girdiği, davacının hem makinelere bedelsiz el koyma hakkını, hem de makinelerin 3. kişiye yaptırılan onarım bedelini talep etme hakkını birlikte kullanmasının mümkün olmadığı\"nın ortaya konulduğunu, davacının davada dayandığı sözleşmede düzenlenen cezai şartın, \"ifa yerine geçen cezai şart\" niteliğinde olması, davacının \"aynen ifayı\" tercih etmiş olması, davacının \"aynen ifa\" yönünde kullandığı seçimlik hakkından dönerek \"ifa yerine geçen cezai şart\" talep edemeyecek olması, ayrıca davacının \"aynen ifa\" talebi ile birlikte cezai şart talep edemeyecek olması nedenleriyle, davacının cezai şart talebinin reddi gerektiğini,İlk Derece Mahkemesi'nin aksi yöndeki kabulü ve kararı dosya kapsamına ve hukuka aykırı olup kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini;Ayıbın varlığını ve mahiyetini ispat yükü, ayrıca ayıp ihbarını süresinde yapma yükümlülüğünün davacıda olduğunu, davacının ayıbın varlığını ve özellikle mahiyetini açıkça ortaya koymaya ve ispata elverişli delil sunmadığını, taraflar arasındaki dava konusu hukuki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu,davacı makineleri müvekkiline iade etmiş olmakla birlikte, ürünlerde var olduğunu iddia ettiği ayıbın mahiyeti konusunda TBK'nın 474 ve 477. maddelerine uygun şekilde hiçbir somut bildirimde bulunmadığını, ürünlerde ne tür bir ayıp - eksik olduğunun belirsiz olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nce bu konuda yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporlarında da; \"ürünlerde kusur veya ayıp olup olmadığının teknik olarak anlaşılamadığı, makineler üzerinde ayıbın varlığının incelenme ve tespit imkanının bulunmadığı\"nın belirtildiğini, malların ayıplı olup olmadığı, var ise ayıbın mahiyeti konusunda bilirkişi raporlarında yapılmış kesin bir tespit olmadığını, buna rağmen, ayıp iddiasının doğru kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca, davacının iddia ettiği zararın miktarı konusunda somut bir tespit yapılmaksızın, sadece dava dışı 3. kişinin düzenlendiği faturalardaki miktarlar üzerinden zarar miktarı tespiti yapılarak hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu;Makinelerdeki ayıbın varlığı ve mahiyeti konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu ve bu çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, yargılama sırasında; dava konusu makineler üzerinde keşif yoluyla yapılan inceleme sonucu düzenlenen 12.03.2018 tarihli bilirkişi  raporunda, makinelerin mevcut durumuna göre makinelerde ayıp olup olmadığı, var ise ayıbın mahiyeti ve kapsamı, yine ayıp var ise bu ayıpların giderilmesi için gereken maliyetin davacı yanın talep ettiği şekilde 12.000 TL olup olamayacağı konusunda hiçbir somut tespit yapılamadığını, yalnızca davacının makinelerin 3-4 kez iade edildiğine ve dava dışı 3. kişiye tamir ettirildiğine dair iddialarından çıkarılan varsayıma dayalı sonuca göre, davacı yanın 12.000 TL tutarında tamir bedelini talep hakkının bulunduğunun kabul edildiğini, 21.04.2020 tarihi bilirkişi kurulu raporunda ise, 12.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelere atıf yapılarak, dava konusu malların ayıplı olduğu sonucuna varıldığını ve dava dilekçesinde onarım bedeli olarak talep edilen 12.000 TL'nin ödeme belgelerinin sunulması halinde talep edilebileceğinin belirtildiğini, bu şekilde malların ayıplı olup olmadığı konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki ve bu çelişkiler giderilmeden, ayıp iddiasının doğru kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu;Davacı dava dilekçesinde, bu zararını 12.000 TL ile sınırlamış olmasına rağmen, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak bundan daha fazla tutarda 14.160 TL üzerinden ıslah yapılması ve bu talebin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddiası ve talebi ile bağlı olduğunu, ıslah yoluyla dahi bu iddiasını genişletemeyeceğini;İlk derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında; \"Davacının 23.500 Euro olan cezai şarta karşılık alacağı 181.116,85 TL ve 14.160,00 TL tamir gideri olmak üzere toplam 195.276,85 TL doğmuş alacağından, davalının mahsup talebi nazara alınarak 21.004 Euro karşılığı 161.879,93 TL'nin mahsubu sonunda kalan 33.396,92 TL'nin ıslah tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verildiğini, karardan, davacının cezai şart alacağı olarak talep ettiği toplam 23.500,00 Euro'nun, ıslah tarihindeki (11.06.2020) döviz kuru (efektif alış) üzerinden TL cinsine çevrilmek suretiyle, karşılığı olan 181.016,85 TL ve dava dilekçesindeki 100,00 TL olmak üzere toplam 181.116,85 TL olarak kabul edildiği, bu şekilde cezai şart alacağının ıslah tarihindeki kur karşılığı üzerinden TL olarak hüküm altına alındığının anlaşıldığını, yine karardan, davacının tamir gideri zararı olarak talep ettiği alacağının toplam 14.160 TL olarak kabul edildiği ve hüküm altına alındığının anlaşıldığını, davacının dava dilekçesi ile; şimdilik 100 TL maddi zarar alacağı ile 100 TL cezai şart alacağı olmak üzere, toplam 200 TL alacak ve bu alacaklara, dava tarihinden reeskont faizi işletilmesini talep ettiğini, dava dilekçesinde maddi zarar ve cezai şart alacaklarının; dava konusu makinelerin bakım onarım bedeli olarak 3. kişiye ödendiği iddia edilen maddi zarar karşılığı olarak toplam 12.000 TL, Noter masrafları zararı olarak toplam 384,82 TL ve 15.12.2015 - 18.05.2016 tarihleri arasında günlük 500 Euro olarak işleyecek olan cezai şart alacağı (Toplam 71.000 Euro) şeklinde sıralandığını, davacının 12.06.2020 tarihli dilekçesinde ise; dava dilekçesi ile 100 TL olarak talep etmiş olduğu \"maddi zarar\" talebini 14.444,82 TL daha artırdığını ve toplam 14.544,82 TL maddi zarar talep ettiğini, dava dilekçesi ile 100,00 TL olarak talep etmiş olduğu \"cezai şart alacağının\" miktarını toplam 23.500 Euro olarak ve bu cezai şart tutarını ıslah tarihindeki (11.06.2020) döviz kuru (efektif alış) üzerinden TL cinsine çevirerek 181.016,85 TL daha artırdığını ve toplam 181.116,85 TL cezai şart alacağı talep ettiğini açıkladığını ancak davacının yargılama aşamasında ıslah dilekçesi vermeden önce, dava konusu tüm taleplerine ilişkin harç yatırdığını, bu nedenle davacının 12.06.2020 tarihli dilekçesinin \"Islah dilekçesi\" olarak sonuç doğurmaması gerektiğini, davacının 12.06.2020 tarihli dilekçesinin ancak dava dilekçesindeki taleplerini açıklamak ve somutlaştırmak bakımından hukuki sonuç doğurabileceğini, çünkü davacının 12.06.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava konusu tüm alacak talepleri bakımından mükerrer talepte bulunduğunu, zira dava konusu tüm talepleri bakımından gerekli harçları 04.05.2017 tarihinde yatırmış ve bu şekilde alacak taleplerinin tümünü dava konusu yapmış olduğunu, davacının ıslah dilekçesindeki talepleri ise mükerrer olup, her durumda reddi gerektiğini;İlk derece Mahkemesi'nce 17.04.2017 tarihinde yapılan duruşmada verilen (2) nolu ara karar ile; \"Davacı vekiline, dava dilekçesinde açıkça belirttiği noter gideri, tamir ve cezai şart olarak miktar belirli olmak ile bu konuda eksik harcı tamamlaması için H.M.K. 107. maddesi gereğince iki hafta kesin süre verilmesine\" karar verildiğini, davacının bu ara karar gereğince, dava konusu yaptığı maddi zarar ve cezai şarta ilişkin tüm alacaklarına ilişkin eksik harcı 04.05.2017 tarihinde tamamladığını ve  toplam 4.108,48 TL tamamlama harcı yatırdığını, 04.05.2017 tarihinde yatırdığı 4.108,48 TL harcın toplam 240.579,00 TL tutarında bir alacağa karşılık geldiğini, davacının bu şekilde, dava dilekçesi ile talep ettiği tüm alacaklarını zaten dava konusu yaptığını, 12.06.2020 tarihli ıslah dilekçesinde ise, toplam 195.461,67 TL tutarında ek alacak talep ettiğini, bu talepleri karşılığında ise, 12.06.2020 tarihinde toplam 3.340,00 TL tutarında ıslah harcı yatırdığını, ıslah dilekçesi ile birlikte, davacının toplam talep miktarının 436,240,67 TL olduğunu ancak, ilk derece Mahkemesi'nce gerekçeli kararda bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmamış, olumlu veya olumsuz hiçbir hüküm de kurulmamış olduğunu, kararın bu yönden dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu;Davacının, ıslah dilekçesinde cezai şart alacağını Euro cinsinden belirlemesi ve ıslah tarihindeki kur üzerinden artırarak talepte bulunmasının, dava dilekçesindeki taleplerine aykırı olduğunu, dava dilekçesinde; sözleşmede yabancı para cinsinden belirlenen cezai şart alacağını talep ederken, \"yabancı para olarak değil, ülke parası olarak (şimdilik 100) talep ettiğini, dava dilekçesinde cezai şart alacağının Euro cinsinden aynen veya fiili ödeme günündeki rayiçe göre talep edildiğine dair hiçbir beyan ve talep olmadığını, TBK'nın 99/2. maddesine göre davacının cezai şart alacağına yönelik seçimlik hakkını vade günündeki rayiç üzerinden ve ülke parasıyla ödeme yönünde kullandığının kabulünün gerektiğini, aynı gerekçelerle hesaplanacak ve hükmedilecek cezai şart alacağının, vade tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde yabancı para cinsinden belirlenen cezai şart alacağına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin talep edildiğini, bu nedenle cezai şart alacağının vade tarihinin dava tarihi olarak esas alınması gerektiğini, davacının ıslah dilekçesinde; talep ettiği cezai şart alacağının miktarını 23.500 Euro olarak açıklamış ve sınırlamış olduğunu, bu nedenle, davacının davada talep ettiği cezai şart alacağının 23.500 Euro üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, davacının cezai şart alacağının TL karşılığını, 11.06.2020 tarihinde belirlenen \"... Bankası Efektif Alış Kuru\" (7,7071) üzerinden TL'ye çevirdiğini, davacının bu talebi gereğince yabancı para cinsinden belirlenen cezai şart alacağının TL'ye çevrilmesinde... Bankası efektif alış kurunun dikkate alınması gerektiğini, dava tarihindeki alış kurunun 3.2013 TL olduğunu, buna göre cezai şart alacağının; (23.500,00 x 3.2013 =) 75.230,55 TL üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini;İlk Derece Mahkemesi kararında kabul edildiği üzere, davacının makineleri teslim alması, kullanması, makinelerin tamir giderini talep etmesi, bu şekilde seçimlik hakkını aynen ifa yönünde kullanması nedenleriyle makinelerin toplam bedeli olan 21.004 EURO tutarında müvekkiline borçlu olduğunu, davalı müvekkilinin usule ve maddi olaya uygun takas mahsup talebi kapsamında toplam 21.004 Euro karşılığı 161.879,93 TL alacağından davacının 75.230,55 TL tutarında hesaplanabilecek cezai şart alacağı mahsup edildiğinde, davacının bakiye cezai şart alacağı kalmayacağından, davacının cezai şart alacağı talebinin herhalde reddi gerektiğini;Davacı dava dilekçesinde makine onarımından kaynaklanan maddi zararını 12.000 TL olarak sınırlamış olduğundan, ıslah dilekçesi bu miktardan daha fazla tutarda 14.120 TL üzerinden talepte bulunamayacağını, davalı müvekkilinin usule ve maddi olaya uygun takas mahsup talebi kapsamında, toplam 21.004 Euro karşılığı 161.879,93 TL alacağından davacının 12.000 TL tutarında hesaplanabilecek maddi zarar alacağı mahsup edildiğinde, davacının bakiye maddi zarar alacağı da kalmayacağından, davacının bu alacak talebinin de herhalde reddi gerektiğini;İlk Derece Mahkemesi'nce yargılama giderleri bakımından verilen karar yönünden özetle; \"yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/8248 E. 2021/12487 K. sayılı 21.09.2021 tarihli ilamı nazara alınarak, kök alacak yönünden davacı lehine vekalet ücreti takdir edildiği, mahsuba konu alacak yönünden ise davalı lehine vekalet ücreti takdir edilerek hüküm kurulduğu\"nun belirtildiğini ancak açıklandığı üzere davada davacı lehine hükmedilecek bakiye alacak olmadığından, davacı lehine hükmedilebilecek yargılama gideri de olmadığını, takas - mahsup kapsamında zaten davada davacı lehine hükmedilecek bir alacak kalmamış olmasına rağmen, davacı lehine ayrıca yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu;İlk Derece Mahkemesi'nce, verilen karara dayanak gösterilen Yargıtay 9. H.D.'nin 2021/8248 Esas, 2021/12487 Karar sayılı, 21.09.2021 tarihli ilamında, yargılama giderleri bakımından takasın defi olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacağının belirtildiğini, buna göre; takas mahsup sonucu bakiye alacak kalması halinde, bu bakiye alacak üzerinden yargılama harcına hükmedileceğini, aynı mantıkla; yargılama harcı dışındaki vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerine de, bakiye alacak kalması halinde bu bakiye alacak miktarı üzerinden hesaplanması ve hükmedilmesi gerektiğini, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesi'nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin, ancak kalan 33.396,92 TL alacak miktarı üzerinden hesaplanması ve hükmedilmesi gerektiğini, kaldı ki takas mahsup sonucu davacının bakiye hiçbir alacağı kalmayacağından ve davacının tüm alacak taleplerinin herhalde reddi gerektiğinden, sonuç olarak davacı lehine yargılama giderine de hükmedilmemesi gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi'nin \"davanın kısmen kabulüne\" dair kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ... Sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı olarak üçüncü kişiye ödenen tamir bedeli, noter masrafı ve geç ifadan kaynaklanan cezai şart talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında ...Makinesi ...Yapım Sözleşmesi imzalandığını, davalının 4 adet baskı kasetini 15/12/2015 tarihinde teslim etmesi gerekirken etmediğini, davalıya gönderilen mail ile durumun bildirildiğini ve derhal teslimin talep edildiğini, davalının süresinde teslim etmediği baskı kasetlerinin ayıplı olduğunu ve davalıya iade edildiğini, davalıya gönderilen ihtarname ile aynen ifa ve sözleşmede kararlaştırılan teslimde gecikmeye bağlı cezai şartın talep edildiğini, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ve yeniden gönderilen baskı kasetlerinin de sözleşmeye ve kullanıma uygun olmaması sebebiyle üçüncü kişiye onarım yaptırıldığını beyanla cezai şart alacağı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL ve maddi zarar olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep etmiş, davalı tarafın, davacının sunduğu sözleşmenin yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığını, sözleşmeyi kabul etmediklerini, dava dışı ...'nın talep etmesi üzerine söz konusu baskı kasetlerinin üretilerek davacıya teslim edildiğini, davacının cezai şart ve tazminat taleplerini kabul etmediklerini, davacının ayıp iddiasının haksız olduğunu, davacı tarafından teslim edilen ürün bedelinin ödenmediğini beyan ederek davanın reddini, aksi halde kaset bedeline ilişkin alacaklarının takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosya kapsamından; dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair bir beyanın bulunmadığı, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 200 TL alacak talebinde bulunduğu, dava dilekçesi içeriğinde ise üçüncü kişiye yaptırılan onarım bedelinin 12.000 TL, noter masrafının 384,82 TL olduğu ve 15/12/2015 ila 18/05/2016 tarihleri arasında günlük 500 Euro'dan hesaplanacak cezai şart alacağının bulunduğunun beyan edildiği, Mahkemece 17/04/2017 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile davacı vekiline, dava dilekçesinde belirttiği alacaklarının belirli olduğundan bahisle eksik harcını tamamlamak üzere HMK'nın 107. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 02/05/2017 tarihli dilekçesi ile; davanın belirsiz alacak davası olarak değil, kısmi dava olarak açıldığını beyan ederek ara karardan rücu edilmesini talep ettiği, bu talep hakkında bir karar verilmemesi üzerine aynı gün 4.108,48 TL tamamlama harcının dosyaya yatırıldığı, yatırılan harcın hangi alacak kalemine ilişkin olarak ne miktarda yatırıldığına dair bir beyan dilekçesinin ise dosyaya sunulmadığı, Mahkemece 02/05/2017 tarihli talep ile ilgili olarak 30/10/2020 tarihinde; davacının cezai şart alacağına ilişkin harcını tamamlamış olduğu, cezai şart talebi konusunda dosyada harç eksikliği bulunmadığı, öte yandan tazminat talebi yönünden harcın tamamlanmadığı ve bu talep yönünden davaya kısmi dava olarak devam edildiğinden bahisle ara karardan rücu talebinin reddine karar verildiği, dosyada davacı vekili tarafından 02/05/2017 tarihinde yatırılan tamamlama harcının cezai şart alacağına ilişkin olduğuna dair bir beyan olmadığı, Mahkemece ara karar tarihindeki bu tespitin neye dayanılarak yapıldığı ve davacının cezai şart alacağının tamamının hangi miktar olarak kabul edildiğinin anlaşılamadığı, davacı vekili tarafından dosyaya 16/06/2020 tarihinde ıslah dilekçesi sunulduğu ve bu dilekçe ile maddi tazminat talebinin 100 TL'den 14.544,82 TL'ye, cezai şart alacağının ise 100 TL'den 181.116,85 TL'ye çıkarıldığı, cezai şart alacağı yönünden 23.500 Euro alacağın 11/06/2020 tarihli kura göre 23.500*7,7071=181.116,85 TL olarak hesaplandığının beyan edildiği ve dosyaya 12/06/2020 tarihinde 3.340 TL ıslah harcının yatırıldığı, Mahkemece  neticeten davacı vekilinin ıslah dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerinden, davalının 21.004 Euro alacağının karşılığı olan 161.879,93 TL'nin takas ve mahsubu ile 33.396,92 TL alacağın ıslah tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan tahsiline hükmedildiği, davalı vekilinin dosyada mevcut beyan dilekçelerinde (30/06/2020) gerek kendisinin takas mahsuna konu ettiği 21.004 Euro alacağın, gerekse davacının cezai şart alacağının vadesinin dava tarihi olarak kabul edilmesinin talep edildiği, Mahkemece verilen kararda, davalının alacağının hangi tarihteki hangi kur üzerinden TL'ye çevrildiğinin açıklanmadığı anlaşılmıştır.TBK'nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağın aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.Yeniden somut olaya dönüldüğünde; davacının, sözleşmede günlük 500 Euro olarak belirtilen cezai şarta dayalı alacağını dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100 TL olarak talep ettiği, buna göre alacağın vade tarihindeki Ülke parası ile ödenmesini talep ettiğinin anlaşıldığı, bununla birlikte tamamlama harcı yatırılan alacak kalemleri açıklanmadığından, vadenin hangi tarih olarak belirlendiği, hangi tarihteki hangi kura göre alacağın tespit edildiğinin anlaşılamadığı, Mahkemece, davacı vekiline  02/05/2017 tarihinde harcı yatırılan alacakların açıklattırılması, cezai şart alacağının vadesinin belirlenmesi, buna göre davacı tarafından Euro olarak talep edilebilecek cezai şart alacağının kura ilişkin talepleri de nazara alınmak suretiyle TL'ye çevrilerek denetlenmesi, davalının takas mahsup konusu ettiği alacağının vade tarihindeki (dava tarihi olarak açıklanmış) TL karşılığını talep etmesi karşısında, bu alacağın vade tarihinin tespiti, bu tarihin dava tarihinden önceki bir tarih ve bu tarihteki ... Bankası efektif satış kurunun daha düşük olması halinde bu tarihin, aksi halde ise dava tarihindeki efektif satış kurunun esas alınması ile TL karşılığının belirlenmesi, yine davacının tamamlama harcını yatırdığı tarihteki alacak kalemlerine göre ıslahı mümkün olan bir alacak kaleminin bulunup bulunmadığı ve buna göre ıslah dilekçesinin dikkate alınıp alınmayacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ıslah dilekçesindeki talepler nazara alınarak ve davalının takas edilen alacağının hangi tarihteki, hangi kura göre TL'ye çevrildiği açıklanmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmış, bu minvalde davalı vekilinin bu kısma yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmekle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca açıklanan sebeplerle kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalı vekilinin sair istinaf sebepleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2022 Tarihli, 2016/821 Esas ve 2022/189 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Davacının istinaf başvurusu ile davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b48eb0bd55dcbe02","SID":"913f9af96e11c049"}}