{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/651 <br>KARAR NO: 2025/450<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/12/2021<br>NUMARASI: 2020/411 Esas - 2021/923 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)<br>Birleşen İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/513 Esas Sayılı Dosya;<br>DAVA: Çek İstirdatı<br>Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın asıl davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>ASIL DAVA : Davacı vekili, müvekkili ...'in dava dışı (birleşen dava davacısı) ...'nin babası olduğunu, ticari ilişki sebebiyle müvekkilinin oğlu ....i'ye verdiği 15.000-TL bedelli çekin ciro edilmeden kaybolduğunu, çeke ilişkin şikayetin 29/04/2019 tarihinde Emniyete yapıldığını, Hilvan CBS'nin 2019/529 sayılı soruşturmanın devam ettiğini, aynı tarihte İstanbul 2. ATM'de 2019/242 esas sayılı dosyayla kıymetli evrakın iptali davasının ikame edildiğini, TTSG'de 3 kez ilan yapıldığını, müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından haricen haberdar olduğunu, ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ve oğlunun davalıları tanımadığını, aralarında borç ilişkisi bulunmadığını, ciro zincirinde ilk ciranta olan ...'in ticari defterlerinin tetkikinin gerektiğini belirterek, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili, müvekkili tarafından 15.000-TL bedelli hamiline çekin tahsili için davacı ve diğer davalılara karşı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, davacının beyanlarında çelişki olduğunu, müvekkili ile diğer davalı ... arasında ticari ilişki bulunduğunu, çekin Tahir'den ciroyla alındığını, bu nedenle müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil sıfatını taşıdığını aksinin davacı tarafından ispatının gerektiğini, ödeme yasağı talebinin diğer dosyada reddedildiğini belirterek, davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA: Davalı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu 30/10/2019 keşide tarihli 15.000-TL tutarlı çekin kaybolduğunu/çalındığını, İstanbul 2. ATM'nin 2019/242 esas sayılı kıymetli evrak iptali istemli davada, çeki elinde bulundurduğunu beyan eden davalı ...'a çek istirdat davası açılması için 09/10/2020 tarihli duruşmada müvekkiline iki hafta süre verildiğini, davalının çeki takibe koyduğunu ve İstanbul 5. ATM'nin 2020/411 esas nolu dosyasında menfi tespit davası açıldığını ileri sürerek, çekin istirdadını, aksi halde çek meblağının çekin ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili, asıl davadaki cevaplarını tekrar ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden, çekin keşidecisi ...'den davalı cirantaların eline ne şekilde geçtiği,  taraflar arasında ticari ilişkinin olup olmadığı hususların tespitinin mümkün olmadığı, çekin yasal şekil şartlarını taşıdığı, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, çekin davacıların rızası dışında ellerinden çıktığı ve davalılar ile aralarında ticari ilişkinin mevcut olmadığı iddiasının ve davalıların dava konusu çeki iktisapta kötü niyetli olduklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesindeki iddialarını yineleyerek ... dosyasında savcılığın kayıp eşyayı bulmak gibi bir görevi olmadığından, TCK 160/1 kapsamında bir şüpheli tespit edilemediğinden bahisle takipsizlik kararı verildiğini, hırsızlık suçundan işlem yapılmadığını; müvekkillerinin davalılarla ticari ilişkisinin bulunmadığını; davalı ...'ın senet üzerinde düzgün ciro silsilesi ile yetkili hamil olarak görünmesinin borcun olduğunu kanıtlamadığını; davalı ... Elektronik'in BA-BS kayıtlarının getirtilmediğini, ticari defterlerini ibraz etmediğini; davalı ...'e karşı temel ilişkinin bulunmadığı yönündeki şahsi defi ileri sürülmekte olduğundan bu yöndeki iddianın kambiyo hukukuna dayalı olarak incelenmemesi ve menfi tespit davasında davalının alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Asıl dava,  İİK'nın 72 maddesine dayanılarak açılmış icra takibine konu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti; birleşen dava, TTK'nın 792. maddesine dayanılarak açılmış çekin istirdadı istemine ilişkindir.  TTK’nın 792. maddesine göre, \"Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı,  ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' TTK'nın 790. maddesinde ise, \"cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır\" hükmü düzenlenmiştir. Çek istirdatı davalarında davacının, çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır. Somut olaya konu ... Bank A.Ş Siirt Şubesi'nin ... nolu 30/10/2021 keşide tarihli 15.000-TL bedelli hamiline yazılı çekin, keşidecinin asıl dava davacısı ... olduğu, ilk cironun asıl dava davalısı  ... Ltd. Şti.'nin, ondan asıl davda diğer davalı ...'e, ondan dava dışı ..., ondan asıl davada davalısı ...'a  ciro edildiği, çekin 04/11/2019 tarihinde ibraz edildiği banka tarafından karşılıksızdır şerhinin düşüldüğü görülmüştür. Davalı ..., çekte kendisinden önce gelen cirantalar davalı ...'e, ... Ltd. Şti.'ye ve asıl davada davacı-keşideci ...'e karşı çeke dayalı olarak davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatmıştır. Davacının dava dilekçesinde belirttiği ...'nin 2019/529 sayılı soruşturma dosyasında davacı ...'in hırsızlık suçundan meçhul kişi hakkındaki 29/04/2019 tarihli şikayeti üzerine yapılmış soruşturma sonucunda 29/05/2019 tarihinde, şikayetçinin çantasını kaybettiği, çanta içinde bulunduğunu belirttiği 2 adet çekin tedavüle konulmadığı, kamera görüntülerinde suç şüphesini gerektirecek bir delile ulaşılamadığı, savcılığın kayıp eşyaları bulmak gibi bir görevinin olmadığı, TCK 160 kapsamındaki kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu bakımından müştekiye ait eşyaları uhdesinde tutan her hangi bir şahsın tespit edilemediği ve soruşturmayı gerektirecek delile de ulaşılamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği; kararın müştekiye tebliğ edildiği ve karara karşı itiraz da edilmediği görülmüştür. Buna göre eldeki davada, davacının, davalının çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Davalı ... çeki ticari ilişki kapsamında aldığını savunmuştur. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamakta olup, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır. Dava konusu çekin ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmamaktadır. Bu durumda davalıların çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu ve çekten dolayı borçlu olunmadığı kanıtlanamamış olmakla mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan birleşen dava davacısı ...'in  asıl davada davacı olmamasına rağmen karar başlığında davacı olarak gösterilmesi doğru değil ise de, bu husus mahkemesince her zaman düzetilebileceğinden kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken toplam 1.230,80-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 161,4‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 1.069,4‬0-TL harcın asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"12005dc58faad624","SID":"775babca8d671261"}}