{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/2578 <br>KARAR NO:2025/1344<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/12/2022<br>NUMARASI:2013/316 Esas - 2022/916 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Otel odası tahsis sözleşmesine istinaden ... AŞ namına, dava konusu çekler tanzim edilerek, sözleşme koşullarında yapılacak konaklama bedelinden alacak doğdukça  tahsili amacıyla teslim edildiğini, ancak ... firmasının kiracı sıfatıyla işletmiş olduğu oteli tek bir satış dahi yapmadan terk ve tahliye ettiğini, dolayısıyla sözleşme koşullarını ve müvekkil şirkete taahhüt ettiği edim ve ifa borçlarını yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini,...'ya ihtarname keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğini, ödenen nakit bedeller ile dava  konusunu oluşturan çeklerin işlemsiz olarak kendilerine iadelerinin talep edildiğini, ihtara icabet edilmediğinden firma hakkında menfi tespit ve çek iptali ve alacak davası açıldığını, mahkemenin ihtiyati tedbir talebine uyarak 16/07/2023 tarihinde ödeme yasağı kararı verdiğini ve durumun ilgili bankaya bildirdiğini, çeklerin nama yazılı olarak tanzim edilmiş olmalarının TBK 188/1 maddesine tabi olmalarını sağladığını, ilgili maddeye göre çek borçlusu konumundaki müvekkilinin alacağının alacağın temliki yolu ile devir ve temlik edene karşı sahip olduğu savunmaları, çekleri devir  alana karşı da ileri sürebilmesi imkanını sağladığını, ...'nın elindeki dava konusu nama yazılı çekleri vadeleri geldikçe bankaya ibraz ettiğini, ibraz  edilen çeklerin hesapta karşılığı olduğu halde tedbir kararı sebebiyle ödenmediğini, çeklerin arkasına ihtiyati tedbir kararı derç edilerek işlem yapılamadığının yazıldığını,  çeklerin bankaya ibrazı ile son hamilin kim olduğu öğrenilerek İstanbul 37. ATM'nin 2013/243 esas sayılı dosyasından menfi tespit ve çek iptali- istirdat davası açıldığını, davalı faktoring firmasının ilk çek ile birlikte önce ihtiyati tedbir kararının kaldırılması için kararı veren Anadolu 20 ATM'nin 2013/55 esas sayılı dosyasına dilekçe verdiğini, aynı zamanda elindeki çek hakkında İstanbul 35. ATM'nin 2013/412 sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı talep ettiğini,  mahkemenin muhtemelen vaki ihtiyati tedbir kararının iş yoğuluğu sebebiyle araştırmadan hatalı bir şekilde ihtiyati haciz kararı verdiğini, davalının kararı icraya  koyarak müvekkilinden icra yolu ile çeklerin masraf ve vekaleti ile birlikte tahsil ettiğini, davalı faktoring firmasının ...'dan teslim aldığı çekleri araya başka cirolar  koyarak hukukun önünde iyi niyetli 3. Kişi olmaya çalıştığını, davalının müvekkili ile ... arasında ticari faaliyet olmadığını bildiğinden ... ile ... arasındaki fatura ilişkisini faktör etmeyi hukuken kendisini garantiye almak için özelikle yarattığını, zira davalı faktoring firmasının ... ile ...'ın  ortaklık yapısını incelemeyecek kadar basiretsiz olamayacağını, şirketler arasında organik bağ olduğunu, davalı faktoring şirketinin müvekkili şirketten varsa doğmuş bir alacağının tahsil edebilecek durumda olduğunu,  ancak müvekkilinin itibarını zedelemek için  haciz işlemi yaptığını, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında tüm dosya borcunu  yatırmak durumunda kaldığını,  davalı şirketin ikinci çeki de tüm menfi tespit davalarından haberdar olmasına karşılık  aynı yolla tahsil ettiğini,  müvekkilinin ciddi anlamda maddi ve manevi  zarara uğradığını,  müvekkilinin ödediği bedellerin istirdadı için takiplerden önce açılmış menfi tespit ve çek iptali davası  bulunduğundan ve vaki ödemeler ile bu davaların  istirdat  davasına dönüştüğünden  ödenmiş bulunan bedellerin bu davada istirdadı , derdesti rüyet olmaması  bakımından talep edilmediği, davanın konusunun haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebi olduğunu, davalının haksız takipleri sebebiyle ödemiş olduğu tüm bedellerin faizleri ile birlikte istirdatına ilişkin haklarının saklı olduğunu, İİK 259/1 maddesi gereğince alacaklının koydurmuş olduğu haciz kararlarının haksız olması sebebiyle borçlu ve üçüncü kişinin iş bu ihtiyati haciz sebebiyle uğrayacakları tüm zararlardan  sorumlu  tutulması gerektiğini,  fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 27.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 37.000 TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davacı ile dava dışı 3. Kişi arasıda görülen bir dava sebebi ile verilen ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirkete uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davaya konu çekleri usulüne uygun olrak temlik aldığını, dava konusu  çekler için Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alındığını, mahkeme kararının uygulanmış olmasının hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırdığını, davacı tarafça 35 ATM 'ce verilen  ihtiyati haciz kararının iptali için itiraz edildiğini  ancak itirazın reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, hukuka aykırılık şartlarının oluşmadığını,  davacı tarafından  iddialarının gerçek dışı  olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, huzurdaki dava ile sebepsiz zenginleşmeyi amaçladığını, davacı tarafından dava konusu çekler için dava dışı ... firmasına protokol yapıldığını, dava dışı ...'nın keşideci ve ... giyim firmasının kefil olduğu bonolar alındığını, böylece borcun tasfiye olduğunu ve davacı tarafça söz konusu bonoların ..., ... ve ... sayılı dosyalarından icra takibine konu edildiğini, kaldı ki davacı taraf  ticari defterleri incelendiğinde sözü edilen  bonoların  alınma sebebi ile dava dışı  ... firmasının borçlu olmadığının açıkça anlaşılacağını, alınan bonolar ile borcun tasfiye edildiğini,  kısaca davacı tarafın maddi olarak bir kaybının olmadığını ve manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İlk Derece Mahkemesince; \"... İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinde;Davacı tarafından, dava dışı ... ...Şirketine karşı, İstanbul Anadolu 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas sayılı dosyası ile, dosyamızda dava konusu olan 2 adet çeke ilişkin, ihtiyati tedbir talepli menfi tespit, çeklerin iptali ve istirdat talepli dava açıldığı, dava konusu çeklere 24.07.2013 tarihinde ödeme yasağı tedbiri kararı verildiği, tedbir kararının uygulandığı;Davacı tarafından, dosyamız davalısı ... AŞ. Ve dava dışı ......Şirketi ile ... Bank AŞ.'ye karşı,  İstanbul 37. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/243 Esas sayılı dosyası ile, dosyamızda dava konusu olan 2 adet çeke ilişkin, ihtiyati tedbir talepli menfi tespit, çeklerin iptali ve istirdat talepli dava açıldığı, bu dava dosyasının İstanbul Anadolu 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği;İstanbul Anadolu 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas sayılı dosyası ile asıl ve birleşen dosya yönünden yapılan yargılamaya ilerleyen aşamalarda İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/860 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunduğu, karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince bozulması üzerine, 2016/419 Esas sayılı esasına kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu ve yapılan yargılama sonunda  İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/419 Esas, 2020/844 Karar sayılı 15.12.2020 tarihli kararı ile;A)Asıl  dosya yönünden;1-Davacının menfi tespit davasının KABULÜ ile, davaya konu ... Bankası A.Ş ...şubesine ait 29/08/2013 keşide tarihli ... çek numaralı, 90.000,00 TL bedelli, ... Bankası A.Ş ...şubesine ait 28/09/2013 keşide tarihli, ... çek numaralı, 90.000,00 TL bedelli 2 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile çek bedeli olarak ödenen 234.723,14 TL'nin 112.300,00 TL tutarındaki kısmına 23/09/2013 tarihinden itibaren, 5.304,90 TL kısmına 08/10/2013 tarihinden itibaren, 117.118,24 TL tutarındaki kısmına 11/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,2-Davacının kötü niyet tazminatının kabulü ile 2 adet çek toplam bedeli olan 180.000,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 36.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının alacak davasının kabulü ile 201.832,47 TL'nin 78.485,47 TL tutarındaki kısmına 17/07/2013 tarihinden itibaren, 123.347,00 TL tutarındaki kısmına 24/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, B) Birleşen İstanbul 37. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/243 esas sayılı davası yönünden;1-Davalı ... Bank A.Ş aleyhine açılan davanın feragat sebebi ile reddine, 2-... A.Ş ve ...Şti aleyhine açılan davanın kabulü ile ... Bankası A.Ş ...şubesine ait 29/08/2013 keşide tarihli ...çek numaralı, 90.000,00 TL bedelli, ... Bankası A.Ş ...şubesine ait 28/09/2013 keşide tarihli, ...çek numaralı, 90.000,00 TL bedelli 2 adet çek sebebiyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile çek bedeli olarak ödenen 234.723,14 TL'nin 112.300,00 TL tutarındaki kısmına 23/09/2013 tarihinden itibaren, 5.304,90 TL kısmına 08/10/2013 tarihinden itibaren, 117.118,24 TL tutarındaki kısmına 11/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davallardan tahsili ile davacıya ödenmesine,3-Dava konusu 2 adet çek toplam bedeli olan 180.000,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 36.000,00 TL'nin davalı ... ...Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, ... A.Ş aleyhine talep edilen kötü niyet talebinin reddine,Dair karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıyay 11. Hukuk  Dairesince onandığı, karar düzeltme isteminde bulunulmadığı, kararın 09.09.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.... Dava konusu çekler,  TTK m. 785/1-b ve m. 788/2 hükümleri gereğince emre yazılı olmayan çekler olup bunlar ciro yoluyla değil, alacağın temliki suretiyle devredilebilir ve bu devir alacağın temliki sonuçlarını doğurur. Alacağın devrinin geçerliliği adi yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (TBK m. 184/1). Bir kişinin var olmayan veya sahibi olmadığı bir hakkı devretmesi hüküm ifade etmez. Buna karşılık bir kişi henüz henüz iktisap etmediği gelecekteki alacak hakkını önceden devredebilir. Böyle bir durumda alacağın devri, devredenin alacağı kazandığı anda hüküm ifade eder. Borçlu alacağın devredildiğini öğrendiği sırada mevcut olması şartıyla, devredene karşı ileri sürebileceği itiraz ve defileri, alacağı devralana karşı da ileri sürebilir (TBK m. 188/1).Dava konusu çeklerin, davalı faktoring şirketi tarafından temlik cirosuyla geçtiği; Davacı ile dava dışı .... Şirketi arasında imzalanan 11/05/2013 tarihli sözleşme konusunun 15/09/2012 tarihli hotel kontenjan sözleşmesinin feshi olduğu, dava dışı şirketin dava konusu 2 adet çekte dahil olmak üzere 858.485,47 TL borçlu olduğunu kabul ettiği, dava dışı şirketin söz konusu borcun 600.000,00 TL tutarındaki kısmını davacının hesabına nakit olarak banka hesabına havale edeceği, bakiye 258.485,47 TL kısmı için 12 adet bono verileceği, bunun karşılığında davacının ise dava dışı şirkete verilen 3 adet çekin vadesi geldiğinde ödeyeceği ancak dava dışı şirket tarafından verilen senetlerin herhangi birisinin süresinde ödenmemesi halinde davacının çek ödemelerini durdurabileceği konusunda tarafların anlaştıkları; Kesinleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/419 Esas, 2020/844 Karar sayılı dosyasında, dava dışı ... ... Şirketinin bono ödemelerini yapmadığının tespit edilerek, dava konusu çeklerin bedelsiz olduğu kabul edilerek, hem  dava dışı şirkete karşı açılan asıl davada, hemde dosyamız davalısına karşı açılan davada, dosyamız davacısının dava konusu çeklerden dolayı menfi tespit ve istirdat taleplerinin haklı olduğu kanaatine ulaşılarak, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verildiği,bu dosyanın davamız açısından kesin delil niteliğinde olduğu;  İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/419 Esas, 2020/844 Karar sayılı dosyasında verilen kararına göre, davacının dava konusu çeklerden dolayı, ne dava dışı şirkete ne de çekleri temlik cirosuyla alan davalı faktoring şirketine borcunun olmadığı, hacizlerin haksızlığının ortaya çıktığı, davalı faktoring şirketinin, çekler için verilen ödeme yasağı tedbiri bulunmasına ve bunu bilmesine rağmen çekler için ihtiyati haciz kararları alarak, bu kararları icra takipleri yaparak uyguladığı ve haciz baskısı ile icra dosyalarınında tahsilat yaptığı, bundan dolayı kusurlu olduğu anlaşılmış ve değerlendirilmiştir Davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilmesinde;Davacı borçlunun malları için davalı tarafça ihtiyati haciz kararları alınarak ve bu kararların yerine getirilmiş olduğu, davalının ihtiyati haciz kararlarında haksız olduğu anlaşılmakla birlikte, davacının çek bedellerinin ödenmesinden doğan zararlarınının   bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren faizleri ile birlikte kesinleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/419 Esas, 2020/844 Karar sayılı dosyasında karara bağlandığı, davacının çek bedellerinin ödenmesinden doğan zararlarının  dışında başkaca maddi zararı olduğu dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşılamadığından bu kapsamda davacı tarafın da bir ispatı bulunmadığından, davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Davacının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde;Davacının malları için davalı tarafça ihtiyati haciz kararları alınarak ve bu kararların yerine getirilmiş olduğu, davalının ihtiyati haciz kararlarında haksız olduğu, çekler için verilen ödeme yasağı tedbiri bulunmasına ve bunu bilmesine rağmen çekler için ihtiyati haciz kararları alarak, bu kararları icra takipleri yaparak uyguladığı ve haciz baskısı ile icra dosyalarınında tahsilat yaptığı, bundan dolayı kusurlu olduğu   anlaşılmakla ve haksız yere davacının mallarının haczettirilmesi, davacının ticari itibarına saldırı teşkil eden ve TBK'nın 49. maddesi gereğince manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranış olmasından dolayı, davacının manevi tazminat talebinde haklı olduğu, talep edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın makul olduğu kanaatine ulaşılarak, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir...,....1-Davacı tarafça açılan MADDİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE,2-Davacı tarafça açılan MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkilinin haksız  ihtiyati haciz sebebi ile  2013 yılında toplam 234.723,14 TL 'yi cebri icra tehdidi altında davalıya ödediğini ve açmış olduğu menfi tespit/istardat davasının 2022 yılında kesinleşmesi sonrasında iş bu bedeli davalı şirketten faizi ile birlikte  tahsil ettiğini, ancak müvekkilinin 2013 yılında davalının haksız ihtiyati haczi sebebi ile  ödemiş olduğu 234.723,14 TL' ye ilişkin, müvekkilinin temerrüt fazini aşan zararı olan munzam zararının karşılanmadığını, bu munzam zararın maddi tazminat konusunu oluşturduğunu belirterek maddi tazminatın reddine ilişkin kararının  kaldırılmasına ve davanın   kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; Müvekkili şirketin , davaya konu çekleri usulüne uygun olarak temlik aldığını, dava konusu çekler için asliye ticaret mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alınmış olduğunu, mahkeme kararının uygulanmış olmasının hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırdığını, davacı tarafça istanbul 35. asliye ticaret mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz kararının iptali için itiraz edildiğini  ancak mahkemece itirazın reddine karar verildiğini,  müvekkili şirketin tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için gerekli şartların oluşmadığını ve manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli  olup  zararın kanıtlanması  davacı  tarafa, hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur.Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).Somut olayda; Davacı, takibe konu çekler sebebiyle ödediği bedeli faiziyle birlikte tahsil etmişir. Temerrüt faiziyle karşılanamayan bir  aşkın zararı bulunduğuna dair iddiasının ise somut delillerle ispat edilemediği  anlaşıldığından maddi tazminat davasının reddine karar verilmesinde bir  isabetszlik bulunmayıp davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Dava konusu olayda; Çekler için  ödeme yasağı tedbiri bulunmasına ve davalının bunu bilmesine rağmen çeklere dayanarak ihtiyati haciz kararları aldığı, bu kararları icra takibi  yaparak uyguladığı ve haciz baskısı ile icra dosyalarında tahsilat yaptığı anlaşıldığından  manevi tazminat şartları oluşmuş olup  davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/316 Esas  2022/916  Karar sayılı 27/12/2022 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcı ile 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4903ad05243e34ac","SID":"9ce75477248b12a0"}}