{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/240 - 2025/297<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ<br>\t  \t                      (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)<br><br>DOSYA NO\t: 2025/240  Esas<br>KARAR NO\t: 2025/297<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/01/2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/920 Esas- 2025/8 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 25/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/04/2025<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacılar vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/371 Esas sayılı davasında davacı ile davalı ... İnş. San...A.Ş. arasında yapılmış olan 15/06/2014 tarihli \"Taşeron Sözleşmesi\"ne göre, Ağrı ilinde yapımı tamamlanan 300 Yataklı Devlet Hastanesinin elektrik işlerinin müvekkili tarafından yapımı konusunda anlaşmaya varıldığını, elektrik işleri uygulama projelerinin müvekkilinin merkez ofisinde çizildiğini, imalat için sözleşmeden sonra inşaat müsait olmadığından müvekkili şirketin işe başlamadığını, sözleşme konusu işin zor bir sürecin ardından teslim edildiğini, teslim sürecinin akabinde, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete hakedişe ilişkin olarak asbuilt proje onayının ön koşul olarak sunulduğunu, bu projenin de müvekkili şirket tarafından onaylatılmasına rağmen hakediş ödemelerinin yapılmadığını, defalarca maillerle ve telefon görüşmeleriyle hakediş talep edilmiş olmasına rağmen bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını, müvekkili firmaya hakedişler yapılmadığı gibi, hakediş ödemelerinin de yapılmadığını ve dolayısıyla faturalandırılamadığını, fiyat farkı, kullanılan fazla malzeme bedellerinin de hiçbir surette ödenmediğini, müvekkili şirketçe ekte sunulan ve dava dışı alınmış olan bilirkişi raporunda; “Taşerona hiçbir bildirimde bulunulmadan deposundaki malzemelerin, demirbaşlara, alet edevata ve hurda malzemelerine davalı tarafından el konulduğu, bir kısmının satılıp bir kısmının başka şantiyelere nakledildiği\" tespitinin yapıldığını, yine raporda “Taşeron firma hakedişler yaparken sözleşmede yer alınan süreler baz alınarak TEFE-TÜFE farkı vermesi gerekirken, davalı şirketin TOKİ ile yaptığı sözleşme baz alınarak 2013 yılının TEFE-TÜFE fark katsayılarının ödemede baz alındığını, yine davalı firmanın 2017-2018 yıllarında günün koşullarından malzeme alarak müvekkili şirketin hakedişinden, alacaklarından kesinti yaptığını, aynı iş kalemlerine 2013 yılının fiyat farkı katsayılarını uygulamakta olduğunu, bunun haksız gelir elde edilen bir durum olarak dosyada karşılarına çıktığını, tüm imalatların, hakedişlerin yapıldığı ay itibariyle değerlendirilmesi ve o günkü fiyat farkı katsayıları uygulanarak hakedişler yapılması gerektiğini, ancak bu durum gerçekleştiğinde müteahhidin fatura karşılığı aldığı tüm malzemeleri, tahakkuk eden alacaktan düşülmelidir.” şeklinde tespit yapıldığını, yine aynı bilirkişi raporunda müteahhit firmaların taşeron firmalarla yapmış oldukları sözleşmelerde taşeronları zora sokacak maddeler ekledikleri, devamlı olarak kendi lehlerine olan düzenlemeler yaptıklarının tespit edildiğini ve raporda “Bu proje hakedişlerini incelediğimizde de benzer bir durum görüldüğü ve özellikle işin sözleşme süresinin iki katından fazla sürede tamamlandığı ve bu gecikmenin tamamıyla inşaat grubunun işi geç bitirmesinden kaynaklandığını ve taşeronun gecikmeler ile alakalı bir dahili olmadığı ve bundan dolayıdır ki sözleşmede fiyat farkı hesabı belirtilmiş dahi olsa zamanında yapılmayan hakedişten dolayı fiyat farkı endeksi güncel TEFE-TÜFE endeksi geçici kabul tarihi baz alınarak yapılmıştır.” şeklinde tespitler yapıldığını, müvekkili ile davalı ... İnşaat A.Ş. arasında yapılmış olan 15/06/2014 tarihli taşeron sözleşmesi uyarınca, eksik ödenen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin, davalı firmadan işin bitim tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş oldukları Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/371 Esas sayılı davasında bilirkişi incelemesi yapılarak 4.472.057,13 TL alacaklarının davalı şirketten tahsiline karar verildiğini, dosyanın istinaf edildiğini ve hala istinaf incelemesinde olduğunu, hakedişlerin zamanında ödenmediğinden dolayı davacı şirket sahibinin büyük sıkıntılar yaşadığını, icra takibine maruz kalarak davacının evinin icra yolu ile satıldığını, ticari itibarinin zedelendiğini, iş yapamadığını, davalı şirket tarafından davacı adına kesilip ilgili vergi dairesine yatırılan stopaj ödemeleri ile ilgili olarak 200.044,83 TL'nin vergi dairesine gerekli beyanı vermediğinden dolayı bu tutarın müvekkili borcundan düşülmediğini, emanet hesabına alındığını, müvekkili şirketin borçlarının her gün katlanarak arttığını, ödeme yapılamadığından dolayı geçici kabulden sonra maddi zorluk nedeniyle yeni iş alınamadığını, ve iş yeri kirası ödeyemediği için firmanın 1,5 yıl önce resen kapatılmış olduğunu, 18/12/2024 tarihi itibariyle yeni işyeri kiralaması sonucu firmanın yeniden aktif hale geldiğini, bu süre zarfında ticaret yapılamadığını, elde edeceği karlardan dolayı ciddi gelir kaybının olduğunu, icra dosyaları nedeniyle icra masrafı ve vekalet ücreti ödemeleri yaptığını belirterek davacı ... adına 5.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminat, davacı şirket adına ise 5.000,00 TL maddi tazminat, 400.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Dosya üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi tebliğe çıkartılmamış, bunun sonucu olarak davaya karşı herhangi bir cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarihli 2024/920 Esas 2025/8 Karar sayılı kararında özetle; Dava, hak edişlerin zamanında ödenmemesinden dolayı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen TTK.nun \"Dava şartı olarak arabuluculuk\" başlıklı 5/A maddesinin 1. fıkrasında \"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun \"Dava şartı olarak arabuluculuk\" başlıklı 18/A maddesinin 2. fıkrasında \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" düzenlemeleri yer almaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinde, tarafların tacir olması nedeni ile davanın ticari mahiyette olduğu, konusunun maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin bulunduğu, dava dilekçesine arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın eklenmediği, mahkememizce çıkartılan 30/12/2024 tarihli bildirim üzerine davacılar vekilinin 09/01/2025 tarihinde arabuluculuk son tutanağını ibraz ettiği görülmektedir.<br>Yukarıda açıklandığı gibi 6325 sayılı Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca arabuluculuk son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğu, eldeki dava açılmadan 17 dk önce arabuluculuğa başvurulduğu ancak son tutanağın dava tarihinden sonra 06/01/2025 tarihinde düzenlendiği, son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi yasal zorunluluk olduğu gibi arabulucuya başvurulduktan 17 dakika sonra dava açılmasının arabuluculuk müessesesinin mahiyetine uygun düşmediği ve arabuluculuk dava şartını dolanma mahiyetinde olduğu değerlendirilmiştir.<br>HMK'nun 115. maddesinin 2. fıkrasında \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.\", 3. fıkrasında \"Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.\" düzenlemeleri yer almakta ise de, davada arabuluculuk müessesesini özel olarak düzenleyen 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin öncelikle uygulanması gerektiği, eldeki ticari davada ise arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği ve sonradan tamamlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrası ile HMK'nun 114/2. ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine dair karar verildiği görülmüştür. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacılar vekili tarafından verilen 07/02/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Dava açılmadan önce arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığını ve dava açıldıktan sonra mahkeme tarafından talep edilen arabuluculuk tutanağının muhtıra tebliğinden sonra mahkemesine sunulduğunu, fakat mahkeme tarafından dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın usulden reddine karar verildiğini, verilmiş olan kararın hukuka açıkça aykırı olduğunu, yargılama yapılırken mahkemelerin usul ekonomisini gözetmesi gerektiğini, mahkeme tarafından tutanağın taraflarınca istendiğini ve taraflarınca anlaşmama tutanağının mahkemeye sunulduğunu, bu nedenle yargılamaya devam edip esastan bir karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay'ın birçok içtihadı bulunduğunu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas,2024/4684 Karar sayılı ilamında \"Görevsiz mahkemede dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemiş olmasına rağmen dosyanın görevli mahkeme esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulmuş ve sürecin sonuçlanarak anlaşamama son tutanağının düzenlenmiş olması durumunda, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmektedir. \"şeklinde içtihatın ortaya koyulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2021/321 Esas 2021/797 Karar sayılı ilamının da bu konuda emsal teşkil ettiğini ve istinaf başvuru dilekçelerinde yer aldığını, davada arabuluculuk şartının, yargılama yapılamadan tarafların birbirlerinden olan taleplerini bildirmeleri ve uzlaşmaları mümkün ise yargı makamlarına başvurmadan uzlaşmaları olduğunu, dosyalarında arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve anlaşmama tutanağının mahkeme tarafından istendiğinde sunulduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br> Dava, taraflar arasındaki 15/06/2014 tarihli \"Taşeron Sözleşmesi\"nden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın her iki tarafının da tacir olduğu, bu sebeple davacının ticari dava mahiyetinde olduğu ve TTK'nın 5/A maddesinin 1. Fıkrası ile 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. Fıkrası uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu ve dava dilekçesine de arabuluculuk sonucunda anlaşılamadığına dair son tutanağın eklenmesi gerektiği, somut olayda dava açılmadan 17 dakika önce arabuluculuğa başvurulduğu ve son tutanağın da dava açıldığı tarihten sonra 06/01/2025 tarihinde düzenlendiği, bu durumların arabuluculuk kurumunun mahiyetine uygun düşmediği ve arabuluculuk dava şartını dolanma mahiyetinde olduğu kabul edilerek arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.<br> Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarihli 2024/920 Esas 2025/8 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>3-Davacılar tarafından yatırılan 1.163,10 TL istinaf  kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5- Kararın dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 25/03/2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>         Başkan                 Üye                  Üye                Katip<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"27d42226e4a09908","SID":"fcabc5b67da4137c"}}