{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/240 - 2025/405<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/240  <br>KARAR NO\t: 2025/405<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br> <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.10.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/203 Esas 2022/773 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 21.03.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 14.04.2025<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 30.09.2016 tarihinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu,  dava dışı sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ile davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, kazada davacının hiçbir kusuru bulunmadığını, meydana gelen zarar nedeni ile davalı sigorta şirketine davadan önce başvuruda bulunulduğu halde herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak olarak davacının uğradığı geçici ve kalıcı iş göremezlik nedeni ile şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 100,00 TL geçici iş göremezlik, 4.800 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri olarak açıklamış, 26.09.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 100,00TL geçici iş göremezlik tazminatı, 247,05TL bakıcı gideri tazminatı, 198.009,13TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 198.356,18,-TL'ye arttırmıştır.<br>Davalı vekili, dava açılmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesini, kusur ve maluliyet iddialaranı kabul etmediklerini, kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin sigorta teminatı kapsamında bulunmadığını, davalı şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, uygulanması gereken faizin ise yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece,  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 26. Hukuk Dairesinin 24.02.2022 tarih 2019/2125E. 2022/470 K. sayılı kaldırma kararından sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından, Özürlülük Ölçütü yönetmeliğine göre düzenlenen 26.12.2018 raporda, ...'ın 30.09.2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, bedensel özür oranının %30 olduğu, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kalacağı ve kaza nedeniyle ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, 22.05.2018 tarihli kusur raporu da dikkate alınarak düzenlenen 23.06.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının 18 yaşından küçük-öğrenci olduğu, gelir getirici bir faaliyette bulunmadığı, geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, Yargıtay'ın güncel emsal kararlarına göre olay tarihi itibariyle sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılarak, zarar gören ... lehine 147.955,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1 ay süre karşılığı 247,05 TL geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı, davacı vekilinin asgari geçim indirimine ilişkin itirazları da dikkate alınarak düzenlenen 20.09.2022 tarihli ek aktüer hesap raporunda ise pasif dönem tazminat hesabında dikkate alınacak asgari ücret miktarının 4.626,18 TL olduğunun kabulü halinde, davacı lehine 189.542,07 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, pasif dönem tazminat hesabında dikkate alınacak asgari ücret miktarının 5.500,35 TL olduğunun kabulü halinde, davacı lehine 198.009,13 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, mahkemece rapordaki pasif dönem tazminat hesabında dikkate alınacak asgari ücret miktarının 4.626,18 TL olduğu kabul edilerek yapılan hesaplama dikkate alındığı, davacının 18 yaşından küçük olduğu, gelir getirici bir faaliyette bulunmadığı tespit edilmiş olup, Yargıtay'ın güncel emsal kararlarına göre geçici iş göremezlik oluşmadığı, dava dilekçesinde geçici bakıcı gideri tazminat talebinde bulunmadığı sonrasında maddi tazminat talebini açıklarken geçici bakıcı gideri tazminatı talep ettiği, davacının dava dilekçesinde talep etmediği tazminat kalemini bedel artırım dilekçesi ile talep edemeyeceği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, 189.542,07 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine, geçici bakıcı gideri tazminatı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, pasif dönem zararına ilişkin hesaplama yapılırken net ücret üzerinden gelir vergisinin ve damga vergisinin toplamı 874,17 TL tutarında tenzil edilerek pasif dönem kazancının 4.626,18 TL üzerinden değerlendirilmiş olmasının hatalı olduğunu, gelirin asgari ücret kadar olan kısmında gelir vergisi ve ayrıca damga vergisi uygulanmayacağını, alınan gelirin 5.500,35 TL olması gerektiğini, yeniden yapılacak yargılamada davacının bacaktaki yaralanması nedeniyle uğradığı tüm zararlar, maluliyet oranındaki değişiklikler, kusur oranları ile hesaplamaya esas gelir ve ücretler ile yine hesaplamaya esas diğer verilerde meydana gelmiş ve gelecek artış ve lehe değişiklikler yönünden tüm yasal haklarını saklı tuttuklarını, yeniden yargılama yapılması halinde yeni yargılamada verilecek hüküm tarihindeki güncel verilerin dikkate alınması talepleri bulunduğunu ileri sürülmüştür.<br> Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan maluliyet raporuyla belirlenen maluliyet oranının hatalı olduğunu, davacının iyileşme süresi tamamlanmadan düzenlendiğini, illiyet bağının da kurulmadığını, post tarvmatik stres sendromunda tedaviye rağmen 12 ay boyunca bulguların devam etmesi gerektiğini, davacının 07.02.2017 de post travmatik stres sendromu tanısı aldığını, tedavisinin ve takibinin devam edip etmediğine ilişkin kayıt bulunmadığını, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli iptal kararının uyuşmazlık bakımından dikkate alınamaması gerektiğini, karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalara etkisi bulunmadığını, bilirkişi raporundaki hesaplama tekniğinin hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosu ve progresif rant yöntemiyle teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, %1,8 teknik faiz uygulanarak aktüeryal yöntemlerle hesaplama yapılmasını, aksi kanaatte en az %1,65 oranında iskonto uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Davacı vekili, 30.09.2016 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçtiği sırada davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin  2017/134 E., 2019/87 K. sayılı kararı ile ceza mahkemesinde  sigortalı araç sürücüsü hakkında verilen beraat kararı nedeniyle alınan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 24.02.2022 tarihli  2019/2125 E., 2022/470 K. Sayılı ilamı ile mahkemenin, aynı oluşa ilişkin ceza mahkemesindeki kusur değerlendirmesi ile bağlı olmadığı, \tkusur raporları arasındaki çelişkiyi gideren 22.05.2018 tarihli kusur raporu doğrultusunda yargılamaya devam edilerek, maluliyet ve hesap raporu alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra hesap raporu alınarak mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekilinin maluliyet oranına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; <br>Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Mahkemece, davanın reddine ilişkin ilk karardan önce mahkemenin davacı hakkında maluliyet raporu düzenlenmesi talep edilen Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 27.09.2017 tarihli ön raporu gereği tedavi süreç ve takibinin talep edildiği Afyon Kocatepe Üniversitesi Ahmet Necdet Sezer Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin 25.02.2018 tarihli cevabi yazısı ekindeki Çocuk ve Ergen Psikiyatri Anabilim Dalı  Öğretim Üyesi tarafından imzalı belgede ' davacının ilk kez 07.02.2017 tarihinde polikliniğe müracaat ettiği, travma sonrası stres bozukluğu tanısı ile tedavisinin devam ettiği, kişinin günlük aktiviteleri ve işlevselliğini hafif düzeyde etkilediğini, tedavi ile iyileşme olanağı bulunduğu ' bildirilmiştir. Mahkemece ön raporla bildirilen eksikliklerin giderildiği belirtilerek  Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 26.12.2018 tarihli raporda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının trafik kazasına bağlı meydana gelen psikiyatrik şikayetleri ve sağ tibia – fibula distal fraktürleri olduğu tespitiyle birlikte travma sonrası stres bozukluğu sebebiyle bedensel özür oranının %30 olduğu, yaşı göz önüne alındığında bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğu, kaza sonrası hastada metafize uzanan sağ tibia – fibula distal fraktürü geliştiği, buna bağlı operasyon geçirdiği, yaşı itibariyle boy uzamasının da devam ettiği göz önüne alındığında bacaklar arasında zamanla uzunluk farkı ortaya çıkabileceği, hastanın boy uzamasının tamamlanmasından sonra (18 yaşından sonra) başvuru halinde tekrar değerlendirilebileceğinin belirtildiği anlaşılmakla raporun kendi içinde çelişki oluşturduğu, raporu düzenleyen kurulda ruh ve sinir hastalıkları konusunda uzman hekimin bulunmadığı, Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanı tarafından travma sonrası stres bozukluğu tanısının tedavi ile iyileşme olanağı bulunduğunun bildirildiği halde tedavisinin tamamlanıp tamamlanmadığı, maluliyetinin ömür boyu sürüp sürmeyeceğinin ve çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin değerlendirilmediği, davacının tespit edilen arazları nedeniyle 18 yaşından sonra yeniden muayenesi gerektiği bildirildiği halde bu arazlar yönünden maluliyet değerlendirmesi yapılmadığı anlaşılmakla bu hali ile rapor hüküm kurmaya yeterli  ve elverişli değildir.<br> Bu durumda davacının travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgeler getirilerek zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin ve ayrıca kaza sebebiyle başkaca arazları (sağ tibia- fibula distal kırığı) oluşup oluşmadığı, maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden heyete psikiyatri uzmanı doktor bilirkişide dahil edilerek oluşturulacak heyetten rapor alınması, taraflara denetim ve itiraz imkanı tanınması, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik değerlendirme içeren raporun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.\t<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353.1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Taraflarca  yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>\t5- Ankara 23.İcra Müdürlüğünün 2022/17870 sayılı takip dosyasına yatırılan  430.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br> \t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5f92db2ce311c82","SID":"832fa6dd594179f6"}}