{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">      T.C. KONYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t: ...  (...)<br>ÜYE\t: ...  (...)<br>KATİP\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 14/11/2023<br>NUMARASI\t: ... Esas -  ... Karar <br><br>DAVACILAR \t: 1- ...  <br>\t\t\t  2- .... <br>VEKİLLERİ\t\t: Av. ...  <br>DAVALI \t\t: ...  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ... <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 13/03/2025<br>G. KARAR YAZIM TARİHİ \t: 08/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  davacılardan .......  Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı arasında, müvekkili şirketin taahhüdü altında yapılmakta olan Sarayönü ilçesi, ....... Mahallesi Düğün Salonu inşaatında mekanik işleri işçiliği işinin davalı tarafından yapılması hususunda 20.02.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşmede avans ödemesi yapılmayacağını ancak hakedişler ödendikçe mayıs - haziran - ağustos -eylül ayları içinde toplam iş bedeli olarak 132.000,00 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, işin bitirilme süresinin 180 gün olmasına rağmen davalının, işi savsaklayarak iş programına göre işi yürütmediğini ve müvekkili şirketten işbu bedellerin ödeneceğine dair teminat istediğini, müvekkili şirketin de idareye karşı işi geciktirme tehlikesi karşısında dava konusu teminat senetlerini düzenleyerek davalıya verdiğini, davalının teminat senetlerini almasına rağmen işi yapmadığını ve savsaklamaya devam ettiğini, müvekkili şirketin işveren idareye karşı işin gecikmesinden dolayı cezalar ödemeye başladığını, bu arada davalının, müvekkil şirketin kendisine teminat olarak vermiş olduğu 40.000 TL bedelli senetle ilgili ihtiyati haciz kararı alarak Konya.... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasından takip başlattığını ve müvekkili şirketin bütün banka hesaplarına ve hakedişlerine haciz işlemi uyguladığını, icra takibi incelendiğinde müvekkillerinden davacı ...'ın davalıya karşı herhangi bir şahsi borcu olmamasına karşın, uygulamada senetlere atılan iki imzadan kaynaklı olması nedeniyle senedin boş olan kefil kısmına müvekkili davacı ...'ın isim, soyisim ve TC. kimlik numarası davalı tarafından sonradan yazılarak şahsi olarak borçlandırma yoluna gidildiğini, dava dilekçesinin ekinde bulunan senet fotokopilerinden de bu durumun tespit edileceğini, bu nedenle davacılardan ...'ın davalıya dava konusu senetler dahil herhangi bir borcu bulunmadığını, dava konusu senetler üzerinde teminat ibaresi bulunmasa dahi davalıya senetlerin düzenlenerek teslim belgesinde işbu dava konusu senetlerin teminat olarak aldığını davalının kabul ettiğini, teminat olarak verilen kambiyo senetleriyle ilgili kesin bir borç ikrarı olmaması nedeniyle kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibi yapılamayacağını, ( Emsal Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07/11/2017 tarihli 2017/7826 E., 2017/13768 K. sayılı) belirterek Konya.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine konu 09.10.2021 tanzim 02.12.2021 vadeli 40.000 TL aynı tanzim tarihli 02.01.2022 vadeli 20.000 TL 02.02.2022 15.000 TL bedelli suretleri dilekçe ekinde sunulan senetlerden dolayı davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin doğmuş ve hak ettiği alacağı karşılığında dava konusu bonoların verildiğini, davacı tarafın hem şirket yetkilisi olarak şirket adına hem de şahsi olarak kendi adına bonoları iki imza ile imzalayarak müvekkiline verdiğini ve bu ödemeleri zamanında yapacağını hem imzaları ile hem de sözlü olarak kabul ve taahhüt ettiğini, davacı borçluların müvekkilin alacağına karşılık verilen bonoları zamanında ödemediklerini, davacılardan ... ile davalının yaptığı görüşmede bonoların ödeneceği hususunda davalının oyalandığını, ödemenin sürüncemede bırakılması üzerine davaya konu icra takibinin yapıldığını, bonoların zorunlu unsurları içermesi ve üzerinde iki tane imzanın varlığı ve bu imzaları hem davacı borçlu şirketi temsile yetkili hem de şahsi olarak borçlanan davacı ...'ın atmış olmasına rağmen davacı gerçek kişi kendisinin borcunun olmadığını iddia ettiğini, bonoya atılan ikinci imzanın bulunduğu yerin hukuki sonucu etkilemediğini, bonoda bulunan ikinci imzanın ticari şirket adına senet vererek borçlanan borçluyu da alacaklıya karşı şahsen sorumlu hale getirdiğini, şirket için düzenlenen senette bulunan ikinci imzanın şirket lehine aval niteliğinde olduğunu, atılan ikinci imza ile şirketin yanında ikinci imza ile bonoyu düzenleyen şirket yetkilisinin gerçek kişi şahsen bono borçlusu olacağını, dava konusu bonoların teminat senedi olmadığını, davacılar tarafından müvekkiline oluşan alacağından dolayı davaya konu bonoların verildiğini, müvekkili tarafından bonoların teslim alındığını, ancak müvekkilinin imzaladığı yalnızca senetlerin aslını elden aldım ve tarih ibaresi olduğunu, bunun dışında bono aslında davacı tarafın suretlerini sunduğu gibi bono üst kısmında 20.02.2021 Tar İnş.la yapılan sözleşme gereği teminat verildi ibaresinin bulunmadığını, bu ibarenin davacı gerçek kişi tarafından sonradan doldurulduğunu, bono asıllarının hiç birinde bu ibarenin bulunmadığını, kaldı ki öncelikle bir bononun teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için bononun ön yüzünde “Teminat Senedidir” ibaresinin bulunması gerektiğini, bononun soyut borç ikrarı içermesi nedeniyle aksi durumun varlığının sadece yazılı delille ispatlanabileceğini, davacı tarafça dava dilekçesi ile mahkemeye sunulan bonolardan 02.11.2021 vade tarihli ve 20.000.00.TL bedelli bononun müvekkiline ödenerek müvekkilinden teslim alındığını, davacı tarafın müvekkiline bu bonoları hem teminat karşılığı verdiğini söyleyip hem de bu bonoyu ödediğini, bunun yanında davacı gerçek kişi tarafından dosyaya sunulan 26.09.2021 tanzim tarihli 02.02.2022  vade tarihli 15.000.00.TL bedelli bononun ise sahte olduğunu, böyle bir bononun müvekkiline hiç verilmediğini, müvekkiline verilen bu tanzim ve vade tarihli yine 15.000.00.TL bedelli bono aslı müvekkilinin elinde olmakla yaptıkları incelemede müvekkilinin elinde böyle bir bono bulunmadığını belirterek davanın reddine, dava bedelinin %20’sindan az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"...Taraflar arasında görülmekte olan davanın; 09/10/2021 düzenleme, 02/12/2021 vade ve 40.000,00 TL bedelli, aynı düzenleme tarihli 02/01/2022 vade tarihli ve 20.000,00 TL bedelli, yine aynı düzenleme tarihli ve 02/02/2022 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli bonolar yönüyle teminat senedi olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davası olduğu, <br>Taraflar arasındaki ihtilafın ise dava konusu bonolardan dolayı davacının herhangi bir borcu olup olmadığı, borcu var ise miktarının ne olduğu hususlarında olduğu görüldü. <br>II.HÜKME EMSAL ALINAN YÜKSEK MAHKEME İLAMLARI<br>(1).T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 30/12/2021 Tarih ve 2020/919 Esas-2021/2530 Karar sayılı ilamında;<br>\" Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 14/09/2021 tarih 2021/3535 esas 2021/7448 karar sayılı ilamında da belirtiltiği gibi TTK'nun 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için \"senedi düzenleyenin imzasını\" ihtiva etmesi zorunlu olduğu, TTK'nun 372. maddesi hükmüne göre ise şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirketin unvanı altında imza atacakları, anılan maddelerde \"sorumluluk\" için şirket kaşesi üzerinde imzanın bulunmasının koşul olarak öngörülmediği,  davacıların davalı İlyas Arslan'ın lehtar olarak gözüktüğü takibe konu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarih 2013/7917 esas 2013/22969 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi davacıların ihtiyari dava arkadaşı olup davaları birbirinden bağımsız iki ayrı dava olduğu, bu durumda mahkemece, Harçlar Kanununun 30 ve 32'inci maddeleri resen gözönünde bulundurulup her iki davacıdan ayrı ayrı başvuru harcı ve peşin harç alınarak davaya devam edilmesi gerekirken davacılar tarafından yatırılan tek başvuru ve peşin harçla yetinilip davanın sonuçlandırılmasının da doğru olmadığı ...\" denilmiştir.  <br>(2).T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05/03/2020 Tarih ve 2017/13-612 Esas-2020/258 Karar sayılı ilamında;<br>\"Klasik bir ayrım olarak ise defilerin, etkili olduğu kişiler açısından mutlak ve nispi defiler olmak üzere ikiye ayrıldığı belirtilmelidir. Geçersizlik defileri ve senet metninden anlaşılan defiler olarak karşımıza çıkan mutlak defiler, kambiyo senedini ödemekle yükümlü olan şahsın kendisinden senet bedelini talep eden her hamile karşı ileri sürebileceği defilerdir.  Nispi defiler ise, aynı zamanda şahsi defi olarak da adlandırılırlar ve adından da anlaşılacağı üzere herkese değil sadece belli bir senet alacaklısına karşı ileri sürülebilirler. Türk Ticaret Kanunu’nun yukarıda değinilen ilgili hükümleri incelendiğinde şahsi defilerin, borçlu ile önceki hamiller arasında doğrudan doğruya mevcut münasebetlere dayanan defilerden oluştuğu görülmektedir. Kural, bu defilerin müracaatta bulunan hamillere karşı ileri sürülememesi ise de istisnası senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlidir.\" denilmiştir. <br>(3).T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 04/05/2023 Tarih ve 2022/925 Esas-2023/536 Karar sayılı ilamında;<br>\"Sözleşmede iş bedeli toplam olarak kararlaştırıldığından götürü bedellidir. Götürü bedelli sözleşmelerde 6098 sayılı TBK’nın 480 ve devamı maddelerine göre yüklenici işi götürü bedelle yapmak zorundadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında götürü bedelli işlerde işin tamamının yapılmamış olması halinde hakedilen bedelin; gerçekleştirilen imalâtın, işin tamamına göre fiziki oranının tespit, ve bu oranın götürü bedele oranlanmak suretiyle hesaplanacağı kabul edilmektedir.\" denilmiştir. <br>(4).T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/10/2018 Tarih ve 2017/975 Esas-2018/6640 Karar sayılı ilamında;<br>\" 6102 sayılı TTK'nın 776/1-f maddesinde, düzenlenme tarihi, bonoda bulunması gereken unsurlar arasında sayılmıştır. Ancak, Dairemiz’in 2010/4563 – 2011/15716 , 2014/1148 - 2014/7886 ve yine  2016/1016 - 2017/3929 numaralı emsal nitelikteki ilamlarında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı TTK'nın 778/2-f maddesi  atfıyla  bonolara  da  uygulanan  TTK'nın  680.  madde  hükmü  uyarınca bononun kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olarak tedavüle çıkarılması mümkün olup, bu eksiklik senedin ibrazına kadar tamamlanabilir. Bu nedenle düzenlenme tarihi yazılı olmayan bononun doldurularak, zorunlu unsurları tamamlanmak suretiyle kambiyo senedi vasfıyla işlem yapılmasında yasaya aykırı bir durum bulunmadığından, mahkemenin yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.\" denilmiştir. <br>(5).T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 21/06/2019 Tarih ve 2018/724 Esas-2019/4002 Karar sayılı ilamında;<br>\"Bir kambiyo senedi olan bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulması TTK'nun 778/2-f maddesi yollamasıyla TTK'nun 680. maddesi gereğince mümkündür. Davacı keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını kanuni delillerle (senet,yemin) ispatlamak zorundadır. Mahkemece davanın tanık vesair delillere dayanarak davayı kabul etmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının iddiasını kanuni delillerle ispatlamasına imkan verip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.\" denilmiştir. <br>(6).T.C. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 03/03/2017 Tarih ve 2015/2 Esas-2017/1 Sayılı İlamında; <br>\"Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda yasa koyucunun taraflara hangi delilin, hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtme, yani somutlaşma külfeti getirdiği, bu düzenlemeye göre de açıkça yemin deliline dayanılmadığı takdirde, tarafın yemin teklif etme hakkının bulunmadığı sonucuna ulaşmak gerekmektedir. Tarafın ‘sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller’ gibi ibareleri kullanmış olması yemin deliline açıkça dayanmış olduğu biçiminde yorumlanamaz.\" denilmiştir.<br>(7).T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26/11/2019 Tarih ve 2016/29984 Esas-2019/11518 Karar sayılı ilamında;<br>\" İİK 72. maddesinin 4. fıkrasında \"Dava, alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" hükmüne göre dosyada ihtiyati tedbir nedeni ile davalının alacağını geç alması söz konusu olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.\" denilmiştir. <br>(8)T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/10/2020 Tarih ve 2017/12-268 Esas-2020/729 Karar sayılı ilamında; <br>“Şu hâle göre, yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemeler karşısında şirket ka-şesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulü gerekip, borçlunun borca itirazının reddine karar verilmelidir.” denilmiştir. <br>(9) T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 28/02/2018 Tarih ve 2016/14686 Esas-2018/1045 Karar sayılı ilamında ; <br>“Ancak somut olayda keşideci tüzel kişi olup bonoda şirket kaşesi üzerine atılmış iki imza bulunmaktadır. Davacı şirket yetkilisi-nin aval veren olarak şahsen sorumluluğunun bulunması için senede atılan ikinci imzanın şirket kaşesi üzerinde atılmaması gerekmektedir. Aynı kişi tarafından kaşe üzerine atılan ikinci imza aval hükmünde değildir.” denilmiştir. <br>(10) T.C. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08/03/2016 Tarih ve 2015/29877 Esas-2016/6683 Karar sayılı ilamında;<br>\"Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir (HGK.nun 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı). Ancak her iki imzanın şirket kaşesi üzerine atılması halinde bu imzaların tamamının keşideci şirketi temsilen atıldığının kabulü gerekir.\" denilmiştir. <br>(11).T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/04/2022 Tarih ve 2020/7990 Esas-2022/3394 Karar sayılı ilamında;<br>\"Davacı yemin deliline dayanmış ise de; bedelsiz senedi kullanmak TCK'da suç olarak düzenlendiğinden yemin delilinin hatırlatılmadığı gerekçesiyle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. <br>(12).T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/11/2018 Tarih ve 2017/1016 Esas-2018/6275 Karar sayılı ilamında;<br>\" Senette malen veya nakten kısmında ibare olmadığı, davacının yaptığı şikayetler üzerine Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan soruşturmalar takipsizlikle sonuçlandığı, suçlamaların mahiyeti itibarıyla konusu suç teşkil eden konularda yemin teklif edilemeyeceğinden yemin deliline dayanılmasının da söz konusu olamayacağı anlaşıldığı\" denilmiştir. <br>III.DEĞERLENDİRME VE NETİCE<br>(1).GÖREV VE HARÇ İKMALİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Eldeki davanın 6102 Sayılı TTK'nın 776 ve devamı maddelerinde düzenlenen kambiyo senetlerinden olan bono sebebiyle açılan menfi tespit davası olması sebebiyle mutlak ticari dava olduğu, gerek çek keşidecisi şirket gerekse de kefil pozisyonunda bulunan şirket yetkilisi tarafından menfi tespit davası açıldığı, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu, yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 30/12/2021 Tarih ve 2020/919 Esas-2021/2530 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak her bir davacı yönüyle peşin ve başvuru harcı ikmali yaptırılmış ve işin esasına geçilmiştir. <br>(2)DAVAYA DAYANAK İCRA TAKİPLERİNİN İNCELENMESİNDE: <br>\t(a) T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; ... tarafından ... ve ... Taahhüt ... Ltd. Şti. Hakkında 24/12/2021 tarihinde alacak aslı 40.000,00 TL, takip öncesi işlemiş faiz 367,12 TL ve komisyon 120,00 TL olmak üzere toplam 40.487,12 TL üzerinden Örnek-10 Kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, takip dayanağının ise 09/10/2021 Tanzim, 02/12/2021 Vade ve 40.000,00 TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. <br>\t(b) T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; ... tarafından ... ve ... Taahhüt ... Ltd. Şti. Hakkında 06/01/2022 tarihinde alacak aslı 20.000,00 TL, takip öncesi işlemiş faiz 34,52 TL ve komisyon 60,00 TL olmak üzere toplam 20.094,52 TL üzerinden Örnek-10 Kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, takip dayanağının ise 09/10/2021 Tanzim, 02/01/2022 Vade ve 20.000,00 TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. <br>\t(c) T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; ... tarafından ... ve ... Taahhüt ... Ltd. Şti. Hakkında 24/12/2021 tarihinde alacak aslı 15.000,00 TL, takip öncesi işlemiş faiz 12,95 TL ve komisyon 45,00 TL olmak üzere toplam 15.057,95 TL üzerinden Örnek-10 Kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, takip dayanağının ise 09/10/2021 Tanzim, 02/02/2022 Vade ve 15.000,00 TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. <br><br>(3).TAKİPLERE DAYANAK BONOLARIN İNCELENMESİNDE: <br>\t(a) T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine dayanak bononun incelenmesinde; Keşide tarihinin 09/10/2021 tarihi olduğu, keşide yerinin Çankaya/Ankara olduğu, keşidecisinin ... Taahhüt ... Ltd. Şti olduğu, kefil olarak ...'ın adının geçtiği, bono üzerinden iki adet imza bulunduğu, bedelinin 40.000,00 TL olduğu, ödeme tarihinin 02/12/2021 tarihi olduğu, lehtarının ... olduğu ve ihdas nedeninin \"nakten\" göründüğü, şeklen yapılan incelemede bononun 6102 Sayılı TTK'nın 776 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo vasfına haiz olduğuna kanaat edilmiştir. <br>(b) T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine dayanak bononun incelenmesinde; Keşide tarihinin 09/10/2021 tarihi olduğu, keşide yerinin Çankaya/Ankara olduğu, keşidecisinin ... Taahhüt ... Ltd. Şti olduğu, kefil olarak ...'ın adının geçtiği, bono üzerinden iki adet imza bulunduğu, bedelinin 20.000,00 TL olduğu, ödeme tarihinin 02/01/2022 tarihi olduğu, lehtarının ... olduğu ve ihdas nedeninin \"nakten\" göründüğü, şeklen yapılan incelemede bononun 6102 Sayılı TTK'nın 776 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo vasfına haiz olduğuna kanaat edilmiştir.<br>\t(c) T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine dayanak bononun incelenmesinde; Keşide tarihinin 09/10/2021 tarihi olduğu, keşide yerinin Çankaya/Ankara olduğu, keşidecisinin ... Taahhüt ... Ltd. Şti olduğu, kefil olarak ...'ın adının geçtiği, bono üzerinden iki adet imza bulunduğu, bedelinin 15.000,00 TL olduğu, ödeme tarihinin 02/02/2022 tarihi olduğu, lehtarının ... olduğu ve ihdas nedeninin \"nakten\" göründüğü, şeklen yapılan incelemede bononun 6102 Sayılı TTK'nın 776 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo vasfına haiz olduğuna kanaat edilmiştir.<br>(4) BONOLARIN TANZİMİNE DAYANAK TEMEL İLİŞKİ VE ŞAHSİ DEFİLERİN İLERİ SÜRÜLMESİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Davacı, dava dilekçesinde dava konusu bonoların taraflar arasında akdedilen ve dosya arasında bulunan Konya Sarayönü ....... Mahallesi Düğün Salonu İnşaatının Mekanik İşleri kapsamında teminat olarak verildiği ve davalının edimini yerine getirmediği ileri sürmüştür. Gerek dosya içerisinde yer alan 02/09/2022 tarihli dilekçe gerekse de davalı asilin mahkememizin 01/11/2022 tarihli duruşmasında alınan beyanında \"dava konusu bonoların hak ediş kapsamında ödeme mahiyetinde kendisine teslim edildiği, kendisinin ise inşaatın %95'lik kısmını tamamlamış olması sebebiyle bonoların bedelsiz olmadığını\" kabul etmesi karşısında yukarıda detayı verilen  T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05/03/2020 Tarih ve 2017/13-612 Esas-2020/258 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak akdedilen taşeronluk sözleşmesi kapsamında davalının edimini yerine getirip getirmediği ve ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespiti açısından Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. <br>(4) BİLİRKİŞİ RAPORU: Mahkememizce taraflarca bildirilen delillerin toplanması akabinde dava dışı Konya Büyükşehir Belediyesine müzekkere yazılarak sözleşme konusu Konya Sarayönü ....... Mahallesi Düğün Salonu İnşaatına ilişkin ihale dosyası, geçici ve kesin kabuller, sahada tutulan tutanaklar ile tüm bilgi ve belgeler dosyamız arasına celp edilmiş, mahallinde keşif icra ettirilerek sözleşme kapsamında yüklenici durumunda bulunan davalının edimini yerine getirip getirmediği, getirmiş ise hak etmiş olduğu ücretin ne olduğu(sözleşme gereğince ücret götürü bedel olarak kararlaştırışmıştır) hususunda inşaat mühendisi bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Dosya içerisinde yer alan gerek 02/02/2023 Tarihli Kök Bilirkişi Raporu gerekse de 31/05/2023 Tarihli EK Bilirkişi raporunda davalının tamamladığı iş oranının %84 olduğu, eksik iş oranının %16 olduğu, götürü usulü olarak anlaşılan sözleşme bedelinin 132.000,00 TL olduğu, yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 04/05/2023 Tarih ve 2022/925 Esas-2023/536 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında davalının sözleşme gereğince hak etmiş olduğu ücretin 110.880,00 TL olduğu rapor edilmiştir. Söz konusu raporun Yüksek Mahkemenin denetimine elverişli, ayrıntılı, gerekçeli ve yöntemine uygun olarak hazırlandığına kanaat edilmekle hükme esas alınmasına karar verilmiştir. <br>(5) TİCARİ DEFTERLERİN İNCELENMESİ: Mahkememizce tacir olan davacının ticari defter ve belgeleri incelenmiş, davalının tacir olmaması sebebiyle ticari defter ve belgeleri incelenememiş, 05/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu bonolara ilişkin olarak davacının ticari defterlerinde herhangi bir kayıt olmadığı gibi yine davacının incelenen ticari defterlerinde davalıya yapılan bir ödemeye de rastlanılmadığı rapor edilmiştir. <br>(6) DAVACININ ÖDEME İDDİALARI: Her ne kadar davacı tarafından 14/11/2022 havale tarihli dilekçe ile 07/10/2021 Tarihinde 10.000,00 TL (Banka Havalesi- Dava dışı .......), 07/10/2021 Tarihinde 10.000,00 TL (Banka Havalesi- Dava dışı .......), 08/10/2021 Tarihinde 10.000,00 TL (Banka Havalesi- Dava Dışı .......), 03/03/2021 Tarihinde 10.000,00 TL (Banka Havalesi) 29/03/2021 Tarihinde 10.000,00 TL (Banka Havalesi) ödeme iddiasında bulunulmuş ise de söz konusu ödeme iddialarına konu banka dekontlarının incelenmesinde ödemelerin dava konusu işe istinaden yapıldığına dair herhangi bir açıklama bulunmadığı, davacının incelenen ticari defterlerinde de davalıya yapmış olduğu ödemeye dair bir kayıt bulunmadığı, davalının 16/05/2023 tarihli dilekçesinde bu ödemelerin davacı ile davalı arasında akdedilen Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ihale işine ilişkin olduğunun ifade edildiği nitekim söz konusu ödeme dekontlarının tarihlerinin incelenmesinde dava konusu bonoların vade tarihlerinden önce olduğu ve bir kısmının ise bonoların keşide tarihlerinden dahi önce olduğu anlaşılmakla davacının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. <br><br>(7) İHTİYATİ TEDBİR AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Davacıların talebi üzerine Mahkememizin 08/08/2022 tarihli ara kararı ile tedbir talebi kabul edilerek icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verildiği, davacı tarafından teminatın yatırılması akabinde tedbirin infaz edildiği anlaşılmıştır. <br>(8) DEĞERLENDİRME VE NETİCE:<br>\t(a) Bedelsizlik İddiaları Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar davacılar tarafından dava konusu bonoların taraflar arasında akdedilen sözleşmenin teminatı olarak verildiği ve davalı tarafından işin eksik yapılması sebebiyle bedelsiz kaldığı iddia edilmiş ise de yukarıda detayıyla izah edildiği üzere gerek 02/02/2023 Tarihli Kök Bilirkişi Raporu gerekse de 31/05/2023 Tarihli EK Bilirkişi raporunda davalının tamamladığı iş oranının %84 olduğu, eksik iş oranının %16 olduğu, götürü usulü olarak anlaşılan sözleşme bedelinin 132.000,00 TL olduğu, yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 04/05/2023 Tarih ve 2022/925 Esas-2023/536 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında davalının sözleşme gereğince hak etmiş olduğu ücretin 110.880,00 TL olduğu, yine yukarıda detayıyla izah edildiği üzere davacı tarafından bu sözleşme kapsamında davalıya yapılan bir ödemenin ispat olunamadığı bu sebeple bono bedellerinin davalının hak etmiş olduğu ücret kapsamında yer aldığı anlaşılmakla davacıların bu yöndeki iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir. <br>\t(b) Bononun Davacı ... Açısından Sonradan Doldurulduğu İddiası Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar davacı bononun taraflar arasında yer alan sözleşmeye aykırı olarak davacı ...'ın ismi sonradan kefil hanesine yazılmak suretiyle doldurulduğu ve bu suretle tahrifat yapıldığı iddia edilmiş ise de yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/10/2020 Tarih ve 2017/12-268 Esas-2020/729 Karar sayılı ilamı, T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 28/02/2018 Tarih ve 2016/14686 Esas-2018/1045 Karar sayılı ilamı ve  T.C. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08/03/2016 Tarih ve 2015/29877 Esas-2016/6683 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere sorumluluk doğması için şirket adına şirket yetkilisinin atacağı tek imzanın yeterli olduğu, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imzanın muhatabını şahsen sorumlu hale getireceği, davacı ...'ın diğer davacı ... Taahhüt ... Ltd. Şti'nin yetkili müdürü olduğu, dava konusu bonolar üzerinde şirket kaşesinin dışında iki imza bulunduğu, şirket kaşesi dışında bulunan ilk imzanın keşideci şirketi borç altına soktuğu, şirket kaşesi dışında bulunan ikinci imzanın ise şirket müdürü olan davacı ...'ın şahsen sorumluluğunu doğurduğu, yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/10/2018 Tarih ve 2017/975 Esas-2018/6640 Karar sayılı ilamı ile T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 21/06/2019 Tarih ve 2018/724 Esas-2019/4002 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında 6102 sayılı TTK'nın 778/2-f maddesi  atfıyla  bonolara  da  uygulanan  TTK'nın  680.  madde  hükmü  uyarınca bononun kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olarak tedavüle çıkarılmasının mümkün olduğu, bu eksikliğin senedin ibrazı anına kadar tamamlanabileceği, davacının şirket kaşesi dışına iki imza atmak suretiyle davalıya verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını kanuni delillerle (senet,yemin) ispatlamak zorunda olduğu lakin dosya kapsamından davacının bu iddialarını kesin nitelikte delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla davacıların bu yöndeki iddialarına da itibar edilmeyecek açmış oldukları davaların ayrı ayrı reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. <br>(9) YEMİN DELİLİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Dava dilekçesinin incelenmesinde davacıların açıkça yemin deliline dayanmadığı, yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 03/03/2017 Tarih ve 2015/2 Esas-2017/1 Sayılı İlamında ifade edildiği üzere \"diğer yasal deliller\" ibaresini kullanmış olmasının yemin deliline açıkça dayanmış olduğu biçiminde yorumlanamayacağı, bu sebeple davacının ödeme iddialarına ilişkin olarak davalıya yemin yöneltme hakkı hatırlatılmamış, bonolar yönüyle ise yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/04/2022 Tarih ve 2020/7990 Esas-2022/3394 Karar sayılı ilamı ile T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/11/2018 Tarih ve 2017/1016 Esas-2018/6275 Karar sayılı ilamı ve dahi 6100 Sayılı Kanunun 226/1-c maddesindeki amir kanun hükmü de nazara alındığında davacıya yemin hakkının hatırlatılmasının mümkün olmadığına kanaat edilmiştir. <br>(10) KÖTÜNİYET TAZMİNATI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26/11/2019 Tarih ve 2016/29984 Esas-2019/11518 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında davacıların talebi üzerine Mahkememizin 08/08/2022 tarihli ara kararı ile tedbir talebi kabul edilerek icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verildiği, davacı tarafından teminatın yatırılması akabinde tedbirin infaz edildiği, davalının alacağına tedbir kararı sebebiyle geç kavuşması sebebiyle yasal şartların oluştuğuna kanaat edilmekle dava konusu borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 15.000,00 TL kötüniyet tazminatının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hükümler tesis edilmiştir...\"  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ....... Ltd. Şti. ile davalı arasında 20/02/2021 tarihinde imzalanan Sarayönü ....... Mahallesi Düğün Salonu inşaatının mekanik işlerinin yapılması için sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından davalı adına olmak üzere dava dışı ....... hesabına 07/10/2021 tarihinde 10.000 TL, yine 07/10/2021 tarihinde 10.000 TL, 08.10.2021 tarihinde 10.000 TL, 03.03.2021 tarihinde 10.000 TL ve 29.03.2021 tarihinde 10.000 TL olmak üzere 50.000 TL banka havalesi yoluyla ödeme yapıldığını, kalan alacak için davacı şirket ile davalının aralarında davalının el yazısı ve imzasını içeren 26.09.2021 düzenleme tarihli dava konusu senetlerin \"20.02.2021 tarihli ........ ile yapılan sözleşme gereği teminat verildiğine dair\" sözleşme yapıldığını, daha sonra davacı şirket tarafından yapılan hak ediş kapsamında davalıya 20.000 TL daha ödeme yapıldığını, ancak davalının sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğin, işveren belediye tarafından düzenlenen hak edişlerden de görüleceği üzere yapmakla yükümlü olduğu tesisatı %60 oranında yaptığını, davacı şirketin inşaatın mekanik tesisatının tamamlanmaması nedeniyle ödeme yapmaması sonucu, davalı tarafından kötü niyetli olarak kambiyo senedi vasfını taşımayan senetlerle davacıların aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, dava konusu senetlerin davacı şirket tarafından \"sözleşme gereği\" olarak verildiğini ve şarta bağlandığını, bu nedenle kambiyo senedi vasfını taşımadığını, dava konusu senetlerin davalıya sözleşme gereği teminat olarak verildiği ve davalı tarafından da bu durumun kabul edildiğini, ancak mahkemece bu konuya ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, dava konusu senetlerden görüleceği üzere davacı ...'ın adı senetlere davalı tarafından sonradan yazılarak doldurulduğunu ve borçlu haline getirildiğini, dava dosyasına sunulan ve davalı tarafından imzalanan 26.09.2021 tarihli senet fotokopilerini içeren senet tutanağından da görüleceği üzere davalının davacı ...'dan herhangi bir alacağının olmadığının açık olduğunu, bu durumun yazılı bir şekilde ispat edildiğin, davacı ...'ın davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, diğer davacı ....... Ltd. Şti. ile ticari ilişkisi bulunduğunu, dava dosyasına davacınında imzasının bulunduğu senet alıntı belgesinden görüleceği üzeri senetlerin davacıya verilmesi anında davacı ... 'ın isminin bulunmadığını, senetlerin icra takibi yapılması sırasında davacı ...'ın isim ve TC. numarasının davacı tarafından sonradan doldurulduğunu, bu durumda davacının borçlu olmadığını, borçlu bulunan davalı ... Ltd. Şti.nin olduğunu bilmesi nedeni ile ve ayrıca senetlerin teminat senedi olarak düzenlenmesi  sebebi ile davacılardan ... ile ilgili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;  <br><br>Dava eser sözleşmesinden kaynaklı bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesi uyarınca ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesi bakmakla görevlidir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde belirtildiği üzere her iki tarafın da \"Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan\" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, kanun gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. Dolayısıyla TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. TTK'nın 19/2. maddesi gereğince, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmez. <br> Somut olayda, davaya konu uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununu 470. maddesinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; bu dava mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Ayrıca, davacı şirket tacir ise de davalının tacir olmadığı anlaşılmakla, dava nispi ticari dava da değildir. O halde davaya bakmakla görevli mahkeme genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu itibarla; davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan, ilk derece mahkemesince 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Açıklanan sebeplerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esasa ilişkin istinaf itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/11/2023 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı  kararının  KALDIRILMASINA, <br>Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>Davacı ... tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince bu davacıya iadesine, <br>Davacı .......  San.ve Tic.Ltd.Şti. tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince bu davacıya iadesine, <br>Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>İstinaf karar tebliği ve harç iade işleminin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.13/03/2025    <br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır.<br> <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır.<br> <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır.<br> <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır.<br><br>¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸ <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a85be41ff16ac11","SID":"f5e543cfbf3868ca"}}