{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1682 <br>KARAR NO: 2025/1010<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2023<br>NUMARASI: 2021/678 E - 2023/1004 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 15/04/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dilekçede ekli ... ve ... numaralı 02.07.2021 düzenleme tarihli faturadan da anlaşılacağı üzere   davalının müvekkili firma bünyesinde ... plakalı aracının onarımını yaptırdığını ancak onarım bedeli olan toplam 26.331,89 TL'yi ödemediğini,  müvekkilinin işini eksiksiz yapmış olmasına rağmen işin bedelini alamaması üzerine ilgili faturalar ile  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında davalı aleyhine  ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça kötü niyetle takibe itiraz edildiği ve takibin durduğunu beyanla davacının haksız itirazının iptali ile alacağın  %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;  müvekkilinin tacir olmadığını, her ne kadar işletmenin ismi ticari taksi  isede esnaf siciline kayıtlı esnaf olduğunu, davacı tarafın tacir olması işin ticari nitelikte olduğunu göstermediğini, dava konusu takibe konu alacakla müvekkilinin ilgisi olmadığını, müvekkilinin iddia edilen ürün veya hizmeti almadığını, teslime veya hizmet alımına ilişkin herhangi bir sözleşme, belge veya irsaliye de taraflarına tebliğ edilmediğini, davacının fatura düzenlemiş olması alacaklı olduğunu ortaya koymayacağını beyan ederek , davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 18.09.2018 tarihli trafik kazasında hasarlanan davalıya ait ... plakalı aracın hasar onarımının davacı servis tarafından yapıldığı ancak hasara sebebiyet veren  ... plakalı aracın ZMM sigortacısı olan ... Sigorta tarafından hasar ödemesinin  araç sahibi davalının şahsına yapıldığı banka ödeme dekontu ile anlaşılmakla davacının davalıya verdiği araç onarım hizmeti nedeniyle KDV dahil 26.331,89-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, Davanın KABULÜ ile, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin aynen devamına, Alacak likit ve belirli olduğundan asıl alacağın %20'sine tekabül eden 5.266,37 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle;  \"mahkeme davaya bakmaya görevli değildir. Müvekkil tacir değildir. Hernekadar işletmenin ismi  ticari taksi  isede esnaf siciline kayıtlı esnaftır.  Davacı tarafın tacir olması işin ticari nitelikte olduğunu göstermez. Esnaf işletmesinin Türk Ticaret Kanunu’nda anıldığı hüküm, ticari işletme tanımının yapıldığı TTK md. 11, f. 1 düzenlemesidir. Buna göre, ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Müvekkile maddede yazılı şartları sağlayamamakta olup, kanunlarımızca esnaf olarak kabul edilmekte, o şekilde vergilendirilmekte ve esnaf işletmesine göre defter ve kayıt tutmaktadır. İş bu sebeple sadece davacı tarafın tacir olması işi ticari iş olduğunu göstermez,  ticaret mahkemesini de görevli kılmaz.  Müvekkil davacıya göre (davacının iddiasına göre) hizmet alan tüketici konumunda olup, görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olmakla görev itirazımız hakkında araştırma yapılmadığı gibi olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.  Dava konusu takibe konu alacakla müvekkilin uzaktan yakından ilgisi yoktur. Müvekkil iddia edilen ürün veya hizmeti almamıştır. Dosyaya sunulan kira sözleşmesine göre müvekkil plakasını (aracını) kiraya vermiş ve tüm sorumluluğu kendisine devredilmiştir. Kiraya verdikten sonra aracın tamirini de muhtemelen kiracı yaptırmıştır. Biz bu tamirata ve borca takip tarihinde muttali olduk.  İşlem müvekkilin muvafakati ve bilgisi dışında gerçekleşmiş,   teslime veya hizmet alımına ilişkin herhangibir sözleşme, belge veya irsaliye de tarafımıza tebliğ edilmemiştir. Davacının fatura düzenlemiş olması alacaklı olduğunu ortaya koymaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 2001/1 Esas, 2003/1 Karar) Davayı kiracıya ihbar talebimiz ve kiralama konusundaki tanık dinletme talebimiz reddedilmiş olup buda hukuka aykırı diğer bir uygulamadır. Ticari taksi uzun dönem kiralandığında tüm hukuki sorumluluğu kiracıya ait olduğundan burada sözleşme müvekkile ile değil, kiracı ile kurulmuştur. Ödeme yükümlülüğü de kiracıya aittir. Müvekkile ruhsat sahibi olarak mecburen  sigorta şirketinden aldığı ödemeleri \"vekil\" sıfatı ile almış olup ve kiracı ile mahsuplaşmıştır. Akit kendisi ile kurulmadığından hukuki sorumluluğu da yoktur.Kabul anlamına gelmemek kaydı ile %20 inkar tazminatına hükmedilmeside ayrı bir hukuka aykırı karardır. Alacak hernekadar likit olsada alacağı doğuran işlem müvekkilin bilgisi dışında gerçekleşen , yargılamayı gerektiren bir olgudur. İlk defa icra takibi ile ıttıla olunan ve borcun sebebini dahi bilmeyen müvekkilenin kötüniyetinden bahsedilemez. Tüm bu sebeplerle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin \" usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek, kararın kaldırılması istenmiştir. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , itirazın iptali  alacak menfi tesbit      talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinde , davacı tarafından 06/07/2021 tarihinde 02.07.2021  tarihli 2 adet  faturaya dayalı toplam  26.331,89-TL asıl alacağın yasal faiziyle tahsili için başlatıldığı, davalı borçlunun icra takibine süresi içerisinde itirazı üzerine takibi durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.Görev hususunun incelenmesinde;Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; davaya konu aracın trafik sicilinde Otomobil (AF çok amaçlı) olarak kayıtlı bulunduğu,   İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabına göre ,davalının gerçek kişi tacir kaydınını bulunmadığı,İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği yazı cevabına göre davalının Güngören Şoförler Minibüsçüler ,Kamyon ve Kamyonet,Otomobil ve Otobüsçüler Esnaf Odasına kayıtlı olduğu ve kaydının halen devam ettiğinin bildirildiği,Güngören Vergi dairesinin yazı cevabına göre davalının 11/02/2013 tarihinden beri taksi ile yolcu taşımacılığı (domluşlar hariç) faaliyetine başladığı ve halen faaliyetinin devam ettiği, Basit Usul Ticari kazanç mükellefiyetinin bulunduğunun bildirildiği görülmüştür.Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir.\t507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 76'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde 507 sayılı Yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. Somut olayda ,davacı bir limited şirket olduğundan yasa gereği tacir ise de ,davalı gerçek kişinin  dosyaya celp edilen belgelere göre tacir olmayıp,esnaf olduğu anlaşılmıştır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da taraf- ların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Davalının tacir ve  tüketici olmadığı, uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gereklidir.Görev hususu dava şartı olup,kamu düzerine ilişkin olduğundan ,yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli olup,görev yönünden usuli kazanılmış hak da sözkonusu olamayacaktır.Bu sebeple ,mahkemenin davada görevli olmadığı,buna rağmen davanın esasına girerek karar verdiği anlaşılmakla,davalı istinafının kabulü ile ,HMK 353/1-a-3  maddesi  uyarınca karar kaldırılıp,davada, görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesine  dosyanın gönderilmesi için görev hususunda usul yönünden karar verilmesi için  dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile,   HMK 353/1-a-3  maddesi  uyarınca karar kaldırılıp,davada, görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesine  dosyanın gönderilmesi için görev hususunda usul yönünden karar verilmesi için  dosyanın mahkemesine gönderilmesine Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/04/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c216a61b62039e00","SID":"52c0936d997c1a2e"}}