{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br>KARAR TARİHİ\t: 11/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t              : ...  (...)<br>ÜYE\t\t              : ...  (...)<br>ÜYE\t\t              : ...  (...)<br>KATİP\t              : ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2023<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar <br>DAVACI \t\t: ... <br>VASİSİ\t\t: ...  <br>VEKİLİ\t\t:Av... <br>DAVALILAR \t:1-....... <br>VEKİLİ\t\t:Av....  <br>\t\t\t2-...  <br>VEKİLİ\t\t:Av.... <br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 11/04/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/04/2025<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili 11.08.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle;  10.12.2021 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile seyir halindeyken yaya yolu güzergahından yolun karşısına geçmekte olan müvekkili ...'a çarpması neticesinde meydana gelen kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, Konya ....... Hastanesi'nin 08.04.2022 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporunda %99 oranında kalıcı maluliyet tespitinin yapıldığını, kaza sonrası kendi hayatını idame ettiremeyecek durumda ve sürekli  olarak bakıma muhtaç vaziyette olduğundan müvekkilinin hukuki işlemlerinin takibi için Konya.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... sayılı dosyasıyla eşi ...'ın vasi olarak atandığını, müvekkilinin kaza sonucunda uzunca bir süre yoğun bakımda kaldığının ve birçok ameliyat geçirdiğini, ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ....... A.Ş. tarafından ....... no'lu poliçe üzerinden Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalandığını, araç sahibi ... ile ....... arasında akdolunan iş bu sigorta sözleşmesi kapsamında ....... A.Ş.nin rizikoyu üstlenen taraf olarak yaşanan kaza nedeniyle müvekkilinde meydana gelen bedensel zarardan poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla müteselsil sorumluluğunun bulunduğundan bahisle; Davanın kabulüyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve bilirkişi raporu ile maddi tazminatlar tespit edildikten sonra artırılmak kaydıyla şimdilik 35.000,00 TL geçici tam iş göremezlik tazminatı, 10.000,00 TL tedavi masrafları, 35.000,00 TL bakıcı giderleri ve 350.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 430.000,00 TL maddi tazminatın 10.12.2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 10.12.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili tarafından UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunulan 07.10.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle;  Kazaya karışan araç sürücüsü müvekkiline husumet yöneltildiğini ilgili mevzuat hükümleri kapsamında hukuki veya maddi açıdan herhangi bir sorumluluğu bulunmayan müvekkili  açısından husumet yokluğu nedeniyle esasa girilmeksizin davanın reddedilmesini talep ettiklerini, 10.12.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sürücü müvekkili ...'nın kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile tüm kurallara uygun olarak seyir halinde iken; orta refüjün yanında kaldırıma çıkmadan kurallara aykırı bir halde yoldan yürümekte olan davacı ... ...'a herhangi bir kusur ve ihmali bulunmaksızın çarpması sonucu yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, davacıların, işbu dava ile ödenmesi talebinde bulundukları maddi tazminat kalemlerinden hiçbirinin gerçekleşmediğinden davacılar nezdinde tazminat hakkının doğmadığını, bu sebeple tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, Yerleşik Yargıtay İçtihatları ve doktrindeki hâkim görüş manevi tazminat miktarının belirlenmesinde “olayın oluş şekli, müterafik kusur oranları, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkesi gibi unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğinin benimsendiğini, işbu davada ise, davacı tarafça somut olayın şartlarına uygun olmayan gerekçelere dayanılarak fahiş miktarda manevi tazminat ödenmesinin  talep edildiğini, davacı tarafın manevi tazminat hakkının doğduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; talep edilen manevi tazminat tutarına da itiraz ettiklerini, zira davacıların bu taleplerinin, manevi tazminata hükmedilmesinin şartlarını taşımadığını, aynı zamanda manevi tazminat ödenmesinin amacına da aykırı düştüğünü, davacı tarafın iddia edildiği gibi davacının bu kaza sebebiyle çalışma gücü kaybının  söz konusu olmadığını, davacının böbrek hastası olduğunu ve bu sebeple zaten çalışamadığını, aynı şekilde davacıların bahse konu edilen şekilde bir manevi zarara da maruz kalmadıklarını dolayısıyla davacılar lehine  bu denli fahiş miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin davacıların sebepsiz zenginleşmesine ve uğradıkları iddia edilen zarardan da fazla maddi kazanım elde etmelerine neden olacağından haksızlığı tespit edilecek manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin gerektiğinden bahisle; Müvekkil  hakkında açılan işbu davanın öncelikle ve ivedilikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise  müvekkilinin kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise  yargılama giderleri ve ücretleri vekaletin davacı tarafa tahmiline dair karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalı ...vekili tarafından UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunulan 15.09.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından, dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddedilmesinin gerektiğini, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, bununla birlikte müvekkilim hiçbir geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, ulaşım gideri, rapor ücreti gibi taleplerin de tedavi giderleri kapsamında yer almadığından bahisle; Müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan  reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini müvekkili şirket adına talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \"Davacının talebiyle bağlı kalınarak davacının 2.574.007,16 TL sürekli iş göremezlik, 3.059.131,84 TL Bakıcı gideri, 30.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı zararının olduğu, davalı ... şirketinin ZMMS sigortası kapsamında sigortalısının kusuru oranında ve kaza tarihinde geçerli olan  poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğu, diğer davalılardan ...'nın  kazaya karışan ...  plakalı aracın sürücüsü ve işleteni olması nedeniyle oluşan zararlardan sorumluluğunun bulunduğu,  davacının KTK.97.maddesi gereğince dava açmadan önce  davalı  ... şirketine 26.05.2022 tarihinde  başvurduğu, davalı ... şirketince ... no'lu hasar dosyasının açıldığı, davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığı, KTK 97. maddesinde düzenlenen başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirildiği ve sigorta şirketi yönünden KTK'nun 99. Maddesi gereğince 08.06.2022 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği anlaşılmıştır.<br>Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle uzun süre tedavi süreci geçirdiği,  acı çektiği ve sağlık bütünlüğünün bozulduğu, yaralanmasına bağlı olarak kişilik haklarının zarar gördüğü, bu nedenle davacının manevi zarara uğradığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, haksız eylemin ağırlığı, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve; <br>DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;<br>Davacı ... için  2.574.007,16 TL sürekli iş göremezlik, 3.059.131,84 TL Bakıcı gideri, 30.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 5.663.139,00 TL maddi tazminatın davalılardan ... yönünden olay tarihi olan 10/12/2021 tarihinden, davalı ... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 08/06/2022 tarihinden itibaren işletilecek AVANS faizi ile birlikte (davalı ... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE,<br>125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10/12/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>Davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ...Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; istinafa konu kararda  sürekli sakatlık tazminatı için 430.000 TL ve bakıcı gideri için 430.000 TL ile tazminata hükmedildiğini, ancak bu hususun hatalı olup poliçe limiti 430.000 TL olduğunu, iki farklı teminattan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, sigortalı aracın ticari bir araç olmadığını, ruhsattan da görüleceği üzere sigortalı aracın kullanım amacının hususi olarak belirtildiğini, aracın ticari amaçla kullanıldığını gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, bu nedenle avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, maluliyet raporunun 3. İhtisas kurulu tarafından tanzim edilmesinin gerektiğini, müvekkil şirketin geçici bakıcı gideri, tedavi gideri vesait giderlerden sorumluluğunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle ilgili gerekçeli kararının bozulmasını, davanın reddine karar verilmesini talepleri doğrultusunda yeniden yargılama yapılarak inceleme yapılmasını, davanın esastan reddedilmemesi halinde ise savunmalarına göre temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine istinaf vekalet ve yargılama giderlerinin davacı üzerine yüklenmesini, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limitleri dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasıyla ilgili olay anına ilişkin görüntüler ve dosya içerisindeki belgeler incelendiğinde davalı ...'nın olayın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun açıkça anlaşıldığını, yargılama esnasında kusur raporuna ilişkin  itiraz edilmiş ancak yerel mahkemece itirazlarının değerlendirilmeden eksik inceleme ve hatalı tespit ile müvekkilin de kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kabul edildiğini, müvekkilin kaza sonrası uzunca bir süre koma halinde hastanede tedavi gördüğünü, en azından bu süre zarfının müvekkile ilişkin geçici tam iş göremezlik süreci olarak değerlendirilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporunun esas alınarak mahkemece geçici tam iş göremezlik tazminat taleplerinin reddi yönünde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ülkemizdeki ağır ekonomik koşullar, müvekkilin yaşamış olduğu manevi yıkım ve olayın ağırlığı dikkate alınmadan yerel mahkemece müvekkil lehine 125.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamının istinaf talepleri uyarınca incelenmesini, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın tam kabulüne, mahkemece hüküm kurulmaması halinde Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava trafik kazası nedeniyle maddi manevi tazminat talebine ilişkin olup Mahkemece verilen karar  davacı ve davalı ... tarafından istinaf edilmiş olup; bunun dışında davalı ... tarafının yapmış olduğu istinafın yapılmamış sayılmasına dair karar kesinleşmiştir. <br>- Davacının kusura yönelik itirazında;  <br>Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür\", yine aynı kanunun 50.maddesinde, \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır\" denilmektedir.<br>Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, \"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur\"  denilmektedir.<br>Buna göre, tespit tutanağında sadece davalı sürücünün tamamen kusurlu bulunmasına karşın Mahkemece alınan ATK raporunda davacıya da % 25 kusur verilmesi çelişki oluşturmakta olup,  bu şekilde kusur durumları arasındaki çelişki bulunduğu halde bunlar arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğu anlaşılmakla; itirazları da karşılar biçimde kusur konusundaki çelişkileri giderir, Karayolları Fen Heyetinden oluşturulacak 3 kişilik heyetten rapor alınması gerekli olduğundan,  buna yönelen davacı vekilinin itirazının kabulüne karar verilmiştir. <br>-Kamu düzeni ve tarafların itirazları yönünden maluliyet ve aktüer hesaplamasına yönelik yapılan incelemede;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>           Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>          Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>           Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>            Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>           Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>          Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>               Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>               Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>              Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>                 Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>                Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>              Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>                  Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>                   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. <br>Bu halde, mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre, maluliyet konusunda \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre  rapor alındıktan sonra sonucuna göre güncel asgari ücret de gözetilerek,  PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre  tazminat bilirkişisinden yeniden rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet ve aktüer raporu hükme esas alınarak karar verilmesi isabetsiz olup, buna yönelik kamu düzeni ve istinaf sebepleri gereği kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. <br>-Davacının geçici iş göremezlik itirazında; <br>Kabule göre;  hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının tamamen malul değil,  % 99 malul olması, ancak tam malul gibi kabul edilerek işlemiş dönem için davacının aleyhine olacak biçimde yüzde yüz maluliyetin kabul edildiği geçici iş göremezlik dönemi için geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanmaması hatalı olup, bu nedenle  alınacak maluliyet raporuna göre davacının tamamen maluliyetinin bulunmaması ihtimalinde geçici iş göremezlik süresinin ayrıca belirlenmesi  istenilerek bu süre için belirlenecek geçici iş göremezlik tazminatına da hükmedilmesi gerektiğinden buna yönelik itirazın yerinde olduğu görülmüştür. <br>-Davalı ... vekilinin  tedavi giderlerinin ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde; <br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. <br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br> Yine, Güvence Hesabı için de uygulanan Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA\" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA\" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı vekilinin, tedavi giderlerinin ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir.<br>(Bkz. Ayrıca \"sürekli bakıcı giderinin\" de \"sağlık gideri teminatı\" içinde kabul edilmesi gerektiğine dair; Yargıtay 4. HD  2022/13752 Esas, 2024/12126 ;2022/13441  Esas, 2024/10427 Karar; 2023/13245  Esas, 2024/6894  Karar; 2023/8291Esas, 2024/5597 Karar sayılı ilamları) <br>-Davalı vekilinin teminat limitinin aşıldığı istinafında; <br>Kazaya karışan aracın neden olduğu zararlardan sorumlu olan davalı, poliçe gereği bedeni zararlarda 430.000,00 TL, geçici iş göremezlik, bakıcı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri kapsamında sağlık giderleri teminatı altında 430.000,00 TL teminat limiti ile davacıya karşı sorumludur. <br>Bu iki limit(teminat) birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. <br>Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan(teminatından), geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri  zararlarını ise tedavi giderleri klozundan (teminatından) karşılanmak üzere talep edebilir. Teminat limiti aşılmamıştır. İtiraz yersizdir. <br>-Davalı sigortanın,  faiz türüne yönelik itirazda; <br>Davacı tarafça tazminat talep edilen karşı aracın ticari amaçlı kamyonet olduğu ruhsatında kayıtlı olup  istem gibi ticari faize hükmedilmesi yerindedir. <br>-Kaldırma sebep ve şekline göre davacının manevi tazminat itirazının bu aşamada incelenmesine gerek ve yer bulunmamaktadır.<br> Bu nedenlerle, davacı ve davalı ...Ş vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı ve davalı ...Ş vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,<br>4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ...Ş tarafından sunulan;  ... numaralı,  880.000,00 TL tutarlı  teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,<br>8-Konya.... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına davacı tarafından sunulan; nakit 22.958,04 TL tutarlı teminatın İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,<br><br>HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.11/04/2025<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e69a9a535e15d4f","SID":"c76980b5a86fd091"}}