{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1527 Esas<br>KARAR NO:2025/547<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2.Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:30/06/2022<br>NUMARASI:2020/234 E. - 2022/108 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ:27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili firmanın,turizm sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, ... başvuru numarası ile \"... Şekil\" adıyla marka tescil işlemi yaptırdığını, bu markayı tescilden itibaren kesintisiz ve fiili olarak uzun yıllar boyunca kullandığını, ticari hayatında tanınan bir marka sahibi statüsüne sahip olduğunu, markanın tescilinin ardından 10 yıl geçmesiyle yenileme işleminin ihmal nedeniyle yapılamadığını, ancak müvekkili firmanın markanın kurucusu, kesintisiz kullanıcısı ve özde sahibi olma niteliğini kaybetmediğini, ... başvuru numarası ile davalı tarafından \"... ...\" adıyla ve müvekkiline ait marka ve logoya neredeyse birebir benzeyen bir marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, bu başvurunun TPE tarafından tescil edildiğini, bu tescilin kötü niyetli olduğunu ve 556 Sayılı KHK ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinin ihlal edildiğini, müvekkili firmanın tescilli markasının gerçek sahibi ve fiili kullanıcısı olduğunu, bu haksız tescil işlemi nedeniyle ticari ilişkilerinde ve faaliyetlerinde telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaşadığını, müvekkili firmanın markasını yeniden tescil edebilmesi amacıyla davalının ... tescil numarasıyla tescilli \"... ...\" markasının sicilden terkini ve müvekkili firma adına tescil edilmesini, davalı adına tescilli markanın üçüncü kişilere devrinin ve haksız kullanımının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili firmanın markasına yapılan tecavüzün tespit edilmesini ve önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini   talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesini özetle;  davacı şirketin ... tescil numaralı \"... Şekil\" ibareli markası ile müvekkiline ait ... tescil numaralı \"... ...\" ibareli marka arasında benzerlik olduğu ve bu durumun iltibasa yol açtığı iddiasıyla açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tescilli bir markanın terkin anına kadar hukuka uygun şekilde kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını,  tazminat talebinin hukuka aykırı bir eyleme ve bu eylem sonucunda doğan bir zarara dayanması gerektiğini, davacının zarara uğradığını ispatlayamadığını ve müvekkilinin hukuka aykırı bir eylemde bulunmadığını  somut olayda müvekkili şirketin \"... ...\" ibaresini marka tesciline dayalı olarak hukuka uygun şekilde kullandığını, ayrıca davacı şirketin hükümsüzlük talebine dayanak gösterdiği ... tescil numaralı \"... Şekil\" markasının koruma süresinin dolduğunu ve yenilenmediğini, bu nedenle marka hakkının sona erdiğini ve müvekkilinin marka kullanımının hak ihlali oluşturmayacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"1-Asıl davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli, ... numaralı ... ... ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, marka hakkına tecavüzün tespitine ve önlenmesine, 2-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile, maddi tazminat yönünden davanın REDDİNE, manevi tazminat yönünden davanın KABULÜ ile 10.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı-Birleşen dosya davalısı tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkilinin \"... ...\" ibaresini marka tescilinden doğan hakkına dayanarak hukuka uygun şekilde kullandığını , davacı şirketin  hükümsüzlük talebine dayanak gösterdiği ... tescil numaralı \"... Şekil\" markasının koruma süresinin dolduğunu dolayısıyla davacının marka hakkının sona erdiğini ve bu ibarenin kullanımına bağlı olarak hak ihlalinden bahsedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, süresi dolmuş bir marka üzerinden hükümsüzlük sebeplerine dayanılamayacağını, iltibas iddiasının ön koşulu olan önceki markanın tescilli bulunması şartının somut olayda gerçekleşmediğini, müvekkilinin aynı sektörde faaliyet göstermesinin kötü niyetli bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının ticari dürüstlük kurallarına aykırı bir kullanım iddiasını destekleyen herhangi bir somut delil sunmadığını,  müvekkilinin yalnızca davacıya zarar vermek ve haksız kazanç sağlamak amacıyla dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğine yönelik delil bulunmadığını belirterek, kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, esas dava yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden ise dava şartı olan ara buluculuk süreci bulunmadığından usulden reddine, aksi halde davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalıya ait ... numaralı \"... ...\" ibareli markanın  hükümsüzlüğü,   marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ile  maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemenin 29.06.2020 tarihli tensip ara kararı ile dava tazminat istemi yönünden tefrik edilmiş, 2020/237 Esasa kaydından sonra, tefrik olunan dosyanın irtibatlı olduğu gerekçesi ile  tekrar birleştirilmiştir. Davalı vekili her ne kadar birleşen davanın arabuluculuk dava şartı nedeniyle usulden reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de,  Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, ticari alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı getirilmiş  ise de, marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve hükümsüzlük  talebi ile birlikte tazminat talep edilmiş olup bu şekilde açılan  eldeki dava yönünden  arabuluculuk dava şartı aranmayacaktır. Mahkemece tazminat talebinin  tefrik edilmiş olması da  davayı arabuluculuk dava şartına tabi hale getirmeyeceğinden   davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. 08.05.2006 başvuru tarihli ,  ...  numaralı \"... Şekil\"  markasının 39. Sınıfta davacı şirket adına tescil edildiği yenilenmeme nedeniyle müddet olduğu,  davaya konu ... numaralı \"... ...\" markasının   39. Sınıfta \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması\"  hizmetlerinde davalı adına tescil edildiği görülmektedir. 15/04/2021tarihli bilirkişi  raporunda sonuç olarak; Dosya kapsamında iddia, savunma, delil, TÜRKPATENT, tarafların web sayfaları ve sair incelemeler sonucunda;  Davacının “... ...” ibaresini eskiye dayalı ve yoğun kullanımının bulunduğu, Davacı tarafın \"... ...” ibaresinin 39. Sınıf kapsamında “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.” hizmetlerinde ilk kullanım ve tanınmışlık sağlandığı, Davalının tescil ettirdiği markayı 39.sınıf kapsamında “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.” hizmetlerinde kullandığı ile ilgili delile rastlanmadığı, Hükümsüzlük hususunda hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu\" belirtilmiştir. Ticaret sicil kayıtlarına göre, davacı ... San.ve Tic. Ltd.Şti. Ünvanlı  şirketin 1997 yılında ticaret siciline kayıt edildiği. Faaliyet alanının yolcu taşımacılığı  olduğu  görülmektedir. Marka hakkına tecavüz yönünden; SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir. 6769 Sayılı SMK 7 maddesine göre, Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Hukuki anlamda \"marka koruması tescil ile doğduğundan , tescilsiz bir işarete karşı marka hakkına tecavüz  söz konusu olmaz . Davacının  marka  hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve buna bağlı maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Hükümsüzlük talebi yönünden; davacı \"... ...\" markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının bu durumu bildiği halde markayı kötüniyetle adına tescil ettirdiğini ileri sürmüştür.Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca SMK 6/3. ( 556 sayılı KHK'nın 8/3)  maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6134 - 2015/13829).  Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın  tescil kapsamındaki  mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Tescil kapsamı dışındaki mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanım davacıya önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2019 tarih, 2018/2275 Esas ve 2019/3674 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı şirketin 1997 yılında tescil edildiği, davacının  taşımacılık alanında faaliyette bulunduğu, davacı şirketin ticaret ünvanının çekirdek unsuru olan ... ... ibaresini, taşımacılık hizmetinde  kullanılar taşıtlar üzerinde, web sayfası içeriğinde, sosyal medya hesaplarında , 39. Sınıf kara taşımacılığı hizmet sınıfında markasal olarak yoğun şekilde kullandığı, ilgili piyasada ciddi kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığı , davacının ... ... markasını ihdas edip  uzun yıllar taşımacılık alanında kullanıp maruf hale getirdiği anlaşıldığından ... ... markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğu bu sebeple SMK 6/3 maddesi uyarınca davalı adına tescilli ... numaralı markanın tescilli olduğu 39. Sınıfta yer alan \"kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri, araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri\" bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesi için yasal koşulların mevcut olduğu anlaşılmıştır. Kötüniyetli marka tescili iddiası yönünden,  tek başına  tescilsiz  markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmek istenilmesi kötü niyetli marka başvurusu olarak nitelenemez. Zira markanın aynısı veya benzerinin tescil olunmak istenilmesinin müeyyidesi  yasada  gösterilmiş olup, kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Tescilin  açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği hususu ispatlandığı taktirde marka tescilinin tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.Somut olayda davacının markasını yoğun şekilde kullandığı,  tarafların  taşımacılık ve seyahat  turizm sektöründe faaliyet gösterdikleri, davalının ... ... markasının  davacıya ait olduğunu bildiği ve bilecek durumda olduğu, davacı markasının ayniyet derecesinde benzerini davacıya ait eski tarihli markanın müddet olmasından sonra aynı sınıfta kendi adına tescil ettirdiği ancak bu marka ile hiç bir ticari faaliyet yürütmediği ve  davacı hakkında marka hakkına tecavüz iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu, davacı şirketin tek yetkilisi olan ... hakkında İstanbul Anadolu FSH Ceza Mahkemesinin 2021/490 E. Sayılı dosyası ile yargılamanın derdest olduğu ve eldeki davanın sonucunun bekletici mesele yapılmış olduğu, ceza dosyasında davacı şirket yetkilisinin savunmasında \"bizden yüklü miktarda para istediler, reddedince bu şikayeti yaptılar \" şeklindeki beyanda bulunduğu, müşteki olan davacı tarafça bu iddiaya karşı çıkılmadığı, bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere  davacının markayı kullandığına dair delil bulunmadığı dikkate alındığında , davalının  tescildeki amacının markayı işlevine uygun şekilde  kullanmaktan ziyade  rakip firmaya ait markayı yedekleme ve engelleme olduğu, davalının tescili  kötüniyetli gerçekleştirdiği, davalı markasının  tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne  karar verilmesi gerektiği, kötü niyetli tescil tek başına manevi tazminat  verilmesini gerektirmez ise de, kötüniyetli marka tescilinde, marka sahibinin hareketi hukuka uygun olmadığı ve kötüniyet hukuk düzeni tarafından korunmayacağı için bu yolla  verilen zararın tazmini gerekir. Somut olayda  davalının;  davacının eski tarihli markası ve ticaret unvanı  olduğunu bildiği halde kötü niyetli tescil ettiği markayı kullanarak davacının ceza kovuşturması ile muhatap olmasına ve bu yolla   marka sahibinin ticaretini engellemeye yönelik hareket ettiği ve dava dilekçesinde 6102 sayılı TTK'nın  haksız rekabet  hükümlerine de dayanıldığı anlaşıldığından davacının manevi tazminat talep edebileceği ,  somut olayın özelliği ile hak ve adalet ilkesi gereği hükmedilen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince hükümsüzlük talebi dışında marka hakkına tecavüz ve maddi tazminat talepleriyle ilgili kurulan hükümlerin ve gerekçenin  isabetli olmadığı, davalı   vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih, 2020/234 E. 2022/108 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,-Asıl Davada; 3-Marka hükümsüzlüğü talebi yönünden davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli, ... numaralı \"... ...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE 4-Marka hakkına tecavüzün tespitine ve önlenmesi talebinin REDDİNE,-Birleşen davada  maddi tazminat talebinin  REDDİNE,-Manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 10.000 TL manevi  tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Asıl Dava Yönünden: İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü yönünden 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Red edilen marka hakkına tecavüzün tespitine ve önlenmesi talebi yönünden  alınması gereken 615,40 TL maktu harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 116,6‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine 5/ç-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 1.200 TL bilirkişi ücreti,  215,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.415 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 707,5‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,5/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka hükümsüzlüğü yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre Red edilen marka hakkına tecavüzün tespitine ve önlenmesi talebi yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6-Birleşen Dava Yönünden:  İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken, kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden  683,1‬0 TL karar harcından peşin alınan 187,50 TL'nin mahsubu  ile 495,6‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,6/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 187,50 peşin harcı olmak üzere toplam 241,9‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine 6/ç-Davacı tarafından yapılan 38,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri'nin davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 19,00 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,6/d-Davalı tarafından ilk derece birleşen dosyasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat davası yönünden 10.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre   red edilen maddi tazminat davası yönünden 1.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 441,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 66,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 507,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,7/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb8ab8ad83a69ad6","SID":"d42657036b79c012"}}