{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1509 <br>KARAR NO\t\t: 2025/551<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12.04.2022<br>NUMARASI\t\t: 2015/719 Esas 2022/308 Karar<br>BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAH'NİN 2015/1084 E.- 2016/17 K. SAYILI DOSYASINDA<br>ASIL DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>BİRLEŞEN DAVANIN <br>KONUSU\t\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 27.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27.03.2025<br><br>\tİzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.04.2022 tarih 2015/719 Esas 2022/308 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tASIL DAVA \t: Davacı vekili, 26.06.2013 tarihinde, davalı ... Ltd. Şti.'nin maliki, davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonetin,  müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı minibüsün sol arka kısmına çarptığını, Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/315 Esas 2014/157 karar sayılı ilamı ile, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu bulunduğunu ve davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini, İzmir - Bozyaka Eğilim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu'nun 05.09.2014 tarihli raporunda müvekkilinin %50 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğunun tespit edildiğini, davalı tarafa ait aracın kaza tarihi itibariyle geçerli poliçesi bulunmadığından, tazminat ödenmesi için ...na başvurulduğunu, ancak davalı ...'nın sadece 160.000,00 TL ödeme yaptığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı işleten ve sürücü yönünden kaza tarihinden, davalı ... yönünden (sorumlulukları kapsamında) dava tarihinden itibaren işletilecek faizi ile bilite davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte  davalı işleten ve sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili, 12.04.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 8.372,14 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tASIL DAVADA CEVAP\t: Davalılar ... ve ... Şti. vekili, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, müvekkilinin kaanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, öncelikle taraflara ait alkol ve kusur durumunun ortaya çıkarılması gerektiğini, ceza dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini,  davacının kaza nedeniyle diğer davalı ...ndan 160.000,00 TL ödeme aldığını, öncelikle iş bu bedelin tazminat talebinden düşülmesi ve davacının bu bedeli kabul ederken ihtirazi kayıt koyup koymadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davacının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, müvekkili kurum tarafından davacıya yapılan ödeme sonucunda borçtan ve yükümlülükten kurtulduğunu, davacı tarafından imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu, müvekkili kurumun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, maluliyet oranının ATK tarafından belirlenmesi gerektiğini, maddi zararının aktüerya incelemesi sonucunda tespit edilebileceğini, geçici iş görmezlik dönemi tazminatının hesaba dahil edilmemesi gerektiğini, ZMMS genel şartlarına göre dolaylı zararların teminat kapsamı dışında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVA  : Davacı ... vekili, asıl davanın davacısına, trafik kazasında yaralanması nedeniyle 17.11.2014 tarihinde 160.815,00 TL tazminat ödendiğini, ödenen tazminatın taraflardan rücuen tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların icra takibine itirazları üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Davalılar vekili, ceza dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini, mahkemece kusur dağılımının yapılması gerektiğini, alacağın likit olmadığını, rücu şartlarının oluşmadığını, davacının kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/315 E. sayılı dosyasında, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edilerek mahkumiyetine karar verildiği, kararın 26.05.2014 tarihinde kesinleştiğini, ceza yargılamasında alınan kusur raporunun hükme esas alındığı, Ege Ünv. Tıp Fak. Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 21.09.2016 tarihli raporuna göre, davacının olay tarihindeki yaşına göre %37,2 ve rapor tarihindeki yaşına göre %38,2 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğu, tıbbı iyileşme süresinin 9 ay olarak belirlediği, itiraz üzerine ATK 3. İhtisas Dairesinin 27.07.2018 tarihli raporunda davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre %37,2 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, ... tarafından davacıya 17.11.2014 tarihinde 160.815,00 TL maddi tazminat ödendiği, birleşen dava yönünden ... tarafından her ne kadar davacının %50 maluliyeti dikkate alınarak davacıya ödeme yapmış ise de, davacının sürekli maluliyet oranının %37,2 olarak belirlendiği, hesap bilirkişi raporunda davacının gelirinin asgari ücretin 1.72 katı olarak dikkate alındığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle yapılan hesaplamada davacının 127.617,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatı zararının bulunduğunun tespit edildiği, hekim bilirkişinin de bulunduğu 10.06.2019 tarihli heyet raporunda, davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri bulunmadığı, asıl davada talep edilen ve SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik tazminatı mahsup edilerek bakiye geçici iş göremezlik tazminatının 8.372,14 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle, asıl davada maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 8.372,14 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline alınarak davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatını ile tedavi giderlerine yönelik maddi tazminat talebinin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine; Birleşen davanın kısmen kabulüne, Menderes İcra Müdürlüğünün 2015/901 E. sayılı dosyasına davalı borçlular tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile 127.617,74 TL asıl alacak 1.882,36 TL işlemiş faiz, 300,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 77,40 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 129.877,50 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Asıl davada davacı ... vekili, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin bilinmeyen aktif dönemi hesabında gelirinin 891,03 TL olarak hesaplandığını, bunu kabul etmediklerini, müvekkilinin kaza tarihinde davalı şirkette kalıpçı ustası olarak çalıştığını, bu sırada 1.678,53 TL - 1.958,28 TL arası maaş aldığını, bu nedenle hesaplamaların 1.958,28 TL üzerinden yapılması gerekirken asgari ücret üzerinden yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 05.09.2014 tarihli raporuna göre %50 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, daha sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu'ndan alınan 21.092016 tarihli raporda %38,20 ve ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 07.08.2018 tarihli raporunda müvekkilinin %37,2 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, dosyada mübrez raporlar arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, mahkemece aradaki çelişkilerin giderilmesi için yeni bir rapor aldırılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>\tDavalı ve birleşen davada davacı ... vekili, dosya kapsamındaki raporlar arasında çelişki bulunduğunu, asıl dosya davacısı ...'nun İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 05.09.2014 tarihli raporuna göre %50 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, müvekkili kurumca bu rapor üzerinden ödeme yapıldığını, yargılama sırasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu'nun 21.09.2016 tarihli raporunda %38,20 ve ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 07.08.2018 tarihli raporunda %37,2 oranında maluliyet tespit edildiğini, İstanbul ATK Genel Kurulu'ndan raporlar arasındaki çelişkiyi giderir nitelikte yeni bir rapor aldırılması gerektiğini, mahkemece hesaplama yapılırken 2014 yılına ait verilerin dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, rapor tarihinde geçerli olan gelir durumu dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalılar ... Şti. ve ... vekili, TBK'nın 74. maddesi uyarınca, hukuk mahkemesinde açılan tazminat davasında kusurun varlığının araştırılmasında yetkileri sınırlı olan hukuk hakiminin, “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılındığını, maddenin ikinci fıkrasında “Ceza mahkemesinin kararı, kusurun değerlendirilmesi ve zarar tutarının saptanması konularında hukuk hakimini bağlamaz.” denildiğini, yerel mahkemenin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın ceza mahkemesi kararını direkt olarak uygulamasının kanuna ve içtihatlara aykırı olduğunu, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususuna değinilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, ceza dosyasında davacının “…Benim bu olay nedeniyle zararım oluşmuştur. Fakat ben bu zararlarımın giderilmesini istemiyorum.” şeklinde beyanı bulunduğunu, ardından işbu davaya konu şekilde zararının tazminini istemesinin TMK'nın 2. maddesine  aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Asıl dava trafik kazası nedeniyle karşı aracın sürücüsü, işleteni ve ...ndan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderleri, ayrıca sürücü ve işletenden manevi tazminat; Birleşen dava ise ... tarafından asıl davanın davacısına yapılan sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesinin kazaya sebebiyet veren sigortasız aracın sürücü ve işleteninden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.   <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinde \"Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz\" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamayacak ise de, bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine, diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması aynı konudaki hukuk mahkemesinde  de  kesin  delil  oluşturacak ve hukuk mahkemesini bağlayacaktır. Somut olayda, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/315 Esas 2014/157 karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada, mahallinde yapılan keşif üzerine trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 24.03.2014 tarihli raporda davalı sürücü ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonet ile kaza noktasına gelmeden 300 metre geride bulunan Kısık Sanayi Sitesi kavşağına geldiğinde ışıklı kavşak içerisinde kendi yönünde yeşil ışık yandığında kavşak içinden sağa dönüp gideceği istikametteki şeride girerek yoluna devam etmesi gerekirken, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 103. maddesine aykırı şekilde kavşaktan sağa dönüşte yolun sağında bulunan boşluk alandan yararlanarak sağa döndüğü ve banket üzerinde seyrine devam ettiği, yaklaşık 300 metre ilerledikten sonra yola katılmak için sola manevra yaptığı sırada önünde seyir halinde olan ve davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu minibüse arkadan çarptığı tespit edilmiş olup, bu kusur raporu doğrultusunda davalı sürücü ...'in taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Böylelikle kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre davalı sürücünün şerit ihlali yaptığı ve önünde seyir halinde olan araca arkadan çarpmak suretiyle kazanın meydana geldiği yönündeki maddi vakıa hukuk hakimini bağlayacağı için davalılar ... Şti. ve ... vekilinin davalı sürücünün kusurunun bulunmadığı yönündeki istinaf itirazı haklı bulunmamıştır.<br>\tDavalılar ... Şti. ve ... vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. Maddesi gereğince belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında emniyet kemerinin  kullanılması zorunlu  zorunlu olup illiyet bağı kurulması halinde meydana gelen zarar nedeniyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K. sayılı ilamı) Somut olayda; kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takıp takmadığına ilişkin bölüm \"belirsiz\" olarak işaretlenmiş olup, bu aşamada davacının emniyet kemeri takıp takmadığının tespitinin mümkün bulunmaması, müteveffanın kaza sırasında araçtan dışarı fırladığının ileri sürülüp kanıtlanamaması, kazanın meydana geliş biçimi, hasar ve zararın şiddeti dikkate alındığında, bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince,  ATK 3. İhtisas Dairesinden alınan 27.07.2018 tarihli raporda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının kaza nedeniyle  %37,2 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu tespit edilmiş olup, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu'nun 21.09.2016 tarihli raporunda da davacının kaza tarihindeki yaşına göre yapılan tespitte aynı sonuca varılmıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmekte olup, Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 05.09.2014 tarihli raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediği anlaşılmakla, asıl davada davacı ... vekili ile asıl davada davalı, birleşen davada davacı ... vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğu ve diğer raporlarla arasında çelişki bulunduğu yönündeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. <br>\tManevi tazminata ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle istinaf yoluna başvuran asıl davada davacı vekili ile davalılar ... Şti. ve ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının sosyal ekonomik durum araştırması doğrultusunda, aktif dönemde asgari ücretin 1,72 katı üzerinden, pasif dönemde de asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun bulunmasına, hükümde tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl davada davacı ... vekili, asıl davada davalı/birleşen davada davacı ... vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalılar ... Şti. ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Asıl davada davacı ... yönünden 615,40-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>\t3-Asıl davada davalı/birleşen davada davacı ... yönünden, asıl davada 571,90-TL ve birleşen davada 615,40-TL olmak üzere toplam 1.187,30-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.106,6‬0-TL'nin asıl davada davalı/birleşen davada davacı ...ndan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>\t4-Asıl ve birleşen davada davalı .... Şti. yönünden  asıl davada 3.304,30 TL, birleşen davada 8.871,92 TL olmak üzere toplam 12.176,22 TL istinaf karar harcının asıl ve birleşen davada davalı ... Şti.'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t5-Asıl ve birleşen davada davalı ... yönünden asıl davada 3.304,30 TL, birleşen davada 8.871,92 TL olmak üzere toplam 12.176,22 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 2.360,75‬-TL'nin mahsubu ile bakiye 9.815,47‬-TL harcın asıl ve birleşen davada davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"475a7e42d98c85d2","SID":"7e7c31c21bdc64b1"}}