{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/560 <br>KARAR NO: 2025/496<br>KARAR TARİHİ: 10/04/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİC. MAHK.<br>NUMARASI: 2025/73 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat ( Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. <br>G E R E Ğ İ   D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; ayıplı olduğu iddia edilen araç satışından kaynaklı değer kaybı, hasar onarım bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; \"...İsteğin mahiyetine ve mevcut delil durumuna göre talepte İ.İ.K.nın 257 ve devamı madde hükümlerindeki şartların mevcut bulunmaması ve yaklaşık ispat koşulunun oluşmaması nedeniyle...\" gerekçesi ile \"ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati hacizde yaklaşık ispat koşulunun arandığını, emsal Yargıtay kararlarında da, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında da ihtiyati haciz talebinin kabulü gerektiği yönünde karar verildiğini, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve davacının yaralanmasına ilişkin belgeler dikkate alındığına, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, taraflarınca maddi hasarlı trafik kazası neticesinde açılmış olan başka bir tazminat davasında ihtiyati haciz taleplerinin yine reddedildiğini, ret kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırıldığını, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 40. Hukuk Dairesi 2022/1469 E.-2022/1430 K. sayılı kararı) ilgili açıklamalar ışığında; somut olayın özellikleri göz önünde bulundurulduğunda işbu dava öncesi açılan tespit davasında gizli ayıbın tespit edilmiş olması, maddi yönden zarara uğradığının hasar evrakları ve bilirkişi raporuna göre sabit olması ve davalının tazminat ödeme yükümlülüğünden kaçınma yönünde hareket ettiklerinin açık bir şekilde belli olması nedeniyle dava dosyasındaki mevcut delillere göre, ileride davacı müvekkilin para alacağını tahsil etmesinde güçlük yaşamaması ve dolayısıyla hak kaybına uğramaması için ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğinden bahisle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.  İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; Ayıplı olduğu iddia edilen araç satışından kaynaklı değer kaybı, hasar onarım bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkin derdest davada, yerel mahkeme tarafından yukarıda yazılı gerekçelerle davacı yanın İhtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davacı tarafından, yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Dava; ayıplı olduğu iddia edilen araç satışından kaynaklı değer kaybı, hasar onarım bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık ise; derdest davada verilen ihtiyati haczin reddi kararının isabetli olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2004 sayılı İİK'nın 257/1 inci maddesindeki; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2 inci maddesinde; \"(1)Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, (2)Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder\" şeklinde belirtilmiştir. Yaklaşık ispatta hâkim, ispat edilmek istenen olayı muhtemel görmelidir. Diğer bir ifadeyle, iddia edilen olayın doğru olma ihtimali, doğru olmama ihtimaline göre ağır basmalıdır. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1.maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, ihtiyati haciz talebini inceleyen mahkeme alacağın gerçekte var olup olmadığı konusunda araştırma ve inceleme yapmakla yükümlü değildir. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut dava incelendiğinde ise; davanın, ayıplı olduğu iddia edilen araç satışından kaynaklı değer kaybı, hasar onarım bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, somut olayda, davacı yanca dava konusu aracın ayıplı olduğunun iddia edilmesine göre aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği, getirildiyse alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, ayrıca her ne kadar davacı yanca dava açılmadan önce delil tespiti yaptırılmış ve bilirkişi raporu alınmış ise de, alınan raporda da ayıbın niteliği, satıştan önce mi yoksa sonra mı meydana geldiğinin açıklanmadığı, sadece aracın mevcut haliyle tespitinin yapıldığı ve bu haliyle de bu aşamada ihtiyati hacze yönelik yaklaşık ispat koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, yerel mahkemece ihtiyati hacze ilişkin talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla da; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından  uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararlarına ile yargısal içtihatlara uygun olarak Dairemiz'ce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere dayandırılarak verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin karar yerinde tartışıldığı, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek; davacı yanın istinaf talepleri yerinde görülmemiş, açıklanan nedenlerle de, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 10/04/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"116bab86e759b5cb","SID":"85d088d83bf39ceb"}}