{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1436 <br>KARAR NO\t\t: 2025/483<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.02.2022<br>NUMARASI\t\t: 2017/954 Esas 2022/184 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 20.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.03.2025<br><br>\tİzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.02.2022 tarih 2017/954 Esas 2022/184 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı ...A.Ş arasında 2.250.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesine dava dışı ..., ... Tic. A.Ş., ... ve ...'nun müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imza attıklarını,  kredi borcunu ödemede temerrüde düşen borçlulara ihtarname çekildiğini, buna rağmen borçlarını ödemediklerini, bunun üzerine İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2014/7501 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takibin kesinleştiğini fakat borca yeter haczi kabil mal bulunamadığını, davalı ...A.Ş ile diğer davalılar arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu, borçlunun diğer davalı firma üzerinden faaliyetlerine devam ettiğini, iki davalı şirketin ortaklarının aynı olduğunu, ...A.Ş'nin asıl faaliyetlerini ...A.Ş üzerinden yürüttüğünü, şirket temsilcisinin diğer firmada genel müdür olarak görev yaptığını, ...A.Ş'ye ait taşınmazları icra satışında ...A.Ş'nin devraldığını, tüm bunların şirketler arasındaki organik bağı kanıtladığını, davalı ... A.Ş. firmasına ait malvarlığının devredilerek firmalar arası menkul ve gayrimenkullerin çalışanlar marifetiyle alacaklıdan kaçırılmaya çalışıldığını, borçlu firmanın hak ve alacaklarının haczi tehdidi olmaksızın diğer davalı  ..A.Ş. firması üzerinden aynı konuda faaliyet göstermeye devam ettiğini iddia ederek, davalı  ..A.Ş. firmasının “... Mah. ... Cad. No: ... .../ ...” adresinde kain menkulleri üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalılar adına kayıtlı gayrimenkuller ile menkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalı ... A.Ş. firmasının tüm malvarlığı üzerine ve şirketin tüm hisseleri ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalı ... A.Ş. firmasının “... Mah. ... Cad. No: ... .../ ...” adresinde kain menkulleri üzerinde TBK ve İİK'nun ilgili maddeleri gereğince müvekkili banka yönünden cebri icra yapabilme yetkisinin verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile kredi borçlularının müvekkili bankaya olan borçlarından şimdilik 100.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalılar ..., ... ve ... A.Ş. vekili, davacının dava konusunu “namı müstear”, “muvazaa”, “kanuna karşı hile” olarak belirttiğini, bu üç hukuki müessesenin farklı düzenlemelere sahip olduğunu, bu şekilde belirsiz nitelikte dava açılmasının usule aykırı olduğunu, bu davaların açılabilmesi için yazılı delil şartı ve bir işlemle oluşturulan zarar bulunması gerektiğini, bu şartların mevcut olmadığını, davacının müvekkili şirketi ve iki ortağı davalı olarak gösterdiğini, böyle bir davanın tarafının şirket ortakları olamayacağını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili firmanın faaliyet adresindeki taşınmazı müvekkili ...'ın, İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2014/9472 E. sayılı dosyasındaki açık arttırmadan, 09.01.2015 tarihinde 2.165.000,00 TL'ye muhammen bedelinin üstünde bir rakama satın alındığını, söz konusu adreste yürütülen faaliyetin ve müvekkili fırmanın çalışmasının davacının alacaklı olduğu firma/kişilerle bağlantısının bulunmadığını, müvekkili ...'ın kendi adına, kendisi için yatırım ve kullanım amacıyla bu taşınmazı satın aldığını, müvekkili ...'ın, 1984 yılından beri 33 yıldır dava dışı ... Ltd.Şti.'nin sahibi olduğunu, söz konusu  taşınmazı mücevharat işi ile uğraşmak istediğinden aldığını, bu işle ilgi mücevharat sektöründe firması olan kardeşi ..., kardeşinin ortağı ... ve tanıdıkları olan ...'ın kızı ... ile ... A.Ş.'yi kurduğunu,  firmanın kuruluşuyla birlikte tüm malzeme ihtiyacını, ortaklar ... ve ...'ın sahibi olduğu dava dışı ... Şti.'den satın aldıklarını,  davalı ... A.Ş. ile ne müvekkillerin ne de sahibi oldukları dava dışı ... Ltd. Şti.'nin hiçbir zaman ticari ilişkisinin olmadığını, müvekkili ... A.Ş.'nin, müvekkili ...'a ait olan taşınmazın zemin katını kiraladığını, taşınmazın ikinci katının (dava dışı) ihbar olunan ... ve ... A.Ş.'ye kiralandığını, işyeri tabelasında davalı ... A.Ş. ile ilgili bir ibare olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... ..A.Ş. vekili, davacı bankanın alacağının, müvekkili şirketin tarafı olduğu 07.02.2013 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olduğunu, ancak davalı ... A.Ş. ve yetkililerinin, hukuka aykırı eylemleri ile müvekkili şirkete de zarar verdiklerini, adı geçenler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını,  müvekkili şirkete ait dükkanın cebri icra ile satıldığını ve davalı ... tarafından satın alındığını, dava dışı ... A.Ş. yönetim kurulu ve imza yetkileri ile müvekkili şirketin imza yetkilileri ..., ... ve ... olduğunu,  müvekkili şirketin kasasında eksik olduğu tespit edilen altınlar için tutulan tutanaklarda bu kişilerin imzalarının bulunduğunu, bu hususun bir şikayete konu edildiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/34332 numaralı dosyası ile soruşturulduğunu, söz konusu tutanakların İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/98 Esas sayılı dosyasında mevcut olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin \"... Caddesi No:... ... ...\" adresinde faaliyet gösterdiğini, ... A.Ş.'nin ise .... sokak No:... adresinde faaliyet gösterdiğini, oysa böyle bir adres olmadığını, .... Sokak'ın ... Caddesine paralel bir sokak olduğunu ve ... nolu dükkanın arka duvarı yıkılmak suretiyle kaçak şekilde kapı açıldığını, bu şekilde kullanıldığını, ...'un ortak ve genel müdürünün ... olduğunu,  ...'nun  aynı dükkanda her iki şirketin yetkilisi olduğunu,  ...'nun kayıp altınlar için tutulan tutanaklarda ... ile birlikte imzası olan kişi olduğunu, ...'nun ...'nun davalı müvekkili şirket yetkilisi ... hakkında yaptığı şikayet nedeniyle ... aleyhine şahitlik yaptığını,  ...'nun ... aleyhine yaptığı suçlamanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, altınların akıbetinin belli olmadığını, müvekkili şirkete ilk haczin 28.05.2014 tarihinde yapıldığını, bu tarihten çok kısa bir süre sonra ...'nun Noter kanalı ile istifasını ihtar ettiğini, ...'nun bu şirketin kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanvekili olmasına rağmen hacizlerle birlikte istifa ederek savcılığa da bir şikayet dilekçesi verdiğini, ... Bankasının açtığı bu dava ile yapılan tespitlerin adı geçenlerin ... aleyhine gösterdikleri hukuka aykırı eylemlerin boyutlarını göz önüne serdiğini, yaklaşık otuz metrekarelik bir dükkanda, üstelik ortaklarının ... borçlarına şahsi kefaletleri de bulunduğu halde bunu kamufle ederek, yasal olmayan bir hayali kapı ve adres yaratarak fütursuzca altın ticareti yaptıklarını, müvekkili şirketin işbu dava ile ortaya konan faailiyetlerin ortağı değil mağduru olduğunu savunarak müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı banka ile davalılardan ... ..A.Ş. arasında yapılan genel ticari kredi sözleşmeleri kapsamında, davacı bankanın davalı ... A.Ş.'ye kredi verilmesi işlemine müteakiben davalı asıl kredi borçlusunun şirket mal varlığını alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile davalı ... .. A.Ş.'ye muvazalı işlemlerde bulunmak suretiyle devredip devretmediği, devretmiş ise davalıların işbu devir nedeniyle davalı asıl borçlu şirketin davacı bankadan kullandığı ve ödenmeyen kredi borcundan dolayı müteselsilen ve müştereken sorumlu olup olmadıkları, sorumlu iseler dava tarihi itibariyle davalıların davacı tarafa ödemesi gereken borç olup olmadığı noktasında toplandığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmesi ve TMK'nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığının incelenmesi gerektiği; somut uyuşmazlıkta, davalı ... ...A.Ş'nin ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu, davalı ... A.Ş’nin ortaklarının davalı ..., davalı ..., dava dışı ... ve dava dışı ... olduğu; davalı ... ...A.Ş ile  davalı ... A.Ş’ye ait ticari defter ve kayıtlarının  bilirkişiler  tarafından incelendiği, hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporuna raporuna göre, davalı şirketlerin usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde davalı ... ...A.Ş. ve davalı ... .A.Ş. arasında  bina, makine, tesis, cihaz, araç, demirbaş ve emtia satışını gösterir herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı, SGK kayıtlarına göre 07.08.2015-30.11.2016 tarihleri arasında davalı ... A.Ş.’nin bünyesinde sigortalı olarak çalışan dava dışı işçi ...’nun 2013/Ocak-Haziran ayları dönem bordrolarına göre davalı ... ..A.Ş. bünyesinde de 2013 yılından önce sigortalı olarak göründüğü ve davalı ... A.Ş.’nin ortağı olan ...'nun davalı ... ..A.Ş.'ye genel müdür olarak atandığının belirtildiği, davalı asıl kredi borçlusunun şirket mal varlığını alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile davalı ... .. A.Ş.'ye muvazalı işlemlerde bulunmak suretiyle devrettiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı, davalı ... ile Davalı ... arasında fiili organik bir bağ ve ticari bir ilişkinin varlığı tespit edilemediği, Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; istihdam edilen işçi ...’nun ve ortak ...'nun davalı şirketlerde çalışmasının, davalı şirketlerin aynı telefon numarasını kullanmasının ve feri müdahil ... ..A.Ş'nin davalı ... ..A.Ş ile aynı adreste faaliyet göstermesinin organik bağ ilişkisini açıkça ortaya koyduğunun kabul edilemeyeceği, zira bu tespitlerin şirketler arasında sıkı ticari ilişki olduğunu, şirketlerin arasında mal ve para transferi ve karşılıklı para ve borç transferinin olduğunu göstermediği, davalı ... A.Ş. ile davalı ... ..A.Ş.'nin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda büyük ve derin bir kesişme olduğuna, üretim, pazarlama v.s faaliyetlerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğuna,  şirketlerin aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut verdiklerine dair tespit yapılamadığı, aynı zamanda davalıların sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili bankanın Kemalpaşa Ticari Şubesi ile davalı ... ...A.Ş. firması arasında imzalanan 07.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi ile adı geçen firmaya 2.250.000,00 TL tutarında kredi açıldığını, kredi borcunu ödemede temerrüde düşen asıl borçlu ve kefillere ihtarname ve eki hesap özeti tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, borçluların aralarında fiili ve organik bağ bulunan diğer davalı ... ...A.Ş. üzerinden faaliyetlerine devam ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, davalı ... A.Ş. firmasının grup firması olan feri müdahil ... A.Ş.’nin “... Mah. ... Cad. No: ... .../...” adresinde bulunan taşınmazının davalı ... A.Ş. tarafından icra kanalı ile yapılan satıştan alındığını ve bu adreste \"...\" tabelaları altında faaliyetini yürüttüğünü, firmanın sadece isim değiştirdiğini, davalılar aynı işi yürütmekte olduklarını, davalı ...'ın davalı ... A.Ş.'nin sahibi olduğunu, 1984 yılından beri ... firmasının sahibi iken ve kuyumculukla hiçbir ilgisi yokken 33 yıl sonra birdenbire kuyumculuk sektörüne atılmaya karar verdiğini, İzmir’de kuyumculuk yapacak başka hiçbir yer yokmuş gibi diğer davalı ... A.Ş.'nin taşınmazını icra dosyasında yapılan ihaleden satın aldığını, davalıların aynı çalışanlar ile faaliyetlerini yürüttüklerini, 2014 yılına kadar davalı ... A.Ş.'nin Alsancak ve Kızlarağası Şube Müdürlüklerini yapan ve ... A.Ş. firmasının grup firması olan ... firmasının ortak ve çalışanı olan 05.03.2014 tarihinde 3 yıl süreyle münferit imzası ile şirketi temsile yetkili olarak atanmış olan ...'nun halen bu görevini sürdürmekteyken aynı zamanda da ... A.Ş. firmasına 04.03.2016 tarihinde genel müdür olarak atandığını, bu hususun dahi firmalar arasındaki organik bağı ispatlamakta olduğunu, ...’nun kızı olan ...'in de ... A.Ş.'nin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı ... A.Ş. çalışanlarından dava dışı ...'nun 2013 yılında ... A.Ş. bünyesinde çalışmakta olduğunu, ancak 2015 yılında, ... A.Ş. bünyesinde çalışmaya devam ettiğini ... A.Ş.'nin olduğu iddia edilen haciz mahallinde çekilen fotoğrafta görünen şahsın ... A.Ş.'nin ortaklarından olan ve ... A.Ş.'nin yetkilisi olan ...'ın kardeşi ... olduğunu, davalıların ... A.Ş.'ye ait malvarlığı değerleriyle faaliyet göstermekte olduğunu, alacaklılardan mal kaçırma amaçlı devirler yapıldığını, ... A.Ş. ortağı ...'in ... A.Ş.'nin ortağı olan ...’ın ... İli ... İlçesi ... Ada ... Parsel ... Nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazını devraldığını, bu kadar fazla sayıda devir ve bağ bulunmasının davayı ispat eder nitelikte olduğunu, davalı ... A.Ş. firmasının perde arkasında ... A.Ş.'nin yetkili ve ortaklarının bulunduğunu, eski çalışanları marifetiyle halen faaliyetlerini sürdürdüğünü, icra dosyasında düzenlenen haciz tutanağında ... A.Ş. firmasının adresinin “...”, “...” tabelalarının bulunduğunun açıkça belirtildiğini, fotoğraflarla da tespit edildiğini, bu durumun davalı firmalar arasındaki organik bağın açık bir göstergesi olduğunu, davalı ... A.Ş, ve davalı ... A.Ş.'nin aynı telefon numarasını kullandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, perdenin aralanması, organik bağ ve muvazaa  iddialarıyla  genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın  reddine karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı bankanın Kemalpaşa Ticari Bankacılık Şubesi ile  davalı ... ...A.Ş arasında 07.02.2013 tarihli 2.250.000,00 TL limitli genel ticari kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi dava dışı ..., ..., ... A.Ş ve ...'nun müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, sözleşmeye istinaden davacı banka tarafından davalı şirkete döviz kredileri kullandırıldığı, kredi ödemelerindeki aksamalar üzerine davacı bankanın ödenmeyen 479.774,30 USD borç bakiyesini 03.06.2014 tarihinde kat ederek borçlulara 03.06.2014 tarihli ihtarname gönderdiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2014/7501 E. sayılı dosyasında borçlular ... A.Ş, ..., ... ve ... aleyhine 12.06.2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinde 1.017.539,11 TL asıl alacak, 9.949,27 TL işlemiş faiz,  497,46 TL BSMV, 964,00 TL masraf, 300,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.029.249,84 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, borçluların itiraz etmemeleri üzerine takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacı tarafça, kredi asıl borçlusu davalı ... ..A.Ş ile davalı ... ..A.Ş. arasında fiili ve organik bağ bulunduğu, borçlu şirketin diğer davalı firma üzerinden faaliyetlerine muvazaalı olarak devam ettiği, iki davalı şirketin ortaklarının aynı olduğu iddia edilerek, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile kredi alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.<br>\tTüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teori olup, mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.<br>\tTüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi  organik  bağ  kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle  organik  bağ  kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik  bağ  kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle  şirketler  arasında  organik  bağ  tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay HGK 24.05.2023 tarih ve 2023/9-258 E., 2023/528 K. sayılı ilamı)<br>\tSomut olayda, ilk derece mahkemesince SMMM, bankacılık uzmanı ve teknik bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 26.05.2020 tarihli raporda,  davacı banka kayıtları, davalı ... A.Ş. ve davalı ... A.Ş.'nin 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait yasal defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, davacı bankanın davalı .... A.Ş.'ye kredi vermesi işlemine müteakiben davalı asıl kredi borçlusunun şirket mal varlığını alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile davalı ... .. A.Ş.'ye muvazalı işlemlerde bulunmak suretiyle devir ettiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı; davalı ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında fiili organik bir bağ ve ticari bir ilişkinin varlığının tespit edilemediği; taraflar arasında herhangi bir mal devri yapılmadığı, davalı ... A.Ş.ile davalı ... A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir teknik tespit yapılmadığı yönünde görüş bildirildiği; 06.10.2021 tarihli ek raporda da kök raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerde değişiklik bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu ve ek raporu doğrultusunda verilen kararda, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e17dc278223a7a81","SID":"83fccd8a7ec7124d"}}